Erasmus Hazretleri Der ki: Macron Fransa’yı Tekrar Horoz Yapabilir mi?

0

Ülkelerin devlet armaları dikkat çekicidir. Romalılardan gelen bu pagan hastalığı sonra ki asırlarda Avrupa derebeyliklerine orandan da tüm Avrupa krallıklarına yayıldı. Ayağa kalan Kaplan, Arslan, Kartal, Taç (not Kartal ve taç Venediklilerin amblemidir.) gibi semboller ülkelerin geçmişlerinin derinliğini ifade eder. Bu adet Bizans’la da Doğu’ya taşındı Bizans’ın çift başlı Kartalını Ruslar zorla alarak “biz köylü değiliz mavi kanız” demeye çalıştılar. Ama hala başaramadılar. Çar Petro ve Stalin zorla bunları medenileştirmeye denedi ise de ayı olarak hep kaldılar. Bu zorla güzelliğin nasıl olamadığı ileri deki yazılarımda da yazacağım. Baktım sizde de Kartal, Kanarya, Arslan hastalıklara bulaşmış. Sizin tarihinizde Selçuklular çift başlı Kartal ve bazı Türk devletlerinde de bozkurt kullanılmışsa da genellikle ağaç ve onun kutsal parçalarını tercih ettiklerini bilirim. Uç ok hala bizimde sizinde aksakallarında kullandığı bir işarettir. Dedelerinizden Osmanlı ise Çınar ağacını tercih etmişti. Bu amblemle asırlarca yaşayan ve Türklerce kutsal olan ağaç figürü Çınar’da hayat bulmuştu. Allah rahmet eylesin Osman Gazinin o günkü konuşması dün gibi hatırımda ahh ah. Her neyse Çınarı siz bize yani batılılara benzeyeceğim diye ret ettiniz. Abdülmecid veya Abdülaziz zamanında bir İngiliz’e yaptırılan şimdi her yerde gördüğüm Osmanlı arması yaptırdınız. Allah’tan orada İngilizler gizli göz veya hayvan figürleri kullanmamışlar. Bakıyorum sizin gençler Çınarı bırakıp, İngilizlerin yaptığı armaları evlerine arabalarına asıyorlar. Lütfen kardeşlerim, biraz doğru tarih öğrenin. Murat Bardakçı ve saz arkadaşlarının yaptığı magazin tarihçiliğinden vaz geçin. Halil İnalcıklarınız, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’larınız Ahmet Cevdet paşalarınız var. Benimde iyi arkadaşım olan Kemalpaşazadelerinizin eserlerinden dedenizi öğrenin. Sinemacılardan magazincilerden tarih öğrenilmez. Bu Ahmet Rasim hastalığını artık bırakın diyelim.

Macron Paris’te Geçen Hafta Şov Yaptı.

Gelelim bizim Macron’a… Kendisi geçen hafta pazartesi günü Paris de yaptığı artistlik hareketleri malumunuzdur. I.Dünya savaşının galibi olmayan, İngilizler tarafından hep ötelenen Fransızlar, sanki I.Dünya savaşının galibi gibi “Dünyayı biz şekillendirdik” diye Almanya ve Türkiye’de dâhil olmak üzere savaşın bütün taraflarını Paris’e çağırarak, Macron’a “dünya lideriyim” imajını vermeye çalışarak hava attırdılar.

Macron Proje mi?

Gariban Macron’dan biraz bahis edelim. Bakalım gariban mı diyeceksiniz. Hollande kabinesinde ekonomi bakanlığı yaparken burada da biraz duralım. Birden bire ortaya çıkmadığı proje olduğunu görelim. Şöyle ki; bana Rotschild söyledi. Bu aileyi hiç sevmem hep dünyayı yönettiklerini zan ederler. Başarılı oldukları projeler var. Şimdi anladığım kadarı ile Macron kendilerini tekrar göstermek istiyorlar. Aile sözcü bana, Hocam kendisini bizim bankada yöneticilik yaparken fark ettik. Sonra sizin ifadenizle birden bire kökü olmayan bir hareketi partiye dönüştürdük.

jacques chirac

Jacques Chirac , Sarkozy ve François Hollande tiplerinde bıkan  Fransız halkına aksakallı arkadaşlarının tavsiyelerini dikkat alarak Macron’u hazırladık. Onlar kendisinde büyük kadınla evlenen adamın hayatının her karesinin “proje olmaya aday olduğunu” söylediler. Bizde arkadaş birdenbire 3-4 ayda onu siyasi bir figür dönüştürerek başkanlığa taşıdık.

Elimizdeki Güç Askeriye ve Nükleer Silahımız

Ben Fransa’daki arkadaşlara dedim. Bakın bu adamdan Napolyon çıkmaz, hani boyu kısa fazla kafalı diye getirdiğiniz Sarkozy elinizde kaldı dedim. Dediler,  hocam bu öyle değil, hanımı sayesinde lafımızı dinler. Kendi başına hareket edemez. İngiltere’yi AB gönderdikten sonra meydan tamamen Almanlara kaldı. Onu dengeleyecek tek Fransa kaldı. O yüzden Macron’la yeni bir Fransa imajı çıkarıp, dengeyi AB içinde kurabileceğimizi düşündük dediler. Bende “arkadaşlar sizin ne ekonominiz, ne siyasi gücünüz, Almanların yakınından bile geçmiyor” dedim. Onlarda “hocam haklısın ekonomik gücümüz yok ama bizim elimizde de nükleer gücümüz var.”

De Gaulle

Sağ olsun De Gaulle babamız bize bunu sağladı. NATO ve BM de etkin üyeyiz. Özellikle bu askeri gücümüzü ön plana çıkararak etkili olabiliriz” dediler. Bende “bu mantıklı, Merkel’i nasıl ikna edeceksiniz” dedim. Onlarda “merak etmeyin Merkel, Macron’u çocuk olarak görüp, elinden tutup istediği gibi yönlendireceğini sanıyor. Bizde Macron’a teyzeyi biraz onura et dedik. Paris’teki törenlerde gördünüz, el ele tutuşmalar vs. Macron’un AB ve Almanya önemi vurgulamalarına dikkatinizi çekmiştir.” Evet gördüm. Bir ara adamı hanımı dövecek sandım. Fransız arkadaş söze devam etti. “Merkel’in sahaları terk etmesi bizim önümüzü açabilir. Almanya’da Merkel gibi karizmatik bir siyasi karakter birkaç yıl içinde çıkaramazlarsa ekonomik olarak olmasa bile siyasi ve askeri olarak Macron Fransa’yı taşıyabilir diye düşündük.” Dedim doğru bir hareket özellikle Merkel sonrası doğru bir yaklaşım.

Fransa ABD Faktörünü Ne Yapacak?

Dedim, peki ABD faktörünü ne yapacaksınız. Hocam, onu da düşündük. Trump’ın psikopat tutumu bize yarıyor. Eğer ABD’deki derin arkadaşlar Trump’ı bertaraf etmezlerse onun “NATO’yu parçalarım ha, sözleri, Avrupa’yı biz koruyoruz siz ne yapıyorsunuz söylemleri” biz gibi ülke kamuoylarında etkili oluyor. Bizim elimizi güçlendiriyor. Biz Fransa olarak en fazla AB ordusuna yükleneceğiz. Burada Almanya faktörünü dengelemeye çalışacağız. Düşüncemiz şu Almanlar ortak savunma harcamalarını ve diğer AB ülkeleri de mali ve ekonomik destek sağlasınlar. Askeriye de karar alıcı ve vurucu güç biz olalım. Bu bana pek inandırıcı gelmedi dedim. Almanlar buna uzun vadede izin vermezler. Âmâ hocam, AB ordusunun kurulmasına taraftarlar. Doğru taraftar olabilirler gibi görünüyor. Senoryanızda  eksik taraf var dedim. Almanlar her zaman sizi düşman olarak görürler. Sen birde tut Merkel’le Versailles antlaşmasının imzalandığı trende fotoğraf ver. Sizin aklınız çalışmıyor mu? Kardeşim, bu tren size Hitleri getirmedi mi? O da Vichy hükümeti dönemizi başlattı. Unutmayın, Almanlara Fransa’yı peşkeş çeken bir Fransız kitleniz hala içinizde..  Doğru söylüyorsun hocam, düşündük ki Macron kartı başarılı olursa ki olması için uğraşıyoruz. Adama suikast hazırlayama başladılar ki demek ki doğru yoldayız.

Le pen

Amacımız le Pen ve taraftarların etkinliğini kırmak. Macron hem içeri de hem dışarı da bizi eski günlerimize getirir diye düşünüyoruz. Napolyon gibi olur mu? Yok, hocam onda o kapasite yok. Adam bizim sözümüzden dışarı çıkamaz.

Cezayir’de Yaptıklarınızdan,  Öteki Deyince Pek İnandırıcı Olmuyorsunuz.

Geçen Paris’teki konuşmasına dikkat ettim. Milliyetçilik açıklamasında tezatlıklarınız vardı. Doğru olan tarafı ötekine saygılıyız lafı idi. Ama Cezayir’de öteki diye Müslümanları kestiniz. O yüzde konuşma bana pek inandırıcı gelmedi. Hocam, Cezayir’i karıştırmayın. Her neyse Trump’a ekranlar karşısında nasihat vermeniz iyi. Amerikan milliyetçiliği tutmaz diyorsunuz. Bende inanıyorum ama Amerikan halkı aptaldır. Kitap okumaz. Hele Trump’ı destekleyen ayak takımına bakarsak durum saçmalıktan çıkıyor gibi geliyor bana. Bu günlerde liselerde Nazi selamı veren gençleri görüyoruz. Bunda hareket edersek milliyetçilik ve Amerika’da artan yabancı düşmanlığı ile birleşirse patlama yapabilir. Amerika’nın ayak takımının böyle potansiyeli var. Zaten Trump’ın içinde Mussolloni fazla kaçmış gibi ama sizin ülkede de yabana atılmayacak miktarda faşist söylemler var. Evet hocam haklısınız. İşte o yüzden hocam Macron figürünün tutmasını istiyoruz. Ona birde siz el atsanız. Yardım etmesine ederim ama bence Macron sizi tavukluktan horozluğa terfi ettirebilir.  O kadar. Bence siz arkadaşım Rousseau’ya kulak verin. İnsanlık, kardeşlik, özgürlük ve eşitlik kavramlarının gerçek manada ruhuna ererek, kendi milletinize tekrar o ruhu kazandırmanızı tavsiye ederim. Öyle olursanız horoz değil insan olursunuz.