Edebiyat Dehası Tolstoy ve Değerlerini Yansıtan Eseri “İnsan Neyle Yaşar?”

0

Lev Nikolayeviç Tolstoy’ u duymayanımız yoktur herhalde. O hem yaşamıyla hem de ölümüyle dünyada büyük yankılar uyandırmış bir deha. Bıraktığı eserler ve hayatıyla günümüzde halen varlığını sürdürmekte. Bugün Tolstoy’un ilginç ve bir o kadar da karışık hayatından ve O’nu Tolstoy yapan eserlerinden bahsedeceğim. Sonrasında ise yazarın benimsediği değerleri çok güzel bir dille anlatmış olduğu ‘İnsan Neyle Yaşar’ eserine değineceğim.

 

Pırıltılı Yaşamı ve Eserleri

9 Eylül 1828’ de Moskova yakınlarında bulunan Talu’da ki Yasnaya Polyana kasabasında gözlerini açan Tolstoy, asil bir ailenin soyundan gelmektedir. Annesini ve babasını çok küçük yaşlarda kaybedince halası ile yaşamaya başlar. 1844’te Kazan Üniversitesi’nde eğitime başlar. Ancak eğitim sistemine duyduğu öfke ve kötü alışkanlıklarla dolu öğrenciliği nedeniyle eğitimini bırakarak köyüne döner. Kendisine 12 maddelik bir program hazırlayarak kendi kendini yetiştirmeye karar verir. 1852’de orduya katılarak Kazakistan’ a gider. Burada Kazak halkının yoksulluğunu, çektiği sıkıntıları görür ve etkilenir. İlk eseri olan “Çocukluk” u burada kaleme alır. 1854’te Kırım Savaşı’na katılan Tolstoy burada edindiği deneyimlerle “Sivastopol” u yazar. 1857’de Avrupa seyahatine çıkarak eğitim sistemleri ile ilgili araştırmalar yapar. Döndüğünde öğrenimin, her öğrencinin kendi ilgi ve yönelimine göre olması gerektiğini düşünen Tolstoy, bir köy mektebi açar. Ahlaki yapısı belli oranda oluşan yazar, 1862’de Sofya Andreyevna Behrs’le evlenir. Özellikle ilk 15 sene çok mutlu bir evlilik yaşarlar. Eşi Tolstoy’a yazması konusunda en büyük desteği veren kişidir. 1863’te yazmaya başladığı ve başyapıtı kabul edilen “Savaş ve Barış” ı 1869’da tamamlar. 1873-1877 yılları arasında ikinci büyük eseri olan “Anna Karanina”yı bitirir. O dönemler hem hükümete hem kiliseye yönelik ağır eleştiriler içeren yazılar yazan Tolstoy, kilise tarafından aforoz edilir. 1896’da son eseri olan “Hacı Murat” ı yazmaya başlar ancak eser ölümünden sonra yayınlanır. Varlığın manasını arayan büyük yazar, halkın içler acısı durumuna dayanamaz, onların dertleriyle dertlenir ve elinden geldiğince onlarla birlikte, onlar gibi hayatını sürdürmeye çalışır. Ayrıca dine yönelişiyle birlikte Hristiyanlık ile ilgili güvensizliği artar ve bu konularda da insanların dikkatini çekmeye başlar. Tüm mal varlığını köylüler ile paylaşan deha, mülkiyet konusunda ailesi ile ters düşer ve yaşadığı ruhsal çöküntü günden güne artar. Hayat artık Tolstoy için yaşanmaz hale gelir.  Daha fazla bu duruma katlanamayan Tolstoy, küçük kızını ve doktorunu yanına alarak evi terk eder. Ancak bu haber medyanın gözünden kaçmaz ve Tolstoy gündem konusu olur. Kaçmak için treni kullanmak ister,  ancak sağlık sorunları el vermediği için 20 Kasım’da medya sayesinde tüm dünyanın gözü önünde hayata veda eder. Bütün yaşamıyla dikkati çekmeyi başaran usta yazar, ölümüyle de tüm dünyayı etkilemeyi başarmıştır.

Pırıltılı bir yaşamı ve farklı bir cazibesi olan Tolstoy, sadece edebiyatla ilgilenmemiştir. Aynı zamanda politika, felsefe ve bir dönem sonra din ile de ilgilenmiş ve her zaman basınla iç içe olmuştur. Büyük yazarla ilgili, Solomon Volkov’un Büyülü Koro adlı eserinde şu ifadeler yer almaktadır.

“Voltaire’nin ününü, Rousseau’nun popülerliğini ve Goethe’nin otoritesini birleştirdiği söyleniyordu.”

Bu sözler onun kusursuz, mükemmel biri olarak görüldüğünü, bütün olumlu vasıfları barındırdığını bizlere göstermektedir.

İnsan Neyle Yaşar? İçindeki Sevgi İle…

Sizlerle paylaşmak istediğim “İnsan Neyle Yaşar” eserinde de Tolstoy’un benimsemiş olduğu değerleri çok net görmekteyiz. Oldukça çalkantılı bir yaşam süren yazar, yaşadıklarını sürekli sorgulayarak belki de gerçek manada hakikate ulaşmıştır. Hayatında her zaman iyiyi, güzeli, doğruyu, sevginin gücünü, yardımseverliğin önemini ve erdemli bir birey olmanın gerekliliğini savunmuş ve kültür, inanç ve duygu dünyasına yönelmiştir. Yazdığı eserlerde hırsın, sabırsızlığın, kıskançlık ve doyumsuzluğun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini işlemiştir. Evrensel konular işlemiş ve insanlığa bu şekilde hizmet etmeye çalışmıştır. Bunu da “Dünyada barış insanda iyi niyet olmalıdır.” sözüyle çok güzel ifade etmektedir.”İnsan Neyle Yaşar?” kitabında da gerçek hayatı yansıtan hikayelerden yeni bir ahlak anlayışı çıkarmıştır diyebiliriz. Ayrıca henüz bir Tolstoy klasiği okumadıysanız bu kitap başlamak için çok ideal. Bahsedeceğim kitabın okuduğum versiyonunda altı hikaye mevcut. Bunlardan ilki kitaba ismini veren “İnsan Neyle Yaşar?”, ikincisi “Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez”, üçüncüsü “Mum”, dördüncüsü “Kızlar Büyüklerden Akıllıymış”, beşincisi “İnsana Çok Toprak Gerekir mi?” ve sonuncusu “İlyas” adlı hikayedir.

Üç Soru Üç Cevap

Kitabın bana göre en güzel hikayesi ilk hikaye olan ve esere adı verilen “İnsan Neyle Yaşar?” Bu hikayede Yaratıcı’nın verdiği görevi acıma duygusundan dolayı yerine getiremeyen ölüm meleğinin cezalandırılması ve sonrasında affedilmesi anlatılıyor. Tanrı meleğe üç soru sorarak, bu soruların cevabını öğrenip gelmesini söyleyerek onu insan şeklinde dünyaya yollar. Ana konu da işte bu üç soruda yatmaktadır. Öncelikle meleğe Semyon adındaki bir ayakkabıcı ve eşi yardımcı olur. Ona acıyarak yemek ve kalacak yer verirler. Melekten karşılık olarak Semyon’a yardımcı olmasını isterler. Bu süreç içerisinde melek kimseye bir şey anlatmadan o üç sorunun cevabını arar. Ve hikayenin sonunda istenen cevapları bulduğunda Semyon ve eşine olan biteni anlatarak geldiği yere döner. Bu üç soru neydi peki? İlki, ‘İnsanda ne var?’ İkincisi, ‘İnsana ne verilmemiştir?’ Ve üçüncüsü, ‘İnsan neyle yaşar?’ İlk sorunun cevabını melek Semyon’un eşi, onun kötü biri olmadığını anlayıp onu kabullendiğinde gülümsemesiyle anlar ki ‘İnsanda sevgi vardır’. Diğer sorunun cevabını ise akşama öleceğini bilmeyen bir kralın çizme diktirmeye geldiği sırada öğrenir ve ‘İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmediği’ni anlar. Son sorunun cevabını da ceza almasına sebep olduğu olayla bağlantılı bir kız çocuğu sayesinde öğrenir. Aslında o kıza doğumunda yardımcı olmak isterken Tanrı’nın isteğini yerine getirmediğinden dolayı ceza almıştır. Ancak sonradan sadece üzerine düşeni yapması gerektiğini, her şeyin Yaratıcının istediği şekilde en iyi olacağını anlar ve ‘İnsanın içindeki sevgi ile yaşadığını ve yaşayacağını’ görür. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. Sevgisiz dünya savaş meydanına döner. Sevgisiz kalpler etrafına kötülük tohumları ekmekten başka bir şey yapmazlar. Öyleyse ilk işimiz sevmek, sevelim ki dünya güzelleşsin.

Diğer hikayeleri okuduğunuzda da aynı konular üzerinde yoğunlaşıldığını göreceksiniz. Birbirine üstünlük taslayanlar, para ve makam hırsına kapılanlar, gururuna yenik düşenler ve mutluluğu zenginlikte değil her şeyini kaybettikten sonra bulduklarını anlatanlar kitaptaki diğer karakterler. Bu insanlar doyumsuz oldukları için hiçbir zaman arzularına tam anlamıyla ulaşamıyorlar. Aksine o arzularının esiri oluyor ve bu uğurda hayatını kaybedebiliyorlar. Ancak ne zaman bu yanlışlarının farkına varırlarsa işte o zaman esas huzuru, güzelliği görüyorlar. Günümüzde de böyle insanlar mevcut. İnsanlığa en büyük hizmet birbirimizi sevmek. Çünkü sevmekle başlar tüm güzellikler.