G20, BM’nin Alternatifi Mi Oluyor?

0

İkinci Dünya savaşı bitmiş,19.yy güçlerini ve birinci dünya savaşının galipleri neredeyse yok olmuştu.60 milyon insan, 5-6 yıl da yok edilerek, insanlık tarihinin en kanlı savaşı sonuçlanmıştı. Bir daha benzer savaşların yaşanmaması için kurumsal bir yapı inşa edilmesi fikri aslında I. Dünya savaşı sonrası Wilson tarafından Paris’te önerilmiş olmasına rağmen dönemin baskın gücü İngiltere bunu kendine göre yontarak, Milletler Cemiyetini hukuksuzluk üzerine kurdu. İngiltere’nin bu tutumu sistem dışına itilen Almanya, çok değil 20 sene sonra bütün dünyayı allak bulak edecek, 2.Dünya savaşını çıkaran gücü haline getirdi.

Savaşın sonunu hazırlayan Tahran, Postam ve Yalta konferanslarında savaşın görünen galipleri ABD, İngiltere ve SSCB bir daha savaşın çıkmaması hatta bir daha kendileri dışında güçlerin sahnede yer almaması için yeni bir sistem inşa etmeye karar verdiler. Bu sistemle 20.yy tarihi başlamış oldu. Takvimlerin 1945-1952 arasını gösterdiği zaman diliminde önce BM sonra NATO akabinde Varşova paktları kurularak, dünyanın kaderi bu üç kurum tarafından belirlenmiş oluyordu. İcra NATO ve Varşova’nın yanında tek çatıda BM etkin olduğu yapı inşa edildi. Bu devletler üstü organizasyon 20.yy ile 19.yyda birbirinden ayıran en önemli özellikti. Yalnız bu yapı kurulurken BM hariç NATO ve Varşova paktları askeri idi. Bu yapılar, Doğu ve Batı diye tanımlanan dünyanın güç odakları ABD ile SSCB tarafından ve onların istediği tarzda hareket eden sistemler olarak kuruldular. BM ise daha ziyade dünyadaki herkesi sınıfın içine alacak şekilde tanzim edildi. Ama hukuk ve güç dengesi gözetilmeden inşa edildi. Savaşın galipleri potansiyel düşmanları sistemin içinde tutup, karar merciine almadan “tüm dünya olsun diye”, Fransa ve Çin’i de içlerine alarak, veto yetkilerini de kendilerinde tutarak, diğer BM üyelerine yetkinin verilmediği adaletsiz bir sistemi hayata geçirdiler. Sistemin jandarmalığını Varşova NATO yaptı.

Dünya Sistemini Ayakta Tutan Kurumlar Eleştiri Altında

Sistem Kuramayan ABD

1989 de SSCB birliğinin tarih sahnesinden çekilmesiyle Rusya’nın 1999 kadar dünya sistemde varlık gösterememesi üzerine bir denge ve düzen tartışmaları başladı. Bu tarihlerde siyasi arayışlar, ekonomik sistemden sıkıntılara özellikle de kapitalizmin sorgulanmasına neden oldu. Göreceli olarak Soğuk Savaşı kazanmış gözüken Batının kaybetmesi üzerine Davos toplantıları da çare olmamaya başladı.

G20 nin Oluşumu

ABD siyasi liderlikte etkisiz kalması, ekonomide 1999’da yaşanan Asya krizinin domino etkisi,  dünya ekonomisini yön veren güçlerini bir arada toplayacak siyasi ve ekonomik platform ihtiyacı ortaya çıkardı. Kanada ve ABD Maliye bakanlarının girişimiyle önce maliye bakanlarının sonra ki yıllarda da devlet başkanlarının katılımıyla G20 doğmuş oldu. Bu platformun oluşmasında ekonomik etken bir numaralı sorumlu olması ilginçtir. İnsanlığın farklı bir boyuta taşıma potansiyeline sahip olduğunu bize gösteriyor. Düne kadar Komünizm, Sosyalizm ve Kapitalizm mücadelesi eden devletlerin, dini kalıplarla geçmiş yüzyıllarda birbirlerini zorlayan ülkelerin son tahlilde kapital, sermaye ve para ekseninde buluşmaları gariptir. İnsanlığın 20.yy sonunda dünya vatandaşı ve para eksenli bir platformda buluşmasını G20 bize en iyi gösteren örnek olsa gerektir.

Bazı Teknik Bilgiler

G20, AB dışında 19 üye ülkenin katılımıyla oluşuyor. Bu ülkeler ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya S.Arabistan ve Türkiye’den meydana geliyor. Dünyada mal ve hizmet üreten ülkelerin %85 bu kuruluşa üyedir.G20, küresel ticaretin %75 ni, Dünya Nüfusunun 3/2ni kapsıyor. Resmi bir yapısı ve sekretaryası yok. Küresel uzlaşmaya göre gayri resmi hareket ediyor. Başkanlık rotasyonla oluyor. Başkanlık bir sonraki zirvenin konusunu ve konuşmacılarını belirliyor. Zirveye bağlı alt zirveler var. Bunlar düşünce kuruluşları T20 Emek Grupları L20,Gençlik Zirvesi Y20 kadın Örgütleri W20dir.Bu sene Arjantin’de onun dönem başkanlığında 30 Kasım 1 Aralıkta yapılacak..

Gelelim Alternatif Tartışmasına

Başta Türkiye olmak üzere ekonomik olarak ve siyasi olarak dünyanın yeni devletlerinin 2000lerden itibaren etkin olmaya başladılar. Bu devletlerin BM siyasi ve hukuki yapılarını sorgulamaları üzerine buna karşı yapılacak açılımların barış ekseninde gerçekleştirmesi seçeneği üzerinde liderleri yeni arayışlara itmeye başladı. Tarihsel modelleme yöntemini kullanırsak, BM sisteminin kendini güncellemezse dünyada yeni güç odaklarının askeri ve siyasi kuvvetleri artıkça 1939’da Almanların yaptığı gibi sistemi bir savaşla yıkmaları kaçılmaz olacaktır. Bu savaş diğer iki harbe benzemeyecek, daha büyük yıkımlara sebebiyet vereceğinde bunu düşünmek bile risklidir. Onun yerine 1989 sonra ABD başlattığı Yeni Dünya Düzeni tartışmaları benzer yavaş yavaş geçiş sistemlerinin kurulması daha az riskli oluyor. İşin garibi 1989-1999 arasın da ABD eline gelen tarihi fırsatı kullanamadı. Dünya liderliğini bir türlü gerçekleştiremedi. Bugün bile zor görüyoruz. Tam tersine başta AB yi kullanarak gerek Ukrayna yaşanan Krizde gerekse, 2001 ilerleme sürecinde Varşova Paktı ülkelerini kendi bünyesine katan AB, içindeki Almanya’nın bu yılları kendi lehine çevirdiğini söylemek mümkündür. Benzer durum 1999 sonraki gelişmelere baktığımızda Rusya içinde söylenebilir.2003 sonrası Türkiye, son yıllarda Modi’nin Hindistan’ı ve yine 1990’larda Çin ekonomik hamleleri yeni sistem arayışında dünyadaki yeni güçlerin kafalarını gösterip bende varım demelerine neden oldu.

G20 karşıtı gösteriler

Dünyadaki Şu anki Problem: Güç Odaklaşmasının Dengesizliği

Rusya, Almanya, Türkiye, Brezilya, Arjantin, Hindistan ve Çin aktif olarak uluslararası arenadaki varlıklarını daha çok hissettirmeye başladılar. Bu devletler eninde sonunda ya tek başlarına veya birlikte BM sistemini sorgular hale geleceklerdir. Bunların içinde Rusya zaten sistemin içinde olsa da askeri açıdan farklı mecralarda kendini göstermesi son yıllarda NATO’nun düşman tanımına yeniden girmesiyle bu riskli grubun ileri de ne yapacaklarını göstermektedir.

Unutmayalım, biz hale 21.yy siyasi olarak girmedik. Hala 20. yy sistemi içerisinde yol alıyoruz.1989 Berlin Duvarı, 1999 Asya krizi gibi artan sorunlarla 20. yy yavaş yavaş varlığı yitirmeye başladı. Oyunun kuralı şu, “her yüzyıl kendi kurumlarını ortaya çıkarır” yüzden BM durumu, Varşova’nın yıkılmasından sonra NATO’nun durumu önümüzdeki 10 yıl içinde daha fazla sorgulanmaya hem de üye ülkeleri tarafından sorgulanmaya ve yıpratılmaya başlanayacaktır. Sorun şu anki oyun kurucuların hâkimiyetlerini 21.yy da devam ettirmek istemeleri diğerlerinin buna izin vermemesidir. Bu ülkeler ellerini çabuk tutmaları gerekiyor.G20 ile doğaçlama başlayan yeni oluşumlar BM vb. kurumların yerini almaya aday durumdadır. Şu anda sekreteryasız bir platform boyutunda devam eden bu oluşum, zamanla ekonomik boyuttan askeri ve siyasi evreye geçme potansiyelleri sahiptir. Muhtemel önümüzdeki yıldan itibaren başlayacak olan dünyadaki ekonomik sıkışmada paradan para kazanmanın sonuna geldiğimiz görülüyor. Rakamların değil nakit paranın güç olduğu tek gücün değil eşit gülerin baskın olduğu 21.yy yavaş yavaş geçiyoruz.