Erasmus Hazretleri Derki; Trump’ı Çok Düşünceli Gördüm.

0

Size demiştim Trump beni çağırır diye. Nitekim haklı çıktım. Gece yarısı bir telefon çaldı, açtım. “Sizi Beyaz Saray’dan arıyoruz. Başkan Trump sizinle konuşmak istiyor” dediler. Dedim “hayırdır, bu saatte bu arkadaş niye arar?” Hemen aklım başıma geldi. Orada saat akşama doğru 5’miş, herneyse, Trump başladı anlatmaya adam dolmuş belli… “Hocam duvarı aşamıyorum, Suriye’de generallerin ayak oyunları hat safhada. Derken Çin, oradan FED…” Dedim “dur hele Başkan, böyle telefonda olmaz yüz yüze görüşelim”. O da “ben de sizi davet etmek istiyorum. Yarın atlayıp, gelir misiniz?” dedi. “Tamam” dedim. Bindim uçağa, o kadar yoldan sonra hemen Oval Ofis’e geçtik. Bir Türk kahvesi söyledi. Benim Türk kahvesi sevdiğimi bilir. Dedim “kendine de söyle”, onu da alıştırdım kahveye. Dedim “sizinki kahve mi kardeşim”, “haklısın Hocam” dedi Türk kahvesini içerken.. Başladı dertli dertli konuşmaya: “Hocam bu küreselcilerden nasıl kurtulabilirim?” diye sordu. Ben de “şahsen kurtulamasın” dedim. “Neden Hocam?” dedi. “Oğlum, kızını küreselcilere vermişsin. Netanyahu’nun maskarası oluyorsun, burada generallere çıkıştığın gibi onlara da bir dur demen lazım, yoksa sana takla attırırlar” dedim. “Doğru söylüyorsun Hocam” dedi.

Dedim, “Suriye’de neler yapıyorsun? Her şey karışmaya başladı.” “Sorma, çekileceğim dedim hemen Mattis istifa etti. Sonra anladım ki aşağıya kadar ben dışında bir ekip kurmuşlar, Suriye’de Kürtleri destekleyerek onlara denize açılan bir devlet kurmak istiyorlar. Irak’taki benzer oluşumu Suriye’ ye taşımaya çalışıyorlar. Amaçları doğalgazı Akdeniz’e indirip, Rusları engellemek. Esad, Türkiye ve İran’a baktım kimse oralı değil. Sonra adamlar konuşmaya başladı. Esad duracak Sayın Başkan, siz Türklere fazla arka çıkıyorsunuz dediler. Hemen İsrail’i devreye sokalım dedi generaller… Bende Pompeo’ya güvenirim. Hele bölgeye git rapor getir dedim ona. Ardından ulusal güvenlik danışmanımı İsrail ve Türkiye’ye gönderdim. Çekilmenin etkileri bölgede nasıl görülüyor bir bak dedim.  İkisi de ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Sonra bana değişik haberler gelmeye başladı. Ruslar; Türkiye’nin önünü açıyorsunuz bu ikimiz için de iyi olmaz. Türkiye orada kalıcı olma derdinde, bunu önlemeliyiz. Siz kötü polis olun. Biz iyi polis olalım dediler. Baktım, bizim Pentagon da aynı şeyi söylüyor: Başkanım sizin ağzınızdan çekilme kararı çıktı ama durumu biraz zamana yayalım dediler. Bolton ve Pompeo’nun gezi sonuçlarını bekliyorum dedim. Bolton Türkiye’de her şeyi rezil etti. Açıkça Kürtleri Suriye’nin ana oyuncusu haline getirmeye çalışıyor.. Biliyorum Türklere PKK/ PYD deyince sigortaları atıyor. Sonra generalleri Pompeo ve Balton’la tekrar topladık. Toplantıda küresel ve ulusal ekibe dedim ki; Beyler zaten devleti kapattık. Bütçe problemi yaşıyorum. Sizin derdiniz ne? El birliği edip beni düşürmek mi! Bakın bir şey elde edemezseniz dedim. Kararım kesin, Suriye’den kademeli çekileceğiz. PKK’yı fazla oyalamayın onlar güce taparlar, hemen Ruslarla iş tutarlar. Birlikleri Irak’a çekiyorum. Rusların Kürtlere oynamasına izin vermeyelim. Ama Türklere de söz verdim, biz desek de demesek de Türkler Fırat’ın doğusuna girecekler. Kontrol edemezsek bari yönlendirelim dedim.”

“Ne derseniz Hocam, doğru hamleler yapmış mıyım?” dedi. Ben de “Bak Trump” dedim. “Bölgede iki dilliğiniz var. Bu politikanız ileride başınızı ağrıtır söyleyeyim. Siz Türkleri fazla hafife alıyorsunuz. Millî silahları var. Savaş tecrübeleri arttı. Misak-ı Milli reflekslerinin yanında; sana karşı Rusya’yı, Rusya’ya karşı İran’ı, bazen de seni kullanan bir II. Abdülhamid politikası uygulamaya başladılar. Karşınızda her şeye evet diyen bir Türkiye yok. Oyun kurmak istiyorlar. Bunu başaracak kapasiteye ulaşıyorlar. Ben sizin yerinizde olsam PKK/PYD gibi ayakçılar için koca bir devleti feda etmem. Türkiye’ye yol açmaya devam edin derim yoksa Ruslar sizin yerinizi alacak. Bu arada Putin Ukrayna’da sıkışıyor. Sana tavsiyem Ukrayna’dan bastır, bunu Türklere de söyledim” dedim.

“Gelelim şu duvar işine, nasıl gidiyor o iş” dedim. “Hocam, mecliste Demokratlar beni düşürme derdine düştüler” dedi. Dedim “sen biraz ABD tarihi oku. Kurucu babanız Washington, ABD anayasasını kurgularken senin gibi başına buyruk hareket edeceklere karşı meclis-başkanlık-anayasa mahkemesi denklemini çaprazlama kurdu. Yani şunu demek istiyorum. Devleti kapatırım demekle sen bir sonuç alamazsın, para olmadan şirketi kapatırsın ama devleti kapatamazsın, taviz vermek zorundasın. Bu arada, şu oğlunun da kulağını çek! Hayvanat bahçesi örneği olmamış, seni yerin dibine sokuyor. Duvar yapmak bu çağda çözüm değil. Duvar yerine Meksika, Panama ve Salvador’a hatta daha aşağılara kadar istihdam alanları oluştur. Söyle şirketlerine oraları sömürmeye gitmesinler. Onların işsizlik sorunlarını çözsünler. Bak söylemedi deme Meksika gitti. Benzer hükümetlerde de ABD karşıtı söylem ve eylemler yayılır, sonra oradan başlayacak hareketleri duvar tutamaz.”

“Sonra gelelim şu post bıyıklı aklı evvel ulusal güvenlik danışmanına, nereden buldun bu adamı? Bence Pompeo’yu, Genelkurmay başkanını, Suriye temsilcini görevlerinden al, yerlerine adam akıllı adamlar koy. Yoksa Ortadoğu’yu kaybedeceksin söyleyeyim.  Ha bu arada Mısır ve Suudilere güvenme! Onları da Suriye’ye bulaştırma. Sonuçlarını sen bile tahmin edemezsin, bende söylemesi” dedim. Dedi “haklısın Hocam.” Sonra ayrıldık. Adamın saçları sarıdan beyaz dönmeye başlamış. “Gelmişken bir de FED‘e uğrayayım. Hava nasıl bir koklayalım” dedim kendi kendime. Orada mühim kımıldanmalar var. Benden söylemesi.. Bu sene ciddi bir küresel ekonomik kriz olabilir. Tarih bana 1929’u hatırlatıyor. Derim ki kemerlerinizi sıkı bağlayın!