ABD ve Rusya, İsrail’i Suriye’deki Oyuna mı Soktular?-1-

0

Son bir ayda Washington, Moskova ve Tel Aviv arasında artan trafik sonrası yapılan açıklamalara   baktığımızda, önümüzdeki günlerde “Suriye ve İsrail” kelimelerini daha sık birlikte görmeye başlayacağız.

ABD ve Rusya’nın Suriye’deki Pozisyonları

Suriye’deki ABD ve Rusya’nın pozisyonlarını tekrar  hatırlamakta fayda var. Suriye’de ana oyun kurucu 2014-2018 arasında Rusya iken, Ocak 2019’dan itibaren bu yarışa ABD alenen(!) ortak oldu. Bu iki ülkenin Suriye’deki pozisyonlarını daha iyi anlamak için şu soruyu sormak gerekir: İki ülke için Suriye “hayat alanı” mıdır?  Cevap açık ve net olarak “hayır”dır. Onlar için orası “çıkar alanı”dır. O zaman hayat ve çıkar alanları hakkında bir iki kelime söyleyelim. Hayat alanında ülkeler ölümüne mücadele ederler. Kendi askeri güçlerini fütursuzca kullanırlar. Burada esas olan alanın kaybedilmemesidir. Çıkar alanında ise ülkeler herkesle her türlü pazarlığa ve esnekliğe açıktırlar.  Herkes herkesle masa altı/üstü pazarlığa tutuşur. Rusya ve ABD için de Suriye çıkar alanı olduğu için menfaatleri için birlikte hareket ederler. Bunu sahada farklı hissettirirler. Orada birbirlerine düşmanmış gibi hareket ederler. Amaç da bir üçüncü gücün “mevcut çıkar”dan faydalanmasını engellemektir.

Esad Kalıyor.

Putin’in Trump’ı iktidara taşıdığı seçimin ABD gündeminden düşmemesini bir tarafa bırakırsak Trump, Putin karşısında Suriye konusundaki pazarlıkta elini kişisel olarak zayıflattı. Pentagon’un devreye girmesiyle ABD saha üstünlüğü elde etti. Bu pazarlıkta çıkan sonuçlardan biri de Esad’ın durumu idi. Düne kadar tartışılan konu, bugünlerde artık gündemden düştü. Şimdilerde iki ülkeyi rahatsız eden konu Türkiye’nin sahada aktif olmasıdır. Zaman zaman Rusya ve ABD’nin Türkiye’yi kontrol etme teşebbüsleri onu yavaşlatmıştır. Türkiye sahada oyun kurucu olma konusundaki ısrarı nedeniyle iki ülke tarafından dolaylı şekilde engellenmeye devam ediyor.  Nitekim Cenevre’ye alternatif olarak Kazakistan üzerinden Rusya’nın yürüttüğü Astana süreci hala Suriye’de istenilen sonucu vermedi.  Dolayısıyla iki ülke karşılıklı anlaşmalarla Suriye’de zaman zaman krizi tırmandırarak, zaman zaman frenleyerek ortak çıkarlarını geliştirmeye çabalıyorlar. Ama ikisi de birbirinden emin değil, her an biri birine “kazık” atabilir korkusu var. Putin’in derdi Suriye krizinde elde ettiği psikolojik üstünlükle ‘ABD dünya lideri değil’ hikâyesini hayata geçirmektir. Rusya’nın Ukrayna, Suriye ve Venezuela hamleleri istenilen sonucu vermedi. Bu konuda Pentagon’un stratejisi sayesinde Suriye’de üstünlük, şimdilik ABD’ye kaymış gibi duruyor.  Bu kısımda sonuç olarak şu söylenebilir: ABD ve Rusya’nın ana oyunculuğu Suriye’de devam ediyor.

Türkiye ve İsrail Boyutlarıyla Suriye’ye Bakınca..

Türkiye, Misak-millî sınırları ve refleksleriyle Suriye’ye baktığında “bölge, bizim için hayat alanıdır” demektedir. Oradaki her gelişme, başta güvenliğimiz olmak üzere, ekonomimizden toplumumuza kadar bizi her halükarda etkiliyor. Nitekim 4 milyon Suriyeli göçmenden, İdlip’den, Menbiç’e kadarki askeri hamlelerimizle Suriye meselesinde artık biz de bir oyuncuyuz. Ama oyun kurucu hala olamadık. Olmak istediğimizde de bazen NATO, bazen AB, bazen ABD, bazen de Rusya tarafından dolaylı olarak ekonomik, siyasi ve askeri baskılarla engellendiğimiz ortadadır.

Suriye’nin Yolu Venezuela’dan Geçer mi?

Suriye’de Ezber Bozmanın Zamanı Geldi.

Bazen İran bazen de Arap ülkeleriyle sahada uğraşan Türkiye, kendi güvenlik politikalarından dolayı zaman zaman Suriye meselesine duygusal yaklaşıyor. Suriye’de anayasa tartışmalarını ve Suriye’nin istikrarını bizim kadar önemseyen yok. O zaman bizim, Suriye politikamızdaki ezberimizi değiştirmemiz gerekecektir. Bu yazının konusu bu değil ama kısaca belirtmek gerekir ki, sadece son 4-5 yıldır güvenlik politikaları ve askeri bakış ile bir sonuç alamıyoruz. O zaman farklı bir perdeye geçmemiz gerekir. Mesele ana oyuncu olmak ise daha güçlü ve somut adımlar atmamız gerekir. Rusya ve ABD’nin sınırladığı alanların dışına çıkma zamanı geldi. Kural basit, ABD ve Rusya ile aşık atabileceğimizi dünyaya gösterdik. Şimdi bunları somutlaştırmanın zamanı geldi de geçiyor. Suriye’nin çözümü İdlip ve Menbiç’ten değil, Venezuela, Ukrayna, Fener Patrikhanesi, Lübnan, Filistin ve Bahreyn’den geçiyor. Oyun bir yerde kilitlenmişse güçlü olduğunuz sahaya geçmeli ve oradaki başarıyı buraya taşımalısınız.

Nitekim Türkiye’nin hamlelerine karşılık, son zamanlarda F-35, S-400 kısır döngüsüyle ABD ve Rusya tarafından bilinçli olarak gündemde tutularak başka perdeye geçmemiz engelleniyor. Aynı şekilde Suriye’de Türkiye’yi dengeleyecek olan İran, Rusya tarafından sık sık devreye sokulduğu gibi; ABD’nin İran’ı terör devleti olarak görmesi, son günlerde Suriye’de aktif rol alan devrim muhafızlarını “terörist örgüt” olarak tanımlanması vb. durumlar İran kartında iki devletin özde hemfikir olamadıklarını bize gösteriyor.  Bu durumda Türkiye’yi dengeleyecek yeni bir kart bulmaları gerekiyordu ki sonunda buldular. O da İsrail’dir.

Devamı Yarın