Erasmus hazretleri derki; Hristiyanlık Pavlus’un, İslam Hz. İsa’nın Dini

0

Hristiyanlık denilince aklımıza Hz. İsa’nın kurduğu din gelir. Külliyen şehir efsanesidir arkadaşlar.. Avrupa’da bize hep böyle öğrettiler. Aklım başıma gelince bu hikâye bana ters gelmeye başladı. “Baba-oğul-Ruhu’l-kudüs (Cebrail a.s.)” dedim aklı olan buna inanmaz. “Yaradan tektir. Ortak koşulmaz” deniyor sizin kitabınız Kur’an’da. Ben de ona inanıyorum. Duymasın Hristiyanlar.. Ama gel gör ki tüm Hristiyan dünyası bu saçmalığa inanıyor. Dedim ben bu işi bir araştırayım, işin içinde başka bir şey var diye düşündüm. Nitekim düşündüğümü de buldum.

Doğrusu Kur’an’da

Öncelikle Avrupa’daki Hristiyan öğretileri kim çıkarmış sorusuna cevap arayayım dedim. Hz. İsa bir peygamberdir. Bir peygamber Allah’tan aldığı emri nasıl değiştirebilir? Bu peygamberlik mantığına ters bir tavırdır. Araştırdım ve Kur’an’da bunun cevabını buldum. Hiçbir peygamber Allah’tan aldığı emrin bir harfine bile dokunamaz, bu konuda Yaradan’ın kesin kanunu var. Peki, Hz. İsa’ya atfedilen bu “üçlü” hikâyesi ne diye düşündüm. Kur’an İncil’den sonra gelseydi (ki bununla ilgili bozuk İncil’de bir şey yok bu arada) Yaradan burada bunu açıklardı dedim. Nitekim cevabı buldum. Maide suresi 116.de “Ve Allah demişti ki; ”Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara: ”Beni Ve Annemi, Allah’tan başka iki tanrı edinin” dedin? ”Haşa, dedi, Sen yücesin, benim için gerek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız Sensin sen”117 de ise “Ben onlara sadece bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat Sen ben vefat ettirince onları gözetleyen yalnız Sen oldun. Sen her şeyi görensin.

pavlus atina’da

 Film de burada kopuyor.

Hz. İsa hayatta iken Romalılar, bir Yahudi olan Tarsuslu Pavlus denen açıkgöz arkadaşa Hz. İsa’yı yakalama görevi veriyorlar. Bu arkadaş da Şam’a giderken yolda bir rüya görüyor. Rüyasında Hz. İsa ona “beni neden yakalamak istiyorsun” diye soruyor. O da cevap veremiyor. Bu arkadaş rüyadan çok etkileniyor. Kendini dine adıyor. Milattan sonra I. yüzyılda yaşamış, hayatında Hz. İsa ve havarilerle hiç karşılaşmamış bu arkadaş Hz. İsa’yı Tanrı, kendini de peygamber olarak tarif ederek hayatını bu dinin misyonunu yerine getirmeye adıyor. Ortaya konan dine Hristiyanlık deniyor. Yani sizin anlayacağınız şey Hıristiyanlık lafzını ne Hz. İsa ne de Kur’an zikrediyor. Esasında ise Kur’an bu dine Hz. İsa’nın doğduğu köye nispetle Nasraniler diyor. Gerçek İncil’e inanan Hz. İsa taraftarlarına Hristiyanlar ismini veren ise Pavlus ve arkadaşlarıdır.

Arkadaş Kendi Dinini İnşa Ediyor.

Bu arkadaş Hristiyanlık dininin şirkle dolu itikadını da tanımlıyor. Düşünüyor, Hz. Adem’in babası yok hadi o ilk peygamber ve ilk insan olabilir! Ondan sonraki insanlar ise anne ve babadan dünyaya geliyor. Peki Hz. İsa nasıl doğdu? Kur’an’da bu durum güzelce anlatılıyor. “Allah’ın ol” demesiyle olduğu, bu işin bir mucize ve inanca dayandığı belirtiliyor. Benzer durum Hz. İsa’nın Allah’ın katına çıktığı sahnede cereyan ediyor. Tüm bunların sonunda aklı ve imanı olan insan “La ilahe illallah” demesi gerekir diye düşünüyorsunuz. Maalesef bizim salak Avrupalılar hala bunu anlamış değil. Onların imanlarının bozuk olmasını sağlayan Pavlus ve arkadaşları, Hz. İsa’nın bir babası olması gerektiği düşüncesinden hareketle Tanrıya baba, oğula İsa diyor ve sonra kafaları bir kez daha karışıyor. Hz. İsa hem tanrı hem insan nasıl oluyor? Sonuçta bir, bir, bir eşittir üç olmadan bir oluyor. Aslında bu nedir diye sorguladığınızda Pavlus’un kafasındaki iman problemini Hristiyanlara kabul ettirdiğini görüyorsunuz.

Pagan Roma Pavlus’un Hıristiyanlığın Ruhuna Giriyor.

Bu kadar akıldan ziyandan yoksun fikirleri kendi dininin merkezine nasıl yerleştirdiğini düşündüğümde ve araştırdığımda karşıma Pagan Roma’daki imparatorların tanrılık fikri çıkıyor. Sezar örneğinden gittiğimizde bu arkadaşlar kendilerini ilah ederek olayı bitiriyorlar. Bu düşünce Avrupa’nın o kadar kanına giriyor ki, benzer düşünce kendisini Pavlus’da da gösteriyor. Hz. İsa’nın bir peygamber olduğu ve hayatının her karesinde mucizeler olduğunu anlayamayan bu Yahudi kafasının Hz. İsa sonrası ne yapıp edip İncil’i bozduğunu alenen gördüm. Sonra düşündüm bu kilise nereden çıktı diye? Baktım ki Hz. İsa’nın kurduğu bir mabet yok. Dedim bunun da altından Pavlus çıkarsa yuhh diyeceğim! Nitekim düşündüğüm gibi bunun da arkasından Pavlus denen arkadaş çıkıyor. Bakmış ki “Yahudilerin havrası var bizim niye yok” diyerek, bugün bildiğimiz kilise olgusunu da bu arkadaş kurmuş. Pavlus inancının merkezine Allah’a şirk koşmanın yanında kiliseyi dinin ana merkezine yerleştirerek orada hiyerarşik bir güç evirmeye çalışmış ki başarılı da olmuş.

Türkiye Pavlus’un Kutsalı

Gelelim bir başka hususa.. Bu arkadaş sizin memleketi yani Türkiye’nin güney ve batısını karış karış gezmiş ve tabir-i caizse oraları kutsamış. Şimdi o yerleri size söyleyeceğim, hele bakın oralarda şimdi kimler ne yapıyor? Gerisini siz anlayın artık. Tarsus, Antakya, Mersin, Antalya, Efes, İzmir, Konya, Milas, Atina.. Boşu boşuna insan Martin Luther’e hak vermiyor değil. Bunca insan nasıl bu kadar aptal olabilir? Birincisi kendi peygamberlerini ve kitaplarını tanımıyorlar. İkincisi Yahudilerin bozduğu bir dine pagan düşüncesini din diye kendilerine yakıştırıyorlar. Üçüncüsü bu bozuk inancın merkezine oturan kilisenin sorgulamasına ön ayak olan Martin Luther’e Münzer’e, Calvinistlere ve Püritenlere neden bu kadar şiddet uygulandığını insan şimdi daha iyi anlıyor.

Aklı Olan Teslise İnanır mı?

Bir de bana Avrupa’nın delisi diyorlar. Kardeşim ben ilmin delisiyim. Ben hikmete aşığım. Ben hikmeti bulmaya hayatımı vakfetmişim. Yaradan bana da size de akıl vermiş. Araştırın! Bir de diyorlar ki biz Rönesans’ta aklı bulduk. Fransız İhtilali’nden sonra her şeyi akıl süzgecinde geçirdik deyip duruyorlar. Bence hikmetsiz akıl rehberleri olduğu için sonuca bu çağda bile ulaşamıyorlar. Ben daha ne diyeyim yani… Ben asırlarca Avrupalılara anlatmaya çalıştım. Mantık gayet basit; Allah’tan başka ilah yok ve Hz. İsa O’nun peygamberidir.  Allah’ın “ol” demesiyle dünyaya gelmiş bir peygamberdir. Hz. İsa hayatının her karesi mucizelerle doludur. Yaradan’ı bize anlatan bir peygamberdir. Bunları nereden biliyorsunuz derseniz, araştırdım ve Kur’an’da gördüm. Bir adım daha ileri gittim. Hz. Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna iman ettim. İnşallah bizim Avrupa’daki ve bütün dünyadaki Hristiyanlar da bir gün Hz. İsa’nın gerçek dini olan İslam ile müşerref olacaktır.

Kur’an’ı Anlayarak Okuyun.

Onları Müslüman edecek olan sizlersiniz! Ama sizin de İslam’la tekrar kavuşmanız lazım. Unutmayın “dünyada en fazla okunan ama en az anlaşılan kitap Kur’an-ı Kerim’dir.” Lütfen anlayın, ben neler buldum bu yaşta. Kur’an’da siz benden daha gençsiniz, mükemmel sonuçlar bulacağınıza olan inancım sonsuz. Sizin sayenizde bütün dünya gerçek hak yolu bulacak. Yahu bu Pavlus bizi de vaiz yaptı. Her neyse en azından kıyamet gününde Yaradan’ın huzuruna vardığımda derim; “Ya Rabbim ben bildiğim doğruyu yazdım.” Bundan sonra bu Avrupalıların mezheplerindeki saçmalıkları, onların bakışlarındaki nefretleri de size göstermeye devam edeceğim vesselam.