Astroloji ve Siyaset: Hint Medeniyetinin Katkısı

0

Evrenin işleyiş düzeni her şeyin birbiriyle bir bağlantısı olduğunu ve aslında her varlığın koca bir bütünün parçası olduğunu göstermektedir. İnsanlık ise tarih boyunca evrenindeki tüm bu farklılıkları anlamaya ve aralarındaki bağlantıyı idrak etmeye çalışmıştır. Tüm bu çabalar, birçok ilimi meydana getirmiştir. Ancak insanlığın evreni anlama çabaları benzer süreçlerden geçmemiş, her milletin kendi dinamikleri çerçevesinde şekillenmiştir. Zira hemen her milletin dünyayı algılayış şekilleri farklılık göstermektedir. Dünyayı algılama konusundaki farklılıklar ise ilimlerin çeşitlenmesini ve değişik renklere boyanmasını sağlamıştır. Bu farklılıklar ise ancak milletlerin ortaya koyduğu ilimlerin ele alınmasıyla görülebilmektedir. Hint milleti açısından değerlendirildiğinde, matematik, astronomi ve astronomiye bağlı olarak astrolojinin fazlasıyla öne çıktığı görülür.

Hint medeniyeti yüzyıllarca küçümsendi, aşağılandı. Uzun bir sömürge tarihinden sonra ise Hindistan’ın imajı konusunda açlık ve sefalet etiketi dünya kamuoyunun zihnine derin bir şekilde kazındı. Öte yandan Hindistan’ın renkli dünyası ve mistik yönü, onu bir şekilde hep çekici kıldı. Hint’e bu çekiciliğini kazandıran en büyük şey ise onun; insanın evrenin işleyiş düzenindeki yerini anlamaya çalışma, evren ile bağlantısını keşfetme ve insan-ruh-tanrı üçlüsü arasındaki ilişkiyi anlama, koruma ve besleme çabası olmuştur. Tüm bu uğraşlar, Hint’i dünya dışına, evrene odaklanmasına neden olmuştur. Hint’in gezegenlerle ilişkisi, diğer tüm milletlere göre çok daha derin olmuştur. Astronomiyle çok yakından ilgilenen bu millet, astroloji ile de önemli bir bağ kurmuştur. Zira Hint topraklarında en yaygın ilmin astronomi ve astroloji olması da bunu kanıtlamaktadır. Yine Hint’in her işini bu ilme bağlaması, onun astronomi ve astrolojiyle ilişkisinin boyutunu ortaya koymaktadır.

Hint’in evreni anlamaya dair tüm bu çabaları ve bu ilimlerle olan bağlantısı birer “safsatadan” ibaret kalmamış, bilimsel kaynağa da dayandırılmıştı. Bunu sağlayan ise Hint’in matematik konusundaki “doğal” yetenek ve başarısıdır. Bugün Hint’in IT sektöründeki başarının arkasındaki neden de budur. Sıfırı bulan Hint’ti. Bugün Hint-Arap rakam sisteminin babası Hintli matematikçi ve astronom Aryabhata (M.S. 476-550)’dır. Hintlilerin astronomi konusundaki en önemli kitabı ise Sindhanta’dır. Bu kitabının ismi ise “eğriliği veya değişkenliği söz konusu olmayan, dosdoğru” anlamına gelmektedir. Sırf bu kitabın isminin anlamı bile Hindistan’ın astrolojiye verdiği önemi ortaya koymaktadır. Hint, dünyayı ve evreni salt olarak aklıyla değil, kalbi ve ruhuyla anlamaya çalışmıştır. Bu nedenle, gezegenlerin maddi boyuttaki etkilerinin yanısıra manevi boyutuna hizmet eden astrolojiyle yakından ilgilenmelerinin nedeni buradan gelir. Ayrıca Hinduizm ile Hint astrolojisi arasındaki önemli ilişki, astrolojiyi Hint açısından dini bir boyuta da taşır. Zira Hinduların hemen her işi bu ilme bağlıdır ve onunla şekillenir ve yönlendirilir. Hatta bir insanın önceki hayatında neler yaptığı ve bu hayatındaki karmasını anlayarak, bu karmadan nasıl kurtulması gerektiğine dair bilgiler bile astroloji sayesinde elde edilir. Hindistan’ın astroloji ile ilişkisine ciltlerce şey söylenebilir. Burada bahsetmek istediğimiz konu ise Hindistan’da astroloji ve siyasetin ilişkisidir.

Hint’te ilim çok değerli olduğundan ilmin “tekeli” üst kastların elindeydi, özellikle Brahman kastının. Entelektüel Brahmanların esas ilgi alanı dini ilimler olmuş olsa da sistemi ayakta tutan unsurlar olarak birçok alanda hakimiyetlerini korumuşlardı. Bunlardan biri de devletin yönetimi idi. Esasında, Brahmanların devlet yönetiminde önemli rol almaları hayatın her alanına nüfuz eden Hindu dininin mensupları için olması gereken bir olguydu. Zira bir Brahman, bir Kshatriya’dan, dolayısıyla bir kraldan, daha üstündü ve devletin bekası için kralın Brahmanlardan destek alması gerekmekteydi. Bu gelenek zamanla zayıflamış olsa da algının hiçbir zaman kaybolmadığı görülmektedir. Din adamlarının en bilindik desteklerinden biri ise astrolojiydi. Hinduizm ve astrolojinin sıkı ilişkisi nedeniyle, astroloji bilginleri de yine din adamlarıydı. Hint astrolojisi olarak belirtsek de, astroloji ile ilgilenenlerin bildiği üzere, Vedik astroloji olarak ifade edilmesi daha doğru olacak ve konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Hint astrolojisinin temeli Vedalar’a, yani Hinduizm’in temel kutsal kitabına dayanır. Bu nedenle Hindulara göre Vedik astrolojiye hâkim olmak için, Hindu dini metinlerini de anlamak ve özümsemek gerekmektedir. Kısacası, Vedik astrolojiye dair bilgiler, Hinduizm’e dair bilgileri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle Hint Müslümanları astrolojiye, özellikle Vedik astrolojiye, kuşkulu gözlerle bakar ve ondan uzak durur.

Atatürk’e hediye edilen saatli seccade

Hindular açısından durum böyle olunca, hemen her işi astrolojiye bağlı olan Hindu inananlar için din adamları büyük bir yere sahiptir. Bu bağlamda Hindistan, bağımsızlık kazanma sürecinde dahi din adamlarının danışmanlığını es geçmemiştir. İngilizler 15 Ağustos 1947 tarihini bağımsızlık günü olarak ilan ettiklerinde, Hindular buna şiddetle karşı çıkmış, bağımsızlığın bu tarihte gerçekleşirse ülkenin sonsuza dek lanetleneceğini belirtmişlerdi. Din adamlarının astrolojik tespitleri doğrultusunda bağımsızlık tarihi 14 Ağustos günü saatler gece yarısını gösterdiği zaman gerçekleşmişti. Zira astrolog din adamlarının öngörüsüyle bu saat “uğurlu” zaman olarak saptanmıştı. Bir Hintli mihracenin Atatürk’e ölüm saatini gösteren saat işlemeli bir seccade hediye etmesi de Hint medeniyetinin bu ilimde ne boyutlara vardığını gösterme açısından mühim bir örnektir. Yine Hindistan’ın sadece bağımsızlık tarihi konusunda değil, daha sonraki süreçlerde Hint siyasi liderlerinin de din adamlarından destek aldığı bilinmektedir. Bunlardan en bilineni Indira Gandhi’ydi. Kendisinin astrolog din adamları ile yakın ilişkisi bir sır değildir. Bugün dahi, Hindu din adamlarının siyaset ile ilişkisi düşünüldüğünde benzer ilişkilerin devam ettiği anlaşılmaktadır.

Astrolojiye dair olumsuz önyargı ve karalamalar devam ededursun, astrolojinin gerçek mahiyetini anlayan Hint için bu ilim önemini yüzyıllardır korumaktadır. Çünkü Hindular, bilimsel gözlemlerin ortaya çıkardığı bir sonucu yani astrolojiyi kabul ederken aynı zamanda zamana verdikleri önemin de altını çizmiş olurlar. Zira astroloji, zaman ve mekânın ruhsal boyuttaki etkileşiminin bir meyvesidir. Açıkçası sadece Hint milleti değil, dünya üzerindeki diğer milletlerin de gezegenlere olan ilgisi ve astrolojiyle olan ilişkisi bilinmektedir. Babillerden, Araplara, hatta Osmanlı hükümdarlarına kadar astroloji “ilminin” kullanıldığı bilinmektedir. Daha da uzağa, ABD’ye baktığımızda Reagan ve Roosevelt gibi birçok Amerikalı liderlerin de astrolojiyle yakın ilişkisi olduğu görülmektedir. Bugün bile başarılı siyasi liderlerin astrolojiden faydalandığı düşünülmektedir. Her bilgiyi daha iyi anlama adına, her bilim ve ilmi parçalarına bölmeye devam etsek de, evrenin işleyiş düzeni sabittir ve bellidir. Her varlık, birbirine muhtaçtır ve bir bütünün parçasıdır. Dolayısıyla, her bilim ve ilmin birbirine ihtiyacı vardır ve hepsi birbirinin bütünleyicisidir. Bilimsel kaygıları gütmekle beraber, sorgulamayı, gözlemlemeyi ve tefekkür etmeyi de ihmal etmeme konusunda Hint medeniyetinden öğrenecek çok şeyimiz olabilir.