100. Yılı Kutlanan Paris Barış Konferansına Birde Bu Gözle Bakın

0

Cumartesi ve Pazar günlerinde tüm dünya liderleri, Paris’te I.Dünya savaşına son veren ve 20.yy kurulan dünya düzenini antlaşmanın 100.yıl toplantılarına katıldılar. Aralarında Türkiye ve Almanya’nın da olduğu dünya liderleri Macron’un başkanlığında yapılan etkinliklere, sergi, gösteri ve yemeklere katılıp sık sık bir araya geldiler. Türk basınında genellikle başkan Erdoğan’ın yemekte Trump’la yan yana oturması, baş başa konuştuğu resimler servis edildi. Yine Türk basınında gözükmeyen bir resimde dikkat çekici idi. O da Almanya’nın Versailles antlaşmasını imzaladığı tren vagonunda Macron’la Merkel’in tarihi masada verdikleri görüntülerdi. Bu sahneleri kafamızın bir yerine yerleştirin. Şimdi ise tam yüz sene önceye bir gidelim sonra tekrar bu resimlere bir kez daha bakalım.

Tarih: 1919,  Yer: Paris

Tarihler 1914 gösterdiğinde siyasi birliğini ve gücünü tamamlayan  Almanya, yeni emperyalist olarak dünya pastasından pay almak ister. Fırsat verilmeyince ve sistemi kendi lehine değiştirmek adına Dünyanın en büyük savaşlarında birinin fitili ateşler. Savaş bir müddet sonra 19.yy da temeli atılan “Şark Meselesinin” son perdesine dönüşür. Enver ve Cemal paşalar, bırakın padişahı, bırakın meclisi,  bakanlar kurulunun dahi haberi olmadan Osmanlı devletini dünya savaşına sokarlar. Savaşa sokan bu İttihatçı kafaya sahip Enver, Cemal, Talât paşalar savaşın ortalarında ülkeden kaçıp giderler. Savaşın kaderini 1915 Çanakkale ile 1917 Bolşevik devrimi değiştirir. Çanakkale ile İngiltere ve Fransa istedikleri askeri yardımı Ruslara ulaştıramayınca, Çar iktidarını koruyamaz. Lenin liderliğindeki Bolşevikler Rusya’da yeni bir rejimi yani Sovyetleri kurar. Lenin, “emperyalistlerle birlikte bir savaş yer alamam” diyerek savaşta çıkar. Ardından yapılan gizli antlaşmaları açıklar. Bu anlaşmalarla savaşa kimin ne niyetlerle girdiğini tüm dünya ile birlikte bizde öğreniriz. İngiltere, 1917 sonrası savaşta inisiyatifi kaybetme korkusuna düşer, savaşı durdurmak için birden bire “barış havarisi” rolüne soyunur. Osmanlı devleti parçalanmış, Anadolu yavaş yavaş işgal edilme teşebbüslerine girişildiği bir ortamda Paris de 1919 o zamanın oyun kurucu devleti İngiltere’nin başkanlığında savaşın mağlupları Osmanlı devleti ile Almanya’ya kesilecek ceza görüşülür. Sadece ceza değil savaş sonrasında oluşacak Yenidünya düzinenin ne olacağını görüşmek üzere de de Paris’te bir araya gelinmiştir. Osmanlı devleti de Paris’e temsilci göndererek yenilgiyi resmen kabul etmiştir. Paris görüşmelerinde İngiliz Başbakanı Lyod George’nın şımarık ve küstah davranışlarına Osmanlı ve Alman delegeleri muhatap olur.

20.yy Dünya Düzeni Paris de kurulur.

Paris de yıldızı parlayan ABD başkanı Wilson’dur. Savaşın ganimetlerini düşünen İngiltere’nin sarhoşluğu Lyod George davranışlarında görülürken, Osmanlı devleti ile Almanya’nın yenilgileri delegelerinin acizliğinde de bir kez daha görülür. Wilson ile birlikte ilk defa tek dünya hâkimiyet teorisi 1919 gündeme gelir. Kural gayet basittir. Tüm devletler bir sınıfa alınacaklar, sınıfa girerlerken sınıfın şartlarını ve başkanı baştan kabul ederek gireceklerdi. Sınıfın başkanı tabii ki İngiltere olacaktı. O ne derse kabul edilecekti. Bu sınıf dünya barışı korumak üzere inşa ediliyordu. Wilson’un  söylemlerindeki sınıfa o devirdeki adıyla Millet cemiyeti denilecekti.  Savaş bittikten sonra hiçbir ülkede silah olmayacak sadece İngiltere’de olacaktı. O da dünya barışını korumak üzere elinde silah bulunduracaktı. Paris de Versailles sarayında yapılan bu toplantıda basının hiç görmediği başka bir salonda “yedi kız kardeş” diye alınan dünyanın en büyük petrol şirket sahipleri ki bunların aralarında Rockefeller ailesi de var idi. Bunları bir araya getiren Ermeni “ Bay %5 “ diye bilinen Gülbenkyan’dı. Bu toplantılara özellikle sonraki adı ile” Ortadoğu olarak bilinecek, Osmanlı’ya ait savaştan sonra ise elinden çıkacak Yakın Şarktaki petrol yataklarının paylaşılması yapılıyordu. Toplantıda sadece petrol değil ülkelerde paylaşılıyordu. Ki paylaşılan arazilerin hepsi Osmanlı devletine aitti. Yedi Kız Kardeş dünyanın yeni kurulacak dünya sisteminde de patronun kim olacağını perde arkasından siyasilere dikte ettiriyorlardı. Biz gazete sayfalarında Lyod George, Wilson’u ve Fransız Clemenceau görüyorduk. Sonra öğreniyoruz ki onlarda emir eri imişler.  Paris’te imzalar atıldıktan sonra Osmanlı devletinin önüne Sevr, Almanya’nın da önüne de Versailles antlaşmaları konur. Her ikisi de imzalar. Türkler Anadolu’da Mustafa Kemal’in önderliğinde başlattıkları İstiklal Mücadelesinin sonunda Lozan’da 1923 bağımsız bir Türkiye devletini kurarlar. Almanlar ise ağır savaş tazminatlarını ödeyeme başlar. Ülkede artan enflasyon, aşırı milliyetçi söylemleri yükselir. Savaşın galibi mi mağlubu olduğu pek anlaşılmayan İtalya da Musollini faşizmi çıkarır Bu söylem, Hitler tarafından Nazizime dönüştürülür. Çok değil Paris sözde Barış konferansından tam yirmi yıl sonra dünya tarihinin gördüğü en büyük savaş yani  II.Dünya savaşını yine birinci dünya savaşını çıkaran Almanlar başlatır.

Resme Tekrar Bakalım. Ne Görüyoruz.

Şimdi tekrar bugüne ve o resme geri dönelim. Oradaki görüntülere ve ülkeleri hatırlayalım 20.y.y bitmesine az kaldığı şu zaman diliminde (tarih 2I. y.y gösterse de siyasetten daha 20.y.y dayız) aynı Batı 20.y.y da kurduğu barış adı altında sistem dünyaya iki savaşı yaşattı. Bugün Paris de Batı yeniden 21.y.y kendi liderliğinde tekrar kurmak istiyor. Birde bu gözle Paris toplantısına tekrar  bakalım neler göreceksiniz.