ANALİZ- BİBİ İLE MODİ TARİH Mİ YAZIYOR YOKSA?

0
85


 

Buket TEMİZTÜRK

 

15 Ocak 2018 günü Hindistan, 70. ordu gününü kutladı. Hint hükümeti ise kutlamaların onur konuğu olarak İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’yu davet etti. Hindistan başbakanı Narendra Modi ise mevkidaşını protokol uygulamalarını es geçerek bizzat kendisi karşıladı. İkilinin havaalanındaki karşılaşmaları ve sergiledikleri tavırlar fazlasıyla samimiydi.Modi ile Netanyahu’nun içten kucaklaşması, adeta aile üyelerinin birbirine olan sevgisinin bir örneğiydi. Modi’nin sevinci, İsrail başbakanıyla olan birlikteliği boyunca her kareden okunmaktadır.Ayrıca her iki lider de birbirlerini “yakın arkadaş” olarak nitelendirdi.

İsrail başbakanı Netanyahu’nun Hindistan ziyareti “tarihi” bir ziyaret olarak anıldı. Zira İsrail’in Hindistan’a başbakanlık düzeyinde gerçekleştirdiği ikinci ziyaretti.Netanyahu,14-19 Ocak tarihleri arasında Hindistan’a ziyaretini eşi ve 130 kişilik bir heyetle gerçekleştirdi. Netanyahu, Hindistan’da ünlü ve çok sevilen bir lider. Anı şekilde, Hindistan’ın İsrail ile ilişkileri kamudan da destek bulmaktadır. Netanyahu’nun 6 günlük Hindistan ziyareti fazlasıyla yoğun ve verimli geçti. İsrail başbakanının Hindistan’a ziyaretinin zamanlaması da fazlasıyla önemliydi. İlk olarak Hindistan-İsrail ilişkilerinin başlangıcının 25. yılıydı ve Hindistan, 70.nci Ordu Günü’nü kutlamaktaydı. Bu kutlamalarına ise savunma alanındaki en büyük partnerlerinden biri olan İsrail’in devlet liderinin onur konuğu olarak katılması manidardır.

İsrail ve Hindistan Çıkar ilişkisi mi ?

1992 yılına kadar Hindistan ve İsrail ilişkileri neredeyse sıfır noktasındaydı. Hint hükümeti, İsrail’i 1948 yılındaki kuruluşundan ancak iki yıl sonra tanımıştı. Çünkü İsrail’in de Pakistan gibi etno-dini bir devlet olarak kurulduğunu düşünmekteydi. Soğuk Savaş sonrası ikili ilişkiler daha da uzaklaşırken, Hindistan’ın 1990’larda ekonomik olarak liberalleşmesiyle dünyaya açılması ve ABD ile yakın ilişkiler yürütmeye başlaması, İsrail ile olan ilişkilerini de yeniden gözden geçirmesine neden oldu. 1992 yılında karşılıklı diplomatik ilişkiler kurulurken, ilerleyen yıllar içinde Hint-İsrail ilişkileri ivme kazanmaya devam etti. Ayrıca savunma alanında en büyük tedarikçisi olan Sovyetlerin dağılması nedeniyle, Hindistan’ın bu alanda yeni bir partnere de ihtiyacı açıktı.

Hindistan ve İsrail ilişkilerinin temeli savunma sanayine dayanmaktadır. Savunma alanında giderek artan işbirliği, Hindistan’ı İsrail’in en büyük savunma sanayi müşterilerinden biri haline getirmiştir. Hindistan’ın İsrail’den ithal ettiği savunma sanayi ürünlerin başında havada erken uyarı ve kontrol sistemi, uzaktan kumandalı uçaklar ve sınır güvenlik çözümlerine dair ekipmanlar gelmektedir. İkili arasındaki savunma sanayi antlaşması maliyeti yıllık 1 milyar dolara ulaşmıştır. Yıllar içerisinde tohumdan ağaca dönüşen ikili ilişkilerinin seyrinin temelinde Hindistan’ın büyük güç olma yolunda ilerlerken ihtiyaç duyduğu savunma sistemi ve bu konuda ona destek olacak kritik bir partner arayışı vardır. Hint’in aradığı bu önemli dost ülke ise İsrail’den başkası değildir. Ayrıca Hindistan’ın büyük güç olma yolunda ilerlerken yürüttüğü strateji ve projeler konusunda, İsrail’in su, tarım ve inovasyon alanlarındaki uzmanlığı Hint’in çıkarları için büyük önem arz etmektedir.

İsrail Güney Asya da Neyin Peşinde…

Netanyahu’nun altı günlük Hindistan ziyaretinde savunma alanında yürütülen anlaşma ve çalışmalarla ilgili bilgiler kısmen gizli kalırken, tarım alanındaki işbirliğiyle ilgili söylemler fazlasıyla ön plandaydı. Ayrıca Netanyahu’nun Modi’yi gerek Hint-İsrail ilişkilerinde gerek Hindistan’daki başarılı politikaları konusunda “devrimci” bir lider olarak nitelendirmesi dikkat çekiciydi. Ayrıca Hindistan’ı anti-semitik bir tutum sergilememesi ve Yahudilerin Hint topraklarında rahat yaşadığını belirtmesi Bibi’nin önemli açıklamalardandı.

Ayrıca Netanyahu’nun, Kasım 2008’de Pakistan militanları tarafından hedef alınan Chabad House’a yaptığı ziyaret, ikilinin radikal İslam tehdidine karşı ortak duruşlarını vurgulamak adına önemli bir ziyaretti. Bunun yanında Netanyahu ve Modi teröre karşı güçlü önlemler alma söylemlerinin yanı sıra, terörü destekleyen, finanse eden, onu kutsal sayanlara karşı güçlü önlemler alacaklarına dair açıklamalarda bulundu. 2008’de gerçekleşen saldırıda anne ve babasını kaybeden ve daha sonra İsrailli bir aile tarafından evlat edinilen MosheHoltzberg’in,Chabad House ziyaretine katılması da önemli bir ayrıntıydı. Zira Moshe’nin bu ziyareti üzerine Netanyahu, Hindistan ve İsrail ilişkilerini “cennete yapılan evlilik” olarak nitelendirdi.

Netanyahu’nun ziyareti sırasında düzenlenen basın toplantısında her iki devlet arasında savunma ve tarım alanlarında işbirliğinin yanı sıra siber güvenlik, enerji, uzay, hava taşımacılığı, homeopati ilaçları, film endüstrisi gibi alanlarda işbirliği konusunda dokuz antlaşma imzalandı. Tarım konusunda üç yıl sürecek İsrail Dışişleri ve Hindistan Tarım Bakanlıkları aracılığıyla çiftçilerin üreticiliğini ve su kullanım verimliliğini artıracak uygulamalar konusunda işbirliğine gidildi. Ayrıca gelecek neslin en iyi kadın bilim insanı ve teknoloji uzmanları arasında her iki milletin arasında güçlü bir iletişim ağı gelişmesi amacıyla bu yılın Ekim ayında Hindistan’da bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında Hindistan-İsrail Kadın Sempozyumu düzenlenmesi kararlaştırıldı. Temmuz ayında ise, yine Hindistan’da Hindistan-İsrail İnovasyon ve Teknoloji Oturumu gerçekleştirilecektir.

İsrail devlet lideri Hindistan ziyareti boyunca, ObserverResearch Foundation adlı bağımsız düşünce kuruluşunun önderliğinde 2016 yılından beri düzenlenen jeopolitik ve jeo ekonomik konular üzerinde Hindistan’da düzenlenen en önemli çok uluslu konferanslardan biri olan RaisinaDialogue’a katılmış ve Hindistan –İsrail CEO Zirvesi düzenlenmiştir. Ayrıca her iki ülke liderinin katılımıyla ve Modi’nin girişimiyle tarım, su, sağlık ve diğer birçok alanda çözümler yaratmak için teknoloji ile girişimleri güçlendirme amacıyla iki ülke gençlerini bir merkezde buluşturacak olan İCREATE adlı Girişimcilik ve Teknoloji için Uluslararası Merkez’in açılışı Gucarat eyaletinin Ahmedabad şehrinde gerçekleştirilmiştir.

İkili ilişkilerde gittikçe kademe atlayan, çeyrek asrını doldurmuş Hindistan-İsrail ilişkilerinin böylesi başarılı bir tablo çizmesine rağmen, ikili ilişkilerinin potansiyelinin altında kalmasına neden olan bazı nedenler bulunmaktadır. Bunların başında Hindistan’ın İran ile olan yakın ilişkileri gelmektedir. Hindistan’ın İran ile olan ekonomi ve savunma alanlarındaki işbirliği, İsrail’in yanı sıra Yahudi-Amerikan müdafaa gruplarını da önemli derecede rahatsız etmektedir. İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü politikalar, Hindistan’ın İran ile yürüttüğü ekonomik ve diplomatik ilişkilerle çatışmaya devam etmektedir. Zira Netanyahu, Temmuz 2015’te Hindistan’ın İran ile nükleer antlaşmalar gerçekleştirmesi konusunda ciddi endişeleri olduğu konusunu dile getirmişti. İsrail’in, Hindistan’a İran ile ilişkilerinde daha dikkatli olması adına verdiği sinyaller, Hindistan için kolaylıkla algılanıp uygulamaya konulabilir olmayacaktır. Özellikle bölgedeki Hint diasporası düşünüldüğünde, İran ile ilişkiler ve bölgede istikrarın sağlanması Hindistan için elzemdir. Sadece Hint diasporası değil bölgenin enerji kaynaklarına olan bağımlılık, bölgenin önemini Hindistan için hayati dereceye yükseltmektedir. Zaten Hindistan ile İran arasındaki 2016-2017 yılında gerçekleştirilen petrol ticaretine bakıldığında, bir önceki yıla oranla iki katına çıkarak 9 milyar doları aşan bir bütçeye ulaştığı görülmektedir.

Hindistan; İsrail ve İran denklemine dikkat ediyor..

Hindistan’ın İran ile ekonomik ve savunma alanındaki ilişkilerinin yanı sıra, jeostratejik açıdan da İran, Hindistan için büyük önem taşımaktadır. Zira Hindistan, Afganistan’a buğday ihracatını İran’daki Chabahar Limanı vasıtasıyla gerçekleştirmektedir. Önemli stratejik öneme sahip olan bu liman, Hindistan’ın Orta Asya’ya açılan kapısıdır. Bu anlamda, Netanyahu’nun Hindistan ziyaretinden birkaç gün önce İran Ulaştırma Bakanı’nın Hindistan’ı ziyaret ederek, Hindistan’ın Chabahar Limanı ile olan bağlantısını artırmak adına İran’daki demiryollarını geliştirmesi için 2 milyar dolarlık antlaşmalar imzalanması tesadüf değildir.

Sadece İran ile olan ilişkileri değil, Hindistan’ın Arap dünyası ile olan gerek ekonomik gerekse bünyesinde barındırdığı Müslüman nüfus nedeniyle Modi, Temmuz 2017’de İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaret öncesinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmişti. Diğer yandan, Hindistan’ın uzun yıllar Filistin yanlısı tavrı, yerini tarafsız bir tutuma bırakırken, iki lider İsrail’in Filistin ile barış süreciyle ilgili gelişmelere de değinmeyi ihmal etmedi. Ancak bu konu hakkındaki görüşmelerin ayrıntısı hakkında bilgiler kamuoyuyla paylaşılmadı.

İlk bakışta İran meselesi, Hindistan ve İsrail ilişkilerinde önemli bir engel teşkil ettiği düşünülse de ikili, bu meselenin ikili ilişkilerini olumsuz yönde etkilemesine izin vermeyecek gibi görünmektedir. Zira Bibi ve Modi arasındaki yakın ilişki, 2014 yılında gerçekleştirilen, ancak 2017 yılında Hindistan tarafından iptal edilen 500 milyon dolarlık anti-tank füze antlaşmasının yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır. Diğer yandan yakın zamanda Hindistan’ın, ABD başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma konusunda BM’de gerçekleşen referanduma ‘hayır’ oyu vermesi de ikili ilişkileri olumsuz etkilememiştir. Zira İsrail, Hindistan ile ilişkilerini güçlendirme konusunda hala umutlu olduğunu belirtmiş, İsrail’in Hindistan büyükelçisi Daniel Carmon ve Benjamin Netanyahu “bir olumsuz oyun önemli olmadığını ve ikili ilişkileri etkilemeyeceğini” ifade etmişlerdir.

Netanyahu’nun ziyaretinde bir diğer anlamlı gelişme ise, Hindistan’ın Nehru’nun resmi konutunun yakınındaki TeenMurtiChowkanıtının adını TeenMurtiHaifaChowk olarak değiştirmesiydi. Geçen yıl Modi, İsrail’e başbakanlık düzeyinde ilk Hindistan lideri olarak gerçekleştirdiği ziyaretinde İsrail’in Hayfa şehrindeki durağında anıtın adını yeniden adlandıracağını belirtmişti. Ayrıca Modi, Hayfa’da İttifak Devletleri’ne karşı yürütülen harekata liderlik eden Hint askeri Binbaşı Dalpat Singh’i anma adına bir plaket de sunmuştu. 1918 yılında I. Dünya Savaşı’nda, Hayfa şehri Osmanlı’nın egemenliği altındaki bir topraktı ve savaş boyunca Osmanlı, Alman ve Avusturya – Macaristan kuvvetleri tarafından kontrol edilmişti. İtilaf devletleri için önemli bir rotayı teşkil eden Hayfa’yı kurtarma adına Haydarabad, Jodhpur ve Mysore adlı Hint prensliklerinden katılan mızraklı Hint süvarileri sayesinde şehir kurtarılırken, 44 Hint askeri hayatını kaybetmiştir. Bu nedenle üç prensliği temsilen “üç heykel” anlamına gelen bir anıt dikilmiştir. O tarihten itibaren de 23 Eylül, İsrail ve Hindistan tarafından Hayfa Günü olarak kutlanmaktadır. 2018 yılı itibariyle ve Netanyahu’nun ziyareti hasebiyle bu anıtın adı 100. yılının anısına adı değiştirilmiştir. Hayfa’nın Türk, özellikle Müslüman “işgali”nden kurtuluşunun kutlanması, Hindistan’ın Keşmir, İsrail’in ise Filistin politikası konusunda önemli bir vurguydu.

Modi ve Netanyahu arasındaki yakın dostluk ve benimsedikleri ideolojiler Hindistan ve İsrail arasında ilişkilerin ilerlemesine ve derinleşmesine yardım etmektedir. Zira Modi’nin geçen yılki İsrail ziyareti, başbakanlık düzeyinde ilk olsa da İsrail’e ilk ziyareti değildi. 2006 yılında Gucarat eyaletinin başbakanı görevini üstlendiği yıllarda Modi, İsrail’e gitmişti. Öte yandan, İsrail açısından bakıldığında ise Hindistan’ın İsrail’in genelde Asya’ya özelde ise Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerine açılan kapısıdır. Zira İsrail, kurulduğundan bu yana Güney bloğu ile ilişkilerinde hep zayıf kalmış ve Batı bloğu ile ilişkilerine yoğunlaşmıştır. Ancak İsrail’in güney açılımı, Hindistan’ı bu politikasında önemli bir pozisyona koymuştur.Savunma, terör, tarım ve elmas ticaretinin büyük önem taşıdığı İsrail ile olan ilişkileri Hindistan için elzem olsa da bu konuda ciddi bir denge politikası izlemek zorundadır. İlk olarak MahatmaGandhi’den bu yana Filistin’e olan desteği konusundaki tavrını, özellikle Arap ülkeleri ve barındırdığı Müslüman nüfusun hassasiyetlerini hesaba katarak, iyi şekilde hesaplamalıdır. İsrail’in Hindistan’ın İran ile ilişkilerindeki huzursuz tutumu ise, Hint hükümeti için önemli bir sinyaldir. Zira İran, Hindistan için gerek ekonomik gerekse de stratejik açıdan, Pakistan ile ilişkilerini düzeltemediği sürece, hayati bir ortaktır. Ayrıca ilerleyen Çin tehdidi düşünüldüğünde, Hindistan’ın başta Afganistan olmak üzere Orta Asya ile bağlantısını korumak ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerini ilerletmek ve derinleştirmek yolunda daha çok çaba sarf etmelidir. Diğer yandan Ortadoğu ülkelerinde bulundurduğu diasporasının güvenliği ve istikrarının önemi bir yana, bölge ülkelerine olan enerji ticareti Hindistan’ın hayat damarlarından birini teşkil etmektedir. Bu nedenle, İsrail ile ilişkilerinde tüm bu unsurları göz önünde bulundurarak doğru bir dış politika stratejisi yürütmesi gerekmektedir.

Hindistan,Türkiye ve İsrail

Bibi’nin Hindistan ziyaretinden Türkiye’nin payına düşen hisseye değinirsek, 2005 yılında Hindistan-Türkiye-İsrail devletlerinden oluşan bir işbirliği üçgeni kurulduğu medyaya yansımıştı. Fakat bu haber, zamanında gerekli dikkati çekmedi ve gündemden kaybolup gitmişti. Ancak bugüne geldiğimizde, Hindistan-İsrail ilişkilerinin gittikçe ivme kazanan ilişkilerine bakıldığında, zamanında kurulması planlanan işbirliği üçgeninin üçüncü ayağı olan Türkiye’nin, diğer iki ülke ile ilişkilerinde geri planda kaldığı gözlemlenebilir. Fakat bu noktada geçen yıl gerçekleşen Erdoğan’ın Hindistan ziyaretine geri dönmek gerekmektedir. Mayıs2017 tarihinde gerçekleştirilen ziyarette, İsrail-Hindistan-Türkiye arasında petrol boru hattının inşa edilmesi için yakın zamanda görüşmelere başlanılması kararlaştırılmıştı. Bu amaç için Bangalore’da bulunan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Türk boğazlarından 130 bin tonluk gemilerin geçebileceğini, Ceyhan Limanı’na 400 bin tonluk gemilerin yanaşabileceğini ve Ceyhan üzerinden Hindistan’a 16 günde petrolün ulaştırılabileceğini belirtmiştir. Zira Kızıldeniz’den hareket eden bir petrol gemisi 39 günde Hindistan’a ulaşabilmektedir. O dönemlerde Güler, Ceyhan-Kızıldeniz boru hattı projesi için üç devletin enerji bakanlarının bir ay içinde bir araya geleceklerini dile getirmişti. Bu anlamda, Hindistan-İsrail ilişkilerindeki gelişmeler, Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir, ilgilendirmelidir.