Doğu Akdeniz Doğalgazın Enerjisi Kıbrıs Sorununu Çözebilecek Mi?

0

Kıbrıs sorunu Türk Siyasal Hayatında ve Türk Dış Politikasında en çok konuşulan konu olmasına rağmen en az çözüme ulaşabilen mesele olarak da yıllardır karşımızda durmaktadır.

1960’lar da Türk Dış Politikasında sorun olarak tanımlanan Kıbrıs meselesi 1974’te Barış Harekâtıyla zirve yapmış, 1980’lerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmasıyla da problem başka bir merhaleye evirilmiş oldu. Ak Parti hükümetlerinin ilk yıllarında Kıbrıs konusunda ezber bozucu politikalar izlendi ise de Denktaş faktörü sorunda belirleyici rol oynadı. Türk tarafında bu gelişmeler olurken,  Güney Kıbrıs’ın AB’ ye üye olmasıyla Kıbrıs sorununda klasik taraflarıyla birlikte denkleme AB de dâhil oldu. 2015’lerde Kıbrıs resmine Doğu Akdeniz deki doğalgaz gerçeği damgasını vurdu. Şimdi bu etken ekseninde Kıbrıs resmine de tekrar bakmakta fayda vardır.

AB Doğalgazda tamamen dışarıya bağımlıdır. Doğalgazı ağırlıklı olarak Rusya’dan alan AB ülkeleri Ukrayna olayında yaşanan enerji krizi yanında Rusya’nın doğalgaz şirketi Gazprom bir silah olarak kullanılmasından tüketici olarak Avrupa’yı hep rahatsız etmektedir. Bu vb. etkenlerden dolayı AB yeni enerji platformları arayışı gitmektedir. Bu arayışta Azerilerin TANAP’ı, K.Irak’ın doğalgazı, hatta İran’ın gazına olan talep için Nükleer görüşmelerde takınılan olumlu havayı bu çerçeve de görmek lazımdır. Bütün bu alternatif alanların ortak yönü hiçbir üretim alanının AB ait olmamasıdır. Doğu Akdeniz gazında ise durum tamamen farklıdır. Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olmasıyla Avrupa Doğu Akdeniz’deki enerji kavgasında fiilen işin içine girmiştir.

Doğalgaz sektöründe gazın çıkarılması yanında taşınmasında da en önemlidir. Gazın taşınmasında boru hatları olmazsa olmazdır. Boru hatları dendiğinde ise mutlaka kara parçası devreye girmektedir. Doğu Akdeniz’de fotoğrafına bu gözle baktığımızda gazın en kestirme en ucuz ve en güvenli yerden taşınması en önemli tercih nedenleridir. Doğu Akdeniz gazı konusunda ilk öne yol alan ülke İsrail’dir. Gazın pazara ulaşması İsrail tarafından baktığımızda Lübnan, Suriye, Türkiye hattı gözükse de Suriye’deki savaş ve kesilen İsrail Türkiye ilişkileriyle bunun şu anda olması mümkün değil. AB için gaz talep artışları çerçevesinde gazın kendine mutlaka bir yol bulması gerekmektedir. Bu noktadan itibaren bütün gözler Kıbrıs’ın üzerinde düğümlenmektedir.

Diğer taraftan Kıbrıs’taki bölünmüşlük ve siyasi istikrarsız AB gaz talebi yanında gazı çıkaranları sorunu çözmek üzere yoğunlaşmalarına neden olmaktadır. Diğer taraftan Yunanistan da yaşanan ekonomik kriz, AB enerji güvenliği, Türkiye’nin enerji merkezi olma hayalleri yanında, Güney- Kuzey Kıbrıs’taki ekonomik sıkıntıları, son yıllarda da her iki toplumdaki yönetim değişiklikleri sonucu halkın tek Kıbrıs’a doğru sinyaller vermesiyle birleşince önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin Kıbrıs konusunda artan baskılardan öte yeni stratejiler üretmesi şart haline gelmiştir.

Şu an da Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail enerji konusunda son bir yılda hızlı ilişkiler içine girip gazı nasıl AB ulaştırırız telaşındadırlar.  Enerji şirketlerinin baskılarıyla gazın rotasını siyasi olayların yanında maliyetlerinde belirleyeceğini unutmamak lazımdır. Bu denklem açısından probleme baktığımız da Türkiyesiz Doğu Akdeniz gazının AB’ye hızlı ve güvenli ulaşması mümkün değildir. İşte Türkiye stratejisini bu nokta üzerinde şekillendirerek Kıbrıs’taki Türklerin haklarını muhafazadan ödün vermeden, garantörlük çıkarlarını da gözeterek Kıbrıs politikasını yeniden elden geçirmesi gerekmektedir. 1960lardaki gibi inisiyatifin Rumlarda olduğu Kıbrıs gibi değil siyasi, idari ve enerjide iki toplumun eşit haklarının olduğu ve Türkiye tarafından da korunan tek Kıbrıs’a doğru evirilen bir stratejiye ihtiyaç vardır. Şu da unutulmamalıdır ki “çözümsüzlüğün çözüm olduğu bir politika izlenmeye devam edildiği sürece iş işten geçmiş olur.” Bizim dışımızda süreç başladı, yol alınıyor unutmayalım. AB enerji güvenliği için kendi üyesi olan G.Kıbrıs’tan zaten gazı alacaktır. İsrail ve Mısırdan da gazı alacak olan AB’dir.. Biz istesek de istemesek de gaz AB ye gidecek borular bizden geçmezse son tahlilde maliyetli de olsa da Yunanistan hattı üzerinde gidebilir bunu da yabana atmayalım. Bununla birlikte K.Kıbrıs’taki işsizlik, ekonomik durum, gençlerin tavırları ve son seçim sonuçları elimizdeki K.Kıbrıs’ın yavaş yavaş AB’ye doğru kaydığını gösteriyor.

Sonuç olarak, Türkiye Kıbrıs’ın tek bir parça olması gibi ezber bozucu stratejileri de düşünerek Kıbrıs’ı AB’ye vermeden Kıbrıs gazını kendi üstünden geçirip, AB enerji güvenliğinde etkin olabileceği bir Kıbrıs politikasına geçmesi reel politiğin gerçeği olduğunu unutmamalıdır.