Ekonomik Tetikçi -1

0

Ekonomik tetikçiler, istihbaratçılar ve ordu. Hemen hemen dünyanın her yerinde görev başındadırlar. ABD dünya nüfusunun yüzde 5’ini oluşturuyor fakat dünya kaynaklarının ise neredeyse yüzde 40’ını kullanıyor. 11 Eylül saldırıları sonrasında kendi iç dünyasında büyük bir deprem yaşayan John Perkins, “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabını yazmaya karar veriyor. Yaşadıklarından ve yaptıklarından vicdani olarak rahatsızlık duyan Perkins, bildiklerinin daha fazla gizli kalmasını istemeyerek büyük mücadele ve engellemelere rağmen Aralık 2005’te kitabını yayınlıyor. Peki John Perkins neden önemlidir? Çünkü kendisi de bir ekonomik tetikçi idi…

Ekonomik tetikçi denilen kişiler, birçok ülkeyi trilyonlarca dolar dolandıran ve o ülkeleri kendisine muhtaç hale getirerek kontrol altına almaya çalışan yüksek ücretli profesyonellerdir. Bu kişiler Birleşik devletler, Dünya bankası, uluslararası kalkınma ajansı ve bazı yardım kuruluşları üzerinden dünya varlıklarını kontrol eden birkaç ailenin kasalarına para aktarırlar. Bu para transferini sağlarken kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayetler vardır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski ama günümüz dünyasında etkili ve korkutucudur. Bu ürpertici sahneyi göz önünde bulundurduğumuzda tozlu raflardaki gazete haberlerine doğru gidiyoruz, Ekvator Başkanı Jaime Roldos ile Panama Başkanı Omar Torrijos ikisi de bir süre önce uçak kazasında hayatlarını yitirmişlerdi ve onları seven halkları çok üzgündü. Oysa ölümleri biz kaza değildi ve asla birer tesadüfte olamazdı. Onlar, küresel imparatorluğu amaçlayan şirket-hükümet-bankacılık patronlarının kardeşliğine karşı geldikleri için suikasta kurban gitmişti.

Ekonomik tetikçiler, başkanları ikna etmekte başarısız olunca sırada bekleyen devlet destekli çakallar devreye girerek pürüzleri ortadan kaldırmıştı. İki başkanın hayatını ve iki ülke halkının iradesini hiçe sayarak… Bütün bunlar küresel imparatorluğu hedefleyen birkaç insanın aldığı radikal kararların neticesiydi.

Ekonomik tetikçiler her zaman tetiği mi çekerdi? Hayır tabiiki; onlar birçok iyilik yaparak ülkelere yatırım yapılmasını da sağlardı! Sadece gerekli olan parayı borç olarak temin ederler. Bu iyilikler elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, hava alanları, sanayi siteleri gibi altyapı yatırımları için verilen borçlar şeklindedir. Bu tip borçlar verilirken sadece ufak bir şart ile verilir. Bu gerekli olan şart da, alınan borç ile yapılacak tüm projelerin borcu veren ülkenin mühendislik ve inşaat firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir. İşin aslına baktığımızda alınan borç ihtiyaç sahibi ülkenin eline tam olarak asla geçmez. Paranın çoğu ABD’yi terk etmez bile; sadece Washington’daki bankalardan New York, Houston ya da San Francisco’daki mühendislik ofislerinin kasalarına aktarılır. Yatırımlar için alınan borcun ya da kredinin anında projeleri yapacak olan şirketokrasi üyesi firmaların hesaplarına anında geri dönmesine rağmen, borçlu konuma düşen ülke hem anaparayı hem de faizini son kuruşuna kadar ödemek zorundadır.

Görünmeyen Savaşlar, Dünya Ticareti

Bu çalışma düzeninde hem şirketler hem de bankalar oldukça karlı çıkar.  Borçlu ülkenin ne kadar çok borç para aldığı, ekonomik tetikçinin başarısı ile bir o kadar paralellik gösterir. Eğer danışmanlık yapan ekonomik tetikçi başarılıysa, borçlu olan ülkenin aldığı para miktarı da o kadar fazla olur. Borç alınan para ne kadar çok olursa, borcu ödemesi de o kadar zorlaşır ve borç alan ülke birkaç sene içerisinde borçları ödeyemez hale gelir. En baştan beri amaçlananlardan biri de borçlu ülke ödemeyi yapamaz duruma geldiğinde borcu zorbalıkla geri istemektir. Borç batağına faizlerle birlikte daha çok saplanan ülkeler borçları ödeyemeyeceklerini açıkladığında, ekonomik tetikçiler borçların ertelenmesine karşılık diyet isterler. Bu diyetler şunlardan birkaçını içerir: Birleşmiş Milletler’de alınan kararda ülkenin vereceği oyun kontrolü, topraklarında askeri üsler kurulması, yer altı zenginlikleri (madenler), petrol ya da Panama Kanalı gibi değerli kaynaklara erişim. Ülkenin can damarlarını kontrol altına alarak diyetini tamamlamış olan küresel imparatorluk, böylelikle kendisine bağlı birkaç sadık ülke daha eklemiş olur. Bu arada borç yükümlülüğü de devam edecektir, çünkü sadece borç ertelemeye karşılık diyetini aldılar.

Devlet stratejinin ve ekonomik bağımsızlığın olmadığı üçüncü dünya ülkeleri, ekonomik tetikçiler tarafından en çok sevilen ve rahatlıkla kontrol edilebilen ülkelerdendir. Üçüncü dünya ülkesindeki özel mülkiyetin ve parasal kaynakların %70 ile %90’ı, o ülke nüfusunun %1’inin elindedir. Kaynakların kontrolü %1’lik nüfusun elinde olduğundan bu oranı kontrol etmek oldukça kolaylaşır. Eğer kaynaklar %90 oranındaki halka dağılmış olsaydı bu durumda halkın tamamına yakınını kontrol etmek gerekecekti ki bu da imkansıza yakındır. Bu sebepler çerçevesinde olaylara bakıldığında, şirketokrasi kendi imparatorluğu altında bulunan ülkelerde kaynakların kontrolünü kendisine sadık birkaç aileye bırakmayı tercih etmektedir.

 Dünya küreselleşirken yöntemler ve gelenekler pek değişmedi aslında. Modern imparatorluk kurma çabalarındaki ustalık ve manevralar 18.yy Avrupalı sömürgeci güçleri dahi kıskandıracak kurnazlıktadır. Romalı kumandanlar, İspanyol istilacılar ve ekonomik tetikçiler. Ekonomik tetikçileri şövalyelerden ayıran özellikler ise; kılıç taşımaz, zırh ve askeri üniformalar giymezler. Ekonomik tetikçiler pratik zekalara sahiptirler ve en önemlisi de tarihten ders alırlar. Ekvator, Nijerya ve Endonezya gibi ülkelerde yerli bir okul öğretmeni, sıradan bir dükkan sahibi ya da bir turist rehberi gibi giyinirler. Londra, Paris, Washington gibi küresel imparatorluğun en önemli şehirlerinde ise bir bankacı ve ya bir bürokrat gibi giyinirler. Alçak gönüllü, saygılı ve normal davranırlar. Yoksul köyleri ziyaret eder, fedakarlık gösterir, hayırseverlik görüntüsü verirler. Özellikle yerel medyada bu görüntülerin çıkması için oldukça sempatik ve fedakar davranırlar. Özgür hareket ediyorlar görüntüsü verseler de ekonomik tetikçiler asla bir başlarına bırakılmazlar. Attıkları her adım kayıt altındadır ve her zaman onları takip eden çakallar vardır. Küresel imparatorluk asla bir ekonomik tetikçinin cüzdanı ile vicdanı arasındaki karar değişikliklerine terkedilemez!

Bir ekonomik tetikçinin neler yapabildiğini ve bu sistemin çalışma prensibini ‘Ekonomik Tekikçi – 1’ başlıklı yazımızda aktarmaya çalıştık. ‘Ekonomik Tekikçi – 2’ ile devam edeceğiz.

Günün Sözü: Kirli bir savaşın içindeyseniz temiz kalmanız mümkün değildir. Ama vicdanınız size tüm sırları yazdıracak kudrete sahiptir. Tıpkı Perkins’e yazdırdığı gibi…

Saygılarımla