Başbakan Davutoğlu’ndan çay yanıtı: ‘Gitsinler çaylarını kiminle içeceklerse içsinler’

0
62

Biz bir film senaryosu çeviriyor değiliz. Türkiye ateş çemberinin ortasında. Yüzlerce askerimizi, polisimizi şehit vermişiz. Yok çay içecekmişiz de, kaçak çaymış da. Gitsinler çaylarını kiminle içeceklerse içsinler. İsterse Kandil’e gitsin çayını içsin bu film senaristi. Türkiye ateş içinde olacak, etrafımız ateş çemberi olacak, beyefendi kaçak çaydan bahsedecek, ben de o masaya oturacağım öyle mi? Ya samimiyetten uzak dururlar, ciddiyeti de unuturlar o zaman da onlara hadlerini bildiririz. Dolayısıyla bütün bunları 2 gün içinde dinledikten sonra onların kapısına gideceğimi düşünüyorlarsa ya beni tanımıyorlar ya bu milleti tanımıyorlar.

Anayasal düzeni içerisinde HDP bir siyasi parti midir? Soru bu. Siyasi parti ise siyasi parti gibi davranacak. Yok terör örgütünün sözcüsü ise ve Türkiye’yi bir şekilde birtakım planların içerisine düşürecek tarzda bir piyon ise o zaman ona göre muamele görür.”

Başbakan Davutoğlu, randevu talebine “Kaçak çayını içer gider” diyen HDP’li Sırrı Süreyya Önder’e “Gitsinler çaylarını kiminle içeceklerse içsinler. İsterse Kandil’e gitsin çayını içsin bu film senaristi” sözleriyle tepki gösterdi. Davutoğlu, Sırbistan’a gitmeden önce Atatürk Havalimanı’nda özetle şunları söyledi:

ÖNYARGIMIZ YOK
“Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli’ye giderken herhangi bir önyargımız yok. İçerik bağlamında önemli olan anayasanın ruhudur. Şekli ve formundan önce anayasın ruhu üzerinde mutabık kalmak lazım. Özgürlükçü, insan odaklı, vatandaşı esas alan, vatandaşın devleti tamamladığı ve insan onuruna dayalı bir anayasa çerçevesini kendileri ile paylaşacağım. Zihnimde çok açık ve net bir tablo var ama bu net tablo tartışılmaz değil.

NEZAKETSİZLİĞE İZİN VERMEM
(HDP’yle olan randevunun iptali) Bu randevuyu talep eden bu ülkenin Başbakanı ve yüzde 49.5’lik destekle, aslında böyle bir diyaloğu da o desteğe dayanarak yapmış bir Başbakan. Benim hayatımda kimseye nezaketsizlik yaptığım görülmemiştir. Ama bana karşı yapılan bir nezaketsizliği içime sindireceğimi birisi zannediyorsa buna da izin vermem. Anayasayı konuşmak için gideceğim, sanki böyle bir gündem yokmuş gibi benden hesap soracaklarını ima edecek şekilde, efendim Sur’da, Cizre’de şunları sunları soracağız. Bana hesap soracaklarına Sur’u, Cizre’yi hendeklerle, barikatlarla zindan yerine çevirenlerden hesap sorsunlar. Hesap soramıyorlarsa sussunlar.

HANİ TÜRKİYELİLEŞECEKLERDİ
Benim randevu talebini reddetmem sonrasında, DTK diye hangi zemine oturduğu belli olmayan bir yapının açıklamalarını da gördünüz. Hani Türkiyelileşmekten bahsediyorduk? Hani Türkiye toplumunun bir parçası olacaklardı? 7 Haziran öncesi bu samimiyetsiz beyanlar inanan ve bu partiye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum: Hesap sorun bunlardan. Niyetleri ortaya çıktı. Anayasayı herkesle tartışırım ama Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü kimseyle tartışmam. Herkesle barış içinde nasıl bir gelecek inşa edeceğimizi konuşurum ama hendeği, barikatı savunanlarla, hendek ve barikatla mücadele edenlerin haklı mücadelesini tartışmam.