Beyaz Kitap Kızıl Dolar

0

Amerikan seçimlerinin yaklaşmaya başladığı zaman diliminde doların stabil olmayan hareketleri, gümrük vergilerinde ki radikal değişimler ve ekonomik manipülasyonlar dikkatleri ABD’ye çevirdi. Özellikle son dönemde Trump ve pentagon tarafından yapılan farklı açıklamalar doların geleceği hakkında değişik yorumlara neden oldu. Ortaya çıkan resminde tek elden yönetilen dünya ekonomik sisteminin artık miladını doldurduğu görülüyor.  Müttefik ülkeler arasında meydana gelen anlaşmazlıklar ve karşılıklı güven zedelenmeleri sonucu çatırdayan ilişkiler de hesaba katıldığında, artık çok kutuplu yeni bir ekonomik düzene geçiş yollarının aranmaya başladığını görmekteyiz. Küresel düzende meydana gelen sarsıntı ve sancıların sebeplerinden birisi de çok kutuplu ekonomik düzene geçişin doğum sancıları olarak da açıklanabilir.

Çin hükümeti tarafından yakın zamanda yayımlanan “Çin ve Dünya Ticaret Örgütü” başlıklı “Beyaz Kitap” yayınlandı. Kitap, Çin’in ABD ne karşı izlediği ve bundan sonra yapılacak ekonomik hamlelerin ipuçlarını veriyor.  ABD’nin tek taraflı olarak müttefik ve komşuluk ilişkilerini hiçe sayarak aldığı radikal kararlar neticesinde dünya üzerinde ticaret savaşı başlattı. Ama bu ticari savaşın sonunda kazanan değil kaybeden taraf olacağı sonucuna yer veriliyor. Çok kutuplu ticaret sistemine bu kitapta da değiniliyor. Bu sürecin önemli ülkelerinden birisini Türkiye olarak belirtmektedir. Kitapta Çin’in Türkiye ile el ele vererek güçlerini birleştirip, yeni ekonomik sistemin gelişimini sağlayacağı ve böylece dünya ekonomi düzeninde daha açık, kapsayıcı, paylaşımcı dengeli gelişimi hedeflediğine vurgu yapılmaktadır. Adaletsiz kazanç temelleri üzerine bina edilen tek taraflı ekonomik sistem kavramları çoğu ülkeler tarafından eleştirilse de Çin tarafından gündeme getirilen adaletli kazanç ve dengeli paylaşım ilkelerine dayalı ekonomik sistem ise çoğu ülkeler tarafından destek görmektedir.

Çin ve Türkiye arasında 21 milyar doları geçen ticaret hacmi, şu an Çin’i Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağı konumuna getirmiştir. Türkiye-Çin arasında yapılan ticaret hacmi detaylı incelendiğinde; Çin’den ithal edilen elektromekanik ürünler, günlük pratik tüketim ürünleri, taşınabilir ileri teknoloji ürünleri Türkiye tarafından büyük ilgi görürken, Türkiye tarafından Çin’e ihraç edilen gıda ürünleri, petrokimya   ve madencilik sektörü ise büyük ilgi ve beğeni görmektedir. Çinli firmaların Türkiye’de gerçekleştirmekte olduğu proje sözleşmelerinin toplam değeri 18 milyar doları bulmuşken toplam cirosu ise 14 milyar dolara yaklaşmıştır. Bu projelerin başında; Ankara-İstanbul hızlı tren projesinin 2. etabı, Aksaray’daki Tuz gölü için yer altı depolama tesisi (sıvı doğalgaz) , Kazan’daki doğal soda külü tesisi ve birçok mega projeler yer almaktadır. SPIC ve AVIC international’ın 1.7 milyar dolarlık ortak yatırım yapacakları ‘Emba Hunutlu Termik Santrali’ çalışmaları ise kısa zamanda hayata geçirilecektir. Türk-Çin yatırımları karşılıklı şekilde artarak devam ederken iki ülke arasında ki dayanışma ise doların agresif hareketleri neticesinde daha yakınlaşmış ve artarak devam etmektedir.

Çin tarafından yayınlanan kitapta ayrıca ortak “Kader Birliği” vurgusu üzerinde durulmuştur. Türkiye’nin istikrarlı gelişmesinin ve güçlü temeller üzerine inşa edilen ekonomik sisteminin uluslararası düzeni bozacağına yer verilmiştir. Yeni sistemin ortaya çıkması durumunda bu sistem, çok taraflı ticaret sistemi olacak ve Türkiye’nin   ise bu kutuplardan birisi olarak yerini alacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Ayrıca ABD tarafından baskı ve haksızlıklara uğrayan iki ülke olması nedeni ile  Çin tarafından Türkiye’ye ortak kader birliği açıklamasının ardından, Çin dış işleri bakanlığı tarafından yapılan son açıklamada Türkiye’ye destek mesajları verildi. Bakanın destek mesajlarının ardından ICBCT kanalı ile Türkiye’ye sağlanacak (miktar belirtilmedi) krediye de değinen bakan ikili ülke ilişkilerinde dostluk mesajlarını yineledi.

Çin, Beyaz Kitabı yayımlayan taraf olarak gelecek stratejilerini paylaşırken, birçok ülke dost müttefik kavramlarını sorgulamaya başladı. Sermayeyi elinde tutabilen ve paraya güven veren topraklar, güçlü ekonomi için güvenli bir liman konumunda olduğu sürece kazanmaya devam edecektir. İlerleyen günlerde ekonomide cesur adımları, yeni ekonomik sistemleri, yer değiştiren dost-düşman kavramlarını. Her şeyden de önemlisi de dolara rengini veren yeşil sermaye devam mı edecek, yoksa doların rengi kızıla mı dönecek? Bir dünya düşünün ki renklerle yönetiliyor! Rengarenk bir dünyamız var aslında. Ne demişler; Zevkler ve renkler tartışılmaz. Bizlerde dünyanın hangi renkleri tercih edeceğini izleyip göreceğiz ve saygı göstereceğiz. Sürprizlere de fazlasıyla açığız ve beklenenin ötesinde bambaşka renklere de bürünebilir dünyamız, dedik ya tercihlere saygılıyız diye… Fakat şuan için ön plana çıkan iki renk var; biri yeşil biri kırmızı…