Erasmus Hazretleri Derki: Avrupa’da Hiç Etnik Sorun Yok mu?

0

Herkesi konuşuyoruz da şu bizim Avrupa’dan hiç söz etmedik. Artık zamanı geldi sanırım. Bizimkilerine bakıyorum sanki cennetten çıkmışlar gibi. Adalet Avrupa’da hukuk burada, insan hakları, hayvan hakları burada, medeniyet burada, gelişmişlik burada, temizlik burada, herkes buraya gelmek için koşuyor. Bende geçmişimizi bilmesem az daha inanacağım.

Sorunu Maskele Taktiği

Bizim çocuklar kendi meselelerini maskelemek için iyi bir taktik geliştirmişler. En iyi savunma saldırı taktiğini uyguluyorlar. Özellikle kendini savunmaktan aciz Müslüman ülkelere karşı bunu başarıyorlar. Magic Box dedikleri sihirli kutuları TV, sosyal medya vs. iyi kullanarak kendilerini mükemmel olarak lanse ediyorlar. Peki, gerçek öyle mi derseniz…. Bence değil. Daha 1940 lar da bizim çocuklar Avrupa’nın göbeğinde birbirlerini farklı görüşten diye boğazlıyorlardı. Bırakın farklı dinleri, aynı dinlerin farklı mezhebine dâhil olduğunuz diye insanları yakılıyorlardı. Peki, ne oldu. Birden bire Avrupa’da halklar haklarını savunmaya başladı. Ne olsun ihtilal oldu. Halk artık yeter dedi. Haklarını kanları ve canları ile aldılar. Onun için Avrupa da hak verilmez alınır. Sonunda halk haklarını savunmayı öğrendi. Bu yüzden devlet ’de halkların haklarını korur. Yoksa başına geleceği bilir. Arkadaşım Montesquıeu diyor ki“Avrupa’da kanunlar olmazsa insanlar birbirini boğazlar” çok haklıdır. Bu yüzden Avrupa‘da 19.yy itibaren kanun üstünlüğü net olarak oturduğu söyleyebilirim. Bu konuda bizim çocukların haklarını yemeyelim.

Etnik Kimlik Meselesi

Gelelim etnik kimlik meselesine sizin oradan Avrupa’ya baktığınızda sanki bir Avrupa milleti var. Herkes mutlu mesut yaşıyor. Ve siz sadece etnik problem deyince Yakın Şarkta ve İslam dünyasıyla, Afrika da olduğunu zan ediyorsunuz. Aslında insanın olduğu her yerde farklılık vardır. Farklılık yaratanın büyüklüğünü gösterir. Diyor Endülüs’teki hocalarım ki bende onlara katılıyorum. Önemli olan farklılıkları “biz” çatısı altında birleştirmektir. Sizdeki ümmet inancına o yüzden hayranım ama sizin politikacılara bakıyorum. Bu kelimeyi bayağı ayağa düşürdüler. Her neyse, gelelim Avrupa’daki farklılıklara..

Birleşik Krallık mı? İngiltere mi?

İngiltere’den başlayalım. Siz İngilizler diyorsunuz. Ama kraliçe Birleşik Krallık diyor. Doğrusu da bu… Çünkü adaya İngiltere olarak bakarsak İskoç ve Galler’e hakaret etmiş oluruz. Zira İngiltere denen yer Londra ve çevresidir. Bu arada Birleşik krallığı kabul etmeyen Kuzey İrlandalıların ne yaşadıklarını biliyorsunuz. Ha onların sorunu sadece bu değil, Proteston oldukları için Katolikler tarafından hala da öldürülüyorlar. Malum İRA nın bundan doğduğunu unutmayalım. Yani sizin anlayacağız, size kendilerini dünyanın en demokratik ülkesi olarak lanse eden kibirli İngilizler, Birleşik krallıklarını bile demokratik bir sistem üzerine kuramamışlar. Sistemin özünde efendi İngilizler ve köle İskoç, Galler, İrlandalılar ile Hintlilerden müteşekkildir.  Sormak lazım demokratik yönetimde kraliçenin ne işi var. Diyecekseniz ki bize magazin lazım… Leydi Diana ne yapmış ( toprağı bol olsun), Prens Charles ne yapıyor(adam yaşlandı. Kral olamayacak gariban, Kraliçeye bak, kadın herkesi bu gidişle gömecek gibi) oğlanları ne yapacak gibi bize hikâyeler lazım derseniz bir şey diyemem. Zira başta “Birleşik” krallık olmak üzere Avrupa “Birliği”, “Birleşik” Devlet hep bu “birleşikliklerin” altında bir gariplik var.

avrupa’nın etnik haritası

Efendi Köle İlişkisi

Birileri efendi, çoğu köle olan bir sistem inşa ettiler. Bunu nereden aldılar diye araştırın pagan Roma’yı görürsünüz. Bakın Aristoteles’in “Politika” kitabına, laf aramızda Aristoteles’i hiç sevmem. Dostum, Eflatundaki erdem onda yok.  Her neyse biz konumuza geri dönelim. Bu arkadaşın tanımladığı sistem şimdi BM dâhil AB ve diğer tüm Birleşik devletlerin yönetimleri oldu. Hep yönetenler azınlık ki onlar gerçek Romalılardır. Yani efendiler, birde köleler vardır ki onlarda “efendilerine hizmet ederek erdemli olduklarını ”zan ediyorlar. Ha birde güruh olarak tanımlanan insanla hayvan arasında olan garipler yaratıklar değil gerçekte insan olan çoğunluk vardır. Onların bu sistemde adı bile yoktur. Bugün bakın AB’ye, bakın Birleşik Krallığa, bakın Birleşik Devletleri açık açık olarak görürsünüz. AB de Almanya’nın üyeliliği ile Bulgaristan’ın üyelik bir mi?  statüleri aynı mı? Söyleyin lütfen. İngiltere’de Hintli ve Pakistanlıların devlet sitemindeki rolü nedir. Diyecekseniz Londra belediye başkanı Pakistanlıdır. Hayır, kendi Pakistanlı ruhu köle olmayı kabul etmiş, bir birleşik krallık üyesidir. Sadece güruh değildir. Tanımlanmıştır. Ha bu arada yöneten azınlıktaki arkadaşlar kendilerini korumak için “a “kadrolar dışındaki “b ve c” kadrolarını kölelerine bırakırlar. Ama hangi kölelerine efendilerine hizmet etmeyi bir erdemlilik sayanlara sistemi kabul eden, protesto etmeyenleri sistem içinde tutarlar. Diğerlerini sistem dışına atarak şeytanlaştırırlar ki dövmek ve yok etmek kolay olsun diye…

efendi köle ilişkisi

Avrupa Etnik Yapılar Nasıl Yok Edildi Veya Bastırıldı.

Gelelim Avrupa kıtasına tek tek batıdan doğaya doğru tüm yapıları mercek altına alalım. Portekiz’de Denizci Henry bir tarafa koyarsak Portekizliler Avrupa’nın köylüleridir. Kimse onları adam yerine koymaz. İspanya’ya gelirsek onlarda Kastilya Kraliçesi İzabelle ile Aragon Kralı Ferdinand evlenerek İspanya’yı kurdular. Bu arada Ferdinad’ı hiç sevmem adam Fransa sınırında yaşayan çalışkan Katalanları hiçbir zaman insan yerine koymadı. Onlarda bugün bunun acısını İspanya’dan çıkarmaya çalışıyorlar. Onlardan önce Bask bölgesindeki Eta da benzer isteklerini silahla gerçekleştirmeye çalıştı. Ben onlara silahı bırakın. Silahla kimlik mücadelesi olmaz dedim. Mücadele kalemle olur dedim, dediğime sonunda geldiler. Âmâ kazandılar mı orası tartışılır. En azında kan akması durdu. Orası önemli… Şimdi de Katalanlar farklı bir mecra da mücadelelerini devam ediyorlar. Bu mücadele de Katalonya Lideri Carles Puigdemont beni dinlemedi. Oğlum demokratik mücadeleni İspanya sürdür dedim.  O dedi, hocam bunu Avrupa meselesi yaparsak, İspanya kralına Brüksel baskı yapar dedi, ama olmadı. Neden çünkü Katalonya sorunu büyürse Avrupa diye bir kavram kalmaz. Coğrafyadaki tüm etnik kimliklerin hepsi arka arka bağımsızlıklarını isterse biz Avrupa’yı birleştireceğiz derken parçalanırsa ne yaparız kaygısı ve korkusu ortada duruyor. Onun için bir meseleyi Avrupa meselesi yapmayıp, sadece İspanyanın iç sorunu olarak sınırlı tuttular. Hatta şimdiler problemi buzdolabına koyarak soğutmaya başladılar.  Âmâ merak etmeyin tohum toprağa düştü. Çoğunluk olan azınlıklar Avrupa’yı etnik parçalara ayıracaklar Bekleyip görelim. Neden çünkü her şey aslına rücu eder. Hafta devam edeceğim çok  doluyum Çooook. Aaaaa Ah.