AB’yi son günlerde bu kadar tedirginliğe iten ve ordu oluşturulması konusunda eline çabuk tutmasına sebep olan hadise, Trump’ın daha seçilmeden önce “NATO’ya gerek var mı” demesi seçildikten sonra da bu görüşünden vazgeçip(bir Trump Klasiği) “ABD, NATO’ya en fazla yardımda bulunuyor. AB ülkeleri ellerini cebine sokmuyor” açıklamaları oldu. Bu açıklamalarda Trump “parayı veriyorsak NATO  bizim politikalarımıza uygun hareket etmeli” söylemleri aslında NATO’nun geleceğini de tartışmaya açtı. Özellikle son yıllarda Rusya’nın ısrarla NATO’nun tekrar kendisini hedef aldığını, bunun içinde askeri faaliyetlerini artırdığı şikayetlerine karşılık Rusya’nın başta Türkiye olmak üzere NATO üyeleri arasında ayrılık çıkarma strateji yanında AB karşılık askeri angajmanlara girmesi AB ülkeni iyice telaşlandırdı.

 AB ordusu Tartışmaları yeni değil

AB savunma tartışmaları 1994’de NATO durumu konuşulurken başladı. O tarihlerde SSCB yıkıldı. “NATO ne gerek var” sesleri yükselmeye başladığı tarihlerde Almanya’nın AB içinde giderek artan ekonomik gücüyle Fransa ile birlikte AB kendi savunma gücünün olması gerektiği fikir tartışıldı. Bu tartışmalara Türkiye’nin de fiili destek verdi. Hatta o tarihlerdeki Paris görüşmelerde çıkan sonuç kurulacak ordunun karar mekanizmasında Türkiye’nin de olması görüşü dahi benimsenmişti. Görüşmeler tam antlaşmaya  bağlanırken İngiltere’nin oyun bozuculuk yapması  AB ordusu tartışmasını rafa kaldırdı.

2017 AB ordu tartışmaları tekrar başladı.

2017 itibaren ordu tartışmalarının tekrar başlamasındaki en önemli faktör hiç şüphesiz İngiltere’nin AB ayrılması oldu. AB savunma fonunun kurulması görüşmeleri hızlı bir şekilde Fransa ve Almanya öncülük etmeye başladı. Buna ABD ve Rusya’nın tutumu, 2014 yılında AB sorununa dönüşen Ukrayna krizinde, AB nin Rusya karşısında sonuca gidememesi, NATO ‘yu göreve çağırması AB  müthiş bir açık çıkardı. Hatta savunma konusunda bir bütün olmaya çalışan AB için gerçekten onur kırıcı bir hamle oldu Ukrayna olayı. Tüm bu gelişmeler sonunda 2017 Kasımında 23 ülkenin imzaladığı Avrupa Savunma Fonu ile AB ordusunun temeli atıldı.

NATO karşı atağa geçti.

NATO’nun geçen aylarda 30 bin kişilik hızlı hareket edecek yeni bir birlik kurması, Rusya’ya karşı AB güvenliğinde üstünlüğü tekrar NATO’ya geçirdi. Böylelikle NATO, AB’ye  “AB ordusuna ne gerek var” mesajını vererek el altında orduyu akamete uğratmaya çalışıyor. Türkiye ve ABD oluşturulacak AB ordusunun NATO’nun alternatifi olmasını ve NATO’yu bitirmesine izin vermeyeceklerini yıllardır söylem eylemlerinde gösteriyor. NATO görüşmelerinde Türkiye’nin ABD sonra ikinci askeri güç olması, NATO’nun karar mekanizmasının AB’den farklı çalışması, Türkiye ve ABD’nin AB karşı birlikte hareket etme ihtimalini artırıyor. Son yıllarda Türkiye ABD ilişkilerdeki sarsıntıya paralel Türkiye’nin S 400 füze olayı ile Rusya’ya yanaşması tüm bu tartışmaları önümüzdeki yıllarda daha farklı boyuta taşıyacağı orta duruyor.

NATO’ya rağmen

AB ülkelerinden özellikle, Almanya ve Fransa’nın diğer ülkeleri de işin içine kadar AB savunma Fonu için 5 milyar euroluk bir bütçe ayırdılar. Bu para ile önce silah geliştirmeye zamanla da orduya kuracaklarını herkese ilan ettiler. Tüm bu gelişmelere baktığımızda AB siyasi birliğinin tamamlayıp tek bir devlet gibi hareket etmesi için bir ordusunun olması kaçılmaz ve gereklidir. Fakat buradaki askeri gücün kim olacağı, zayıf olan ülkelerin Almanya ve Fransa’ya tabii olup olmayacakları, bu askeri gücün AB içerisinde oluşturacağı siyasi baskının nasıl aşılacağı, askerlerinin kimlerden olacağı, komutanın hangi ülke veya ülkelere ait olacağı, eş güdümün nasıl sağlanacağı, merkezi ve üslerinin nerede olacağı ve en önemlisi bu ülkelerin NATO’da kalıp kalmayacağı, AB ordusunun NATO ile nasıl bir ilişkisinin olacağı,gibi onlarca soru ve ihtimalleri önümüzdeki günlerde çokça konuşulacağa benziyor.

Sonuçta AB ordusunun oluşumu

  • NATO’nun geleceğini,
  • AB siyasi tek parça oluşunu,
  • Türkiye’nin üyeliğinin askeri boyutuyla tekrar tartışılmasını,
  • Rusya’nın buna göre pozisyonunu,
  • ABD ve İngiltere’nin AB olan ekonomik askeri siyasi ittifaklarını yeniden gözden geçirmesini

Sağlayacaktır.