Fenerbahçe İnanma Yolunda

0

Göztepe maçı Fenerbahçe açısından en doğru zaman dilimine oynandı. Bir tarafta son maçını taraftarının önünde güzel bir oyunla kazanarak çıkışa geçen Fenerbahçe, diğer tarafta ise son 8 maçının sadece 1’ini kazanmış ve düşüşte olan bir Göztepe vardı. İzmir temsilcisinin deplasman fobisini de unutmamak gerek. Bu sezon oynamış olduğu 11 deplasman maçının 9’unu kaybederken, bu maçlarda yalnızca 2 galibiyet alabildi.

Göztepe’nin oyun planının tutmadığı kanaatindeyim. Rakibi tanımak önemli. Göztepe bunun bilinciyle, Fenerbahçe’nin kondisyonunun 60. dakikalardan sonra düşeceğini biliyordu. İlk yarıyı gol yemeden katı bir oyunla kapatmak istediği kuşkusuz. Bununla beraber, kanat hücumları Göztepe’nin en önemli silahı. Halil Akbunar ve Yasin Öztekin’in takıma sağladığı gol ve asist katkısı bunun en net göstergesi. Kemal Özdeş’in planlarını bozan durum ise Fenerbahçe’nin erken bulduğu gol oldu. Aynı zamanda Göztepe karşısında öne geçmekte oldukça önemliydi; çünkü sarı-kırmızılılar bu sezon geriye düştüğü hiçbir maçtan puan çıkaramadı.

Fenerbahçe maça oldukça tempolu başladı. Futbolcular birbirlerine yardım ediyor, arkadaşlarının açıklarını kapatıyor ve mücadeleden kaçmıyordu. Rakip kalede baskıyı da kurunca her şey Fenerbahçe’nin istediği gibi gidiyordu. Maçın başında Fenerbahçe, Mehmet Topal’ın savunma arkasına derinlemesine gönderdiği güzel pasın devamında golü buldu. Henüz dakika 7’ydi. 1 dakika sonrasında Ayew ile mutlak gol kaçırdı sarı-lacivertli ekip. Sonrasında Soldado’nun direkten dönen topuyla ilk 15 dakikaya 3 gol sığdırılabilirdi.

Fenerbahçe cephesi elindeki malzemenin farkında. Oyuncular ve teknik ekip, Ersun hocanın oynatmak istediği hızlı futbola takımın mevcut kondisyonunun yetmeyeceğini biliyor. Zaten hoca da “gittikçe üstüne koyarak ilerlemek” istediğini dile getirmişti. Bu yüzden hızlı bir şekilde bulabilecekleri 2.gol ile maçı koparmaya çalıştı fakat olmadı. Tam Fenerbahçe’nin zorlandığı dakikalara yaklaşırken, Cameron Jerome’nin anlamsız kırmızı kartı imdada yetişti. Yapılan transferlerle kulübe anlamında eli oldukça güçlenen Ersun Hoca’nın oyuna taze güçleri sürmesiyle de Fenerbahçe ipleri tekrar eline aldı. Atılan ikinci golde asisti yapanın Jailson ve golü atanın Victor Moses oluşu, değişikliklerin yerinde ve doğru olduğunun kanıtıydı.

Fenerbahçe elindeki imkânlar çerçevesinde bir oyun arayışı içindeydi, Ersun hocanın oynatmak istediği futbola elindeki malzemeler karşılık vermiyordu. Ersun hoca yeni bir oyun tasarladı ve bence bu oyun takıma oturmaya başladı. Sol ve sağ iç olan ikili göbek ve arkasında gizli libero rolünde Mehmet Topal. Daha önce on numara pozisyonundaki Benzia sol içe geriledi ve bence verim anlamında da başarılı olundu, %88 pas isabetiyle başarılı bir grafik çizdi. Bu bölgede Tolgay ile rotasyon oluşturacağı görüşündeyim. Sağ tarafta ise harika bir Dirar, İsla uyumuyla karşı karşıyayız. Hücumda Dirar göbeğe sıkışıyor ve arkasındaki bek İsla için hucüm koridoru açılıyor, böylelikle hücumda 1 kişi fazla oluyor Fenerbahçe. Oyuna sonradan dahil olan Victor Moses’in de Fenerbahçe’ye çok şey katacağına inancım tam. Hücumda böyle hızlı ve sprinter oyuncu ihtiyacı çok açıktı. Diğer bir nokta ise Fenerbahçe bu maçta pas yüzdelerini oldukça yükseltti. Lig ortalamasında %53 olan topla oynama istatistiği %62.4’e yükselirken, %80.7 olan isabetli pas yüzdesi bu maç %86’ya yükseldi. Bu oranlara bakınca rakibin 40 dakika 10 kişi oynadığını da göz ardı etmemek gerekir.

 

Son olarak da Fenerbahçe taraftarına parantez açmak istiyorum. Taraftarın Cuma günü yaklaşık 42 bin kişiyle stadı doldurması takdire şayan. Takım tarihinin en kötü sezonunu yaşarken, 36 bin kişilik seyirci ortalamasıyla Fenerbahçe bu alanda zirvede yer alıyor. Tribünler takıma olan inancını gözler önüne serdi ve adeta takımının itici gücü oldu. “Gerçek alkışı onlar hak etti.”