Avrupa Şu Paganlıktan Ne Çekti

0
çekim Çelebi Zade

İnsanoğlu ilk çağlardan itibaren mutlaka bir şeye inanıyor. Çünkü inanç, insanın yaratılış paketinde gelen bir dosyadır. İsteseniz de istemeseniz de mutlaka bir şeye inanıyorsunuz. İlk çağlardan itibaren temel dinler dışında ilkel insanlar korktuğu şeylere, hayvana, yıldırıma vs. tapmaya başlamışlar. Bu ilkel inançların pîri kim diye düşünüp taşınırken yolum Roma’dan geçince cevabı buldum. İlk çağın küresel devleti Roma aynı zamanda ilkel inançların efendisidir. Roma’nın paganizmi diğer pagan inançlardan biraz farklıdır. Bu fark ise insanların ilahlaştırdıkları imparatorlarına tapmasıdır. Paganizm denen bu ilkel inanç, Roma’da insan vücuduna tecelli etmişti. Akdeniz’in bir başka yakasında da benzer bir inanç hastalığı bu sefer Yunanlılarda görülüyordu. Onlar insan-tanrı karşımı ilahlara tapmaya başlamışlardı. Avrupa dediğimizde de bahsi geçen coğrafyanın mimarisinden hukukuna kadar her karesinde Roma’yı görürüz. Paris de kötü bir Roma kopyasıdır. Roma’nın pagan hastalığı burada da ortaya çıkmıştır. Paris’in her tarafında ilahlaştırılmış insan heykellerini görmek mümkündür.

Gelelim Roma’ya.. Roma’nın sistemini yıkan Hz. İsa’nın öğretileridir. Roma’nın imparator tanrılarını (August, vs.) ortadan kaldıran, Hz. İsa’nın bütün ilahları reddedip “tek ilah var o da Allah’tır” söylemidir. Bu yüzden ilk Hristiyanlar, Roma’nın zulmüne maruz kalırlar. İşte mesele bundan sonra başlar. Hz. İsa’nın Hristiyanlığının yerine Yahudi Pavlus’un kurduğu kilisenin Hristiyanlığı, yani kutsal Roma ve Roma’nın pagan düşüncesi geçer.  Bu kısa tarihi bilgiden sonra gelelim esas konuya.

Her gittiğim yerde mutlaka ibadethaneleri gezerim. Çünkü bölge insanını en sade ve gerçek haliyle buralarda görürüm. İnsanlar, kendi inandıkları varlığın önünde acizlikleri ve içtenlikleri ile ibadet ederler. Paris’te gezerken de Notre Dame’a uğramadan olmaz. Kilisenin asırlarca bitirilmemesinin hikâyesi klasik bir Fransız karakteridir. Onu bir tarafa bırakalım. Yukarıda bahsettiğim konuya gelirsek Roma’nın pagan ilahları olan insan heykellerini veya kutsal kisvesi altındaki Hristiyan azizlerini, başta Hz. İsa heykelleri olmak üzere (işin garibi her kilisedeki İsa farklıdır), Avrupa’nın tüm kiliselerinde (Protestanlar hariç) görmek mümkündür. Pagan Roma’nın ilahları şimdi karşımıza Hz. İsa, Hz. Meryem ve Aziz Petrus’un Vatikan papaları tarafından azizleştirilen heykelleri olarak karşımıza çıkar ki bunlar modern paganizmin açık sembolleridir. Martin Luther’in temel tartışmalarının yanında belli dönemlerde Ortodoksların ikonaklazm hareketlerinin ne kadar haklı olduğunu Notre Dame’ı gezerken bir kez daha görürsünüz.

Notre Dame’ı gezerken turistik ibadet seremonileri de dikkatinizi çekiyor. Papaz efendi indirmiş perdeyi, yansıtmış dramatik mizansenleri; müzik eşliğinde size ibadet şovunu yapıyor. Daha inandırıcı olsun diye gözlerini kapatıp ellerini bağlıyor. Siz diyorsunuz adam kendinden geçiyor. Bu arada göz ucuyla saatine bakıyor. Sürenin dolduğunu anlayınca transtan çıkıp “arkadaşlar ayinimiz bitmiştir, diğer grubu alalım” diye sesleniyor ve siz, papazın sesini duyup sandalyenizi terk ederek, Notre Dame’ın kutsal emanetlerini birkaç yüz Euro ödeyerek geziyorsunuz. Kilise-para-kapitalizm ve turizm ilişkisini iliklerinize kadar Fransızlar size yaşatıyor. Gözleriniz kilisenin karanlık tavanında kamburu arıyor ama bulamıyorsunuz. Notre Dame’ın PİAR çalışması olan bu eser değişik kitapçıklarda size para karşılığında dışarıda sunuluyor. Kilisenin kapısının üstünde ve yukarıya doğru duvar bitişlerinde korkutucu yaratık heykelleri ile insan şeklindeki pagan ilahların kilisedeki hâkimiyetini görüyorsunuz. Sonradan görme Çinlileri bir tarafa koyarsak, herkes mimari yapıda “karanlık” ortaçağ kilisesinin en iyi örneklerini izliyor. Napolyon Paris’i kurarken Fransızlara bir Korsikalı olarak çok kızmış, “asırlardır yapa yapa bir kilisemi yaptınız” demiş. Bence doğru söylemiş, ama o da yapa yapa kötü bir Roma kopyası olarak Paris’i inşa etmiş. Unutmayalım Napolyon hiçbir zaman Sezar, Paris de hiçbir zaman Roma olamamıştır.