Ambargo Silahının Mantığı Ne ?

0

Ambargoyu tarihte bir silah olarak kullanan lider Napolyon’dur. Napolyon kendine rakip olarak gördüğü devletler ki onlar Osmanlı, Rusya ve İngiltere idi. Her birine ayrı saldırı taktikleri geliştirdi. Bu rakiplerinin içlerinden en fazla zorlandığı ülke İngiltere olmuştu. Napolyon,İngiltere’nin üzerine yoğunlaştığında ülkenin artı ve eksilerini belirledi. Bir ada devleti olan İngiltere’nin hammaddesi dışarıdan geliyordu. Onun için Mısır seferi gerçekleştirdi. Hammadde yollarını kesmeye çalıştı. Ama başaramadı. İspanya donanmasıyla İngiltere’yi adasında boğmak istedi başaramadı. Sonra tarihte hiç kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmaya başladı. O da İngiliz mallarına kıta Avrupası pazarını kapatmaktı. Bunun için aşağı yukarı iki yıl bütün Avrupa limanlarını İngiliz mallarına kapattı. Amaç İngiliz ekonomisi çökecek, halk isyan edecek, hükümdarı teslim olmaya ikna edecekti. İngilizlerde rüşvetle, fason yöntemlerle ambargoyu deldi.

Bu tarihten itibaren devletlerin rakiplerine veya büyük devletlerin kendilerini tanımayan küçük devletlere karşı kullandıkları bir saldırı tekniği olarak ambargo hep uygulanmaya çalışıldı. Ambargoda şimdiye kadar hiçbir devlet sonuç alamadı. Ne bir devlet yıkıldı. Ne de bir devlette halk isyan edip kralını devirdi.

Peki ABD Neden Ambargo Silahına Başvuruyor.

Cevap tek kelimeli ile acizlik ve psikolojik etkidir.1979 dan itibaren dünya sisteminden kendini ayıran  ve var olan sisteme muhalif eden İran’ın ABD ile mücadelesi bu tarihten itibaren bir varlık kavgasına dönüştü. Humeyni karşısında Reagan sonra baba Bush’un hamleleri hep havada kaldı. En sonunda 1983 lerden itibaren ambargo kartına ABD sarılmaya başladı. İran’a mal giriş çıkışını engellemek için İran mallarını alan veya İran’a mal satan ülkelere de siyasi, askeri ve ekonomik baskılar yapmaya başlayarak olayın boyutuna zamanla farklı mecralara taşıdı. İşin garibi bu süreçte ambargoyu ilk delenler ABD şirketleri oldu.

Ambargolar Mollalara Yaradı.

Doğu toplumunun en büyük özelliği dışarıdan kendine bir düşman saldırısı olursa bu saldırı karşısında liderinin arkasında top yekûn durmalarıdır. ABD ne zaman İran’a ambargo yapıyorum dese İran’da halk mollaların arkasında yer almıştır. Mollalarda ülkedeki kötü yönetiminin halkın üzerinde yaptığı tahribatları yok etmek için, İsrail, ABD düşmanlığını her zaman kullanmıştı. Halk ne zaman açız dese “hain ABD, hain İsrail” sloganları havada yükselerek başarısızlıklar düşmanlarla bertaraf edilmiştir.

Obama’nın Taktiği Başka İdi.

Obama yönetimine kadar ABD’li başkanlar dolaylı şekilde molla yönetimini beslediler. İran politikalarında hep bir kısır döngünün içine girdiler. Tarih bize gösteriyor ki geçmişten bu güne kadar dünyada en iyi kriz diplomasini yönetenler İranlılardır. Yanağınıza biri tokat vuruyor gibi yapıp vurmaması üzerine yanakta oluşan sinirsel durumun sonunda siz kendi kendine tokatlarsınız. İranlılar kriz diplomasinde genellikle rakiplerini kendi kendilerine tokatlatırır. Obama iktidarları döneminde İran’ın bu gücü öğrendikten sonra ABD yönetimi İran’ın üzerine gitmeyi değil İran’ı sistemin içine çekerek, onu sistemin içinde ekarte etme yolunu benimsedi. Bence de en doğru olan bu idi.1979 da doğup, şimdi 40 yaşlarına gelen İran nesilleri, molla yönetiminin sonunda dinden uzaklaştılar.

Çarşafın altında “düalist yaşamı” olan bir İran nesli oluştu. İran’ın dini başkenti Kum’da uyuşturucu tüketimi hat safhaya çıktı. Gece hayatı, içki tüketimi arttı.  Alenen İslam’ın içi boşaltan bir toplum karşımıza çıktı. Kendini batılı gören bu jenerasyonu Obama fark etti. Sıkıştıkça Batı düşmanlığı ile beceriksizliği örten mollaların elindeki oyuncağı aldı. Nükleer görüşmeleriyle İran’ı sistemin içine alınıp yavaş yavaş mollaların altındaki halı çekip, halkı batıya entegre edecekti. Başta Ruhani olmak üzere batıda eğitim almış kimselerin iktidardaki etkinliğinin artmasına imkân sağlandı. Bu yeni politika birden bire Trump’la terk edildi.

Trump Mollaların Ekmeğine Yağ Sürüyor.

Trump’un iktidar geldikten sonra Obama yönetiminin aldığı kararların tam tersi politikalar izlemesi özellikle İran’a karşı klasik ambargo silahını yeniden çıkarması yine mollaların ekmeğine yağ sürdü. Trump’ı ambargoya zorlayan nedene baktığımızda ABD içine düştüğü ekonomik kaos önemli sebeptir. Ülkeden ciddi olarak artan işsizlik ve istihdam problemi, sermayenin yurt dışına özellikle Çin’e kayması, doların yavaş yavaş ekonomik para olma özelliğini yitirmeye başlaması Trump’ın agresifleşmesine neden oldu.

Trump Ambargoda Yalnız Kalıyor

Trump’ın 6 Kasım seçimi öncesi Amerikalı seçmenin kafasında Pavlov’un köpeği örneğindeki gibi İran deyince  şartlı refleksini kullanma hamlesinde olduğu düşünmememiz gerekir.

AB ülkelerinin ambargoyu kabul etmemeleri başta Türkiye gibi bölge ülkelerinde ambargoyu istememeleri, hatta tamamen ret etmeleri, Çin gibi İran’dan en fazla petrol alan ülkelerin de İran’ın yanında durmaları, herkesin kendi menfaatini öne koymaları, ABD bundan uzun vadede istediği sonucu sağlamayacağını gösteriyor. Trump’ın ambargodan bir başka hedefi de dünyada artmaya başlayan ve 100 dolar psikolojik sınıra dayanan  petrol fiyatlarının kontrolünün kendi elinde olmasını istemesidir. ABD petrol üretici olmasına rağmen OPEC gibi dünyanın petrol fiyatlarını belirleyen kurumların bağımsız hamleleri, ABD ekonomisine eksi puanlar getiriyor. Ekonomistlerin önümüzdeki seneden itibaren rakamlar üzerine dönen ekonomi de ciddi sorunlar yaşayacağını,  ciddi nakit parası ve altını olmayan devletlerin tarihin derinliklerine gideceklerini değerlendiriyorlar. Paradan para kazanan ABD ekonomisinin de bu dalgadan payını alacağı tahmin ediliyor. Onun için ABD nin petrol üzerindeki hâkimiyetini sağlaması lazım. Bunun içinde son haftalarda yaşanan Kaşıkçı cinayeti ile İran ambargosunun dünya petrol rezervi ve fiyat tartışmalarının bir parçası olduğu gün gibi ortaya çıkıyor. İran’ın sistemden düşmesinden sonra fiyatların artmaması için zararın ve arz talep dengesinin karşılanması için piyasada petrol fazlası olması gerekiyor. Dünyada İran sistem dışına çıkınca boşalan petrol üretimini tek başına karşılayacak olan ülke Suudi Arabistan’dır. Suudiler bu süreçte ayak sürmeye başlarken yaşanan Kaşıkçı cinayeti ile bu şanslarını tamamen yitirdiler. Hatta kendileri otomatikman ABD isteği üzerine zararına fazla petrol üretimine başladılar.

Sonuçta İran petrol ambargosu kısa vadede ABD ve mollaların kazancı olsa da uzun vaade ikisinin de sonunu hazırlayacak bir hamleye dönüşeceği ortadadır.