Gölgelerin Ardındaki Nesne

0

 

İnsan güçlü olmak ister. Güçlü olabilmesi için de öncelikle kendisinden başlayarak insanı bilmesi gerekmektedir. Birçok medeniyetin kendi öz benlikleri ile harmanlayarak ortaya koyduğu kadim bilgiye erişebilen insanlar güce de eş zamanlı olarak erişebilmişlerdir. Bilgi kimi zaman elinizde olduğu gibi kimi zamanlarda ise bambaşka coğrafyalarda misafirdir. Bu sebepten ötürü bilgiyi transfer etmek gerekir ki bunun yolu da doğru iletişim metoduyda sağlanabilir. Özellikle insanların birbirlerini oldukça fazla yanlış anlayabildiği günümüzde doğru iletişim bir hayli zorlaşmıştır. Yanlış anlama konusunda Sylvine Herpin’in  sevdiğim güzel bir sözünü paylaşmak isterim; “Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi zannettiğiniz, söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı, anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz olasılık vardır.” Bu dokuz olasılığı düşündüğümüz zaman insanların doğru iletişim kanallarını kurduklarında gerçek bilgiye eriştiklerini göreceğiz. Özellikle gerçek bilgilere erişilebildiğini farketmeye başladığımızda Eflatun’un (Platon) mağara metaforundaki; mağarada yaşayan insanların duvarda oluşan görüntüleri gerçek sandıkları fakat mağaranın dışına çıktıklarında, görüntülerin aslında mağara önünden geçen nesnelerin yansımaları olduğunu anladıkları gibi bizlerde gölgeleri değil nesneleri göreceğiz.

Mağaranın kapısında duran nesnelerden biri de Jacop Fugger’dir. Peki önemli nesnelerden biri olarak dünyanın en zengini ve bankacılık sisteminin kurucusu Jacob Fugger kimdir? Amerikan Wall Street Journal gazetesi editörlerinden Steinmetz, Fugger’i ‘’tarihin en zengin insanı’’ olarak görüyor. Çünkü Fugger tarihin en güçlü adamı idi. Röneans yaşandığı dönemde dünyayı Papa ve Roma Germen İmparatoru kontrol ediyordu. Dünyanın kontrolünü ellerinde bulunduran bu iki kişiyi ise Jacop Fugger finanse ediyordu. Almanya’nın Augsburg şehrinde 1459 yılında doğup 1525 yılında ölen ve soylu bir aileye mensup olan Fugger, birçok ülkede iktarları etkileyecek kadar nüfuz alanına sahipti. İmparatorlar genellikle soylu ailelere mensup oldukları için oldukça varlıklı ailelere sahiptiler. Ülkelerinde bulunan insanları korumak, adaleti sağlamak ve hükmetme gücüne sahip olabilmek için güçlü ekonomiyi ellerinde tutmak isteyen imparatorlar, varlıklı aileleri yanlarında tutmayı tercih ettiler. Fakat zamanla para sermayesinin ilerlemesi ve feodalitenin güçlenmesiyle krallıklar güçlerini yitirmeye ve otoritelerini kaybetti. Günümüzde ise güçlü imparatorların yerini, ekonomik gücü elinde bulunduran özel şirketler ve uluslararası firmalar aldı.

Bir bankacı olduğundan dolayı ön planda olmayı hiç tercih etmedi. İmparator veya Papa olmak gibi siyasi ve dini bir makama gelmek gibi düşüncesi hiç olmadı. Jacop Fugger’i böylesine güçlü yapan unsurların başında aileden gelen asil sınıfta kategorize edilmesinin yanı sıra kont ünvanına sahip dünya tüccarı olması gelmektedir. Dünya tüccarı olmasına rağmen dünya üzerinde pek fazla bilinmemesinin sebeplerinden bir diğeri ise Fugger’in Alman olmasından kaynaklanıyordu (çünkü dünya İngiltere dönemine girmişti ve dünya dili İngilizce idi). Fugger kendisi ile aynı dönemde yaşayan Machiavelli ve Medici ailesi gibi pek bilinmedi. Yaşamı boyunca hiçbir saray ve katedral inşa etmedi. Almanya’nın Augsburg şehrinde dünyanın en eski sosyal hizmet evleri Fuggerei’yi inşa etti ve günümüzde hala aktif olan bu sosyal yapı yıllık olarak kirası 0.88 Euro olarak devam etmektedir. 140 apartmandan oluşan Fuggerei evlerinde yaşamak için üç kriter mevcuttur. En az üç yıl Augsburg’ta yaşamış olmak, Katolik olmak ve yoksul olmak gerekiyor (Önceden bir başka kriter de Fugger ailesi için hergün dua etmekti).

Fugger görünmeyen bir güç olarak günümüze kadar olan bir çok sistemin kurucusu olmuştur. Gücünü tamamen faizden alan Fugger, ilk olarak faize karşı çıkan Papa’yı ikna etti. Aynı dönemde Medici gibi Rönesans’ın doğmasına zemin hazırlayan ailelerin de bankaları vardı ancak katolik kilisesi tefecilik olarak gördüğü faiz ödemelerine izin vermiyordu. Fakat Papa 10.Leo’yu destekleyerek ikna eden Fugger faiz yasağınıPapalık tarafından kaldırttı (10.Leo aynı zamanda Fugger’in bankasının müşterisi idi). Faizi onaylatan Fugger Alman bankalarına parasını yatıran müşterilerine faizle kazanç vadetti. Böylelikle Augsburg kentinde bulunan Fugger bankalarına para akmaya başladı. Elde ettiği büyük paralar ile devletlere faiz ile borç veren Fugger, verdiği kredilere karşılık ülkelerin maden çıkarma ve işletme haklarını elde etti. Bir süre sonra bakır ve gümüş ticaretini tamamen ele geçirdi. Bunun ardından baharat ticaretini kontrol altına aldı.

Dünyanın ilk gazetesini kurdu. Dünyanın ilk habercilik sistemini kurmadaki amacı; dünyanın her yerinden bilgi alabilecek sivil istihbarat teşkilatına sahip olmaktı. Böylelikle gelişen olaylardan en hızlı şekilde haberdar olarak, rakiplerinden daha hızlı olmayı amaçladı. Dünya üzerinde Fugger haberciliği için çalışanlara paralar ödendi. Ticari ve siyasi konularda bilgi getirenlere yapılan ödemeler bir gelenek olarak başarılı bir şekilde devam etti ve sonunda Fugger Bültenleri kuruldu. Fugger dönemin bilim adamlarını finanse ederek coğrafi keşifleri teşvik ederek hızlanmasına aracılık yaptı. Kristof Kolomb’un Hindistan seferini finanse ederek coğrafi keşifleri destekledi. Aslında bularaların potansiyel kazançları ile ilgileniyordu bunun için keşifler önemliydi. Son olarak Papa ile ortaklaşa bir projeyi daha hayata geçirince Reform haraketinin başlamasında önemli rol oynadı. Vatikan’ın St. Pietro Katedrali’ni inşa ederken yapacağı masrafları karşılamayı teklif eden Fugger, karşılığında günahların affını satmayı teklif etti. Bu uygulamaya karşı çıkan insanlar, katolik dünyasında uzun yıllar bir potansiyel oluşturdu ve Martin Luther bu potansiyeli ateşleyerek Reform hareketini başlattı. Böylelikle Katoliklik ve Papa’ya karşı doğan Protestanlığın kuruculuğuna dolaylı yoldan etki etti.