Balkanların İncisi Makedonya’yı Gezmeye Devam Ediyoruz

0

MODERN MAKEDONYA VE OSMANLI’NIN DOKUSUNUN BİRLEŞTİĞİ ŞEHİR; ÜSKÜP

Makedonya’nın eşsiz başkenti Üsküp… İki ayrı dünyanın köprüler aracılığı ile kesiştiği nokta… köprünün bir tarafında tarihi Üsküp Türk çarşısı diğer tarafında heykellerin dile geldiği modern Skopje.

Üsküp’te Gezilecek Yerler

Balkanların en büyük çarşısı olan Üsküp Türk Çarşısı diğer bir adı ile Eski Çarşı hem tarihi dokusu hem de yeme – içme ve alışveriş için özellikle Türk turistler tarafından büyük ilgi görmektedir. Eski Çarşı; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (Taş Köprü), Mustafa Paşa Camii ile Üsküp Kalesi arasındaki bölgede kalmaktadır.

Bu bölge de 1600’lü yıllarda 2000’in üzerinde dükkân bulunmaktaymış. Şuanda da birbirinden farklı yerel lezzetleri tadabileceğiniz restoranlar, alışveriş yapabileceğiniz hediyelik eşya dükkânları, kuyumcular vs. bulabilirsiniz. Çarşı içerisinde eski dönemlerde 12 camii bulunmasına rağmen bu camilerden günümüze Mustafa Paşa Camii ve Murat Paşa Camii ulaşabilmiştir.

Mustafa Paşa Camii; vezir Mustafa Paşa tarafından 1492 yılında yapılmıştır. 1963 yılında meydana gelen şiddetli deprem sonucunda hasar gören camii bir dönem ibadete kapalı kalmış, gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sonucunda beş yıl sonra tekrardan ibadete açılmıştır. Günümüzde de TİKA tarafından yenileme çalışmaları devam etmektedir. Camiyi ziyaret ettiğinizde yan tarafından vezir Mustafa Paşa’nın ve kızı Ummi Hatun’un mezarı bulunmaktadır.

Murat Paşa Camii; Eski Çarşı’nın merkezinde tüm ihtişamı ile ziyaretçilerini beklemektedir. Ne zaman ve kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemesine rağmen Üsküp’te çıkan büyük yangından sonra 1802 yıllarında tekrardan restore edildiği anlatılmaktadır.

Taş köprünün diğer tarafında yükselen heykellerin şehri modern Üsküp’ü görebilirsiniz. Onlarca heykele ev sahipliği yapan bu bölgede çoğunlukla Hristiyan Makedon halkı yaşamaktadır. Müslüman bölgesinin fakirliğine karşın burası tam bir Avrupa şehri… Bu bölgede; Museum of Macedonian Struggle (Milli Mücadele Müzesi), Skopje Triumphal Arch (Üsküp Zafer Kemeri), Dışişleri Bakanlığı binası, Anayasa Mahkemesi, Arkeoloji Müzesi, Ulusal Tiyatro, Opera binası gibi yapıları görmeniz mümkün.

Üsküp şehrini gezip, alışverişimizi yaptıktan sonra arabamıza atlayıp gezi rotamızda bulunan Tetova şehrine doğru yola çıktık. Yaklaşık iki saatlik yolculuğumuzdan sonra kendimizi Kalkandelen sokaklarında bulduk.

Balkanların İncisi Makedonya

TARİHİ DOKUSU, EŞSİZ CAMİLERİ İLE TETOVA (KALKANDELEN)Tetova’nın halkın yüzde yetmişi Türk ve Müslüman. Sokakta yürürken, dükkânlara girdiğinizde müthiş bir enerji ile birlikte Osmanlıdan gelen samimiyeti ve aidiyetlik hissini aynı zamanda da hasret duygusunu hissediyorsunuz.

Orada yaşadığımız küçük ama bizleri bir o kadar derinden etkileyen bir anımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kalkandelen çarşısında yürürken bir giyim mağazasına girdik. İçeride bulunan dükkân sahibi 55 yaşlarında bir Üsküp Türk’ü bir hanımefendi gülen siması ile “Osmanlının torunları hoş geldiniz” diyerek bizlere içten bir şekilde sarıldı. Hemen Türk çayı söyledi ve muhabbete başladık. Birkaç yıl öncesine kadar Tetova halkının Makedonlar tarafından psikolojik baskılara maruz bırakıldıklarını fakat daha sonra çoğu Hristiyan’ların bu bölgeyi terk edip Üsküp’e gittiğini kalan halkın çoğunun Müslüman Türk ve Arnavutlar olduğunu söyledi. Bizleri en duygulandıran sahne ise veda ederken “Türkiye için sürekli dua ediyoruz, Kur’an’lar okuyoruz. Siz ne kadar güçlü olursanız Osmanlı’dan kalan bizlerde sizin sayenizde ayakta kalıyoruz. Gönlümüz ve dualarımız hep sizinle. Burada bir ablanız olduğunu unutmayın…”

Vedamızdan sonra Tetova sokaklarında gezimize devam ettik. Karşımıza tüm ihtişamı ile Sarena Dzamija – Alaca camii çıktı. Dantel gibi işlenmiş bu cami 1438 yılında inşa edilmiştir. 1833 yılında Abdurrahman Paşa caminin restorasyonunu gerçekleştirerek geometrik ve çiçek süslemelerini, manzara görüntülerini kullanarak alışılagelmiş cami görüntüsünden uzaklaşarak birbirinden eşsiz süslemeler kullanmıştır.

Buradaki ziyaretimizden sonra halk pazarından geçerek Harabati Baba Tekkesi’ne (Sersem Ali Baba Dergahı) ulaştık. 1538 yılında inşa edilen Bektaşi tekkesi günümüzde de ziyarete açıktır. İçeriye girdiğinizde Arnavut olan Derviş Abdul Muttalip Bekiri sizleri karşılamaktadır. Akıcı bir Türkçesi bulunun Derviş her türlü sorunuza içtenlikle cevap vermektedir.

Tetova Kalesi’de ziyaret edebileceğiniz yerler arasında bulunmaktadır. Küçük bir şehir olan Tetova’dan sonra Gostivar’a doğru yola çıktık.

ŞİRİN BİR YER; GOSTİVAR

Nüfus’un yüzde 60’ı Arnavutlardan oluşmaktadır. Kalan halk ise Türk ve azınlık olarak da Makedon’dur. Misafir anlamına gelen “gosti” kelimesinden ismini alan şehrin ufak, şirin ve samimi bir havası bulunmaktadır. Şehri gezmeye başladığınızda karşınıza ilk olarak meydanda yükselen Saat Kulesi’ni göreceksiniz. 1566 yılında inşa edilen Saat Kulesi, şehrin sembolüdür. Yanında bulunan camiye de ismini vermiştir.

Şehrin merkezi birkaç sokaktan oluşmaktadır. Birkaç saatte keşfedebileceğiniz Gostivar’ın yakınlarında birçok gezi noktaları bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Debar’a giden ana yol üzerinde, Rostusa köyü civarında bulunan tarihi Monastery St. Jovan Bigorski (St. Jovan Manastırı)’dır. MAkedınya’nın en meşhur manastırlarından biridir. Doğa parklarını ve parkurlarını seviyorsanız ülkenin en büyük doğal parklarından biri olan Mavrova Milli Parkı da Gostivar yakınlarında ziyaretçilerini beklemektedir.

 BALKANLARIN İNCİSİ; OHRİD

Ülkenin en büyüleyici yerlerinden biri olan Ohrid’e kesinlikle hayran kalacaksınız. Tarihi dokusu, eşsiz gölü ve güneşi ile Makedonya’nın gözde tatil beldesidir. 1979 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. Ohrid Gölü, 30 kilometre uzunluğunda, yaklaşık 300 metre derinliği ile Balkan yarımadası içerinde en derin göl olma özelliği göstermektedir.

Ohrid şehrine birkaç gün ayırırsanız pişman olmazsınız. Özellikle dar sokaklarında kaybolarak gezebilirsiniz. Her sokakta ayrı bir tarihi dokuyu keşfediyorsunuz.

Ohrid’de Gezilecek Yerler

Aziz Yuhanna Kilisesi; büyüleyici manzarası ile gözleri doyuran Kaneo sahilindeki kayalıklar üzerine 13. Yüzyılda inşa edilmiştir.

Ohri Ayasofya Kilisesi; 9. Yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminde cami olarak kullanılan yapı Makedonya Cumhuriyeti döneminde kilise olarak kullanılmaktadır.

Church of Saints Clement and Panteleimon (Aziz Clement Kilisesi); 10. Yüzyılda Bizans mimarisinden esinlenilerek inşa edilmiştir.

Antik Tiyatro, Plaoşnik (arkeolojik bölge), Çar Samuel Kalesi, Erken Dönem Hristiyanlık Bazilikası, Potpesh sahili, Sinan Çelebi Türbesi, İcon Galerisi, Ali Paşa Cami de görülebilecek yerler arasındadır.

Balkanlara gerçekleştireceğiniz bu keşif turu zihninizde kalıcı bir iz bırakacak.

Şimdiden herkese iyi yolculuklar…