Didem Madak İle İzmir Çamdibi Mezarlığında Buluşmuşuz

0
Görsel, Woody Allen’in Everybody Says I Love You adlı filminden alınmıştır.

Hayranı olduğum şairle, Didem Madak ile buluşacaktım. İzmir’e eğitim ile ilgili işlerimden ötürü yolum düştü. Biliyordum, yağmur kadar İzmirlidir Didem Madak, çünkü tüm kitaplarını okumuştum. Sözleştik kendisiyle, dokunmatik telefonlarımız aracılığı ile… Çamdibi Mezarlığında buluşacaktık, epey erken gittim. Mezar taşlarındaki isimleri okudum ancak fazla oyalanmıştım. Didem Madak beni, buluşma yerimiz olan üçüncü çeşmenin önünde

G’: Didem Hanım, çok özür dilerim. Beklettim seni.

Didem Madak: “Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile ayıpladı beni.”

G’: Ağladın mı? Ciddi misiniz sen?

Didem Madak: “Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.”

G’: Şu an çok pişman oldum gerçekten. Kalbim, beynim çakıl taşları ile dolu benim. Onarmak için Fatiha okuyordum bazı mezar taşlarına.

Didem Madak: “Kırık kalplerle süslü bir sayfaysan / Camsan, saydamsan, beni kırarsan.”

G’: Hayır, kesinlikle hayır! Kırmam elbette.

Didem Madak: “Kalbim anlatılmaktan usanmış / yıldızı sönmüş bir komedyendir artık”

G’: Hayır, neler söylüyorsun Didem Hanım? Kendinize gel lütfen.

Didem Madak: “Ardım sıra yollara hayalimin kırıklarını bıraksam / Yeter mi bu izler beni kendime getirmeye acaba?”

G’: Bakın işte hayalinizin kırıkları… İnsan hayatı zaten bunun ne fazlasıdır ne eksiği. Hayallerimizin kırıklarını takip edip hatalarımızı buluyoruz, sonra o hatalardan ders çıkarıp yine aynı hataları yapıyoruz. Sonra hayallerimiz yine kırık.

Didem Madak: “Geçen yazı bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim. / dut taneleri düşerdi sayfalara / tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi.”

G’: Ben geçen yazı Oğuz Atay okuyarak geçirdim. Tabi Selim, Turgut, Hikmet, Bilge, Albayım, Mustafa hoca, demiryolu hikâyecileri vs. de bizimleydi. Ansiklopediler düştü sohbetlerimize, eksik sayfalarını hünersiz bileklerimle doldurmaya çalıştığım…

Didem Madak: “Hep bir mucizenin alt katında yaşıyorsun.”

G’: Ve o mucizeye, bu kadar yakın olmama rağmen, hiç dokunamıyorum.

Didem Madak: “Berbattı, / bir şiire böyle başlanmazdı.”

G’: Tabi şiirlerini kanguru gibi karnında taşıyan biri için söylemesi kolay.

Didem Madak: “İnsan çıtır ekmeği ısırdığında / kırıklar dolar kucağına / işte orası umudun tarlasıdır.”

G’: Biz ona şimdilerde “o gemi bir gün gelecek” diyoruz.

Didem Madak: “Vasiyetimdir: / dalgınlığınıza gelmek istiyorum.”

G’: Ah bu ne acı bir şiir oldu böyle Sayın Didem, neredeyse “beni bir sutyen lastiği ile as” diyeceksin.

Didem Madak: “Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?”

G’: “Şiir şiir olalı böyle şiirsizlik görmemişti.”

Arkasını dönüp gitti Didem, İstanbul Edirnekapı Mezarlığı’nda buluşacaktık bir sonraki sefer. Üstelik bu defa yanına 128 Dikişli Şiir’i de aldı. Kesesine koymadığı hiçbir şiir kalmamıştı…

Yararlanılan Kaynaklar: Didem Madak – Grapon Kağıtları, Didem Madak – Ah’lar Ağacı, Didem Madak – Pulbiber Mahallesi.