Hakan Yılmaz ÇEBİ tarafından yazılmış tüm yazılar

KÂİNATTAKİ-ÂDEMOĞULLARI-UFOLAR

FİHİBİSMİLLAHİBİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


GERÇEK UFO’LAR İSTİHBARATİ TEKNOLOJİLERDEN;- CİNLERİN İSTİSMARINDAN KURTULUYOR!..

UZAYDAKİ İNSAN KARDEŞLERİMİZ!

Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki Kâinatta 360.000 AYAK (galaksi) vardır, bu galaksilerin her birinde 360.000 yer (gezegen) vardır ve bu yerlerin hepsi İnsanla doludur.

Yani Peygamber efendimiz 360.0000×360.000= 129 600 000 000 gezegende İnsan yaşadığını o insanların yaşadığı kâinatın Efendisi olarak bildiriyor.

Kainattaki ademoğulları çeşitli renk ve boylardadır. Yaşadıkları dünyaların büyüklüğüne, çaplarına, atmosferlerine ve beslenme şekillerine uygun olarak tiplerinin çeşitleri değişse de genel vücut olarak yapıları bizlerle aynıdır. Bilim olarak bizlerden geride olanlar olduğu gibi bizlerden ileride hatta çok ileride olanlarda mevcuttur.

KÂİNAT ONDAN YARATILDI

O TÜM KÂİNATIN PEYGAMBERİ

Peygamber efendimiz bu dünyaların birçoğuna Âlemlerin rahmeti ve Allahın yeryüzlerinde (kâinatta) halifesi olması sıfatıyla Peygamber olarak gitmiş, bir kısmında halen Peygamberdir bir bölümüne de Peygamber olarak gidecektir Biiznillah. Kâinata ve içindekilere Peygamber olma sıfatı sadece Resulullah efendimize (sav) mahsustur. Bu dünyaya Resulullah Efendimizden önce gelmiş Peygamberler sadece bu dünyada görev yapmıştır. Diğer gezegenlere başka Peygamberler görevlendirilmiştir onlarda kendi yaşadıkları gezegenlerin dışında ki yerlerde görev yapmazlar. RESULULLAH EFENDİMİZ HER GEZEGENDE GELEN SON PEYGAMBERDİR HER GİTTİĞİ YERE KURAN TEBLİĞİ YAPAR DOLAYISIYLA KURAN-I KERİMDE KÂİNATIN KUTSAL KİTABIDIR.

CİNLERLE UFO İLİŞKİSİ

Kâinatın içerisindeki gezegenlerde cinlerde yaşamaktadır. Kendilerine ait müstakil gezegenleri olduğu gibi insanların bulundukları yerlerde de yaşarlar bununla beraber Peygamber Efendimizin gittiği dünyalarda kâinata çıkmaları yasaklanmıştır.

İşte Kâinatın kutsal kitabı KURAN-I KERİM; kâinattaki gezegenlerde yaşayan insanlara ( Kuranı almış olan yerlerdekilerin) kainatta nasıl gezeceklerine dair şöyle yol gösterir.

“Ey insanlar ve cinler yerlerin ve göklerin katmanlarından geçebilirseniz geçin ancak bir sultan güçle geçebilirsiniz.” Rahman-33

Yukarıdaki ayette Allahu Teala kâinatta yaşayan Âdemoğullarına birbirlerini tanımak, bilgi, kültür alışverişi yapmak, afaklardaki ayetlerini göstermek, zaman içinde zamanları yaşayarak sılayı rahim yapma izni vermiştir.

ALLAH’IN TEKÂMÜL EDEN

RUHA VERDİĞİ

ÖZEL DONANIM:

SULTAN GÜÇ (RUH-İ SULTANİ)

Kâinatta yaşayan insanlardan tekâmül etmiş olan İnsan-ı kâmiller yani Veliyullah kainat içinde tayyi mekanla gezerler. Allahu teala onlara o sultan gücü ihsan etmiştir ki sultan güç ledünnidir. Veli seviyesine ulaşamamış insanlarda çeşitli bineklerle araçlarla gezegenler arası seyahat ederler. Bu araçların içinde MUHAKKAK BİR VELİYULLAH BULUNUR, çünkü diğer insanların ve bindikleri araçların maddeden ışığa ayrılıp seyahat edecekleri gezegenler arasındaki milyonlarca ışık yılı mesafeyi tayyı mekânla anında alabilmeleri için veliyullaha ihtiyaç vardır. Dünyalar arası yolculukları Allahu Teala şu ayetlerle bildirmiştir.

“Onların zürriyetlerini bineklerle taşımamız ayetlerimizdendir.”

Yasin-41

“Onlar için bunun gibi binecekleri başka şeylerde yarattık.”

Yasin-42

“Dilesek onları boğarız yardım edip kurtaran olmaz.”

Yasin-43

“Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli ömrü bitmedikçe.”

Yasin-44

Yukarıdaki ayetlerde Allah cc açıkça kainattaki seyahatlerden, bineklerden, bineklerin içindeki sultan gücü kullanan Alemlere Rahmet Peygamberin (sav) varisi Rahmetten, o Rahmet o gemide olmazsa kainat içinde havasız kalıp boğulacaklarından bahsediyor.

UFO ANİMASYONLARI YAPAN

YALANCI CİNLER

Semalarımızda görülen yabancı cisimlerin bir kısmı evren içinde yaşayan insanlara ait gemilerdir. Bir kısmı da onları taklit eden cinlerdir. MÜMİN OLMAYAN Cinler; bu animasyonlarla kendilerini gizleyerek insanları tesir altına almaya çalışıyorlar. Kibri, EŞREF-İ MAHLÛK insanlarda üstünlüğü hastalık haline getirdikleri için insanı bu yollarla etkilemeye ve zamanla UFO’larla ilişkiye giriyor sanarak tesir altına almaktadırlar. UFO DİNLERİ DE BU ŞEYTANIN ASKERİ MAHİYETİNDEKİ CİNLERİN; BAZI İMAN İNANÇ VE GERÇEK İLİM FAKİRİ İNSANLARI TESİR ALTINA ALMALARINDAN KAYNAKLANMAKTADIR!..

Bunlar yakında ayırt edilecektir BİİZNİLLAH!

Son zamanlarda dünyamızda bu gemilerin görülmesinin artması güneş sistemimizdeki dengenin bozulmasını önlemek ve ahir zamanda sırası geldiğinde gökteki ordular olarak vazifelerini en iyi yapmaları için keşif yapmaktır. ANA GEMİYİ KULLANANLAR İNSAN-I KAMİLLERDİR, diğerlerini kullananlar ise ileri teknoloji ile üretilmiş askerlerdir, bunlar ahir zamanda bilim adamlarına vereceğimiz BİOELEKTRONİK teknolojisidir.

BİOELEKTRONİK; hücreler ve bu hücreleri besleyen özel sıvılarla çalışırlar. Gemilerde bizim dünyamızda henüz keşfedilmemiş elementlerin alaşımlarından yapılmıştır, dünyada 114 element vardır tahminim 103 element keşfedilmiş, 11 Element keşfedilmeyi bekliyor, bu elementlerin yaratılışının altı aşamasındaki oluşumunda bulunan Allah’ın (cc) esma sayısı az olduğu için kolayca maddeden ışığa, ışıktan maddeye geçebilme özelliği vardır ayrıca çok hafif ve dayanıklıdır. Bu gemiler semada sabit durma, ani hareket etme özelliklerini ise gezegenlerin üzerindeki çekim güçlerini azaltıp çoğaltarak yaparlar bu hareketleri kısa mesafelerde uygularlar ışık yılı gibi uzun mesafeleri tayyi mekânla alırlar!

CAFER İSKENDEROĞLU- HAKAN YILMAZ ÇEBİ


İSRAİL’DEN ALINAN ULTRA GİZLİ İSTİHBARAT

İSRAİL, meşhur o eselerde olduğu gibi THE JEWİS ÜTOPİA/SİYONİST ÜTOPYA İÇİN, siyonizmi benimsemeyen Musevi halkın yanın da tüm dünyayı ateşe atmaya/kıyamete zorluyor…


Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ve DUHAN SURESİNDE SIRLANAN birçok hadise NÜKLEER BİR KABUS olarak insanlığı bekliyor!



1.Dünya savaşı OSMANLI’YI yıkmak ve FİLİSTİN’İ ele geçirmek için planlandı.



2.Dünya savaşını Yahudi Hitleri kullanarak avrupa’da yaşayan yahudileri filistin’e göçe zorlamak için planladılar.



3.Dünya savaşını Armegedon‘u da dünyayı ele geçirmek için planladılar.



HİTLER’İN ROLÜ AHMEDİ NEJAT’TA!..



3. Dünya savaşında Hitler rolünü oynayacak TAYLASANLI YAHUDİ AHMEDİ NEJAD’ dır. ( Peygamber Efendimizin (sav) bildirdiği ” ACEM TARAFINDAN ÇIKACAK 70.000 YEŞİL TAYLASANLI YAHUDİ; MEHDİ’YE KARŞI ÇIKAR hadisini bizden iyi değerlendirdikleri için vakit yaklaşınca AHMEDİ NEJADI devreye koydular. Dünya kamuoyunda İran’ın İsrail’e düşman tavırlarını sergileyerek yaptıkları zulme savunma adını vererek kendilerini haklı çıkaracak bir oyun sergiliyorlar. (www.hakanyilmazcebi.com )

İRAN’LA İSRAİL ARASINDAKİ


DANIŞIKLI NÜKLEER OYUN



Bu plan dahilinde YAHUDİ SİON PERGELİNİN bir ayağını İRAN’A bir ayağını TÜRKİYE üzerine koydular ve bu pergelin ayakları İRAN’IN nükleer çalışmaları bahane edilerek (şu anda dünya üzerinde hangi ülkede olursa olsun nükleer teknoloji tamamen israilin kontrolündedir. İRAN’a da el altından bu teknolojiyi yahudiler vermektedir.)



KÜRTLER SATILACAK!



KUMPAS KAMPANYASI başlayınca İRAN TÜRKİYE, arada kalan LÜBNAN, SURİYE ve IRAKTA pergelin arasında sıkışacaktır. O zaman kürtler oyuna geldiklerini anlayacak ama iş işten geçmiş olacaktır. Ürdün’ü bu pergel kıskacının dışında tutmamızın sebebi Ürdün Kralı Abdullah, İsrail’in önünde diz çökerek ülkesini İsrail’in bir eyaleti ilan etmiştir zaten annesi yahudi olmasından dolayı kendiside yahudidir.



PARA NİYE ÇEKİLDİ?!


Dünya üzerinden parayı çekmeleri de devletleri madden çökertip savaşa zorlamak içindir. İsrail bu savaşta Arap ülkelerini tamamen pasifize etmiştir. SUUDİ ARABİSTAN, KUVEYT, UMMAN, BAE, KATAR VE MISIR KRALI VE DEVLET BAŞKANLARI NESEBEN YAHUDİDİR, yönetimleri altındaki halkaları bu devletlerin bizzat yönetenleri tarafından katledilmesi ARMEGEDDON PLANI içindedir.



TÜRKİYE’YİSÖZDE HEDEFTEN SAPAN


FÜZELERLE İRAN’A VURDURTACAKLAR!



GEÇENLERDE GÜNEYDOĞU’DA BİR KÖYE DÜŞEN İRAN BOMBALARINI HATIRLAYIN!.



O BİR BÜYÜK YANLIŞA ALIŞTIRMAYDI?!



İRAN TÜRKİYE’Yİ BOMBALADI!



11 Mayıs 2009 Pazartesi 20:05


İran topçusu, Türkiye topraklarına ateş açtı iddiası gündeme bomba gibi düştü. Hakkari’de düşen İran mermileri korkuttu.


Esendere merkezine yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bulunan 34 haneli mahallede oturanlar korku ve panik içerisinde beklerken, ilk havan mermisi atışından 3 saat sonra saat 12.30′da yine havan atışları oldu. Sabah mermilerin düştüğü aynı bölgeye, öğle saatlerinde de 4-5 havan mermisi düştü. Bölgede geniş önlem alınırken, köye giriş ve çıkışlar da yasaklandı. Yörede oturanlar havan topu atışları nedeniyle büyük korku yaşadıklarını, evlerinde çatlakların meydana geldiğini savunurken, yetkililerden bir an önce soruna çözüm bulmasını istedi. (www.hakanyilmazcebi.com )


İRAN topçu birliklerinin Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nin sınır kesimine 15 dakika kadar topçu ateşi açtığı ileri sürüldü.




Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre Türkiye’nin İran’a açılan Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ne bağlı Esendere Sınır Kapısı yakınlarında bugün saat 09.30 sıralarında ateş açıldığı iddia edildi. İran sınırında bulunan Esendere’ye 3 kilometre uzaklıktaki Sarıyıldız Köyü’nün 500- 600 metre uzağına 7- 8 havan mermisi düştüğü bildirilirken, İran’ın beklenmeyen bu tutumu üzerine askeri ve sivil yetkililer harekete geçti. İran topçusunun kendi topraklarında sık sık terörist eylemlere girişen terör örgütü PKK’nın kolu PJAK’ üye teröristlere karşı ateş ateş açtığı sanılıyor.





2009 sonuna doğru vebanın ve (TEL-AVİV LABARATUARLARINDA ÜRETİLMİŞ MİKROPLARLA diğer hastalıkların hızla yayılmasını planlamaktadırlar.) Sonra İran’la başlatacakları nükleer çatışmada TÜRKİYE, IRAK VE SURİYE VURULACAK VE DÜNYA KAMUOYUNA FÜZELERİN HEDEFLERİNİ ŞAŞIRDIĞI KILIFINI UYDURACAKLARdolayısıyla bu devletler savaşta zayıflatılmış olarak yerini alacaklardır. Eğer bu planları tutmayıp savaş aleyhlerine dönerse son planları şudur.



SON PLAN


ŞEYTANİ KIYAMET



Sionlar belirledikleri BİRKAÇ BİN AİLEYİ önceden dünyanın güvenli bölge olarak seçtikleri noktalardaki sığınaklarına yerleştirip geride kalan tüm dünya halklarını nükleer terörle yok edeceklerdir, bunların içinde ılımlı yahudilerde vardır.


SİONLARIN SON KAMİKAZE ADLI PLANIDIR.


SON PLANDAKİ SIĞINACAKLARI YERLER::


* GÜNEY AFRİKA DAĞLARINDA,


* GÜNEY KUTBUNDA,


* ARJANTİNİN GÜNEYİ VE


* AVUSTRALYA’NIN GÜNEYİNDE


Hazırladıkları sığınaklardır buralara 10 yıl yetecek ihtiyaç maddeleri ve araçlar depoladılar. (www.hakanyilmazcebi.com )



KAMİKAZE PLANINDA PATLATILACAK


NÜKLEER FÜZELERİN YERLERİ ŞUNLARDIR.



Kanada‘nın doğusu,


ABD’ nin her eyaletindeki en büyük şehirler,


GÜNEY AMERİKA’NINkuzeyinde kalan devletler,


AVRUPA’DA; Polonya, Bugaristan,


ASYA’da; Türkiye, iran; İsrail, S.Arabistan, Pakistan, Hindistan, Çin Japonya ve Rusya’nın büyük şehirleri.



NOT !-1: Türkiye’yi özellikle İstanbul’dan havaya uçuracak nükler bombalar Haliçte müzelik ayaklar kullanılarak saklanıyor!!!



Bu nükleer patlamalar eş zamanlı olarak planlanmıştır. Ve kendi hesaplarına göre 10 yıl sonra saklandıkları delikten çıkıp dünyaya hakim olacaklar. Hazırladıkları yeni bir teknoloji ile 10 yılda etkisi yavaşlayan, dünyayı sarmış olan nükleer etkileri silecekler.


Tabi bu onların planları ama kısmen tutturacaklar son kamikaze planını uygulamaya fırsat bulmayacaklar Biiznillah.



NOT !-2 : Bu yazı yayınlandıktan bir süre sonra AHMADİ NEJAT indirilirse hiç şaşırmayın!..



HAKAN YILMAZ ÇEBİ- CAFER İSKENDEROĞLU

HZ. HIZIR’IN 5000 YILLIK SIRRI!..

SEYYİD AHMET TURAN HAZRETLERİ’NİN İLM-İ LEDUN HAZİNELERİNDEN AÇIKLIYORUZ!..


HAKAN YILMAZ ÇEBİ- CAFER İSKENDEROĞLU; ÜSTADLARI SEYYİD AHMED TURAN HAZRETLERİ’NİN HAVAS’ÜL HAVAS SIRLARINI; RESULALLAH SANCAĞINI (İLM-İ LEDUN) AÇMA ZAMANIDIR İZNİYLE AÇIKLAMAYA DEVAM EDİYORLAR!!! DEVİR; YERYÜZÜNDEKİ HİKÂYELERİN BİTTİĞİ GÖKLERDEKİ HAKİKATLERİN ZUHUR ETTİĞİ AHİRZAMAN… HAKİKATLER; EMANETÇİLERİNİ BEKLİYOR; BÜYÜK TÜRKİYE’YE YENİ BULUTLAR GELİYOR… KUR’AN’IN İLİM ÇAĞINA- DÜŞÜNEN İNSANLAR ÇAĞINA – HOŞGELDİNİZ !!!


FİHİBİSMİLLAHİ
HZ. HIZIR KİMDİR?..


BUGÜNE KADAR HZ HIZIR’I YAKLAŞIK 5000 YILDIR YAŞAYAN İLMİ LEDÜN SAHİBİ BİR İNSAN OLARAK BİLDİK… 6 MAYISLAR MÜSLÜMANLARIN ADETA NOELİ OLDU. FAKİRLİK VE ZULÜM ALTINDA EZİLMİŞ İSLAM ALEMİNDE BİR UMUT KAPISI OLUŞTURDULAR. FAKİRLİK VE ZULÜM ALTINDA EZİLMİŞ İSLAM ÂLEMİNDE HERKESİN KENDİNE ÇEKTİĞİ BİR UMUT KAPISI OLUŞTURDULAR. (www.hakanyilmazcebi.com)


İSLAM’A UYMAYAN ÇEŞİTLİ PUTSAL RİTÜELLER HIZIR GÜNÜNDE (ATEŞ ÜSTÜNDE ATLAMA, DÖRTYOL AĞZINA DİLEK TAŞI DİZME, GÜL DALLARINA İPLİK BAĞLAMA VS.) İSLAM ÂLEMİNE KUTSAL BİR İNANIŞ GİBİ YERLEŞTİRİLDİ MAALESEF. AHİRZAMANDA BİRÇOK YANLIŞ İNANIŞIN DÜZELTİLECEĞİ GİBİ HIZIR İNANIŞININ DA GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMA ZAMANININ GELDİĞİNE İNANARAK ACİZANE GÜZEL KARDEŞLERİMİZE HIZIR GEÇEĞİNİ AÇIKLAMA ZORUNLULUĞU HASIL OLDU…


KUTB’UL AKTABLAR VE
HIZIR MAKAMI


HIZIR MAKAMI DA ÂDEM (A.S) DEN BERİ; ZAMANIN SAHİPLERİNİN-KUTBUL AKTABLARIN MAKAMIDIR. DOLAYISIYLA HIZIR GÖREVİ; KUTBUL AKTABLAR ARASINDA BİR NÖBET GİBİ HIZIR MAKAM VE GÖREVİNİ BİRBİRLERİNE DEVREDEREK BU GÜNE KADAR SÜRDÜRMÜŞTÜR. ZAMANIN SAHİBİ İNSANI KAMİLLER MANEN VEYA BEDENEN İNSANLARIN YARDIMLARINA GELİRLER. BUNU BAZILARI FARKEDER, ÇOK İNSAN FARKEDEMEZ. HER PEYGAMBER DEVRİNDE HIZIR GÖREVİNİ DE BERABERİNDE İFA EDEN KUTBUL AKTABLAR VARDIR VE ÇEŞİTLİ MAKAMLARDA YETİŞEN VELİLER DE BU HIZIR KUTUPLARIN ELİNDE YETİŞMİŞTİR..BB (www.hakanyilmazcebi.com)


İKİ KUTUP ARASINDA YANİ BİRİNİN ÖLÜMÜ VE DİĞERİNİN DOĞDUKTAN SONRA HIZIR GÖREVİNİ ALMA ZAMANLARI



ARASINDA UZUN SÜRE GEÇEBİLİR İKİ KUTUP ARASINDAKİ BU SÜREDE İKİNCİ KUTUB’A GÖREVİNİ DEVREDENE KADAR ÖNCEKİ KUTUP ALLAH’IN (C.C) ONA DEHR SIFATIYLA TECELLİSİNİN ESERİ OLARAK ZAMANLAR ARASI NÖBETİNİ SÜRDÜRÜR.


PEYGAMBER EFENDİMİZ DÖNEMİNDE BU GÖREV HZ. ALİ’NİNDİR ÇÜNKÜ PEYGAMBER EFENDİMİZ KÂİNATIN EFENDİSİ HZ ALİ YERYÜZÜNÜ EFENDİSİ KUTBUL AKTAB’TI BU MEYANDA HZ FATIM’A ANNEMİZ KUTBUL AKTAB’IN EN YAKINI KUTUPTU. PEYGAMBER EFENDİMİZDEN BUGÜNE KADAR 16 KİŞİ KUTBUL AKTAP VE HIZIR GÖREVİNİ İFA ETMİŞTİR. (www.hakanyilmazcebi.com)



2009 KASIM’INA KADAR 16. KUTBUL AKTAP HIZIR’IN GÖREVİNİ SÜRDÜRECEKTİR…


“YERYÜZÜNDE HİKAYELER
GÖKLERDE İSE HAKİKATLER VARDIR..


FİHİBİSMİLLAHİ, FİHİRABBİ, FİHİALİMU…


• KUTB’UL AKTAB
• Kutubların başı. Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (A.S.M.). Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, nübüvvet-i Muhammediyeye (A.S.M.) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur. Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) mazharı ve Esmâ-i İlâhiyenin câmi’idir. Her asırda bir tane bulunan bu zatların sonuncusu mezkur sıfatların en ekmeline mazhardır. Bu makam hakkında Gavs ve Kutbiyyet-i Kübrâ tâbirleri de kullanılır.


HAKAN YILMAZ ÇEBİ- CAFER İSKENDEROĞLU

PEYGAMBERLER PEYGAMBERİ’NİN SANCAĞI- TARIK YILDIZI- UKAB

Bir topluluğun en önemli sembollerinden biri bayrak ve sancaktır. Her ikisi de, en küçük birimden en büyük birime kadar o topluluğu sembolize eder…

Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlam ile ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam’ın sembolü olan bu sancak kutlu Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v)’in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi’dir.
HZ. PEYGAMBER HER KATILDIĞI SAVAŞA UKAB İLE GİRMİŞTİR. (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)



Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı. RESULLULLAH (S.A.V) KULLANILACAK SANCAKLARIN HEP BEYAZ OLMASINI EMRETMİŞTİ, ANCAK UKAB SİYAH RENKLİ İDİ. BU SANCAK’IN DİĞERLERİNDEN BAŞKA BİR FARKI DA YÜNLÜ BİR KUMAŞTAN YAPILMIŞ OLMASIYDI.

İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet’in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Peygamber Efendimiz (sav)’in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukab’tı. İslamiyet’in yayılmasından ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, MOĞALLAR’IN BAĞDAT’I İŞGAL ETMESİYLE ABBASİ HALİFESİ TARAFINDAN MISIR’A GÖTÜRÜLDÜ. UKAB, YAVUZ SULTAN SELİM HAN TARAFINDAN MISIR’IN ALINMASIYLA DA OSMANLILARA GEÇMİŞTİR. YAVUZ SULTAN SELİM, MISIR DÖNÜŞÜ SANCAĞI İSTANBUL’A GETİRMİŞ VE O TARİHTEN İTİBAREN PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN EMANETİ OLAN UKAB, İSTANBUL’DA BULUNMAKTADIR.

Sancak-ı Şerif Osmanlı’ya geçtikten sonra savaşlarda kullanılması adet olmuştu. Ordunun savaş alanına çıkmasından bir süre önce Sancak-ı Şerif bulunduğu yerden çıkarılır ve hazırlık yapılırdı. Bu sancak, savaş alanlarına muhafazası ile birlikte götürülür ve sancaktarlar tarafından korunurdu. Sancak-ı Şerif’in ordu ile beraber olması çok büyük bir Şevk unsuru olarak kabul edilirdi.
(www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)

Yüzyıllarca, İslam ahlakının bayraktarlığını yapan Osmanlı imparatorluğu, Sancak-ı Şerif’in İstanbul’a gelmesi ile büyük bir onura erişmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)’e ait,
UKAB İSİMLİ SANCAK, BU ÖZELLİĞİNİN YANI SIRA ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUNUN DAHA ALAMETİ VE MÜJDECİSİDİR. Hz. Peygamber (sav) bu Sancak’ın açılacağı zamanın, Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan ahir zamanın müjdesi olacağını bildirmiştir. Hadislerde şu şekilde bildirilmiştir:

Abdullah b. Şurefe’den rivayet edildi ki:
MEHDİ’NİN BERABERİNDE SÜSLENMİŞ BİR HALDE PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)’İN BAYRAĞI OLACAKTIR (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.65) .
PEYGAMBER (S.A.V)’İN SOFTAN BAYRAĞI İLE ÇIKACAKTIR. O BAYRAK DÖRT KÖŞELİ OLUP, DİKİŞSİZDİR VE RENGİ DE SİYAHTIR. ONDA BİR HİCR (HALE) BULUNUR. O RESULULLAH (S.A.V)’İN VEFATINDAN BERİ AÇILMAMIŞ OLUP MEHDİ ÇIKINCA AÇILACAKTIR(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.23) .
ALAMETLERE GELİNCE; BERABERİNDE ALLAH RESULÜNÜN (S.A.V) GÖMLEĞİ, KILICI, SANCAĞI BULUNACAKTIR. O SANCAK Kİ PEYGAMBERİN (S.A.V) VEFATINDAN BUGÜNE KADAR HİÇ AÇILMAMIŞTIR. MEHDİNİN ZUHURUNA KADAR DA AÇILMAYACAKTIR(Kıyamet Alametleri, s.164) . (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com) HZ. MEHDİ, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN BAYRAĞIYLA ÇIKACAKTIR. O BAYRAK DİKİLMEMİŞTİR, SİYAH VE DÖRT KÖŞELİDİR. PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)’İN VEFATINDAN SONRA HİÇ AÇILMAMIŞ OLUP ANCAK HZ. MEHDİ TARAFINDAN AÇILACAKTIR (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-i Mehdiy-il Muntazar, ss.41-42, 52, 54) .
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde rengi, şekli, dikişi hakkında bilgi verilen sancak bugün Topkapı Sarayı’nda Kutsal Emanetler Bölümünde muhafaza edilmektedir.

Ahir zamanda ancak Hz. Mehdi tarafından açılacağı bildirilen bu Sancak’ın önemli bir özelliği de Peygamberimiz (sav)’in
“VEFATINDAN BUGÜNE KADAR HİÇ AÇILMAMIŞ” olmasıdır. Tarihi kaynaklara göre; günümüze kadar Osmanlı İmparatorluğu da dahil olmak üzere hiçbir devlet tarafından, Peygamber Efendimiz (sav)’in zatına hürmeten açılmayan sancak, götürüldüğü savaşlarda ve törenlerde kılıfından dahi çıkarılmamıştır. 1400 yıldır bu şekilde muhafaza edilen sancak Hz. Mehdi’nin gelişi ile İslam ahlakının hakim olacağı dönem olan ahir zamanda açılmayı beklemektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)


UKAB/OKAB


Ukab (okab) arapçada Toz,Duman ve Kartal Takımyıldızı anlamına gelir. Kartal Takımyıldızının diğer bir ismide “DENEB EL OKAB” DIR. Bu manada Resulullah Efendimizin (SAV) sancağı Ukab, (okab) kainatın içindeki risaletini ve Allah’ın (c.c) Halifesi olduğunun delilidir. 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz Henüz gökler keşfedilmemişken kendisi kainattaki bütün galaksilerin ve yıldızların ilmine sahip olduğunun delili olarak kainatın genel rengindeki siyah zemin üzerine yine bir gök cismi olan hilali koyarakzamanımıza ilmi bir mucize bırakmıştır. Unutmayın ki kainattaki bütün gezegenlerin bağlı olduğu bir güneş vardır. Bu güneşin etrafında dönen her gezegen belli dönemlerde hilal şeklini alırlar. Bu sebepten Resulullah Efendimizin sancağının siyah rengi kainatı, hilalide bütün kainat içerisindeki gezegenleri temsil eder. UKAB’IN BİR MANASIDA “DUMAN”DIR. Kainat ilk yaratıldığında henüz gezegenler oluşmadan önce duman halinde idi. (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)



“SONRA DUMAN HALİNDE OLAN GÖĞE YÖNELDİ. GÖKLERE VE YERLERE İSTEYEREK VEYA İSTEMEYEREK GELİN DEDİ. YERLER VE GÖKLER İSTEYEREK GELDİK DEDİLER” Fussilet Suresi-11

Yine Resulullah Efendimiz bugün kainat içerisinde kartal bulutsusu’da (okab) yerleri ve gökleri temsil eden sancağının ahir zamandaki mucizesini ispat etmektedir
. AYRICA UKAB DÜNYAMIZ İÇİN ÖNEMLİ OLAN ÜÇ AYRI TAKIMYILDIZININ KUĞU(CYGNUS), VEGA(LYRAE), KARTAL (OKAB) YAZ AYLARINDA BİRARAYA GELEREK YAZ ÜÇGENİNİ OLUŞTURURLAR. BU YILDIZTAKIMLARININ LİDERİ KARTAL (UKAB) TAKIMYILDIZIDIR. (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)





Kuğu takımyıldızı musevilik dinini temsil eder, Vega takımyıldızı hıristiyanlık dinini temsil eder,Kartal (Ukab) takımyıldızı İslam dinini temsil eder. İşte uzun süren kış ve karanlık dönemden sonra Resulullah Efendimizin müjdesi ve mucizesi olarak bu uyanma baharının ardından o Mubarek Peygamberin Sancağı tüm insanlarla beraber diğer dinleride Ukab’ın altında birleştirmek üzere tüm insanlığa bu baharda gönderilmiştir. Hh





DENEB EL UKAB SAMANYOLUNDAKİ


EN PARLAK YILDIZDIR.



Güneşimizden kat kat büyüktür.
Kuran-ı Kerim’de Resullulah Efendimizin sancağı olan Ukab’dan şöyle bahseder;



1-Göklere yemin ederim ki, Tarık’a yemin ederim ki



2-Tarık nedir bilir misin?



3-O parlayan bir yıldızdır.
(Tarık Suresi 1-2-3)

Bu üç ayette bahsedilen Tarık, Allah’a giden yolu gösteren Resulullah Efendimizin, Mubarek sancağında temsil edilmiştir. Ve ahirzamanda da hak ile batılı ayıracak yerlerin ve göklerin sembolü olacaktır. Bu mubarek sancağın temsil ettiği Hz. Peygamber Efendimiz, İslam dini ve Kuran-ı Kerim işte bu dönemde gerçek manada hak ile batılı ayıracaktır.

“Kuran (Hak ile batılı) ayıran sözdür.” Tarık Suresi-13
“ONLAR BİR TUZAK KURARLAR,BENDE BİR TUZAK KURARIM.” Tarık Suresi 15-16

Resulullah Efendimiz’in sancağı mubarek Ukab ahirzamanda cehalet ve inkar karanlığını delen yıldız olarak Kuran-ı Kerim’de anlatılmıştır.



To replace this placeholder, please upload the original image (C:DOCUME~1BakiLOCALS~1Tempmsohtml1�5clip_image006.jpg) on server and insert it in the document.

Yukarıdaki resimde de siyah fon üzerine Hilallerin bütünlediği Resulullah Efendimizin sancağı olan Ukab’ın kainattaki gerçek görüntüsüdür.



KAYNAK:A’RAF’IN RİCALLERİ



HAKAN YILMAZ ÇEBİ- CAFER İSKENDEROĞLU

A’RAF’IN RİCALLERİ


A’RAF’IN RİCALLERİ


HAKAN YILMAZ ÇEBİ CAFER İSKENDEROĞLU


“DÜŞÜNEN ve HAKİKATLERE


UYANAN İNSANLAR ÇAĞI”



!..


Kitabın kapağında yer alan A’raf yani Tuva Vadisinde bulunan Tepe’deki görüntünün yanında yüzlerce görüntü var. Şimdilik gizli tutuyoruz!!! Museviler bu bölgeye (Urfa ve civarı) hacı olmaya geldiklerinde Tepe de tecelli etmiş Ahirzaman Peygamberi Nebiler Nebisi Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) görüntüsüne bakarlar, bu görüntüyü O’nu (sav)geldiğinde tanımak için belleklerine kazırlardı.



” O kendisine kitap verdiğimiz ümmetlerin alimleri O’nu (Hz. Muhammed’i), KENDİ OĞULLARINI TANIDIKLARI GİBİ TANIRLAR. Böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile gizlerler. (Bakara/146)



Peki bu görüntü nerede?!



(www.hakanyilmazcebi.com)




Bismillahirrahmanirrahim




“Ve beyne huma hicap ve alel A’rafi ricalün ya arüfane küllen bi sima’yhum ve nadev ashabel cenneti en selamunaleyküm lem yedhuluha ve hüm yetmeun”



Ve beyne huma hicap


İki taraf arasında perde açığa çıkar



Ve alel A’rafi Ricalün


Tepeler üstünde Allah’a yakın kimseler



Ya Arüfüne küllen bi simayhum


Hepsini simalarından bilirler



Ve nadev ashabel cenneti


Onlar cennetliklerdir



En selamunaleyküm


Birbirlerine selamunaleyküm derler


Lem yedhuluha ve hüm yetmeun


Dahil olmamışlardır, beklerler




ELMALILI HAMDİ YAZIR’IN ÇEVİRİSİ:



ARTIK İKİ TARAF ARASINDA BİR PERDE ve A’RAF ÜZERİNDE BİR TAKIM İNSANLAR Kİ HER BİRİNİ SİMALARIYLA TANIRLAR. CENNET EHLİNE “SELAMUNALEYKÜM” DİYE SESLENMEKTEDİRLER Kİ BUNLAR ÜMİT ETMEKLE BERABER HENÜZ ONA GİRMEMİŞLERDİR.




TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARININ ÇEVİRİSİ:



İKİ TARAF (CENNETLİKLER VE CEHENNEMLİKLER) ARASINDA BİR PERDE VE A’RAF ÜZERİNDE DE HERKESİ SİMALARINDAN TANIYAN ADAMLAR VARDIR Kİ;BUNLAR HENÜZ CENNETE GİRMEDİKLERİ HALDE (GİRMEYİ) UMARAK CENNET EHLİNE “SELAM SİZE!” DİYE SESLENİRLER.(Ankara 2005, Prof.Hayrettin Karaman, Prof. Ali Özek, Prof. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Mustafa Çağrıcı, Prof. Sadrettin Gümüş, Doç.Dr Ali Turgut)(www.hakanyilmazcebi.com)




HEYETİN DİP NOTU:



( A’raf cennetle cehennem arasında yüksek bir alandır ki, sevapları ile günahları eşit olanlar Allah’ın dilediği bir zamana kadar buruda kalacaklar; daha sonra Allah’ın affına nail olarak onlarda cennete gireceklerdir.)



(…)




HAKİKATLERE UYANMA ZAMANI



(….)



Arf; Sırt, tepe. Özel manası Cennetle Cehennem arası bir yer.Ayrıca Arf, herhangi bir yüksek yer demektir ki, bu münâsebetle atın yelesine, horozun ibiğine arf denilmiştir.A’raf, meşhur bir açıklamaya göre Cennet ile Cehennem arasındaki hicabın, surun yüksek tepeleri demek olur. İbni Abbastan sıratın şerefeleri diye bir kavil de mervidir. Fakat Hasanı Basri Hazretleri demiştir ki, A’raf ma’rifettendir. Ve mânâ “Ehl-i Cennet ile ehl-i Nârı simalarından tanımak üzere bir takım rical vardır demektir. Kendisine bu rical “hasenat ve seyyiatları müsavi olan kimselerdir” denildikte dizine vurmuş ve bunlar, demiş, Allah Tealânın ehl-i Cennet ile ehl-i Nârı tanımak ve birbirinden temyiz etmek üzere tâyin buyurduğu bir kavmdir. Vallahi bilmem belki bazısı şimdi beraberimizdedir. (….)



İkincisi, “Bunlar Enbiya, şühedâ, ahyar, ulemâ veya rical suretinde görünür. Melâike gibi dereceleri yüksek bir takım zevattır” ki; bizlerde kitabımızda bu ikinci açıklama üzerinden iz sürüp hakikatleri sizlerle paylaşacağız.



(…..)



ARAF’TAKİ SURETLER


VE O’NLARI TANIYANLAR



İşte, bu sebeple A’raf Suresi 46. Ayeti verilen manasının dışında derin manasıyla da anlamaya çalıştık. Yukarıdaki satırlarda da belirttiğimiz gibi Hasan Basri Hazretlerinin de dizine vurarak bir başka keşifle karşılaştığı gibi Muhyiddin-i Arabi Hazretleri de o pek meşhur sırlara eriştiği yükselişlerinde A’raf suresi 46.ayetle ilgili sırları da fark etmiş, önemli bir rical olmasına rağmen; “A’raf’ın Ricalleri”nden olur muyum diye A’raf da tecelli edecek suretleri aramıştır. Oysa kendisinin de bildiği gibi her sırrın kendine ait tecelli zamanı vardır. Bu tecellileri zamanın elmediğini anlayınca o bölgeden yani Malatya’dan evlenerek bari soyumdan gelenler ondan olsun demiştir ki oğlu Sadettin burada yaptığı evlilikten doğmuştur.



Şimdi buruda asıl soru şu? Hasan Basri Hazretleri gibi Ashab-ı Suffa’dan yani Efendimize ait her sırra, bilgiye erişmeye çalışmış vakıf insanlar ve Muhyiddin-i Arabi gibi keşif ehli insanlar için bu A’raf meselesi tüm boyutlarıyla nasıl bir araştırmaya dönmüş acaba (!) (www.hakanyilmazcebi.com)




A’raf Neresi ?..



Şimdi TUVA vadisiyle ilgili ayetleri incelediğimizde bu Kutsal Vadi’de Cenab-ı Mevla’nın Kudretinden bir nebze tecelli ettiğini, Tur’da yani Dağ’da da da seslendiğini anlıyoruz. Ve yine tefsir kaynaklarına göre Hz. Musa İsrailoğullarına Peygamber olarak gelmesinin ardından 70 kişilik bir seçilmişler topluluğuyla hareket ediyor. Peki bu 70 kişilik seçilmişler topluluğu kelime manası olarak da övülmüş, sena edilmiş olan TUVA Türkleri mi?!

Bunun için herhalde Hz. Musa’nın yanındaki Türkler isimli başlı başına bir çalışma yapmak gerekiyor.(www.hakanyilmazcebi.com)






Evet, bu 70 kişi Ayette de belirtildiği gibi Musa’nın peygamberliğine şehit tutulan O’nun nübüvvet sırlarına vakıf olan Tuva Türklerinden 70 kişi. Tasavvuf alemine giren mana alemininde Efendiler Efendisi Hz. Muhammed’e özel hizmet makamına ermiş 40′lardan sonra gelen 70′ler sözünün de buradan geldiğini düşünüyoruz.(www.hakanyilmazcebi.com)


Peki bugün bu Vadi, Tuva Türklerinin yaşadığı Ortaasya’daki Özerk Tuva Cumhuriyeti topraklarında mı?..


Höyüğünün Altında Ne Var?!


Bn. Güell, 1953 yılı ile 1960′ların ikinci yarısı arasında Nemrut dağında bir dizi inceleme ve kazı yapmıştır. Araştırma ekibi, dev heykeller üzerinde zor şartlar altında çalışmalar yaptılar. Sıra höyüğe geldiğinde çalışmalarını durdurdular: Bütün yapabildikleri höyüğün altındaki kaya tabakasına ulaşacak şekilde hendekleri kazmak olmuştu. Sanki buranın tabii bekçiliğin yapan dağın yanı sıra, höyük de kendi kendisinin bekçisi gibiydi.






RESİM ALTI: Commegon Krallarına ait olduğu bildirilen bu 3 ton ağırlığındaki devasa heykel aslında Hz. Musa’ya yanındaki yardımcısı kardeşi Hz. Harun’a ait olabilir mi?. Siz hiç günümüzün İslam üzere yaşayan dervişler gibi giyinmiş külahlı-sarıklı krallar biliyor musunuz?.. Yaradan’ın SEBE SURESİ 19′da buyurduğu gibi YERYÜZÜNDE EFSANELERE ÇEVRİLMİŞ HAKİKATLERİ gizlenmiş bir çok uygarlık var! Ve tarihin efsaneden kurtulacağı günler geldi!!!(www.hakanyilmazcebi.com)



Nemrut kimdi niçin bu ismi aldı? Şimdi ona bir bakalım.




RESİM ALTI: Sakın bu Arslan; üzerindeki 19 yıldız A’raf Suresinde tepelerdeki işaretleri ortaya çıkaracak birbirlerine selamunaleyküm diyen 19 kişiyi, Hilal ise taşıyacakları Resuallah sancağını mı temsil ediyor olmasın?!(www.hakanyilmazcebi.com)




Benzer bir durumda Mısır’daki Firavun IV. Amenofisi’i sembolize eden “19 ışınlı küre” neyi ifade etmektedir…?



Kızıl Kum tepesi- Höyük’ün Sırrı


Ebu Hureyre’den, Resulallah Efendimiz (sav); “Eğer ben Musa’nın gömüldüğü o yerde sizinle birlikte bulunsaydım O’nun yol kenarındaki Kızıl Kum tepesinin altında olan kabrini muhakkak sizlere gösterirdim.”


Resulullallah Efendimiz Miraç gecesi, Musa Aleyhisselam’ın kabri yanından geçirildim ayakta namaz kılıyordu. (Buhari-Müslim)


Şimdi gelelim kitabın başından beri anlatmaya çalıştığımız mevzuyu deşifre etmeye:


Elimizden geldiğince önünüze getirdiğimiz malzemeden de anlaşılacağı gibi;


1- A’raf 46. Ayetin ikinci manasında vurgulandığı gibi yeryüzünde bir tepe ve bu tepe üzerinde bir takım ricalin, Allah’a yakın kimselerin bildiği işaretler mi var?..




RESİM ALTI: Vadiye işlenmiş resmin üzerindeki Arapça Muhammed yazısına dikkat!(www.hakanyilmazcebi.com)




2-Bu işaretler TA-HA Suresi 12. Ayette geçen Tuva Vadisinde mi?..



3- Tuva Vadisi Nemrud Dağında mı?..



4-Burada Hz. Musa’nın Kabri mi var?..



5- Hz. Musa’nın Kabri Kızıl Kum Tepesi-Höyük’te mi?..





RESİM ALTI: Hz. Musa’nın Kabri burada. Ebu Hureyre’den, Resulallah Efendimiz (sav); Eğer ben Musa’nın gömüldüğü o yerde sizinle birlikte bulunsaydım O’nun yol kenarındaki Kızıl Kum tepesinin altında olan kabrini muhakkak sizlere gösterirdim. (www.hakanyilmazcebi.com)





6-Hz. Musa’nın Kabri orada olduğuna göre KUTSAL TABUT da orada mı?!




Şimdi içimden bir ses okuyucu adına bu soruyu sormayacaktın diyor? Öyleyse cevabını vermeden önce kısaca Kutsal Tabut’u hatırlayalım:



“Peygamber onlara şunu da söylemişti: – Talut’un, Musa’ya verilen Tabut’u (sandığı) getirmesi padişahlığın alametidir. O Tabut’da, Rabbiniz tarafından size manevi bir kuvvet ve Musa ailesiyle Harun ailesinin arkaya bıraktıkları Tevrat levhalarından arta kalanlar vardır. Melekler onu taşıyacaktır. Şüphesiz ki bu Tabut’un size gelmesi, peygamberin sözünün doğruluğuna delildir, eğer iman getirenlerdensiniz.”



(BAKARA/ 248)



Ahd-i Atik Sandukası, Kuran’da belirtildiği gibi, Allah’ın “inananlar için bir delili” (Bakara Suresi, 248) olmasından dolayı, uzun yıllardan beri tüm inananlar tarafından bulunmaya çalışılmaktadır. Bu kadar detaylı araştırmalar sonucunda hala bulunamamış olması ise ahir zamanın birçok alametinin gerçekleştiği dönemimizde bulunabilecek olmasının bir işaretidir.

“Mehdi, Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)



Daha önceki www.hakanyilmazcebi.com’daki yazılarımızda Taberiye gölü havzasının Arapça “t, b,r, y” harflerine benzediği, haliyle gölün bu harfleri içeren havzasının KUTSAL TABUT’un gölle ilgili (TABERİYE) şifresi olduğuna dikkat çekmiştik.




Kutsal Tabut’un havzası içersinde olduğu söylenen yukarıda da grafikle dikkat çekilen Taberiye Gölü’nün uydudan tesbit edilen görüntüsü. Aynen yukarıda da belirtildiği gibi Arapça t, b,r,y şeklinde kıvrılıyor… (www.hakanyilmazcebi.com)



Artık iş tüm dünya medyasının gözlerinin önünde ahir zaman emanetçileri TÜRKLER olarak kutsal emaneti çıkarmaya geliyor… Tabutla ilgili hiçbir şey kamuoyundan gizlenmeden, şeytani oyunlara gelmeden İZN-İ İLAHİYLE…




Zamanını 4 Hilal ve 4 Yıldızlı Kutbu olan SEYYİD AHMED TURAN Hazretleri tarafından zahiri ve mana aleminde yetiştirilen Hava Kuvvetlerinden emekli Cafer İSKENDEROĞLU ve yine Ahmet Turan Hazretlerine doğduğunda EMANET EDİLEN Gazeteci-Yazar Hakan Yılmaz ÇEBİ, BİNLERCE YILDIR GİZLENEN HAKİKATLERİ “A’RAF’IN RİCALLERİ” KİTABI ve MPL TV HAZIR KITA PROGRAMINDA ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ ORDUSU TÜRK HALKINA EMANET EDECEKLER!..



SIFFIN SAVAŞINDA HZ.ALİ’YE VERİLEN SANCAK ARTIK 23.KATEGORİ’DE TÜRKLERE EMANET EDİLDİ!..




İNŞALLAH ŞEYTANİ BAZI BADİRELERDEN SONRA


2015 “BÜYÜK TÜRKİYE”NİN UFKU AÇILIYOR




DÜŞÜNEN İNSANLAR ÇAĞINA HOŞGELDİNİZ!..





HAZIR KITA

MPL TV (www.mpl.tv.tr)




  1. BÖLÜM 2.BÖLÜM


ELEST MAKAMININ SIRLARI LEDUN İLMİ


YARADILIŞIN 6 GÜN SIRRI KUTSAL TABUT


ADEMLER HZ. MUSA’NIN MEZARI


GÖK KAPILARI- IŞIK BEDENLER MUKADDES TUVA VADİSİ





23 Nisan 2009 Perşembe 21:05 30 Nisan 2009 Perşembe 21:05



24 Nisan 2009 Cuma 23:30 01 Mayıs 2009 Cuma 23:30



25 Nisan 2009 C.tesi 12:30 02 Mayıs 2009 C.tesi 12:30



29 Nisan 2009 Çarşamba 15:30 06 Mayıs 2009 Çarşamba 15:30



KİTAP’TAN ÖZEL BİR NOT DAHA

İnsanoğlu bir gün gelecek uzayda seyahat edecektir. Merihe uğradıklarında benim onlara bırakmış olduğum bazı iz ve işaretleri göreceklerdir.”

Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nin yukarıdaki sözü evren içerisinde seyahat ettiğinin bir işaretidir. Bu zat gibi daha nice insan-ı kamiller evren içerisinde halifelik görevlerinden evrenle ilgili almış oldukları emirleri yerine getirmek için seyahatler yapmıştır. Bu insanların harika hallerini ve yaşayışlarını ileriki sayfalarda örnekleyeceğiz.

İşte o işaretlerden bazıları:

(www.hakanyilmazcebi.com)




Kitap Yayınevlerinin teklifi değerlendirildikten sonra baskıya verilecektir:



İrtibat: 0542.417 41 49

İRAN MAKAS’A GİRECEK! TÜRKİYE VURULACAK!!!

Uluslararası stratejiyi takip, “şeytanı takip” kadar zordur…

Ne zaman değişeceği ve sizi ne zaman satıp, çırak çıkaracağı bilinmez…

Sadece saha ve masada/arşiv yaptığınız enformasyonla muhaberat/istihbarat yapamazsınız. Elektronik ve sinyal istihbarat çapınızı ve kontr operasyon için plan ve strateji bilginizi artırır ancak, “METAFİZİK İSTİHBARAT” kullanmadan kimse uluslararası strateji de başarılı olamaz.

“Kıyamet kuşağı insanlarının Metafizik İstihbarat” ile ilgili çalışmaları, “BABİL”de, “Harut ve Marut” isimli iki insan görünümlü varlıkla başladı. Bunlar “Şeytansı” değil, “Rahmani” varlıklardı ve yeryüzünde bu ilmi talep edenleri bozgunculukta kullanmamaları için uyarıyor, ondan sonra yetenekli olanlara öğretiyorlardı.

Allah yeryüzüne böyle bir ilim koymuş hala daha “çapsız/maddeciler”ki biz onlara “oyuncak severler” diyoruz inkar ededursun; insanoğlu kaşarlı EGO/Tanrısallaşma histerisiyle bu ilmi önceleri kadın ve kocası arasını ayırtmakta kullanırlarken zamanla uluslararası stratejide kullanmaya kadar işi ilerlettiler…

Bakınız zaten Şeytan (Evvel de Cinler alemi dönemindeki ismi EL-HARİS’ti ve faydalı bir mahluktu ancak Adem’i kıskanarak hayatına bir makas attı) başlı başına bir METAFİZİK İSTİHBARATÇIDIR!. Tüm kuvvet ve kudreti “İSMİ AZAM” denen Allah’ın çok çok özel bir takım isimlerini bir araya getirerek yaptığı “ritüelden” gelir.

Bu dua ve ritüel sonucu tüm kainatı aşağı yukarı “7 saniye” de gezer ve rapor alır. Ancak kudret ve kuvvet yine Allah’tan tabii! Ancak kullanma ehliyetini ŞEYTANLIK sıfatıyla yürütüyor ki buna izinli!… O şeytanlığını insanoğlu da Allah’ın Halifeliğini yapacak/ yapmalı zira ELEST MECLİSİNDE yapılan vazife taksimi bu!..

Tabii, bu alanda Cinlerden olmasının veee o buudda yaşamasının büyük avantajları var gibi görünse de o buud da ve yeteneklerde hareket eden müsbet kuvvetlerde vardır. “EL-HADİR”, Anadolu coğrafyasında bilinen ismiyle “HIZIR/HIDIR” , tıpkı Noel baba gibi tonton, insanların yardımına koşan sevimli ihtiyar olarak bilinse de asıl vazifesi ve statik olmayan görüntüsü bu değildir. O, GİZLİ/ÖRTÜLÜ HARBİN BAŞKOMUTANIDIR!

Anadolu Erenlerinin yani “KOLONİZATÖR TÜRK DERVİŞLERİNİN” tüm dünyadaki ÇARIKLI GENEL KURMAY’ın (ÇARIKLI ERKAN-I HARP)’İN başkomutanı; Zaten buud değiştirmeden evvel; Dünya’ya hakim olan birkaç liderden biri olan Hz. ZÜLKARNEYN’nin teyzesinin oğlu olup aynı zamanda “ordularının da başkomutanıydı!..”

Konuyla bağlantısı çok var, EVET ama…

Şimdilik bu açıklamalar burada sabit kalsın biz biraz başlıktan daha direkt ifadelerle bahsetmeye çalışalım:

(….)

“Ankara’da bir millettekiyle zihin kontrol çalışmaları hususunda bir araya gelen ekibin içindeyiz. Sohbet geniş açılardan yapıldı. İki profesör ve benim gibi meraklı üç kişi. Milletvekili arabayı hazırlamaya gitti, diğerleri de kendi yoluna. Masada Azeri profesörle ben kaldım. Prof, Ahmedi Necat’a benzeyen nükleer enerji çok mütevazı birisi. Fırsat bulup kafamdaki İran’ın İsfahan’daki nükleer çalışmaları hakkında detay sordum:

Şaaakkk diye şu cümle:

“ O ÇALIŞMALAR TÜRKİYE’YE KARŞI YAPILIYOR, BAŞKA HESAPLAR VAR…”.

Doğrusu, “Gece gördüğü rüyayı anlatmamasına rağmen, hem rüyası deşifre olmuş hem de yorumun almış adam gibi afalladım.”

Nitekim benim elimdeki bilgiler fizik ötesi kaynaklara ait derlemelere dayanıyordu. Ayrıca, Muhyiddin Arabi Hazretlerinin çırağı rollerinde de değildim. Halk Bilimcilik yapıyorken edindiğimiz atiye ait malumat-ı beşer di yani… Derdim de; bu atisel malumat-ı beşeri fizik verilerle birleştirip gelecekle ilgili sağlıklı bir analiz yapma temayülüydü.

(…)

Muhabbetin gerisi şimdilik kalsın ancak…

Bakınız değerli okuyucum:

“İSFAHAN gizli Yahudiler için (lütfen bizdeki dönmeleri ve üslerini hatırlayın) stratejik stratejik bir üstür. Tıpkı Gürcü Yahudisi, Stalin’in Gürcistan’dan çıktığı “o bölge” gibi kara büyüyü ve zihin kontrol çalışmalarını en güçlü tuttukları bir bölgedir. Ve sayıları 70 binden fazladır ve Molla rejimi içinde “harika derecede” kamufledirler. İran’ın yarın Türkiye’ye karşı dönecek politikalarına egemen olacak kadronun gayrimeşru her türlü ilişkisinin belgeleri ellerindedir. Hatta İngiliz Bankalarındaki hesapları bile!.. Bu yüzden de elleri sağlamdır. Tüm dünya İSRAİL-İRAN gerginliğini yanlış okuyor. Sözde İslam alemi içinde İran, Siyonizme karşı bayrak yapılırken karşımıza o sıfatta bir İRAN çıkarmayacaklar. İran halkı bile bu oyunu bilmeden halklar düşman yapılacak.

Ayrıca; özellikle RUSYA’nın “Asrın Tilkisi Putin” üzerinden İran’a desteğinin arkasında Siyonist İsrail Belletmenleri vardır. Putin, bir “KABAL METAFİZİK İSTİHBARATÇISIDIR”. Dünyanın hemen hemen bütün liderlerini cebinden çıkaracak gizli ilimlere sahip birisidir ve bu konuda sürekli olarak kendini yeniliyor!..

Lütfen “İSRAİL A PLANI’ üzerinde bira kafa yorun ve “makas atma” deyimine biraz çalışın.

Bakınız bendeniz, Zonguldak’ta, kömürden dolayı, bu “demiryolu ve tüneller şehrinde” büyüdüm. 10 bin km’lik dümdüz bir yolun 70 cm’lik bir rayla makas atılarak koskoca bir treni ve içindekileri nasıl başka bir yola çevirdiğini pek çok kez izledim.

FERDİ VE MÜNFERİT/ GLOBAL DÜNYA “70 CM’LİK MAKASLARLA” yönlendiriliyor. NİCE TOPLUM VEYA CEMAT LİDERLERİ BİNLERCE KİLOMETREYİ BU “70 CM’LİK MAKASLARA” GİREREK HEBA ETMİŞLERDİR!!!

İRAN, MAKASA GİRECEK!

TÜRKİYE, İSTANBUL’DAN VURULACAK!..

GİZLENEN TALMUD YASALARI – ŞEYTANIN MUSKASI-

Sevgili dostlarım, bir aya yakın uzun bir süre görüşemedik…

Karadeniz’in şirin kasabası toprağım, memleketim, ecdadımın kara toprağında yattığı Sürmene’me gittim…

Cennet gibi bahçelerde insanın ruhunu ve kainatı dinlemesi için yapması gerekenleri yapmaya çalıştım. Haliyle bedenimi de yeni mücadele sanatları için modifiye ettim…

Döndüğümde iki sürprizle karşılaştım. Birincisi ben İstanbul’dan ayrılır ayrılmaz adeta yokluğumuzu tamamlarcasına GİZLENEN TALMUD YASALARI kitabımız piyasaya çıkmış. Bir ay gibi bir süre de ikinci baskı yaparak okuyucularımızı aydınlatma görevini ifa etmeye başlamış… Yazdırana şükür…

İkinci sürpriz de henüz İstanbul’a geldiğimin ikinci günü yaşadım.METAL FIRTINA’NIN yazarlarından sevgili Orkun Uçar’la. Karakutu yayınları adına hazırladığımız YERALTININ GİZLENEN TARİHİ/ KARA DİVAN isimli eserimiz de sahaya inmesi oldu. Bir takım haber kanallarının ana haber bültenlerine konu olacak bir özel mevzu var içinde.

Şunu da iftiharla belirtmek isterim ki bu kitabın ağırlıklı konusu NETPANO’da yazdığımız köşe yazıları oldu. Bu bilgileri saklamamız gerektiği konusunda bizi ikna eden ve yazmaya teşvik eden Baki Günay kardeşime huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum.

****

Dünya ve Türkiye gündeme şimdilik hiç girmeyeceğim…

Bildiklerimi saklayacağım, TÜRKİYE’NİN “ BÜYÜK TÜRKİYE “ OLMAMASI için “AT İZİNİ İT İZİNE KARIŞTIRANLAR” a pirim vermemek için bunu yapacağım. Zira AT’ları ya da İT’leri ayrıştırmak Hızır gibi birinin tedrisinden geçmekle mümkün!!! ÖYLE MASA BAŞI FONDİP ÜSTÜNE FONDİPLENİP, BEYNAMAZ PLANLARLA BU ÜLKE KURTARILMIYOR. YÖNÜNÜ, GÜCÜNÜ ALLAH’TAN ALMAYAN VE MÜNAFIKLARDAN OLUŞAN HİÇ BİR HAREKETE ARTIK ASLA VE KAT’A İZİN YOK!

Nasıl BÜYÜK TÜRKİYE STRATEJİSİ”NİN mimarlarından Em. Kurmay Albay Abdülvahit bey 1960 yılındaki ihtilalin kullanıldığını itiraf edip, yönünün saptırıldığını ifa etmişse ve hazırladığı bu stratejiyi KEVN-Ü KAİNAT’ın sahibine yaslayıp bina etmişse aklınca TÜRKİYE’Yİ DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞANLAR DA bu muhterem zatın hayatını ve eserlerini iyi okumalıdırlar. Zira Başbakanlık Eski Müsteşarı Kemal Bey’le buluşacağı gün Beyazıt gibi trafiğin pek ağır işlediği bir yerde trafik kazasıyla ortadan kaldırılan bu zatın kaleme döktüğü bu strateji ‘ÇARIKLI ERKAN-I HARP’ ve “RİCALİ GAYB” tarafından bizzat plandı ve takipçisi de bizzat kendileridir EVVELALLAH!!!

Be bu köşe yazımda “GİZLENEN TALMUD YASALARI” ndan biraz örnek vermek istiyorum; bakınız dünyayı yönetenler hayata, insanlığa hangi gözle bakıp hayatlarını nasıl programlamışlar. ŞEYTAN’IN MUSKASI olan isimler, armalar, logoları ise İnşaallah başka bir yazımızda ele alacağız.

***
Sanhedrin sayfa 400; “ emir 59 a” da; Rabbi Johanan emirleri şöyledir:
“Talmud Torah’ı tetkik eden bir gayri yahudinin hak ettiği şey ölümdür. Çünkü bu onun için değil bizim için yazılmıştır. Bu bize bırakılan mirastır”.

 Bu nasıl bir ceza:
KIZGIN İNSAN PİSLİĞİNDE KAYNATILMAK
Gene İbrani hurafesi ile uğraşan “GITTIN” adlı eserin sayfa 261, “emir 56b-57a” da, “Talmut ermişlerinin sözleri ile alay edenlerin cezası kızgın insan pisliğinda kaynatılmaktır” der. Babil Talmut’unun 154. sayfasının 18 ve 19’uncu satırlarında aynen bu kelimeler vardır: “Bir şahıs Talmut’u inkar ederse hayatının sonuna kadar rahat yüzü görmez”.
Talmud’un Baba Bathra 54 kısmında şöyle denir:
“Gayri Yahudinin sahip olduğu mal, çölde ayağınızın altındaki sahipsiz araziye  benzer, kim evvel alırsa onun olur”. Tevekkeli değil tarih boyunca kimin eline bir Talmut geçse koşup yakmış, eğer Talmut’u aklı selim sahibi insanlar bugüne kadar bu şekilde yakmasa idiler belki bugün “Talmut bizim evimizi barkımızı yakacaktı”.
İşte merak ettiğiniz Talmut’tan bazı kurallar (!)
Baba Kama 37b kısmı:
Eğer bir Kenaninin (kenaniler gayri Yahudi bir kavimdir) öküzü bir Yahudi’nin öküzünü boynuzlayıp yaralarsa Kenani ceza görmelidir ve gene bir Yahudi’nin öküzü başka bir Yahudi’nin öküzünü boynuzlarsa oda layık olduğu şekilde cezalandırılmalıdır. Fakat bir Yahudinin öküzü bir Kenani’nin öküzünü boynuzlarsa ceza söz konusu olmaz”.
Baba Kama 113b:
Bir biraderin kaybolmuş koyunu derhal kendisine iade edilmediği takdirde, iade etmeyen şahıs cezayı hak etmiştir. Fakat bu mal gayri Yahudiye aitse iş değişir. Gayri Yahudinin malı bizlerde kalmalı ve malı iade eden cezaya çaptırılmalı. Bu mevzuda Yahudi atalarına ati misaller verilir. “R. Phinehas B. Yair’e göre gayri Yahudi birinin malını iade etmek cürümdür. Samoel ise şunu anlatır; gayri Yahudinin hatalarından istifade edilmelidir, bakır zanın ile bir gayri Yahudi’den altın bir kap aldım. Hem altın kabın altın olduğunu söylemedim hem de üstelik gayri Yahudiye vermem gereken 4 zuz (eski İbrani parası) yerine 3 zuz verdim. Rabbi Ashi bir gün büyük bir şaraphanenin yanından geçerken duvardan sarkmış üzümler görmüş ve yanındaki uşağına “Git bak bakalım üzümlerin sahibi Yahudi mi, Yahudi ise toplamayalım, Yahudi değilse toplayalım” demiş.
Sanhedrin 76 b-76a:
“Yehova bir gayri Yahudiye malını iade edeni kesinlikle affetmez”
Burada gayri Yahudi kelimesine kamuflaj yapılmış ve “kuti” denmiştir. Bu gayri Yahudileri kuşkulandırmamak için ta o zamanlardan beri tatbik edilen bir usuldür.
Sanhedrin 57a kısmının altındaki “5” numaralı notta şöyle ednmektedir: “Kuti” kelimesi “Goy” yani gayri Yahudi manasına gelir.
Yahudi gayri Yahudi arasında ceza durumu: Talmud’un Sanhedrin 57a kısmı: Eğer bir kuti (gayri Yahudi) bir yahudinin malını çalar, gasp eder, Yahudiye ait güzel bir kadını kaçırırsa derhal bunları iade etmek mecburiyetindedir fakat aynı işler bir Yahudi tarafından yapılırsa aldığı malları ve kaçırdığı kadını muhafaza edecektir.
Gayri Yahudilerin öldürülmesi hakkında gene Sanhedrin 57a’da şu malumatı buluyoruz:
“Bir kuti bir yahudiyi öldürürse cezaya çarptırılır fakat bir Yahudi bir kutiyi öldürürse cezaya çaptırılmaz”.
Medeni okuyucu bu hususlar için “bunlar tarihtir artık hükmü kalmamıştır. Yahudiler belki zaman içersinde ehilleşerek iyi mahluklar olmuşladır” diyebilir ancak şunu hatırlatmak isteriz ki bu emirleri ve kuralları yazanlar Yahudi belleğini oluşturmak için yazmışlar. Zaten bu belleğin ve stratejilerin dışına çıkanlar Yahudilik’ten de çıkıyorlar. Bizim ve dünyanın sorunu Musevi vatandaşlarla değil doğmatik ve şeytani emirlerle hareket eden Siyonist Yahudiler ve onların tabi oldukları insanlık düşmanı canice hazırlanmış komutlar.

  ****
      

Kethuboth

   Rabbi Dr. Samuel Daıches
  London, 1936


 Talmud’un en çirkin cinsi rezalet kısmı “Kethuboth” tur. Elimizdeki eski İbranice “kethuboth”lar ile haham Dr. Samuel Daiches ile Dr. Israel W. Slostski tarafından inceden inceye araştırılarak, İbranice bilmeyen yahidilere etüd için dağıtılan “kethuboth”da mevcuttur.
Kethuboth 11b çocuklar için cinsi temas yapan büyükler ve ile cinsi temasta kullanılan çocuklar hakkında şu garip fikri ileri sürer:
“Bir büyük küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse buda kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli. Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına geçirilirse bu ırza girme hadisesi olarak kabul edilmeli, bir büyük tarafından bir çocuk baştan zıkartılıp ırzına girilirse  bu ırza geçme hadisesi olarak değerlendirimemeli; “Nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üçyaşından küçük iken cinsi temasta bir kızanda bekareti geri gelebilir”. Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz.”
Kethuboth 11b devam ediyor; “bir Yahudi kızının bekareti iki yüz zuz (eski Yahudi parası) değerindedir. Bu pazarlıkla daha evvelinden verilebilir.
Kethuboth 51b;
“Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir”.
Kethuboth 56a
Bütün cinsi işler akşam karanlığında yahut karanlık odada yapılmalıdır. Sebebi açık havada böyle işler yapılsa herkes işini gücünü bırakır seyre dalar ve daha fenası işlerini yapacak yerde cinsi temas yapan adamı taklit etmeye çalışır. Fırıncının ekmeği yanar, üzümcünün üzümlerini gayri Yahudiler çalar, çanakçının  çanağı elinden düşer kırılır, nöbetçinin gözü döner şehri düşman basar. Karanlıkta bu işi yapmanın bir başka sebebi de,  eğer bu cinsi teması bir gayri Yahudi ile yapıyorsanız bu gayri Yahudi kimseyi şahit olarak gösteremez hatta kendisi bile yüzünüzü iyi göremez.
KETHUBOTH 111a
“Yeryüzünde bütün memleketler İsrail toprağı yanında aşağılık kalır”
Kethuboth 111b:
“Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bütün yeryüzündeki gayri Yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır”.
İĞRENÇ İLİŞKİLER
Kethobuoth 76 a:
“O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamamsı bu adama bildirilir”. O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur t ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi  buna mani olmak isterse, oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar.

Kethuboth 61b:
“bir gayri Yahudi Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa bir Yahudi çocuğunu kirletirse, Yahudi umumi bir Yahudi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve değnekle dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkartı ise ölünceye kadar taşlanır. Bir Yahudi kızını kirleten gayri Yahudi’nin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür. Bütün bunlar bilhassa gayri Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudiye dokunmaya bir daha yeltenmesinler.”
Şimdi de Talmut Yebamoth kısmına geçelim.



  *******

       Yebamoth
    Dr. Israel W. Slotkı

    London, 1936



Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b
Talmud’un bu kısmında son derece hoş bir şeymiş gibi kadınların birbiri ile ve hayvanlarla yaptıkları şehvani münasebetlerden bahsedilir. Tm dünyaya pornografiyi yayan zihniyetin kökenini öğrenmemiz açısından talmud’un bu bölümlerini çok sıkılmamıza rağmen hakikatler gün gibi açığa vermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedik. Sıkıldığınız yerde ne olur kitabı bırakınız. Zira yazarken de biz sık sık bilgisayarımızın klavyelerindeki tuşlara basmaktan imtina ettik…
Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b :
“bir dul kendini tatmin için her türlü usulere başvurabilir”. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir.  Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir “baş haham” dahi alabilir  denilmektedir.
Gene Yebamoth ” 59b” devam ediyor, Rabi Shimi b. Hiyya ya göre bir hayvanla ya da insan olmayan bir şey ile cinsi temas yapan kadığn bir haham bile alabilir… Rabi R. Dimi’nin anlattığı bir misal ise şöyledir: harikulade çok güzel bir kadın sıcaktan biraz açık giyinmiş bir şekilde yeri silerken maruf köpeklerden biri kapıda zuhur etmiş…. Kısa bir zaman sonra da kadın bir rahiple evlenmek için izin alabilmiş. Fakat para ile kendisini satan bir kadın para mukabilinde müşterilere zevk vermek için bir köpekle cinsi münasebet yaparsa bu başka türlü kabul edilir ve Hahamlıkça hoş görülmez.
Yebamoth 60b’de iş daha ileri gitmiş olarak karşımıza çıkmaktadır. “Yahudiliğe döndürülmüş bir kız, üç yaşından bir gün fazla olrusa bir haham onunla evlenebilir. 60b ‘not kısımlarında daha etraflıca  malumat var ki bu malumatı vermeye ne benim ne de sizin sinirleriniz daha fazla kaldırmaya müsaade etmez.
Son olarak Yebomoth 63a ‘da geçen yukarıdan dokuz, on, onbir ve onikinci satırlar aynen şöyle der, “Elazar şöyle ilave etti: Adem bütün hayvanlar ile çiftleşmiş fakat Havva’nın verdiği tadı hiç birinde bulamamıştı”. 
“YEBOAMOTH 103 b, Yılan Havva’nın içine müthiş bir şehvet sokmuştur”. Böylelikle insanlığın babası adem bütün vaktini hayvanların kucağında geçiriyor Havva ise Adem’den evvel bekaretini bir yılana veriyor demektir…
“YEBOAMOTH 55 b, Böylelikle “o şahıski akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir”. Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir. Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir”.
Sanırım bu aşamadan sonra devam etmek hem şahsımı hem de okuyucumuzu üzecektir. Mesele anlaşılmıştır diyerek  sırrı ifşa edilecek yeni bir kabal geçiyoruz.

  *****

Rabbi Dr. Samuel Daıches
      London, 1936

 Talmud’un en çirkin cinsi rezalet kısmı “Kethuboth” tur. Elimizdeki eski İbranice “kethuboth”lar ile haham Dr. Samuel Daiches ile Dr. Israel W. Slostski tarafından inceden inceye araştırılarak, İbranice bilmeyen yahidilere etüd için dağıtılan “kethuboth”da mevcuttur.
Kethuboth 11b çocuklar için cinsi temas yapan büyükler ve ile cinsi temasta kullanılan çocuklar hakkında şu garip fikri ileri sürer:
“Bir büyük küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse buda kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli. Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına geçirilirse bu ırza girme hadisesi olarak kabul edilmeli, bir büyük tarafından bir çocuk baştan zıkartılıp ırzına girilirse  bu ırza geçme hadisesi olarak değerlendirimemeli; “Nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üçyaşından küçük iken cinsi temasta bir kızanda bekareti geri gelebilir”. Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz.”
Kethuboth 11b devam ediyor; “bir Yahudi kızının bekareti iki yüz zuz (eski Yahudi parası) değerindedir. Bu pazarlıkla daha evvelinden verilebilir.
Kethuboth 51b;
“Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir”.
Kethuboth 56a
Bütün cinsi işler akşam karanlığında yahut karanlık odada yapılmalıdır. Sebebi açık havada böyle işler yapılsa herkes işini gücünü bırakır seyre dalar ve daha fenası işlerini yapacak yerde cinsi temas yapan adamı taklit etmeye çalışır. Fırıncının ekmeği yanar, üzümcünün üzümlerini gayri Yahudiler çalar, çanakçının  çanağı elinden düşer kırılır, nöbetçinin gözü döner şehri düşman basar. Karanlıkta bu işi yapmanın bir başka sebebi de,  eğer bu cinsi teması bir gayri Yahudi ile yapıyorsanız bu gayri Yahudi kimseyi şahit olarak gösteremez hatta kendisi bile yüzünüzü iyi göremez.
KETHUBOTH 111a
“Yeryüzünde bütün memleketler İsrail toprağı yanında aşağılık kalır”
Kethuboth 111b:
“Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bütün yeryüzündeki gayri Yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır”.
İĞRENÇ İLİŞKİLER
Kethobuoth 76 a:
“O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamamsı bu adama bildirilir”. O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur t ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi  buna mani olmak isterse, oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar.

Kethuboth 61b:
“bir gayri Yahudi Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa bir Yahudi çocuğunu kirletirse, Yahudi umumi bir Yahudi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve değnekle dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkartı ise ölünceye kadar taşlanır. Bir Yahudi kızını kirleten gayri Yahudi’nin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür. Bütün bunlar bilhassa gayri Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudiye dokunmaya bir daha yeltenmesinler.”
Şimdi de Talmut Yebamoth kısmına geçelim.

******

      Yebamoth
      Dr. Israel W. Slotkı
      London, 1936


 Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b
Talmud’un bu kısmında son derece hoş bir şeymiş gibi kadınların birbiri ile ve hayvanlarla yaptıkları şehvani münasebetlerden bahsedilir. Tm dünyaya pornografiyi yayan zihniyetin kökenini öğrenmemiz açısından talmud’un bu bölümlerini çok sıkılmamıza rağmen hakikatler gün gibi açığa vermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedik. Sıkıldığınız yerde ne olur kitabı bırakınız. Zira yazarken de biz sık sık bilgisayarımızın klavyelerindeki tuşlara basmaktan imtina ettik…
Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b :
“bir dul kendini tatmin için her türlü usulere başvurabilir”. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir.  Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir “baş haham” dahi alabilir  denilmektedir.
Gene Yebamoth ” 59b” devam ediyor, Rabi Shimi b. Hiyya ya göre bir hayvanla ya da insan olmayan bir şey ile cinsi temas yapan kadığn bir haham bile alabilir… Rabi R. Dimi’nin anlattığı bir misal ise şöyledir: harikulade çok güzel bir kadın sıcaktan biraz açık giyinmiş bir şekilde yeri silerken maruf köpeklerden biri kapıda zuhur etmiş…. Kısa bir zaman sonra da kadın bir rahiple evlenmek için izin alabilmiş. Fakat para ile kendisini satan bir kadın para mukabilinde müşterilere zevk vermek için bir köpekle cinsi münasebet yaparsa bu başka türlü kabul edilir ve Hahamlıkça hoş görülmez.
Yebamoth 60b’de iş daha ileri gitmiş olarak karşımıza çıkmaktadır. “Yahudiliğe döndürülmüş bir kız, üç yaşından bir gün fazla olrusa bir haham onunla evlenebilir. 60b ‘not kısımlarında daha etraflıca  malumat var ki bu malumatı vermeye ne benim ne de sizin sinirleriniz daha fazla kaldırmaya müsaade etmez.
Son olarak Yebomoth 63a ‘da geçen yukarıdan dokuz, on, onbir ve onikinci satırlar aynen şöyle der, “Elazar şöyle ilave etti: Adem bütün hayvanlar ile çiftleşmiş fakat Havva’nın verdiği tadı hiç birinde bulamamıştı”. 
“YEBOAMOTH 103 b, Yılan Havva’nın içine müthiş bir şehvet sokmuştur”. Böylelikle insanlığın babası adem bütün vaktini hayvanların kucağında geçiriyor Havva ise Adem’den evvel bekaretini bir yılana veriyor demektir…
“YEBOAMOTH 55 b, Böylelikle “o şahıski akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir”. Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir. Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir”.
Sanırım bu aşamadan sonra devam etmek hem şahsımı hem de okuyucumuzu üzecektir. Mesele anlaşılmıştır diyerek  sırrı ifşa edilecek yeni bir kabal geçiyoruz.
 

100′LENEN SIRLAR- KUTSAL TABUT-TABERİYE GÖLÜ- ADEMLER..

100‘LENEN SIRLAR- KUTSAL TABUT-TABERİYE GÖLÜ- ADEMLER..



28 Ocak 2009 ve

AĞLAMADAN GELEN ÇOCUKLAR



Siyonist Şeytanların “KARABÜYÜ”leri 28 OCAK


2009‘dan itibaren Huzuru Peygamberi’den gelen himmetle artık tesir etmeyecek. Daha önce yapılan toplumsal büyülerin tesirleri NİSAN ayının ortalarından itibaren çözülecek Allahu alem. İnsan idrakinde açılmalar ve algıda yüksek İzni İlahiyle kabiliyetler ortaya çıkacak… Son yıllarda doğan çocukların eskiye oranla bir çoğu ağlamadan doğdu bunun sırrı bu çocukların Ruhları Ana karnında cismani bedene Rabb’ül Alemin tarafından Elest makamındaki Ruhunun ikram edilmesiyle ilgili…Elest halini unutan çocuklar ağlar, unutmayanlar ağlamaz… Huzur Çağının Çocukları onlar… Evet, bazı çocukların Ruhlarını ana karnına bizzat Rabbim koyar, bazıların Cebrail Aleyhisselam, bazılarını Melekler, Şeytanilerinkini de babaları(!)



KUTSAL TABUT“U ÇIKARACAK


9 + 10 KİŞİ (seriyeler)



İSRAEL Şeytanları Mescid’ül Aksa, eski Süleyman mabedinin altı başta olmak üzere şüphelendikleri her yeri binlerce gezgin, jeolog,farmalog, arkeolog, kuş bilimci vs sıfatlı ekiplerle karış karış arıyorlar. Türkiye’de de bir çok bölgede ekipleri var. (Bu konuda KUTSAL TABUT kitabımızdan dolayı bize de bir firma eliyle uluslararası belgesel çekeceğiz telifin hazır, yerini çıkarmakla insanlığa hizmet edeceksin hikayeleriyle de başvurdular…HYÇEBİ) lakin Müdessir Suresi’nde yer alan ayetlerde de belirtildiği gibi çıkaracak kişi ve kişiler belli… “BEŞERE SUSAMIŞ BİR SUSUZ,ÜZERİNDE ONDOKUZ”.MÜDESSİR/29-30 (Elmalılı tefsiri)





İSRAİL ŞEYTANİLERİ TABUT-U SEKİNE üzerinden sözde bir takım doğaüstü güçlere sahip olmanın yanında eskitilmiş Muharref Tevrat’ı da sandukaya koyup tüm Dünya’ya bu muharref Tevrat’ın hakiki Tevrat olduğuna inandıracaklar, haliyle kendilerini de Hak din üzere kalmış insanlar…


“Peygamberleri, onlara dedi: “O’nun hükümdarlığının belgesi, size TABUT’un gelmesidir. Onda Rabbiniz’den ‘bir güven duygusu ve huzur’ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” (Bakara Suresi, 248) şeklinde bir bilgi verilir…

TABERİYE GÖLÜ

“Mehdi, Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)

Ahir zamanla ilgili geçen başka hadislerde de sandığın yeri ile ilgili olarak başka yer isimleri verilir. Bu yer isimlerinin ayrı ayrı olmaları da kutsal emanetlerin yerinin net olarak bilinmediği ve belki de Hz. Mehdi için özel olarak korunduğu anlamında olabilir…

“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82)

“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam’da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir.” (Suyuti, el-Havi li’l Feteva, II. 81)

Hadislerde geçen ve “Taberiye gölündedir” şeklinde belirtilen yer İslam alimlerince, bir benzetmeye işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam’a yakın bir yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda uzak bir yer, Mekke ve Medine’ye uzak olan anlamını da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz konusudur. Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın, Kudüs’te, Mekke’de, Taberiye’de, Hatay’da olabileceğine dikkat çeker ve ek olarak İstanbul‘a da işaret ederler.


Seçilmişler Topluluğu


Allah, iman eden bu gençlerin sayısının çok az olduğunu bildirmektedir: (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde onlar hakkında (Kuran’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.(Kehf Suresi, 22)



Hz. Mehdi’nin yardımcıları da gerçek Ashabı Kehf gibi sayıları az olan bir cemaattir:



“Bu vezirler 10′dan aşağı fakat 5′ten yukarı olacaktır. (Bu vezirler) Memleket işlerinin ağırlıklarını Mehdi ile paylaşacaklar. 9 (dokuz) kişiden ibaret olacaklar.” (Kıyamet Alametleri, s. 187)





Diğer 10 kişi yani 9 + 10 vazifesi ayrıca ifade edilecektir İnşaallah.HYÇEBİ


(www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com )


SİYONİST ŞEYTANLAR


NİYE BOĞA SEVER?..



Nuh Aleyhisselam’dan sonra yer yüzünde insan sayısının azaldığı o devirlerin birinde zinakar bir kadın BOĞA şekline giren şeytanla beraber olarak çocuklar meydana getirdi. Bu çocuklar daha sonra aileiçi iğrenç ilişkilerle bu şeytani nesilleri artırarak insan suretinde şeytanlar olarak türediler. O yüzden İspanya Boğa güreşlerinde İspanyollar Boğa şeklinde Şeytanlara kızgınlıklarından (siyonistlere) boğaları koşturup sonra da öldürürler. Ayrıca hayvanlarla yapılan pornografik birçok rezillikte hayvan kalıbı içinde Şeytan gizlidir.. Dünyanın muhtelif yerlerinde Boğa figürü yapılan merkezlere dikkat edin acaba ne mesaj veriyorlar?.. Hindistan’da öküzlere ve inekleri tapınmanın ardında bu sır mı var?!



TEL AVİV ŞEHRİNİN ALTI



Tel Aviv Şehrinin altı kalpsiz insan suretindeki canavarların üretiminden tutun, insanlığın sonunu getirecek her türlü hastalığın üretildiği laboratuarlardan oluşun bir yeraltışehridir. Uçakların teker kısmına yakın “potlara”yerleştirilen ve bu yer altı laboratuarlarda üretilmiş mikroplar; İSRAEL UÇAKLARI TARAFINDAN GİTTİKLERİ ÜLKELERİN HAVA SAHALARINDA GEÇERKEN PİLOTLAR TARAFINDAN AÇILIR VE O ÜLKENİN KARAR VERİLMİŞ TOPRAKLARINA ADETE SALGIN HASTALIKLAR, KATİL BÖCEKLER, TOPRAĞI EKİNİ KISIRLAŞTIRAN ONLARCA TÜR HABİSİYET YAĞAR…MARŞAL YARDIMLARI, SÜT TOZLARI, HİBRİT TOHUMLAR, YİYECEKLERE EKLENEN KATKI MADDELERİ VS.



LAKİN, ŞEYTANLARIN İŞLEME DEVRİ BİTTİ ELHAMDÜLİLLAH. İNSANLIĞIN ÖNÜNDE 6 YILLIK BİR HESAPLAŞMA VE DAYANMA DÖNEMİ KALDI; TÜM PEYGAMBERLER VE VELİLER AYAKTA İKRAM-I İLAHİ KIRMIZI YEŞİL SANCAKLAR YİNE TÜRKLERDE!!!



HAZİNELERİMİZ İSRAEL’E KAÇIRILIYOR..



Siyonistler İSRAEL’i Osmanlı topraklarından çaldıkları altınlarla kurdular. Yağmalanan YILDIZ SARAYINI AYRI BİR KONU OLARAK SİZLERE ULUŞTIRACAĞIM İNŞAALLAH/hyçebi. www.hakanyilmazcebi.com



Konya Karaman’da İsrail pilotları eğitim görüyorlar dümenleriyleFrigyalılar döneminden kalmış bir çok hazine F4 ve F5′lerle İsrail’e kaçırıldı... Frigyalılar ki bulundukları dönemin en büyük altın endüstrisi kendilerine aitti.




NEMRUD DAĞI VE


HEYKELLERİN SIRLARI



· Nemrud Dağında yer alan heykellerde hangi Peygamberlerin suretleri var?.. İsrailoğullarına GELEN HANGİ Peygamberler bunlar?..Kadın figürü Hz. Davud’un Rab tarafından azarlandığı savaşa gönderdiği komutanın karısı mı? Kartal göklerin Aslan yerlerin hakimiyiz mesajı mı veriyor?.. Höyüklerin altında ne var…



· MPL TV HAZIR KITA PROGRAMI NİYE BU FİGÜRLERLE BAŞLIYOR?..



· VE NİYE 19 NOKTA TÜRKİYE HARİTASINI BİRLEŞTİRİYOR?



Mehdi’nin elinde (zamanında) Sekine bulunan Tabut, Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’te O’nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 77)



Hz. Mehdi ve… Beyt-ül Mukaddes’in hazinelerini, Tabut-u Sekine’yi, Ben-i İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz. Adem’in cüppesini, Hz. Süleyman’ın minberinin asasını ve Allah’ın Ben-i İsrail’e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenlerini çıkaracaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 35)


·



· (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com)





DEVRİN İMAMLARININ RÜTBESİ VE



· DEVRİN İMAMLARININ RÜTBESİ 4 HİLAL VE 4 YILDIZ MI?


LEDUN İLMİ



LEDUN İLMİ EFENDİMİZE VE O’NA YARDIMCI OLMAK İÇİN TA RUHLAR ALEMİNDEYKEN HIZIR ALEYHİSSELAM’A VERİLDİ. VE YİNE EFENDİMİZ VE O’NUN EL VERDİĞİ ALLAH’IN SIR ADAMLARINA VERİLİR. BU EL VERME BAZEN HZ. HIZIR VEYA LEDUN İLMİ VERİLMİŞ ALLAH DOSTLARIYLA DA OLUR! RÜYADA EFENDİMİZ ELİYLE SÜT İÇENLER RAHMANİ İLİMLER, TATLI YİYENLER İSE LEDUN İLMİYLE ALIRLAR.



HZ. HIZIR’DA BAZEN KENDİ ELİYLE SU VEYA ŞERBET İÇİRİP VEYE HERHANGİ BİR ŞEY YEDİREREK DE LEDUN İLMİ VERİRİR… BU İLİM HZ. MUSA’YA SADECE KIZILDENİZİ YARMASI İÇİN KISA BİR ANLIĞINA HZ. HIZIR TARAFINDAN ÖĞRETİLDİ.



HZ. SÜLEYMAN’A VERİLEN LEDUN İLMİ DEĞİLDİR CİNLERİ VE HAYVANLARDAN FAYDALANILAN AYRI BİR İLİMDİR…



CAMİLERDEKİ


ŞEREFELERİN SIRLARI



CAMİLERİN MİNARELERİNDE YER ALAN BALKONA BENZER DAİREVİ YAPILARA ŞEREFE DİYORUZ. OSMANLI ZAMANINDA YAPILAN CAMİLERDE TEK ŞEREFELİ CAMİLER ORADA HALKA ŞERİAT’IN ÖĞRETİLDİĞİNİ, İKİ ŞEREFELİ CAMİLER HAKİKAT’İN/TARİKATİN ÖĞRETİLDİĞİNİ, ÜÇ ŞEREFELİ CAMİLERDE LEDUN İLMİNİN ÖĞRETİLDİĞİNİ İFADE ETMEK İÇİN YAPILMIŞTIR.



SULTANAHMET CAMİİ BU CAMİLERDEN BİRİDİR. ŞEREATİ ÖĞRENMEYEN İKİ ŞEREFELİ CAMİLERDE DERS ALAMAZDI, HAKİKATİ/TARİKATİ ÖĞRENMEYEN DE LEDUN İLMİ DERSİ YAPILAN CAMİLERDE DERS ALAMAZDI…



SON 120 YILDIR DEVRİN İMAMLARININ DIŞINDA LEDUN İLMİ ÖĞRETİLMEDİ ANCAK ŞİMDİ LEDUN İLMİ ÖĞRETİLME VAKTİ GELDİ…



ADEMLER- HAVVALAR…


GEZEGENLER ARASI İNSAN MÜBADELESİ



ALLAH’U TEALE BEDEN ALEMİNDE BİR ADEM YARATTIĞINDA YARATILACAK TÜM İNSANLIK NUR BEDENDE BU ADEM’İN YARATILIŞINI TANIKLIK ETTİ VE ONU MUCİZE BİR TASARIM OLARAK GEZDİ.



ŞEYTAN İSE BAŞKA BİR NİYETLE “BEN BUNUN DAMARLARINDA SU GİBİ AKARIM” DİYEREKTEN GEZDİ.



BU KALIP ADEMDEN MİLYONLARCA ADEM FARKLI REN VE EBATLARDA YARATILDI.



BU ADEMLER RABBÜL ALEMİNİN TAKDİR ETTİĞİ KENDİ GALAKSİLERİNDEKİ DÜNYALARA GÖNDERİLDİ. O ADEMLERDEN DE DİŞİLERİ YARATILDI. ONLARIN ÇOCUKLARIYLI DİĞER ADEMLERİN ÇOCUKLARI GEZEGENLER ARASI MÜBADELE EDİLEREK EVLENDİRİLİP-EŞLEŞTİRİLDİ..



İNSANLIK ALEMİNDE TOPLU MÜBEDELELER DE OLDU.



O YÜZDEN YERYÜZÜNDE İNSAN NESİLLERİ FARKLI FARKLIDIR. 120 CMLİK PİĞMELERLE İKİ METREYE YAKIN BOYLARIYLA İSKANDİNAV ÜLKESİ İNSANLARI, KIZILDERİLİLER, ZENCİLER, ÇİNLİLER, ABORJİNLER TEK BİR ADEM’İN ÇOCUKLARI OLAMAYACAK KADAR FARKLIDIR…



KAİNATTA 40 CM’DEN 4-5 METREYE KADAR İNSAN NESLİ VAR!…



ALLAH TEKTİR, RESULALLAH EFENDİMİZ TEK’İN SIRRI TEK’TİR…KAİNAT da TEK’İN SIRRI TEK’TİR..



Diğer herşey (masiva) çifter çifter yani çoğuldur….



“KELİMELERİM KİFAYETSİZ


ANLAYANLAR İSE “ŞAHİTLER”DİR…”




- (((( ****-



Halk Bilimci Hakan Yılmaz ÇEBİ tarafından hazırlanan ve sunulan HAZIR KITA programında F5 Uçaklarının Elektrik ve Elektronik aksamı hususunda ihtisaslaşmış SEYYİD AHMET TURAN HAZRETLERİNİN 3 yaşından itibaren dizinin dibinde yetişmiş Türk Hava Kuvvetlerinden Emekli Asker ve Araştırmacı Yazar Cafer İSKENDEROĞLU ile 6 GÜNDE YARATILIŞ VE İNSAN kitabında yer alan GÖK KAPILARI, IŞIK BEDENLER, KAÇ ADEM VAR, ADEMLERİN ÇOCUKLARI ARASI MÜBADELE, SİYONİSTLER ŞEYTANIN ÇOCUKLARI MI GİBİ ONLARCA HAKİKAT GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI. Bir takım sırlar İSE bize kaldı.



Bir takım sırlar 19′lanana kadar………..


( www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com )




KUZEY-GÜNEY GÖK KAPILARI,ENERJİ VE IŞIK BEDENLER !..

6 GÜNDE YARADILIŞ SIRRI,KUZEY-GÜNEY GÖK KAPILARI,ENERJİ VE IŞIK BEDENLER !..


(www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com,www.ahmetmelih.com )



* TESBİHATLAR; BİZİ CİSMANİ BEDENDEN ENERJİ BEDENE, ENERJİ BEDENDEN IŞIK BEDENE GEÇİREN dalga boyları mı?



* CESED ALEMİNDEN ENERJİ BEDENE, ENERJİ BEDENDEN IŞIK


BEDENE NASIL GEÇİLİYOR?..




  • DÜNYA’DAN EVRENE ÇIKIŞ NOKTALARI, KUZEY VE GÜNEY GÖK KAPILARI, KAF DAĞI-ANKA KUŞU…


* BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ/MANYETİK FIRTINALARIN SIRRI!..



* UZAYDA YOL ALAN IŞIK BEDENLERİN İZLEDİĞİ HELOZONİK YOLLAR…



* IŞIK BEDENLERLE UZAYA ÇIKAN İNSAN-I KAMİLLERİN UZAY ÇAĞI İNSANLARINA BIRAKTIKLARI İŞARETLER…



* İLMİ BATIN/GÖRÜNMEYEN İLMİN ŞAHİTLERİ RUHLAR ALEMİNDE İLK SECDE EDENLER Mİ ?..




  • İNCİR VE ZEYTİN’DEKİ YARADILIŞ AŞAMALARININ SIRRI?


· HADİSLERDE GEÇEN CİN KARDEŞ İNSANIN ENERJİ BEDENİ Mİ?..




AND OLSUN Kİ ASR’A İNSANLAR HÜSRANDADIR (ASR/1-2) ayetinin birincil elden muhatabı 21. Asır insanını, İLİMSİZ BİR DİN, İMANSIZ BİR İLMİN NETİCESİ bir takım felaketlerin ardından ancak bir takım güzellikler bekliyor…



Bu amaçla bu güzellikleri getirecek, bahar kervanı olacak insanları hazırlayan MÜREBBİLER/İLİM VE NEFİS TEZKİYECİSİ ÜSTADLAR; bir Halk Bilimci kardeşiniz olarak müşahede ettiğimiz bir çok konunun yanında bu yazıyı hazırlamamızı da uygun buldular.



Bir çok derin mevzuya anahtar olacak, zamanla içini/yakıtını dolduracağınız pek müstesna BİR TRAFİĞİN oluşacağını sanıyoruz… (www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com,www.ahmetmelih.com )…



6 GÜNDE YARATILIŞIN


3 GÖRÜNMEZ ALEM SAFHASI



1. KATEGORİ: “NURUN ALA NUR BEDENLER” VE ŞAHİTLİK ALEMİ



- CENAB-I MEVLA, EŞREFİ MAHLUKUNU (insanı) ZATINDAN ZATINA tecelli etmeden önce HALİFE olarak yaratmayı planlıyor:İBDA/PLAN-PROGRAM-TASARIM



“HATIRLA Kİ RABBİN MELEKLERE; BEN YERYÜZÜNDE BİR HALİFE YARATACAĞIM” DEDİ. (Bakara/30)



- Cenab-ı Mevla, İnsanı hiçbir mahluka vermediği şerefle evreni yaradılışına şahit tutmak için cismani bedenin yaratmadan IŞIK BEDENDE yaratıyor. (Tüm gelmiş gelecek tüm insanlar bu milyonlarca yıl sürecek inşa’aya daha ol emri verildiği ilk andan itibaren şahitlik yapıyorlar. O yüzden cismani bedeninden ışık bedenine dönen insanlara o alemi tekrar hatırlama donanımına geldikleri için ŞAHİTLİK makamı veriliyor.)



Ayrıca yaradılışın bu safhasında ısı ve ışık aklın alamayacağı kadar yüksek olduğu için insan dünya hayatında imtihana tabi tutulacağı düşük cismani halinde henüz değil de “nurun ala nur” gibi en yüce bedende bulunuyor.



İşte; bu yüzden MİRAC hadisesinde CEBRAİL ALEYHİSSELAM bu yaradılışın mıntıkası olan SİDRET’ÜL MÜNTAHA’dan öteye geçemedi. Çünkü bu safhaya ancak Nurun Ala Nur bedendeki insan dayanır ki RESULALLAH EFENDİMİZİN, MİRACA BAŞLADIĞI YOLCULUĞU GÖK KAPILARINDAN İTİBAREN BU BEDENDE İDİ. CEBRAİL’İN DİĞER MELEKLER GİBİ NUR OLAN BEDENİ BU NURUN ALA NUR BEDENİN GÜCÜNDE OLMADIĞI İÇİN KENDİLERİ, BURADAN ÖTEYE GİDERSEM YANARIM DEDİ. ÇÜNKÜ BU MINTIKADAN ÖTESİ SADECE NURUNALANUR BEDENDEKİ İNSANA HAS DAİRE.



“KIYAMET GÜNÜNDE BİZ BUNDAN HABERSİZDİK DEMEYESİNİZ DİYE RABBİN ADEMOĞULLARINDAN, ONLARIN BELLERİNDEN ZÜRRİYETLERİNİ ÇIKARDI, ONLARI KENDİLERİNE ŞAHİT TUTTU VE DEDİ Kİ; BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?. (ONLARDA), EVET BUNA ŞAHİT OLDUK” DEDİLER.) (A’raf/174)



BÜYÜK SIR (1)- İşte bu hitabı ilk haşa (ciddiye) alan Nurun ala nur bedendeki insanlar hemen secdeye kapanarak “EZELDEN EBEDE KADAR” dediler. Bunlar yeryüzünde ilahiyatçıların dahi bir kısmının kafasının basmadığı ki basması da mümkün değil GÖRÜNMEYEN İLMİN/İLM-İ BATIN VEYA İLM_İ DERİN’İN halkın tabiriyle HIZIR İLMİNİN TEMSİLCİLERİ OLDULAR!!!



BÜYÜK SIR (2) Yukarıda anlatılmaya çalışıldığı maada İnsanın ve Evrenin birinci YARADILIŞ KATEGORİSİNDE insanın yaradılış anındaki milyarlarca derecelik ısı ve ışığa dayanamayacağı için insan ışık bedenlerde şahit tutulmuştur.



BÜYÜK SIR (3)- Sidre’tül Münteha Allah’ın ZATINDAN ZATINA TECELLİSİNİN İLK ANIDIR. DOLAYISIYLA NUR ÜSTÜ NURDUR. YANİ IŞIK/ZİYA NOKTASI EN YÜCEDEDİR. MELEKLER NUR YAPIDA OLDUKLARI İÇİN BU MEVKİDE İZOLE OLURLAR.



BÜYÜK SIR (4)PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV.) Mirac’a başladığı dünyadaki mevkiler MESCİD-İ HARAMDAN- MESCİD’İ AKSA’ya (ki aralarında kilometrelerce mesafe vardır) ENERJİ BEDENİYLE SEYAHAT ETMİŞTİR, SONRA GÖKKAPILARINDAN İTİBAREN IŞIK/NURUNALANUR Kİ özünde olan bedene geçmiş o donanımda Miraç hadisesini gerçekleştirmiştir YÜCE MEVLA’NIN İZNİYLE YÜCE MEVLAYA.



EFENDİMİZİN yine bu yolculuk sırasında belirli bir mesafeye kadar bindiği Burak da Arapça Bark/yıldırım ışığı anlamına gelir.



2. KATEGORİ/


ENERJİ-ÖZATEŞ ALEMİ



Yaratılışın ikinci aşaması birinci aşamada oluşan çok yüksek ışık ile ısının Evren içinde genişlemesiyle ışık taneciklerinin belirli bir oranda soğumaya başlamasına sebep olmuştur. Bu süreçte IŞIK TANECİKLERİ BİR ARAYA TOPLANIP enerji taneciklerini oluşturmuştur.



Bu enerji tanecikleri Kuran’ı Kerim’de “ÖZ ATEŞ” ve “DUMANSIZ ALEV” olarak ifade edilmiştir. Astrofizik bilim dalı ileri sürdüğü BİNG BANG (Büyük patlama)teorisinde de ENERJİNİN IŞIK TANECİKLERİNDEN oluştuğuna yakın açıklamalarda bulunmuştur.



BÜYÜK SIR (5) – Enerji aşamasında yaratılanlar CİNLER ve ŞEYTANLARDIR!.. Bu sebeple CİNLER ve Şeytanların bedenleri ENERJİDİR:



BÜYÜK SIR (6) – Şeytan Yaratılışın birinci aşamasına (kategorisine) şahit tutulmamıştır. Dolayısıyla İnsanın birinci aşamadaki/kategorideki YÜKSEK YARATILIŞINI VE İLMİ DURUMUNU bilmediği için aceleci ve haddini bilmeyerek 3. KATEGORİDE CESED HALDE GÖRDÜĞÜ ADEM’İ BAZ ALARAK TERBİYESİZLİK ETTİ. OYSA ALLAH HİÇ BİR MAHLUKUNUN BİLMEDİĞİNİ BİLENDİR! ONUN EMİRLERİNDE AKLIN HAYALİN ALMADIĞI BİR SIR VE BU SIRRA BİNAEN HİKMETLER DE VARDIR.



Şeytan bu ahmaklığının ve cahilliğinin acısını da Allah’ın dünya imtihanına binaen müddet verilerek düşman olarak geçirmekte ve kadrosunu genişletmeye çalışmaktadır.



Şeytan’ın ve taraftarlarının Evren’in ve kendilerinin yaratılışına şahit tutulmadıklarını CENAB-I MEVLA:



BEN ONLARI (İBLİS VE SOYUNU) NE GÖKLERİN VE DE YERLERİN YARATILIŞINA ŞAHİT TUTTUM. BEN YOLDAN ÇIKARANLARI YARDIMCI EDİNECEK DEĞİLİM (Kehf/51) bu ayetle bizlere bildiriyor.



BÜYÜK SIR (7) Şeytan ve soyu kıyamete kadar FİZİKSEL BEDENLERDEKİ İNSANLARIN KAMİL NOKTAYA ÇIKMAMASI VE İLK YARATILIŞ HALLERİNİ HATIRLAYIP “NURUN ALA NUR BEDENLERE” DÖNÜP bu bedeni güçleriyle kendilerini tesirsiz bırakmamaları için her türlü melaneti ve hileyi gerçekleştirmektedirler. İnsan nefsi bu melanet ve telkinlere olan meylini terbiye etmediği sürece maalesef bir çok kişi insanlıktan düşerek aşağıların aşağısı şeytanın köleleri olarak korkunç bir azaba doğru kendilerini sürüklemektedirler.



BÜYÜK SIR (8) İkinci aşamada yaratılan bedenlerin ENERJİ BEDENLERE sahip oldukları Kuran’ı Kerim’de; ” CİNLERİ ÖZ ATEŞ’TEN YARATTI”. (Rahman/15) ayetiyle bildirilir.



Cin ve şeytanlar aynı yaratılış grubundandır. Bu varlıklar yaratılışlarının gereği ENERJİ BEDENLERE sahip olduklarından hareket ve kabiliyetleri daha fazladır. Enerji bedenleri bizim bildiğimiz elektrik enerjisinden daha ileri olduğundan biz onları fizik gözlerimizle algılayamıyoruz.



3. KATEGORİ/ KUARKLAR (BALÇIK SAFHASI)



Allah’ın ZATINDAN ZATINA tecellisi uzay boşluğu içersinde genişlerken ışık tanecikleri birleşerek, enerji taneciklerini oluşturmuştur. ENERJİ TANECİKLERİ DE BİRLEŞEREK İNSANIN FİZİKSEL BEDENİNİN EN KÜÇÜK YAPISI olan KURAN’I KERİM’DE İFADE EDİLEN SÜZÜLMÜŞ ÇAMURU BALÇIĞI OLUŞTURMUŞLARDIR. BALÇIĞIN ASTROFİZİK’TEKİ KARŞILIĞI KUARK’TIR!!!



KUARKLAR (balçık); Elektron, Proton, ve Nötron gibi yapıları meydana getiren yapı taşlarıdır.



BÜYÜK SIR (9) Üçüncü aşamada Hz.Adem’in (A.S.) FİZİKSEL VÜCUDU yaratılmıştır. Aynı zamanda evrendeki gezegenlerin ve evrendeki bütün varlıkların oluşumunun başlangıcıdır. Bu sebeple insan yaratılış özellikleriyle EVRENE MODEL olmuştur.



ALLAH İNSANI ÇAMURA BENZEYEN BİR BALÇIKTAN YARATTI.” Rahman/14



Burada anlatılan balçığı meni ile bir tutamayız çünkü Hz.Adem bir ana ve babadan yaratılmamıştır. CENAB-ı MEVLA tarafından vasıtasız yaratılmıştır.



Üçüncü aşamada fiziksel bedenin yaratılmasının sebebi IŞIĞIN VE ENERJİ SAFHALARININ yoğunlaşması sebebiyledir.



BÜYÜK SIR (10) – Üçüncü Aşamada insanın fiziksel bedeninin yaratılması ALLAH’IN “OL” emriyle atom elemanlarını meydana getiren parçacıklarla (balçık) başlayıp atomlara, ATOMLARDAN MOLOKÜLLERE, MOLOKÜLLERDEN HÜCRE TUĞLALARINA dönüşerek tamamlanmıştır.



BÜYÜK SIR (11) – FİZİKSEL BEDEN; 1. KATEGORİDE YARATILIP ALEMİN YARATILIŞINA DA ŞAHİTLİK YAPAN NURUN ALA NUR yani IŞIK BEDENDEN aşağılara İNİŞİN de İLKİDİR.



YARATILIŞIN 6 GÜN SIRRI


3 GÖRÜNÜR ALEM SAFHASI




4. KATEGORİ/ ELEKTRONLAR



Birinci, ikinci, üçüncü günler (kategoriler) BATINDIR. Çünkü maddenin alt yapılarını oluştururlar. Ancak elektrondan sonrası ELEKTRON MİKROSKOPLARIYLA görülebildiğinden atom ve üst yapılar (molekül ve hücre) görüle bilinir.



BÜYÜK SIR (12)- Dördüncü günde/kategoride UZAY BOŞLUĞUNU ATOMLAR doldurmuştur. Her atom modeli oluşturacağı İLAHİ EMİRLE, elektron, nötron ve proton sayısına ulaşır. Dördüncü aşamada atomların her biri İLAHİ EMİRLE-PROGRAMLA/formatla YAPILANDIRACAĞI VARLIĞI ŞEKİLLENDİRMEYE BAŞLAR.



5. KATEGORİ/ATOMLAR



Bu aşamada DA ATOMLAR; ÜZERLERİNE YÜKLENEN İLAHİ PROGRAMLA MOLOKÜLLERİ OLUŞTURURLAR. Bu aşamada EVREN’ deki düzen artık şekil almaya başlar. Genişleyen EVREN’ DE vücut kazanmış yapılar şuurlu olarak birleşirler. Günümüzde bilim DNA moleküllerinin oluşturacağı yapıların BİLGİSİYLE DONATILDIĞINI keşfetmiş, inkar edememiştir.



6. KATEGORİ/


MOLOKÜLLER VE HÜCRE



Altıncı günde; ışık yapı-enerji yapıyı, enerji yapı – balçık/kuark yapıyı, kuark yapı-atomları, atomlar-molekülleri, MOLOKÜLLER DE HÜCRELERİ oluşturmuştur. Evrendeki her varlık hücrelerin birleşmesinden sonra ferdiyet ve fiziksel vücut kazanırlar. VARLIKLAR BU AŞAMADAN SONRA GENEL İSİMLERİNİ ALIRLAR: insan, bitki, hayvan, taş, toprak, su, maden, gezegen…)



BÜYÜK SIR (13) – Altıncı aşamadan sonra yaratılmış olan canlı cansız her varlık hangi tür bedene sahip olursa olsun, (ışık beden/melekler, enerji beden/cinler ve şeytanlar ve FİZİK BEDENE SAHİP İNSAN dahil her varlık aynı zamanda sondan başa doğru ASILLARINA DÖNME YOLCULUĞUNA başlamıştır!



Yani dünya hayatı denen film aslında SONDAN BAŞA DOĞRU SEYRETMEKTEDİR!!! (Hakan Yılmaz Çebi, www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com )



YARATILIŞ ANINDAKİ TESBİHATLAR/FREKANSLAR



Varlıkların yaratılışın kaynağı,ALLAH’IN ZATINDAN ZATINA TECELLİYATININ ilk anlarında oluyan çok şiddetli IŞIK olup VARLIKLAR, 6 aşama/kategori geçirmesine rağmen neden renkleri-tatları ve şekilleriyle birbirlerine benzemiyorlar?



Çünkü varlıklar/masiva IŞIKTAN BAŞLAYIP HÜCRE OLUŞUMUNA KADAR OLAN 6 kategoride de farklı sayıda ve farklı isimlerle/esmalarla (bu isimlerin tamamı LEVH-İ MAHFUZ’ DA muhafazalıdır) ve farklı hızlarla ALLAH’IN ESMASINI zikrederler.



“GÖKLERDE VE YERDE BULUNAN HERŞEY ALLAH’I TESBİH ETMEKTEDİR. O, AZİZ’DİR, HAKİMDİR.” (Hadid, 1)



“göklerde ve yerde olanların hepsi ALLAH’I tesbih etmektedir. O, üstündür HİKMET sahibidir.” (Haşr/1)



O halde yaradılışın ilk anından itibaren sonsuza yayılan TECELLİYAT, sayısız tesbihatı da beraberinde başlatmış ve halen sonsuzluk içersinde yine kendi zatını tesbih etmektedir.



BÜYÜK SIR (14) – Bugünkü ilimle enerji taneciklerinden fiziksel yapıya geçişin en küçük parçası KUARK’tır. Bu parçacıkların çapı yayınlamış oldukları dalga boylarıyla yaklaşık olarak ölçümlenmeye çalışılır. BU DALGA BOYLARI O PARÇACIĞIN ALGILANAN FREKANSIDIR, YANİ TESBİHATIDIR! Her insanın de kendine has tesbihatı vardır, kokusu, rengi, parmak izi vs. Bu tesbihatla yani yaydığı dalga boyuyla ilgilidir. İnsan sağlam bir mümin olup kendine has esmasını bilip daimi zikre ulaşsa IŞIK BEDEN HALİNDE EVRENDE SEYAHAT EDEBİLİR!



BÜYÜK SIR (15)- Hz. Mevlana varlıkların yapısında


bu içiçe geçmiş farklı hız ve ahangte yapılan zikirleri gördüğü için SEMA etmiştir ki SEMA’nın aslı da sırrı da budur Evelallah.



BÜYÜK SIR (16) – Evrene gelince,çoklar birleşerek sonunda TEK’i oluştururlar.Evrende tek olduğu için tesbihatı tektir. Evren yaratılışının başlangıcında ferdi olarak tesbih etmeye başladığı TEK İSMİ kendi kıyametine kadar bir defa tesbih eder. EVREN’İN FERDİ TESBİHATI BİTTİĞİ ZAMAN EVREN KENDİ VARLIĞININ İÇİNE ÇÖKEREK YOK OLACAKTIR.



Bu aşamada yaratılış tersine dönecek; yaratılan her varlığın tesbihatı geriye doğru akarak ilk yaratılıştaki çok şiddetli ısı ve ışığın oluştuğu haline gelecek ve kıyamet kopmuş olacaktır.



“O GÜN GÖKYÜZÜ ERİMİŞ MADEN GİBİ OLUR” (Mearic/8)



RESİM 1


ELEKTRONUN TESBİHATI



Resim elektronun tesbihatı——————–




YARATILIŞ VE TİN SURESİNDEKİ


İNCİR VE ZEYTİNİN SIRRI



İncire, zeytine,Sina dağına ve şu emin beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.” (TİN/1-5)



CENAB-I MEVLA yemin ederek hitap eylemişse burada anlaşılması gereken husus, bu ayetlerin son derece ilmi derinliklere ve gizli manalara açık olduğudur! Yani tabiri caizse PÜRDİKKAT deniyor..



İNCİR yapısı ve oluşumu itibariyle insanın ve akabinde ona model olduğu yaşam kaynağı olduğu EVREN’in İLK ÜÇ AŞAMASI OLAN ışık(nur)+ enerji (öz ateş)+balçık (kuark) yapıya kadar olan yaratılış aşamasına örnek teşkil eder. Zeytin ile de yapısı ve oluşumu gereği yaratılışın son üç aşamasında var olan atomlar, moleküller ve hücre yapılanmasına dikkat çekilmiştir…



CİSMANİ BEDENDEN ENERJİ BEDENE

ENERJİ BEDENDEN IŞIK


BEDENE GEÇİŞ



Yaratılışın ikinci gününde ışık tanecikleri bir araya toplanarak enerji taneciklerini oluşturduğu için insan da enerji beden sahibi olmuştur. Bu aşama da enerji varlıklar CİNLER ve şeytanlar yaratılmıştır.



Elbette CENAB-I MEVLA kendisine halife olarak yarattığı insana üç bedenli olmayı ve bu bedenleri kullanmak için en üst derecede ilim ihsan etmiştir. Çünkü halife insan görevi gereği aynı zamanda ENERJİ VARLIKLARLA DA muhatap olur.



Hz. Ahmed Muhammed Mustafa (Sav.) insanlara Peygamber olarak gönderildiği gibi CİNLER’e de gelmiştir.




BÜYÜK SIR (17)- Bu sebeple diğer bedenlerin yanısıra ENERJİ BEDEN; EVRENİN SINIRLARI İÇERSİNDE FARKLI GÖREVLER (METAFİZİK CİHAD) YAPABİLMESİ (İNSANI KAMİL BOYUTUNDAKİ VAZİFELİLER) İÇİN BÜYÜK BİR LÜTUFTUR. ÇÜNKÜ FİZİKSEL BEDENLE İNSAN EVREN İÇERSİNDE GÖREV YAPAMAZ.


Enerji bedenin hızı ışık hızından fazladır. İnsan enerji bedenle bilinen ışık hızıyla hareket etse çapı 40 kilometre olan dünyanın etrafını ekvator hizasından saniyede 7.5 defa döner. Bu örnekten yola çıkarak hızı saniyede milyonlarca kilometreyi aşan enerji bedenli insanın evren içinde gidebileceği noktaları bir de SİZ düşünün?



İnsanın ENERJİ BEDENE sahip olduğuyla ilgili en büyük delillerden bir tanesini Resulallah Efendimizin (Sav.) şu mubarek şu sözünde saklı:



SİZİNLE BİRLİKTİ BİR CİN KARDEŞİNİZ DOĞAR, SİZİNLE BERABER DOĞAR VE SİZİNLE BERABER YAŞAR VE SİZİNLE BERABER ÖLÜR“.



Hadisi Şerifte geçen bu CİN KARDEŞ İNSANIN ENERJİ BEDENİDİR ki;



Günümüzde bir çok devlet, burnumuzun dibinde sayılan Ay’a gitmek için milyarlarca dolar masraf ederken, her insana verilmiş bu donanımı İnsan-ı kamil olarak ortaya çıkarmış olan Muhyiddin-i Arabi Hazretleri ise geleceğin uzay çağı insanlarına şu mesajı gönderiyor:



İNSANOĞLU BİR GÜN GELECEK UZAYDA SEYAHAT EDECEK MERİH‘E UĞRADIKLARINDA BENİM ONLARA BIRAKTIĞIM İZLERİ GÖRECEK”



Bu konuda binlerce örnek verilebilir ki, GİZLİ GÜÇLER VE METAFİZİK İSTİHBARAT isimli kitabımızda bunlara sık sık yer verdik. (Hakan Yılmaz ÇEBİ, www.hakanyilmazçebi.com, www.netpano.com )



ENERJİ VE IŞIK BEDENLE EVRENE ÇIKIŞ NOKTALARI VE YOL HARİTASI



Mümin kişiliğini Allah’a ispatlayan insan, daimi zikre de ulaşınca önce ENERJİ sonra da IŞIK BEDEN’ine GERİ DÖNER.Bu geri dönüş insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran, FİZİKSEL BEDENDEKİ KABİRDEN DİRİLMEYE GÖTÜREN TESBİHAT ŞİFRELERİDİR.



BU TESBİHAT YÜKSEK ŞUUR VE KALBİ BAĞLANTI İSTER. BUNUN NETİCESİNDE İNSAN GEREKLİ DALGA BOYUNA ULAŞIR VE O DALGA BOYUYLA ALLAH’IN İLMİYLE EVREN’DE SEYREDEREK VAZİFE YAPAR.BU MAKAMDAKİ İNSAN ŞİHİTLİK VE ŞAHİTLİK MAKAMINDADIR. O’NUN İRADESİ KÜLLİ İRADEYE RAM OLMUŞTUR! O YÜZDEN YUNUS; “ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM” demiştir. Aslında her insan Allah’ın iradesi ve HALİFESİDİR lakin…



İnsanoğlu, benzetmek uygun olursa 100 bin odalı beyin şatosunun 10-12 bin kadarlık odasını dünya erzağıyla doldurup kullanırken; 90 bine yakın ilahi erzak odası olarak tahsis edilmiş bölgelerin kapısının önünden bile geçmediği için bu bilgileri/yetenekleri kullanamamaktadır!!!



KUZEY- GÜNEY GÖK KAPILARI



Ahmedi Mahmud Muhammed Mustafa (Sav.) Efendimizin dünyaya teşrifinden sonra uzayda bilgi hırsızlığı yapan cinlerin müşterek çalıştıkları kahinlere verdiği bilgilerin önü kesildi.



Dünyanın etrafındaki KAF DAĞI denilen ENERJİ DUVARI güçlendirilerek, cinlerin ve şeytanların enerji bedenlerini yakacak/izole edecek hale getirildi. Bu METAFİZİK CİHADDA CENAB-I ALLAH’IN EFENDİMİZE ve ümmetine merhametiydi.



O tabakaya yaklaşıp dinlemeye çalışan, zaman zaman da açılan gök kapılarından kaçarak bilgi hırsızlığı yapmaya çalışan CİN ve şeytanlar; kozmik ışınlardan görevli meleklerin gönderdiği şahap, şıvaz ve alev sütunlarıyla cezalandırılmaktadırlar.



“ONLARI TAŞLANMIŞ (KOVULMUŞ) HER ŞEYTANDAN KORUDUK) Hicr/17



“ANCAK KULAK HIRSIZLIĞI YAPAN MÜSTESNA, ONUNDA PEŞİNE AÇIK BİR ALEV SÜTUNU DÜŞÜRMÜŞTÜR” HİCR/18





—FOTO 2 RESİM ALANI -





GÖK KAPILARI FOTOĞRAFI GELECEK


KAFDAĞI-ANKA KUŞU



Dünyanın etrafını küresel bir biçimde kuşatan ENERJİ TABAKASINA İSLAM ALİMLERİ KAF DAĞI adını vermişlerdir. Bu değerli insanların ANKA KUŞU olarak adlandırdıkları da ENERJİ BEDENLERİ’DİR. Her alemin şifreleri olduğu gibi bu aleminde şifreli, kodlu ifadeleri vardır.




GÖK KAPILARI/ENERJİ YOLLARI



Dünyayı kuşatan enerji tabakasının iki ana kapısı vardır.Bu kapılar dev bir hol şeklinde enerji tabakasını KUZEY YARIM KÜREDEN GÜNEY YARIMKÜRE’YE dünyanın merkezinden geçerek bağlar.



Bu iki kapı İNSAN-I KAMİLLER’in UZAYA ÇIKMAK İÇİN KULLANDIKLARI KAPILARDIR.



BU ANA KAPILARA BAĞLI OLARAK DÜNYANIN YÜZEYİNİ KÜRESEL ŞEKİLDE KUŞATMIŞ örümcek ağı modeline yakın ENERJİ YOLLARI yaratılmıştır.Bu enerji yerlerinin kesiştikleri noktalarda ana kapılara bağlanan küçük kapılar vardır.



BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNİN SIRRI



Bu küçük kapıların olduğu yerlede fizik kurallarına ters olaylar görülür. Örneğin ülkemizin bazı yerlerinde olduğu gibi yokuş olan tepelik kısımlarına rastlayan geçiş noktalarında YÜKSEK ÇEKİM GÜÇLERİ vardır.Bu çekim güçleri çoğunlukla mıknatıs özelliği gösterirler. Bu noktalarda bir tonluk araba motoru durdurulup vitesi boşa alınırsa arabanın yokuş yukarı çıktığı görülür.


KUZEY ANA KAPISIYLA GÜNEY ANA KAPISINI BİRBİRİNE BAĞLAYAN HOLDE İSE ZAMAN ZAMAN ÇOK ŞİDDETLİ ENERJİ AKIMLARI OLUŞUR.



İŞTE BU ENERJİ GEÇİŞLERİNE RASTLAYAN ANA KAPILARIN ETRAFINDA SEYREDEN BAZI UÇAK VE GEMİLER ENERJİ FIRTINASININ ETKİSİYLE VE BU AKIMIN YÖNÜNE GÖRE OKYANUSA GÖMÜLÜR VEYA UZAYA FIRLAR.BİR DAHA DA BUNLARIN İZİNE RASTLAMAK ZORDUR.



GÜNÜMÜZ BİLİMİ BU OLAYI ÇÖZEMEDİĞİ İÇİN KUZEY YARIMKÜREDE KALAN BÖLGEYE ŞEYTAN ÜÇGENİ ADINI VERMİŞTİR. BU BÖLGENİN AYNISI GÜNEY YARIMKÜREDE VARDIR.








————– FOTO 3 RESİM ALANI……………..





EVRENDEKİ BAĞLANTI NOKTALARI FOTOĞRAFI GELECEK




—————-FOTO 3 RESİM ALANI————




IŞIK BEDEN/ RUHİ SULTANİ



İnsanda 4 Ruh gücü verilebilir. 4. Ruh’un gücü (KUTSİ RUH) çok az peygambere verilmiştir. Sultani Ruh PEYGAMBERLERE VE İnsan-ı kamillere, Revani Ruh Allah dostlarına, Cismani Ruh, insan olarak yaratılan herkese..



Dünyanın etrafındaki ENERJİ TABAKASINI geçmek uzayda dilediğimiz yere gitmek, oralarda Rabbimizin ayetlerini görmek için CENAB-I MEVLA dereceleri yükselen İNSAN-I KAMİL noktasına gelen insanlar için ENERJİ ve IŞIK BEDENE geçiş izni vermiştir. YANİ ALLAH’IN İZNİYLE GÜÇLENDİRİLMİŞ, HIZLANDIRILMIŞ, DUYULARI ARTIRILMIŞTIR. KURAN’I KERİM’DE de bu konu SULTANİ GÜÇ olarak ifade edilmiştir.



Dünyanın etrafındaki enerji tabakası da yine Yüce kitabımızda GÖKLERİN VE YERİN ÇERÇEVESİ, GÖKLERİN VE YERİN HUDUDU olarak nitelendirilir.



“EY CİN VE İNSAN TOPLULUKLARI, YAPABİLİRSENİZ HAYDİ GÖKLERİN VE YERİN HUDUDUNDAN GEÇİN BAKALIM, AMA GEÇEMEZSİNİZANCAK ÜSTÜN BİR GÜÇ, KUVVETLİ BİR DELİL VE İLİMLE GEÇEBİLİRSİNİZ.”




—————FOTO 4 RESİM ALANI————





EVRENDEKİ YOL AĞLARI





———– FOTO 4 RESİM ALANI —————







HANGİ GEZEGENE HANGİ


GÖK KAPISINDAN GİRİLİR?!



Dünyadan çıkarken gök kapılarının birinden geçtikten sonra belli yollar tertip edilmiştir.



Rahman suresi 33. ayette de belirtildiği gibi insan üstün bir güç, kuvvetli bir delil (enerji bedini) ve ilim sahibi olmazsa uzaya çıkamadığı gibi, çıksa da bu çıkış onun sonu olur çünkü Evren kozmik ışınlarla doludur. Kozmik ışınlar enerji yapımıza zarar verebilir. Işık bedene ise tesir etmez. Işık bedenle uzayda seyahat edilemeyeceği için (çünkü ışık beden saniyede milyarlarca kilometre hıza sahiptir) enerji bedenle seyahat edilir. Evrende seyahat ederken yolculuğumuzu kozmik ışınların tesir etmediği yollarda yapmalıyız.



“ÖZEN İÇİNDE YOLLAR VE YÖRÜNGELERLE DONATILMIŞ GÖĞE AND OLSUN.” Zariyat/7



İnsan enerji bedenle Evrendeki seyahatinde bu yolların dışına çıkamaz çünkü bu seyahatin ilmini almıştır. Hangi gezegene hangi gök kapısından geçeceğini,Uzayda tertip edilen yolların dışına çıkarsa zarar göreceğini bilir.



“YERİN İÇİNE GİRENİ VE ONDAN ÇIKANI, GÖKTEN İNENİ ORAYA ÇIKANI BİLİR. O, ESİRGEYENDİR, BAĞIŞLAYANDIR.” Sebe/2



HAKAN YILMAZ ÇEBİ ( www.hakanyilmazcebi.com, www.netpano.com, www.ahmetmelih.com )


HALK BİLİMCİ




23.KATEGORİ 1 + 22

22 İBRANİ HARFİNE SIĞDIRILAN ŞİFRENİN SONU


22 rakamı, yalnızca DAGONLAR‘da değil bir çok kültürde kozmik gizli bir öneme sahiptir.


Bu bilginin dayandığı en önemli eski eser, Mısır bilgesi Hermes’e atfedilen THOT isimli eserdir. HERMES bize göre asıl kimliğiyle İDRİS PEYGAMBER ; 22 Esas İşaretle insanlığa dünyanın başlangıcından sonuna kadar (Allah’ın izniyle) olabilecek olayları şifrelemiştir.


Bu ,”22 ANAHTARa KABBALA da, “22 DAİRE ve “22 HARF” olarak rastlanır. Çinlilerin TCHENPEY(Tehen-pey) kitabı da Hermes’in kitabı TOHT gibi 22 rakamı üzerine kurulu olup 22 metin’den oluşmuştur.


Öte yandan Dagonlara göre, Dünya insanlığına şifrelenen 22 Kategorinin sonuncusu; “BARIŞ“tır.



23.KATEGORİ


ALTIÇAĞ MI?!



AYASOFYA KİLİSESİ’nin dış natekslerini bağlayan bir kapıda bu bilgi bir devreden bir sıralamayı gösterircesine; bir ÜÇGEN’in kenarlarına bezenmiş 22 DAİRE ile gösterilmiştir. 23. DAİRE ise ilahi kaynağı temsil etmek üzere bu 22 dairenin sıralandığı üçgenin EN TEPESİNE yerleştirilmiştir.


Kozmik Gizli bilgilere göre, ilahi kudret dizimi 3+7+12= 22 şeklindedir. Bu rakamın tepesin de ALLAH’ı temsilen – 1 – vardır. Yani;


1+ 22



Canlıların genetik yapısını taşıyan KROMOZONLARIN sayısı isanlarda 23 çifttir. Bu 23 ÇİFTTEN sadece 1 ÇİFT CNSİYET KROMOZONUDUR! RAKAM YİNE;


1 + 22



23. KATEGORİ’nin ALTIN ÇAĞ olduğu, tüm semavi din bilginlerinin malumu bir konudur ancak İsrailoğulları ve Hıristiyanlar dinlerinin orijinalini koruyup, yaşatamadıklarından dolayı, bu müjdenin Müslümanların lehine sonuçlanacağı aşikar.Böylece dünya beşeriyetinin artık kabul etmesi gereken hususun son asrın aslında “Kuran Çağı” olması gerektiğidir.


KUR’AN-I KERİM’İN DE “23 YILDA” indirilmiş olması MANİDAR DEĞİL Mİ?..