Fener, Putin’e Gol Attı.

0

Bu başlığı okuyunca aklınıza Fenerbahçe gelmesin. Fenerbahçe’nin durumunu futbol analizcilerine bırakalım. Burada kastedilen Fener Patrikhanesi ile Moskova Patrikliği arasında son bir aydır süren “Kiev kilisenin” durumda Fener’in attığı net goldür. Şimdi bu golün detaylarını görelim.

Putin 2014 den bu yana Ukrayna sorununu istediği gibi çözemedi. Sadece Kırım’ı işgal ederek kendine bir puan yazdı ise de Ukrayna’ya bir türlü dersini veremedi. O yüzden Putin siniri bu seferde Fener’e yöneltti. Ukrayna’yı enerjide by passladığı sözde “Türk akımı” gerçekte ise “Rus akımı” ile doğalgazının rotasını Türkiye’ye yöneltti. Âmâ gazın alıcısı Avrupa ülkeleri olmayıp sadece Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan’la sınırlı kalmasıyla Putin burada da istediği sonucu yakalayamadı.

Rusya’nın Yeni Silahı Kilise

Rusya’nın kimliğimde iki parametre onun varlık sebebidir. Bunlardan biri Ortodoksluk diğeri de Bizans’tır. Ruslar paganlıktan kurtulduklarında Hristiyan olmadılar. Onlar Bizans’ın eliyle Kiev’deki Moskof Knezliği zamanında Ortodoks oldular. Bu süreçte Moskova Patrikliği Sinod Meclisinde yer alma teşebbüsünde bulundu. Kendini kutsamak için akla hayale gelmedik yöntemler izledi.  Moskova Patrikliğinin ne Hristiyanlık, ne de Ortodoksluk tarihinde her hangi bir pozisyonu olmamıştı. Şimdi de olmadığı gibi…  Kilisenin kendini kutsaması için dönemin Patriğine tuzak kurarak, onu Moskova’ya davet ettiler. Patrikle beraber makamda gidince Moskova’ya gelen Patriğin uzun süre dönüşüne izin verilmeyerek, Moskova Patrikliği kendini kutsamış sandı. Ardında Sinod Meclisine girmek istedi ise de bunu da başaramadı. Sinod meclisinde Fener, İskenderun, İskenderiye ve Kudüs patrikleri yer almaktadır. Bizans’ın Rus kimliğindeki rolüne bakınca dönemin Çarı Bizans imparatorunun kızı Sofiye ile evlenmesiyle “Avrupa’nın köylüsü “ Bizans’ın “mavi kanıyla” tanıştı. Bugün Putin’inde kullandığı Bizans Kartalı bu kanın sembolü olarak günümüzde kendini gösteriyor. Moskova’dan önce Rusların Bizans’la tanıştıkları ve genetik kodlarını oluşturdukları yer Kiev’dir. Bugünde yaşanan krizde Proşenko’nun Kiev kilisesini Fener’e bağlama talebi doğru bir taleptir. Tarihi gerçeklerle de uyumludur.

Putin Kiliseleri Savaşa Alet Ediyor.

Dünün ateisti ve komünisti, bugünün Ortodoks ve liberali Putin birden bire kiliselere olan merakı arttı. Ukrayna’daki kiliselerdeki Rus hâkimiyeti Sovyet dönenimden beri Moskova Patrikliğindeydi.  Hatta bugün bile Ukrayna’nın kuzey doğusundaki olan kiliselerin rahiplerini Moskova Patrikliği atamaktadır. Putin Ukrayna’daki kiliseleri” beşinci kol” faaliyeti içinde kullanmaya başladı. Bunun farkına varan Proşenko Kiev’deki sembollük Aziz Andres Kilisesini (ki bu kilise tarihi olarak Fener’e bağlı idi.) Fener’e bağlanması talebini devreye soktu. Bu süreçte Moskova Patrikliği Ukrayna’daki kiliselerdeki pazar ayinlerinde Proşenko’yu eleştirip, Rusya’yı öven vaazlar organize etmekteydi. Proşenko’nun çıkışı, Rusya tarafından Moskova Patrikliğin gücünü kırma olarak değerlendirildi. Proşenko hızlı bir kararla Kiev’deki kilisenin Fener’e devrildiğini ilan etti. Moskova Patrikliği buna sert tepki verdi.

Fener Gücünü Gösterdi.

Siyasi olarak başlayan olayda işin içine Fener Patrikhanesinin de katılmasıyla hadise tamamen dini ve kilise hiyerarşisinin görev alanına girdi. Proşenko, Türkiye’ye gelip, Patrik Bartelomos’la görüştü. Görüşmede Patrikhane’ye yüklü miktarda bağışta bulundu. Bir mektup sundu. Proşenko, Patriğe Sinod Meclisinin toplanıp, Kiev kilisesinin durumunun netleştirilmesini talep etti. Bu süreçten itibaren Fener’le Moskova karşı karşıya geldi. Moskova kabul etmese de Fener’in eşitler arasında birinci gücünü bir kez daha yaşanan olayda gördü. Putin sözcüsü arayıcıyla ağır ithamlarla Fener’in bu işe karışmamasını istedi. Rusya baskılarını Türkiye’deki Rus lobisi, gazete ve sosyal medya aracıyla da arttırdı.

Sinod Toplantı Konuyu Sonuca Bağladı.

Fener Patrikhanesi gelen talep, Kasım ayının son haftasında Sinod’da görüşüldü.  Meclis gündemindeki tek madde Kiev kilisenin bağımsız olarak tanınmasıydı. 27 Kasımda İstanbul’da bir araya gelen Sinod Meclisi kilisenin durumunu karara bağladı. Toplantı maalesef Türk basını tarafında görülemedi. Alınan kararla Kiev’in bağımsız kilise olduğunun altı çizildi. Aynı zamanda da Moskova Patrikliğinin Ukrayna’daki kiliseler üstündeki gücü kırıldı. Proşenko bu kararın ardından “Tanrı bizimleydi. Çünkü biz bağımsızlığımız için haklı bir mücadele yürütüyorduk.” ifadesini kullandı. Rus Ortodoks Kilisesi sözcüsü Alexander Volkov ise “İstanbul kırmızıçizgiyi aştı” yorumunu yaptı. Bu açıklamalara baktığımızda Rusların Fener’i kontrol edemedikleri görüldü. Âmâ Putin, Patrik Bartelemos sonrasına hazırlık yapmaya başlamıştı. Hızını artırdı. Türkiye’nin de buna karşı bir strateji geliştirmesi gerekiyor.

Ukrayna sorunu kendi lehine çözmek için akla hayale gelmeyen her yöntemi kullanan Putin, Suriye’deki başarısını burada bir türlü yakalayamadı. Bu da uzun vaade Putin’in iktidarını ve Rusya’nın itibarını sarsıyor. Azak denizinde ve Kırım’da yaşananlara baktığımızda Rusların Ukrayna’yı kolay kolay NATO’nun kucağına itmeyeceğini, Almanya ve ABD nin bölgeye sokmamakta kararlı olduğunu gösteriyor. Sonuçta Putin Fener’den net bir gol yedi.