Afganistan Labirenti: Kim Kaybolup Kim Kurtulacak?

0

Pakistan Başbakanı Imran Khan, 2 günlük bir Türkiye ziyareti gerçekleştirdi. Seçildikten sonra Türkiye’ye ilk ziyaretini gerçekleştiren Pakistan liderinin ziyareti vesilesiyle dost iki ülkenin her alandaki ilişkilerini geliştirmeyi amaçladığı belirtildi. Ancak ikili görüşmelerdeki odak nokta Afganistan’daki barış süreci ile ilgiliydi. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası ABD’nin Afganistan politikası Trump ile değişikliğe uğradı. Zira Trump ile birlikte değişen ABD’nin dış politikası yalnız Suriye’yi değil, Afganistan’ı da kapsamaktadır. Deniz aşırı harcamalarını azaltmak isteyen ve bunun için girişimlerde bulunan ABD, ilk olarak Suriye’den 2000 askerini çekerken, Afganistan’daki 14.000 kişilik askeri gücünü yarıya düşürdü. ABD artık tarihin en uzun savaşı olarak lanse ettiği bu durumdan kurtulmak ve Afgan sorumluluğundan feragat etmek istemektedir.

Trump, Afganistan konusunda bölge güçlerinin inisiyatif almasını istemektedir. Özellikle Rusya, Hindistan ve Pakistan’ın daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Trump, bu üç ülkenin de Afganistan’da barışın sağlanması için yeterince bir şey yapmadığını söyledi. Pakistan ile ilişkilerini Afganistan dolayısıyla uzun yıllardır iyi seviyelerde yürüten ABD bölgede, yükselen Çin’in de etkisiyle, Hindistan’ı ön plana çıkarmaya başlamıştı. Şimdi de Afganistan konusunda Pakistan’ı saf dışı ederek Hindistan’ı sahaya sürmeye çalışmakta, hatta Hindistan’ı bu konuda sıkıştırmaktadır.

11 Eylül olaylarından sonra 3-5 milyar dolar değerinde Afganistan’a alt yapı ve kalkınma yatırımlarında bulunan Hindistan ile alay ederek, Hint hükümetinin Afganistan’da kütüphane kurma çabalarını anlamsız bulduğunu ve askerlerini bölgeye göndermesi gerektiğini açıklamıştır. Zira Trump 2017 yılında açıkladığı Güney Asya stratejisine göre Hindistan’ın bölgede daha fazla sorumluluk almasını isterken, mevcut durumdan memnun olmadığını açıkça dile getirmektedir. Her fırsatta gerek Trump gerekse Pentagon, Hindistan’ın Afganistan’ın en güvenilir bölgesel partneri olduğunu vurgulamaktadır. Hindistan’ın bölgeye askeri olarak müdahale etmesini isteyen Trump, ülkenin yıllardır Afganistan’a yaptığı yardımları göz ardı etmektedir. Ki Hindistan, 2017 yılında Hint-Afgan ilişkileri doğrultusunda 116 yüksek etkili toplum geliştirme projesine katılmayı kabul ettiği iddialı ve ileriye dönük Yeni Kalkınma Ortaklığı’nı başlatmıştı. Kabul’deki seçkin bir lisenin ve 2015 yılında Afgan parlamentosunun yeniden inşasını sağlamış, baraj yapımı ve enerji üretimini desteklemiş, yurtdışında yaşayan tehdit altındaki siyasilerin ailelerine arka çıkmıştı. Bununla birlikte, 17 yıldır Afgan topraklarındaki ABD’nin varlığını da desteklemişti.

Bir diğer konu ise, Trump’ın Pakistan’a Afganistan konusunda yüklenmesinin gereksiz olduğunun savunulmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre zaten Pakistan, Taliban adına Afgan topraklarındandır. ABD’nin Afganistan’dan Rusya’yı tahliye etmek için yıllarca savaşarak Pakistan’ı maşa olarak kullanmıştı. Hatta Komünizm’e karşı, Pakistan’daki mollaları silahlandırmış ve Taliban’ın doğmasına sebep olmuştu. Onları para ve silah yardımıyla desteklemişti. Şimdi ise Trump’ın Pakistan’ı da bölgede istemesi bu gerekçeler nedeniyle anlamsızdı. Hatta bu nedenle ki, ABD Pakistan’ı terörü desteklediği için kınamış ve 300 milyon dolar değerindeki yardımını iptal etmeye karar vermişti. Üstelik, Pakistan’ın teröre yardım ettiği sürece ABD’nin ülkeye bir dolar bile vermeyeceğini açıklamıştı.

Öte yandan Hindistan’ın Afganistan’daki artan rolü Pakistan’ı rahatsız etmektedir. Zira artık ABD, Afganistan’ı bölge ülkelerine, başta Hindistan olmak üzere, terk etme durumundadır. Hindistan, şimdiye kadar büyük güçlerin desteğiyle bölgede sorunsuz bir şekilde varlığını ve desteğini gösterebilmişti. Ancak ABD’nin çekilişi, Hindistan’ın omuzlarına büyük bir yük yüklemektedir. Trump öncülüğünde Afganistan’a barış getirilme sorumluluğunun Hindistan’a yüklenilmesi Savunma Bakanı James Mattis’i istifaya itmişti. Şimdi ise Hindistan, yıllardır ABD’yi Afganistan’da destekleme politikasının getirdiği yüklerle karşı karşıyadır. Bu nedenle, Hindistan mevcut durumda uluslararası arenadaki gelişmeleri daha dikkatli okumak zorundadır. ABD, geride zor durumdaki Ashraf Ghani hükümetini bıraktı ve şimdi koz Taliban’ın Pakistan kökenli bölümlerinin elindedir. Zira bu güçler ABD askerinin çekilmesiyle bölgede yükselişe geçmeye başladılar. Hindistan’ın genel dış politika karakteri düşünüldüğünde Afganistan’da ABD’nin yerini doldurmaya istekli olmadığı görülecektir. Ancak bunun yanında Pakistan’ın da bölgede inisiyatif almasına razı da olmayacaktır. Zira bağımsızlığından beri çözülememiş bir sorun olan Keşmir’in durumu Hindistan’ı daha fazla düşündürmekte ve endişelendirmektedir. Yine Güney ve Güneydoğu Asya’ya kayan IŞİD de bu bağlamda Hindistan’ın çok daha dikkatli bir diploması izlemesini gerektirmektedir. Hindistan’ın keskinleşen iç politikası düşünüldüğünde, özellikle Hindu-Müslüman ilişkileri ve 2017 yılından itibaren Keşmir’de artan şiddetin boyutu baz alındığında, Hindistan büyük bir kıskacın içine sürüklenme tehlikesindedir. Bu anlamda Rusya’nın bölgede öne çıkması ve Afganistan’a barış getirme sürecinde Rusya’nın liderlik etmesi Hindistan’ın lehine olacaktır. Yine Hindistan, Hint Okyanusu çevresinde bulunan bir dizi askeri üslerini stratejik bir plan çerçevesinde etkin hale getirmelidir.

Imran Khan’ın Hindistan ile diyalog girişimlerindeki başarısızlıkları, Pakistan’ın Türkiye’ye yönelmesini sağlamıştır. 31 Mart seçimlerinden sonra İstanbul’da gerçekleşecek olan Türkiye-Pakistan-Afganistan üçlü zirvesi bu anlamda önemli bir olgudur. Afganistan barış sürecini konu edinecek olan bu zirve sadece üç ülkeyi değil ABD, Rusya ve Hindistan’ı da fazlasıyla ilgilendirmektedir. Yine ABD’nin Suriye’den çekilme kararı almasıyla-Türkiye’nin bölgede etkinliğinin artması ve bölgedeki mevcut faaliyetleri doğrultusunda- Pakistan dostundan taktikler isteyebilir. Özellikle Pakistan kökenli Taliban kollarının yükselişini de Pakistan hükümeti ıskalamak istemeyecektir. Bu anlamda Türkiye’nin son Hindistan ziyareti sonrası, Pakistan ile ilişkilerini daha “dengeli” hala getirme planları da askıya alınmış oldu. Sonuç olarak ABD’nin değişen dış politikası ve attığı adımlar, birçok dengeyi değiştirmeye başlamıştır. Şu an için Türkiye ve Pakistan gibi iki dost daha çok yakınlaşırken, zaten bu dostluk nedeniyle hassas olan Türkiye-Hindistan ilişkileri daha da hassaslaşabilir. Diğer yandan Hindistan’ın bölgesel güçten küresel güce yükselme misyonu çerçevesinde Afganistan nedeniyle önemli bir sınav vereceğini de söylemek mümkün. Rusya’nın ise Afganistan’a dair tarihi hafızasının kendisini nasıl yönlendireceği sorusu bir yana, başta Hindistan olmak üzere diğer bölge ülkelerinin Afganistan’a dair politikalarını da şekillendirecektir. Esas soru ise ABD Afganistan labirentinden kurtulurken, bu labirentte kim ya da kimler kaybolacak?