Erasmus Hazretleri Türk Alman İlişkilerinin Perde Arkasını Aralıyor-2-

0

Kusura bakmayın kardeşlerim, malum G20 yapıldı. Beni de çağırdılar apar topar Arjantin’e uçtum. Şu anda Buenos Aires otelde bu yazımı yazıyorum. Buradaki gelişmeleri size sonra anlatacağım. Şimdi müsaade ederseniz geçen haftaki yazıya devam edeyim.

Nerede Kalmıştık.

Ha hatırladım. Cumhuriyete gelmiştik. Almanlar savaş bittikten sonra Versailles acısını iliklerinde hissettikleri için Türkiye ile irtibatlarını kısa bir süre yitirdiler. Daha doğrusu içerideki Alman hücreleri uykuya geçti. Ne de olsa Goethez paşa “benim çocuklar devlet kurdu.” dese de Atatürk bu yapının dışında idi. Tabiri caiz ise Atatürk’te Almanlar “çuvallandılar.” Ne zaman kendilerine geldiler. O zaman Türkiye’deki hücrelerini gelip, uyandırmaya başladılar. Tarihler 1933 leri gösteriyordu. Bu arada paşa siroza tutulmuştu. Hasta olduğunu başbakan Celal Bayar biliyordu. Ona dediler, “bu hastalığı kimseye özellikle de İsmet paşaya söyleme”  Bu arkadaş saf biri idi. Doğru gidip hastalığı İsmet’e söyledi. O da hemen Gazinin sonrasına hazırlıklar yapmaya başladı. Herkesin malumu idi. Bu hastalığa o zaman tutulanlar en fazla 5-6 sene yaşıyordu.  İsmet’te bunu bildiği için kendi takımını kurmaya karar verdi. Bu arada Paşa, İsmet’ten rahatsızdı. Gazi, Hatay’ın almak için fırsatın geldiğini, Almanların bir savaş çıkaracağını bunu fırsat bilerek, Misak-ı Millînin dışında kalan yerleri teker teker almaya kafaya koymuştu. İlk etapta Hatay’ı sonra Batı Trakya’yı en sonunda Musul’u almak istiyordu. Bu konuda ise İsmet pısırıktı. “Kimsenin etlisini sütlüsüne karışmayalım” fikrinde idi. Paşa ise tam tersi Avrupa karıştığı vakit bu yerlerden adım atmak derdinde idi. İsmet dar görüşlü idi. Gelişmeleri doğru okuyamıyordu. Atatürk ise tersine bir devlet adamına yakışır davranış sergiliyordu. Nitekim onun haklılığı ortaya çıktı. Almanya savaşı başlattı. Tam o sırada Kemal Paşa, Hatay’ı topraklarına katmak için düğmeye bastı. Fakat sonunu göremedi. Ben kendisini tanırım, “gerçekten milletine ve vatanına âşık biri idi.” Allah rahmet eylesin.

Almanlar Adım Adım Cumhuriyeti Kontrol Etmek İçin Hamleler Yapıyorlar…

Gelelim Almanlara, Mustafa Kemal Paşanın zamanında da yine rahat durmadılar. Şimdi söyleyeceğime inanamayacaksınız ama doğrudur. Boeing yeni kurulmuş Airbus diye bir firma yokken sizin Kayseri’de bir uçak fabrikanız vardı.

Nuri Demirag’ın uçakları

Bu fabrikaya ne oldu dersiniz. Bazı aklı evvelleri etkileyen bir ülke fabrikayı kapattırdı. Hatta iki vatan evladı, Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş’a Türkiye’yi dar ettiler. Peki, bunlar kimdi tabii ki Almanlardı. Ne yaptılar? Gayet basit, bu sıralarda yani 1928’de THY yoktu. İstanbul, Ankara arasında yolcu taşıyan uçaklar vardı. Peki, hangi hava yolu dersiniz tabii ki Lufthansa idi.

Kayseri Uçak Fabrikası

İşte bu arkadaşlarla uçak fabrikasını Almanlar hedef tahtasına koydular. Goethez paşanın öğrencileri uyandı ve onlarda gereğini yaptılar.

Almanların En hızlı Olduğu Evre; Milli Şef Dönemidir.

Size sorsam Türkiye Cumhuriyetini kuran kimdir? Diye herkes Atatürk diyecektir. Doğrudur. Peki, soruyu şöyle sorsam. Türkiye’de sistemi kuran kimdir? Dersek cevap Mustafa Kemal paşa değildir. O zaman kim dersiniz. Tabii ki İsmet paşa veya Milli Şeftir.

ikinci adam birinciyi izliyor

Şevket Süreyya güzel söyledi. O hep ikinci adamdı. Birinci adam olamadı. Ama hep birinciden nefret etti. Adına para basmasından tutun Mustafa Kemal paşanın resimleri indirtmesine kadar bu nefreti hissettirdi. Her 10 Kasımda Anıtkabir’e gidiyorsunuz orada Mustafa Kemal paşadan başka yatan var mı? Evet. Kim derseniz. Tabii ki İsmet Paşa… Hemen Anıtkabir’e sırtınızı verin karşınızda kimin mezarını göreceksiniz. Tabii ki  İsmet paşanın işin garibi paşa oraya konulurken kimseye sorulmadı. Her neyse bunları benden duymayın diyeceğim ama size de bunları kimse söylemez.  Diyeceksin bunları nereden biliyorsun tabii dosttum Von Papen anlattı.

Von Papen Alman Sempatizanlarını Türkiye’de Organize Eden Kişiydi.

Von Papen deyince biraz size arkadaştan bahsedeyim. Bu arkadaş, Hitlerden önce 6 yıl Almanya’da başbakanlık yaptı.

Von Papen ve Hitler

Sonra Hitler, onu Türkiye’yi savaşa sokması için elçi olarak gönderdi. O da az daha sizi II.Dünya savaşına sokacaktı. Bunu engelleyende İsmet paşa oldu. Sizde ne derler “yiğidi öldür hakkını ver demişler.” Bu konuda İsmet paşayı alkışlamak lazım Ama aynı alkışı dostum Papen’de alır. Von Papen elçiliği boyunca paşanın ağzından girdi, burundan çıktı.

Von Papen hamlelerinden bazılarını anlatayım. Sizin, ülkedeki Almanların nasıl çalıştığını da varın siz hesap edin. Von Papen ülkenize gelir gelmez, üç grubu hedefine koydu. Bunlar; İsmet paşanın kendisi diğeri Medya sonuncu da Ordu idi. İsmet paşa ona bütün kapıları kapattı ise de o paşa direk ulaşabilecek adamı aradı ve buldu. Kadıköy’de noterlik eden paşanın çocukluk arkadaşını tespit etti. Onu değişik yollarla avucunun içine aldı. Paşa ile ayda bir iki kere eski günleri yâd eden bu arkadaş vasıtasıyla paşanın kafasına “ savaşa Almanlarla birlikte girmemiz lazımdır.” Sözlerini noter her görüşmede papağan gibi tekrarladı. Paşa 1943’de savaşa Almanlarla birlikte girmeye karar verdi.  Tam o sırada Amerikanlıların Normandiya çıkarması her şeyi alt üst etti.  Sonra paşa İngilizlere yaklaştı. Hatırlıyorum, o sıralarda İngiliz dışişleri bakanı bana “hocam bu adam amma kıvırıyor” dedi. Her neyse Von Papen maceralarına geri dönelim. Papen, medya’ya el atmakta gecikmedi. Ki o tarihten sonra Almanlar Türk medyasında her zaman ana akımın içinde oldular. O devirdeki en büyük gazete Cumhuriyet idi.

Nadir Nadi’nin Almanya ve Viyana izlenimleri

Von Papen gazetenin sahibi Nadir Nadi başta olmak üzere devrin bütün etkin kalemlerini bu arada Milli Damat Metin Toker’de uçağa doldurdu doğru Berlin’e Hitler huzuruna götürdü.

Milli Damat Metin Toker

Hepsi Hitlerle tanışırken kulakları ağzına varıyordu.  Ardından silah fabrikalarını gezdiler. Ben o zaman kendilerine dedim. “Dikkat edin, Almanlar sizi zehirliyorlar” ama bana kimse inanmadı. Çünkü o sıralarda Berlin’de âlemlerde naralar ve kadehler havalarda uçuşuyordu. Her neyse günahları onların olsun. İşin garibi gezi sonrası başta Cumhuriyet gazetesi olmak bütün medya zaten- o devirde tüm medya tek sesti- hepsinde aynı manşetlere çıktı. Manşetler “savaşa Almanların yanında girmemiz gerekiyor” demeye başladılar.

dönemin gazete başlıkları

O zaman kamuoyu sizde etkili olmadığı için Almanlar istediği etkiyi alamadılar. Von Papen Türk devlet yapısına iyice nüfuz etti. Ordunun sizin için çok önemli olduğu gördü. Zaten, Almanlar, Osmanlıdan beri Ordu ile dirsek temasında idiler. Yalnız, Von Papen özel olarak birini arıyordu. Nitekim buldu da o kişi Erkilit paşa idi. Bu arkadaş ordunuzun ilk milliyetçi subayı idi. Ordu içinde etkinliği olan biri idi. Von Papen onunla tanıştı. Paşa elçiliğe gidip, gelmeye başladı. Hitlerin hedefi Türkleri savaşı sokup özellikle Orta Asya da yeni bir cephe açmaktı.

Erkilit Paşa

Nitekim Von Papen, Erkilit paşayı bunun için bir araç olarak görüyordu. Paşayla yaptığı konuşmalarda “büyük Turan’ı kurmanın, tam zamanı olduğunu ne duruyorsunuz” derdi. Erkilet’e Genelkurmay yolunu açabileceğini söyledi. Paşa buna inandı. Ordudaki grupları harekete geçirdi. İsmet paşa’yı Ordu savaş zorlamaya başladılar. Paşa resmen şok yaşıyordu. Kendi ordusu Almanlar gibi konuşuyordu.  Almanlar her taraftan Türkiye’ye tam saha baskı yapıyorlardı. İsmet paşa bile şaşırmıştı. “Almanlar ülkede bu kadar güçlü mü? Dedi.” Beni çağırdı. Ben kendisini çok sevmezdim ama “Türkleri sevdiğim ve Almanlarda nefret ettiğim” için gittim. Bana ne biliyorsun dedi. Bende yukarıda anlattıklarında biraz daha detaylısını Paşaya anlattım. Kalkarken Paşaya birde Daru’l-funün’a bakın dedim. Paşa gerekli mesajı aldı. Ama bir şey yapmadı. Bu sırada Ruslar Ankara’da Von Papen’e suikast düzenlediler. Adam yara almadan kurtuldu. Suikastçılar bulundu. İsmet paşa bunları sessizce Rusya’ya gönderdi. Akabinde 1944de Von Papen’i de ülkesine yolladı. Âmâ etrafını Almanların nasıl sardığını pek anlayamadı. Bu sırada savaş bitti. Savaşın sonunda sizin ülkenizi paşa birden bire “d sınıfı ülke” kategorisine soktu.

İnönü ve Atatürk’ün Naaşı

Paşa bundan rahatsız değildi. “Mustafa Kemal Paşanın kemiklerini sızlatıyorsun” dediğimde “Milli Şef edasıyla” sadece burnunu kıvırdı. Her neyse Almanların Menderes ve askerlerle olan ilişkilerini sonraki yazıda size anlatayım.