Erasmus Hazretleri: Türk Alman İlişkilerinin Perde Arkasını Aralıyor-1-

0

Geçenlerde Berlin’de idim. Merkel dertli artık başbakanlık yapacağım, gidiyorum dedi. Dedim ne yaptın ki. Hocam Rusya’yı Avrupa’ya sokmadım. Ama kuzey akım II yı aldın dedim. Hocam, tavuk kaz hikayesi dedi. Yakında kazı görürsün dedi. Peki, başka ne yaptın. Hocam, başımın belası İngilizleri AB den kovdum. Bir daha gelemezler dedi. Ben bunda haklısın dedim. Peki, başka ne dedim. Hocam sende yazdın. Macron’la Fransa’yı horoz haline getirdim. Aslında tavukluğu devam ediyor bunu bilmiyor dedi. Bende bunu anladım dedim. Bekleyin, hocam Macron bizim sözümüzden çıkmaz. Dedim asırlık hıncını Roma’nın çocuklarından alıyorsun. Öyle dedi. Ama daha hıncım bitmedi. Roma’nın çocukları önümde diz çökecekler, imparatorun kim olduğunu görecekler dedi.  Başka neler yaptın dedim. Hemen cevabı yapıştırdı. Türkleri, Rus ve Amerikalıların elinden aldım dedi. Nasıl oldu. Nasıl olacak paranın gücü ile dedi.  Amerikalılar Türkiye’de ekonomik operasyonla onlara diz çöktüreceklerini sandılar. Âmâ ben buna izin vermedim. Neden çünkü tarihi sömürgem yumurtalayan tavuğu neden keseyim. Ben tekrar gündemlerine AB yi soktum. Alman yatırımcıları trenler halinde İstanbul’un yolunu tuttular. Dedim senin başka amacın vardı. Evet, tarihi intikamı almaya karar verdim. Dedim sen artık gidiyorsun. Bunları kim yapacak. Kadın hazır cevap, ben şahıs olarak gidiyorum ama dedelerimizin “tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek dünya(ha bu arada bu söz bize aittir.)  fikrini sürdürecek başka kardeşimiz gelecek oda aynısı yapacak dedi. Dedim burada haklısın. Dedi tarihiniz deyince hocam anlatacağım dedi Merkel.

İlk Çağdan İtibaren Kinle Büyüyen Bir Almanya Var.

Malumunuz ilk çağlardan itibaren Roma’yı zorlayan iki güç vardı. Romalılar onlara ” barbar ”derdi. O barbarların biri biz, diğeri de Türklerdi. İkimizde Roma’nın içine girip, en sonunda Sezar’ın koltuğuna oturmak istiyorduk. İlk zamanlar ikimizde başaramadık. Sonra biz ilk etapta köleliği kabul ettik. Âmâ Türkler etmedi. Müslüman oldular. Avrupa’ya girmek için önce İstanbul aldılar. Sonra Roma’ya kadar uzandılar. Az daha alacaklardı. Biz de o zaman çok korktuk. Bizden önce Roma’yı alacaklar diye… O zaman çok düşündük. Türkler gibi vuruşa vuruşa Roma’yı alalım dedik. Ama biz onlar gibi savaşçı değildik. Sonra Türkler İstanbul’a geri çekilince bizde Avrupa’da kölelikten efendi yardımcılığına terfi ettik.

Mavi Kan Biziz

Kutsal Roma Germen imparatorluğu olarak adımızı tabelaya yazdırdık. Sonra ise bir adım daha ileri gittik. “Mavi kanımız” onların kanı oldu. Habsburglular bizim amcalarımızdır. Onlar” bırak Avrupa savaşsın, biz evlenmeye bakalım” siyasetini hayata geçirdiler. Bütün Avrupa’nın soy babaları biz olduk. Artık efendi idik. Âmâ hala perde önünde değildik. Sonra malumunuz Katoliklerle mücadele ettik. Martin Luther’le Protestanlığımızı ve kimliğimizi bulduk. Erasmus hazretleri söze katıldı. Hatırlarım, Luther iyi çocuktu. Âmâ Püritenlere karşı acımazsızdı. Her şeye rağmen ben beklerdim. Kiliseyi de tamamen bitirir diye ama kiliseye dokunmayıp, sadece Vatikan’ı etkisizleştirdi. Her neyse anlat bakalım. Bu arada Türklere ne oldu. Ne olacak, onlar hala Avrupa’ya girme teşebbüslerine devam ettiler. Âmâ II. Viyana’da yani bizim kapımızda yenildiler. O anda itibaren ilerlemeleri durdu. Top bize geçti. Ama yine yetki bizde değildi. Tarihler Napolyon’un iktidarı geldiği gösterdiğinde yine Fransızlardan darbe yiyen biz olduk. Nihayetinde 1870lere geldiğimizde Prusyalı liderimiz Bismarck öncülüğünde önce gümrük birliğimizi sonra ortak para birimizi sonrada Almanya’mızı kurduk. Bu sırada Türkler yavaş yavaş yıkılmaya başladılar. Nitekim onların sonunu hazırlayan Berlin konferansına biz ev sahipliği ettik. Zamanında Bismarck “boğazın üzerine oturmuş kemik torbası süpürmeliyiz diyordu”.

Türkler Yeni Düşmanımız İdi.

II.Wilhelm

O  zamana kadar Avrupa’nın tepesine gelmemiz an meselesi iken Türkler yeni düşmanımız idi. Âmâ II.Wilhelm gelince durum değişti. Zira çağ sömürgecilik çağı idi. Ve bizim sömürgemiz yoktu. II.Wilhelm kaliteli bir adamdı doğrusu şöyle ayağa kalktı, baktı. Sömürülecek yer yok. Âmâ herkes Osmanlının arazisini kontrol etmek istiyor. Onlar ise denge ile hayatta kalmayı başarıyorlardı.  Başında gerçekten her zaman şapka çıkaracağımız Almanların saygı duyguydu II.Abdülhamid vardı. II.Wilhelm onun dostluğunu ilerletti. Hatta Romalıların deyimi ile “iki barbar olarak ittifak kurarak Roma’nın çocuklarına diz çöktürürüz” dedik. Ama Abdülhamid’in kurnaz olduğunu sonra anladık. Önce onu avucumuzun içine aldık, sandık. Âmâ o bizim kontrol etti. Kendisine karşı kurulmuş batı bloğunu bizi yanına çekerek kırdı. Hatta biz, kaz olarak gördüğümüz Berlin Bağdat demiryolu projesi sayesinde Avrupa’daki güç dengesini dağıttı.

II.Abdulhamid

Herkes Osmanlıyı Okutma Yarışına Girdi

Bizde ne güzel Osmanlıyı kontrol ediyoruz sandık yanıldık. O sırada II.Wilhelm’in İstanbul ziyaretinde biz ileriye dönük tohumları ektik. Onlardan biri de Harbiye’deki üçüncü sınıf askeri öğrencilerin Almanya’da biz okutalım. Tüm  masraflarını biz karşılamamız şartını II.Abdulhamid’e kabul ettirdik. Onun en çok nefret ettiği muhalefet olan Jöntükleri Paris’ten Berlin’e gelebilirsiniz dedik. Demiryolunu son sürat bitirdik. Her istasyonunu yaparken Alman emperyalizmin kazıklarını Sirkeci ve Haydarpaşa garlarını Alman mimari eserleri tabiri caiz ise Türkiye’ye çaktık. Abdülhamid’den istediğimizi alamadık ise İttihatçılarda her şeyi aldık. Onların hepsinin cv bakın bir Almanya hikâyesini bulursunuz. Eğitim işi o sıra herkesin kullandığı bir silah idi. Fransızlar Galatasaray’ı, Amerikalılar sadece Robert kolejini değil tüm imparatorlukta açtığı okullarla her yere yayılmışlardı. Abdülhamid dönemindeki bu okullara Türkler gidemezken İttihatçılar zamanında Türkler okulların önünde kuyruk oldular. Baktık mesele demir yolu değil uzun vaade de insan yatırım yapıp devşirmek esas.  Türklerde bizim çocuklarımızı yıllarca devşirmişlerdi. Şimdi sıra bizde dedik. II.Wilhelm dedi “yahu herkes Osmanlıyı okutma yarışına girmişler biz ne duruyoruz.” Dedi. Hemen harekete geçtik. Goethe enstitüsünü kurduk. Ardında da İstanbul Erkek lisesini kurduk ki bu lise sur içindedir.

İstanbul Erkek Lisesi

Unutmayalım, Galatasaray Pera da Robert Boğazda biz ise Konstantin’in merkezindeyiz. Oraya girme hakkını bir İranlılar aldı. Birde biz gerisini sen düşün artık hocam dedi, Merkel. Bende kızım, sonra dedim.

Enver Gazla Çalışır.

Sonrası hocam, Enver, Cemal Talat elimizde idi. İstediğimizi yaptılar. Hatta Enver gazla çalışırdı. Kuran’ı bayrağı silahı siyasetin malzemesi yapan odur. Bunlar malumunuz Türkler için kutsaldı. Gayet basit kutsalları ayağa düşürseniz değersizleşir. Enver bir telgraf bakıyordu. İstediğimiz gaz veriyorduk. Kendisini kurtarıcı zan ediyordu. Ülkeyi kimseye haber vermeden bizimle birlikte İngilizlere karşı savaşa soktu. Bu arada savaşta bizim rolümüz zaten Türkleri savaş sokmaktık. Ben Romalılar anlaşıp diğer gücü saf dışı bırakmak niyetindeydik. İstediğimiz oldu. Âmâ Mustafa Kemal ve Anadolu’daki halkı ıskaladık. Her neyse Paris ve sonrasını siz biliyorsunuz. Bu arada biz Türkleri eğitmeyi bırakmadık.

goltz paşa

Comar Freiherr von der Goltz Türkler ona Goltz paşa derlerdi. Bütün cumhuriyeti kuran ekip elinde geçti. Evet, bende hatırlıyorum dedi Erasmus hazretleri. Hatta bana hocam gurur duyuyorum dedi. Dedim neden. Neden olacak hocam, “benim bütün öğrencilerim devlet kurdu” dedi.

Tarih Bilinmeden Devlet Adamı Olunmaz.

Gördünüz gibi kızım Merkel’in iyi bir tarih bilgisi var. Bunları ben ona öğretti. Tarih bilmeden siyasetçi veya devlet adamı hiç olunmaz dedim. Onlarda beni dinlediler. Haftaya Türkiye’de Almaların neler yaptığını günümüze gelerek tüm çıplaklığı ile anlatmaya Merkel birlikte devam edeceğiz.