Dünya Sistemini Ayakta Tutan Kurumlar Eleştiri Altında

0

Bir sistemi kurmak zordur. Ama hepsinden de önemlisi kurulan sistemi ayakta tutmak daha zordur.20.yy dünya sisteminin en fazla yıkıldığı, en fazla sisteminin kurulduğu asır olarak hafızlarda kalacaktır.

Sistemler Büyük Savaşlar Sonrası Kurulur.

Sistemler büyük savaşlar sonrası kurulan yapılardır. Aslında savaşlarda sistem yıkmak üzere yapılan güç mücadeleleridir. Savaşın galipleri kendi sistemlerini mağluplara kabul ettirenlerdir. Galipler sistemlerinin yıkılmaması için düzenlerini sorgulatmazlar. Sistemlerini devam ettirmek için sadece siyasi  kulvar değil askeri, hukuki, mali yapılar kurarak hepsini birbirine entegre ederler. Aslında sistem bir örümcek ağ şeklinde kurgulanır. Galip gücünü her alanda hissettirir. Düzene karşı gelmeye çalışanlar, kendilerini ağında dışında görmelerine rağmen de aslında ağın hep içindeki avdırlar. 20.yy uluslararası sistemi 19.yy un İmparatorluk ve emperyalist düzenini sözde bitirmiştir.

20.yy Galiplerin Sistemi Üzerine İnşa Edildi.

Birinci Dünya savaşı akabinde Paris de 1919  düzen tartışmaları ekseninde 20.yy ın temelleri atıldı. Paris de yeni bir öneri ABD başkanı tarafından dile getirildi. “Galip ve mağlubu içine alacak bir sınıf kuralım, sınıftaki düzeni galip belirlesin. Sınıfın bir başkanı olsun. Sınıfa girecek üyeler statülerini ve başkanı baştan kabul edecekler. Sınıfın düzenini sorgulanmayacaktı.” Bu fikrin adı “Milletler Cemiyeti” oldu.Savaşın galibi İngiltere mevcut önerinin önemini anlayamadı. Sistem istenildiği gibi ilerlemedi. Wilson’un ortaya attığı bu sistem hiçbir ülkeyi sistem dışında bırakmıyordu. Çünkü kural buydu.

Sistem Dışında Kalan Sistemi Yıkar.

Sistem dışında kalan sistemi eninde sonunda yıkar. Nitekim, Hitlerin 1936 itibaren dünya sistemini dolayısıyla İngiltere’nim dünya hâkimiyetini sorgulaması insanlığı, II. Dünya savaşı gerçeği ile karşı karşıya bıraktı. Dünya savaşının galipleri arasında yer alan ABD bu sefer diğer galipleri de yanına alarak yeni bir sistemi birlikte inşa etti. Tüm dünya ülkelerini başta Almanya olmak üzere bu sistemin sembollük kurumu BM üye yaptı. Savaşın galipleri sistemin bir daha değişmemesi için “eşitsizliği yeni düzenin merkezine” koydular.  Beş daimi üyenin veto yetkisi olduğu diğer üyelerinin veto güçlerinin olmadığı, galiplerin her zaman galip, mağluplarında her zaman haksız  oldukları durumda Birleş(tiril)miş Milletler hayata geçti. Kurum galibin hakkını koruyan, mağlubu ezen bir yapı olarak yetmiş kusur senedir varlığını sorgulamadan devam ettiriyor.

Dünya Sistemini Ayakta Tutan Kurumlar; NATO,BM,OPEC,OECD,IMF…

Dünya savaşı sistemini sadece siyasi kurumlarla değil NATO ve Varşova, Anzus, Cento gibi askeri yapılarla sigortalandı. Günümüzde bunların içinde kala kala NATO kaldı. O da 1994 lerden itibaren kendini dünyanın jandarması olarak konuşlandırdı. Buradaki jandarmalık zamanla ABD askeri gücü gibi hareket etmeye kaydı. “Parayı veren düdüğü çaldı. Ne zaman parayı verip, düdüğü çalamadı. O zaman kurumda en çok şikâyetçi o oldu.” Trump’ın  ağzı ile ABD, BM’yi,NATO’yu sorgulamaya başladı. Diğer taraftan düzen,IMF ile dünya ekonomik sistemini, OPEC le enerjiyi, OECD ile ekonomik  kalkınma  formülleriyle dünyanın tüm alanlarına nüfuz etti. Bu düzendeki tüm kurumlarda mantık BM deki yapı ile aynı  idi.İşin garibi Trump şimdi de bunları sorgulamaya başladı.

Düzen 20.yy Sonlarında  Sorgulanmaya Başladı.

1945 sistemi Doğu ile Batıyı kucaklamış gibi insanlığa lanse edildi.  Beş büyükten biri olan Çin, SSCB yıkılmasıyla ortaya çıkan Rusya sözde Doğuyu, ABD, Fransa ve İngiltere’de Batıyı temsil ediyorlardı. Böylelikle tüm dünyayı temsil eden bir BM daimi üye yapısı vardı. Aslında ne Hinduların Hindistan’ın, ne Müslüman Türklerin, ne Protestan Almanların, ne siyahi Mozambiklinin hiçbir şekilde BM de veto yetkisi yetmiş yıldır olmadı. Uluslararası Sistemi sorgulayanlar da düzen dışarı atıldı veya düşman olarak tanımladı.  İran, Kuzey Kore’nin başına gelenler aslın BM vb   kurumlar üzerinden  sistemi sorgulamalarının sonuçları olarak görmek lazımdır. 1989 da, SSCB tarih sahnesinden  ayrılmasından sonra I. Körfez savaşı sırasında ABD, Bush’un ağızından “yenidünya düzenini kendi hâkimiyetinde” kurduğunu itiraf etti.  Diğer devletlerinde bunu kabul etmesini yoksa Saddam’ın başına gelenlerinde onlarında başına geleceği ima etti. ABD, bunu da II. Körfez savaşında göstermeye çalıştı.11 Eylül saldırısı da dünyadaki bu düzeni yıkmaya çalışan eylem olarak gösterildi. Bu sistemi en fazla yıkmak isteyen dinin İslamiyet dolayısıyla Müslüman ülkeler  gösterilerek yeni düşman olarak lanse edildiler.

Sistemi Yöneten Sistemi Sorguluyor.

20.yy dünyasında kurulan sistem ve son on yıldır bu sefer devlet başkanları tarafından sorgulanmaya başladı. İşin en ilginç ise sistemin en tepesindeki ülke ABD Trump’la BM, NATO, IMF vb. örgütleri tartışmayı açtı.  Sonraki yazı da Liderlerin Dünya Sistemini Neden Sorguladıkları buradan nereye varacaklarını mercek altına alacağız.