netpano.com - netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
3 Eylül 2010 Cuma
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netapno.com  -  - 23 Nisan 2007 Pazartesi - 00:00:00  
Kaldırım Serçesi: Edith Piaf

Bir kuşak için hâlâ Avrupa demek, Fransız demek, Edith Piaf demek. Piaf, yani buğulu bir ses, romansın unutulmaz şantözü. Ufak tefek olmasına rağmen fransız müziğine ve dolaylı olarak müziğe etki eden, sesinde garip bir şeyler olduğundan şüphenilen bir kadın. Gariptir ki kaldırım serçesi deniyor.

Kim bilir kaç kişi Edith Piaf'ın seslendirdiği eserlerle hüznün kollarına attı kendini, kim bilir kaç dudaktan fısıldanarak tekrarlandı romansları Piaf'ın. Söylediği her şarkıda farklı bir tat ve bu tatta da bambaşka anlamlar vardı.





Sanıldığının aksine pek de romantik geçmeyen bir hayat serüveni var Edith Piaf'ın. 1915'te Paris'te dünyaya geliyor. Gerçek ismi Edith Giovanna Gassion. Pek nezih olmayan mekânlarda şarkılar söyleyen bir şarkıcının (Anita Maillard ki yaşı henüz o zamanlar on yediydi) ve kontorsiyonist* bir babanın (Louis Gassion) kızı olarak dünyaya gözlerini açıyor. Fakat kısa bir süre sonra annesi Maillard, kızını iş bahanesiyle büyük annesine bırakıp terk ediyor şehri. İstanbul'a gelip gazinolarda şarkı söylüyor ve hayat kadınlığı yapıyor.

Açlıktan ölecek kadar kötü bir durumun sınırlarında büyüyen Edith'i babası 2 sene sonra, 1917'de Normandiya'ya Fransız ordusuna katılarak gidince küçük Edith bir genelev işleten büyükannesinin yanına bırakıyor. Fakat işler bu kadarla düzelmiyor. Henüz 4 yaşındayken menenjit hastalığına yakalanan bu küçük kız kör oluyor Giovanna. Takdir-i ilâhi ki, 2 sene sonra Edith'in âmâlığı kendiliğinden geçiyor. Ama kendini kör eden bu menenjit hastalığı, hayatı boyunca yakasına yapışan talihsizlikler gibi yakasını bırakmamış, kızını bu hastalık yüzünden kaybetmiştir.

Ciotti Sirki'yle 7 yaşındayken ilk turnesine çıkıyor. Bu turnenin getirisi olarak da 10 yaşından itibaren sokaklarda şarkılar söylemeye başlıyor. Paris'te sokak sanatçısı olarak yaşamaya çalışırken, ki henüz yaşı 15'tir, kabare sahibi Louis Leplée ile karşılaşıyor ve onun kabaresinde şarkılar söylemeye başlıyor.

Çalıştığı kabarenin sahibi Leplée, Edith Giovanna'nın ismini değiştirerek "La Môme Piaf" yapıyor. Özel hayatındaki kaoslar, skandal evlilikleri, hastalık ve bağımlılıkları, başından geçen İkinci Dünya Savaşı macerası ve diğer talihsizlikler, Edith Piaf için hayli kompleks bir yaşam serüveni ve hayat tecrübesi olarak geri dönüyor. Sanki bunu onaylarcasına, Minik Serçe'nin cenazesine tam 40.000 kişi iştirak ediyor. Hayatını "hayatım" diye bir eserde toplamış, bir otobiyografiye imza atmıştır. uyuştucu kullanır, sinir krizleri geçirir, aşık olur; hüsran yaşar. Tüm şarkılarında acıyı sonuna dek hissettirmiştir. Zaten onu oluşturan şey, muhtemelen bunca acıyı çekmesiydi. 1963 yılında öldüğünde Fransa'nın en çok sevilen aşk sanatçısı, her şeyden öte fransanın bir ikonu haline dönüşmüştür.

II. dünya savaşında da onun şarkıları eşliğinde şehirlere girilmiştir.



İlk olarak La Garçonne (1936) filmiyle de sinema dünyasında yer alan Edith Piaf, toplam 10 tane filmde de rol almış. Tabii sadece filmlerde başrol değil, aynı zamanda ölümünden sonraki filmlerde "tema" olarak da anılmış.

En son olarak Fransız yönetmen Olivier Dahan'ın vizöründen, Marion Cotillard ve Sylvie Testud'un başrollerini üstlendiği "La Môme" adlı filmde çıkıyor karşımıza Piaf.

* Kontorsiyonist: bir cins aerobik şovmeni. "Lastik adam" diye de

Hayatım / Edith Piaf

Marcelle: Edith Piaf'ın kızı
P'tit Louis: Marcelle'in babası

….Ayrılışımızdan kısa bir süre sonraydı.

O zamanlar dans edilen bir lokalde, bir bal musette'de, Pigalle
Meydanı'ndaki "Le Tourbillon"da çalışıyordum. Orada her işten birazcık
yapıyordum: şarkı söylüyor, bardakları yıkıyor ve ortalığı süpürüyordum. Bir
gece P'tit Louis'nin geldiğini söylediler.

Rengi sararmıştı ve mırıldanıyordu:
"Marcelle ağır hastalandı. Menenjit... Çocuk hastanesinde yatıyor... Ümit
kesildi!"

O dönemde bu tür hastalıkları tedavi etmek çok zordu. Hastaya
ponksiyon uygulanır ve dokuz gün beklenirdi. Hasta bu süreyi atlatırsa,
iyileşirrdi. Atlatamazsa...

Sekiz gün boyunca bir mucize olması için dua ettim. Dokuzuncu gün,
içimi kötü bir his kapladığından Belleville'deki otelden hastaneye kadar
yalınayak yürüdüm. Cebimde bir tek sou bile yoktu. Marcelle'in yanına
yanaştım. Yaşlı ve güler yüzlü bir hemşire "Kendine geldi! Ateşi de düşmeye
başlıyor! Sanırım hastalığı atlattı!" dedi.

Usulca küçük kızımın yanına sokuldum. Marcelle, mavi gözlerini sonuna
kadar açmış ve beni hastalığa tutulduğundan bu yana ilk defa tanımıştı. "Anne,
gel yanıma, beni bırakma!" dedi.

Ağlayıp yanağına öpücükler kondurdum. Sabah beşe kadar yanında kaldım
ama daha sonra ayrılmak zorundaydım.

Öğleyin P'tit Louis'yle birlikte geri döndüm. Mutluydum, çünkü kabusun
sona erdiğini sanıyordum.

Ama Marcelle ölmüştü...

Ne P'tit Louis'te ne de bende küçük bir çelenk almak için para vardı.
Suskunca ayrıldık. Ben Place Pigalle'ye geri döndüm.

Kahrolmuştum. Bir ara çalıştığım yerde konsomatrislik yapan
kadınlardan biri yanıma yaklaştı ve "Kafanı boşuna yorma. Göreceksin, gerekli
olan parayı bir şekilde toparlayacağız" dedi.

Çocuğumun toprağa verilmesi için gerekli olan para bir yana, cebimde
bir bardak su bile alabilecek kadar para yoktu.

Ama en az benim kadar fakir olan erkek ve kız arkadaşlarım, ellerinden
geldiğince yardım etiler. Buna rağmen halen on frank eksiğim vardı.

Saat sabahın dördüydü. Üzerimde çok büyük duran ve kolu yamalı olan
mantomu giyip karanlığın ortasına daldım.

Marcelle'i düşünüyordum; şanssızlığımı ve halen eksik olan on frankı.
Kendimi sokaklarda ağır ağır sürüyordum.

Birden arkamdan biri "Hey bebek!" diye seslendi. "Benimle biraz
eğlenmek için ne istersin?"

İri yapılı bir adam alaylı alaylı sırıtıyordu. Beni sokak kızlarıyla
karıştırmıştı.

Yoksa onu tokatlar ve küfrederdim! Ama ümitsizliğin ve çaresizliğin
etrafımı sardığı bu gecede yapamayacağım hiçbir şey yoktu. Bu nedenle daha
önce de bahsettiğim bu yabancıya "On frank!" dedim.

Beni hemen kolumdan tutup küçük bir otele götürdü.

Otel sahibinden odamızın numarasını öğrendikten sonra merdivenleri
çıktı. Kendi kendime: "Bu imkansız! Böyle bir şey yapamazsın!" diyordum.

Odaya girdikten sonra yabancı önümde durdu ve sırıtarak, "Al, sana on
frankı peşin vereyim" dedi.



Parayı masanın üzerine koydu. Daha sonra tekrar bana döndü. Ellerini
omuzlarıma koyduğunda, bu iri yapılı adamla kendime olan saygımı yitirmeden
başa çıkamayacağımı anladım.

Yabancı bana soğuk bir bakış fırlattı. "Daha ne bekliyorsun?" diye
sordu.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaya ve ona hikayemi anlatmaya başladım: çocuğumun
ölümünü, toprağa verilmesi için gerekli olan eksik on frankı...

Bana acıdığını ve gitmeme izin vereceğini anlamıştım.

Omuzlarını silkti ve kısık bir sesle, "Git bebeğim!" dedi. "Hayat her
zaman insana gülümsemiyor, öyle değil mi?"

İşte, bugüne kadar darda kalanlara en ufak bir karşılık bile
beklemeden yardım etmemin asıl nedeni bu adamdır.

Peki, bu adam bana bir fahişe gibi davranmış olsaydı... Belki de bugün
birçok insanın vücudunu, birçoğunun da ruhunu son adna kurtaran biri
olmayacaktım.

Bugün dahi, bana başkalarına yardım etme duygusunu sağlayan bu insana
minnettarım.

Bana hayatta hiçbir şey, karşılık almadan yardım etme duygusu kadar
temiz ve yüce bir mutluluk vermemiştir.




 YORUMLAR
Murat Kılıç / 14.10.2007 13:17:28
öylesine zorlu bir yaşam, acılar ve genç yaşta gelen ölüm ama benim asıl takıldığım bir bayanın buraya yazdığı saçma ve ırkçı yorum ( yahudi kırması ) bu kadar cahil ve saçma bir yaklaşım karşısında kanım dondu gerçekten birde utanmadan bu konunun siteye yakışmadığını söylüyor. Beyza Güneş adlı kişi bence bu siteye yakışmayan tek şey sensin söylemek istediğim çok daha ağır şeyler var sana ama senin seviyene inmek istemediğim için sadece bu kadar yazabiliyorum


güzin yavan / 16.12.2007 21:26:04
iz müslüman oldunuzda ne oldu acaba Beyza Güneş insanca düşünmekten nasibinizi alabildiniz mi?insanları kimliklerine göre inançlarına göre ayırmak,fişlemek ne büyük bir gaflet ve cehalettir bilginiz var mı? Yaşamı bu kadar zorluklarla geçmiş buna rağmen insanın içini titreten o muhteşem sesiyle şarkılarıyla devleşmiş bir isme kimse dil uzatamaz.edith pıaf sesiyle hala yaşıyor...


beyza yavuz / 09.12.2007 14:49:45
dith piaf bir şarkıcıdır, bilgiler için teşekkürler. bu arada yazıda ne var onu da anlamış değilim, ayrıca buraya yazılması kendi değerlerimizi arkada bıraktığımızı göstermiyor. yahudi kırmasıymış, Beyza Hanım ne kırması acaba, at diyeceğim ama atlara hakaret etmek istemiyorum ama bir at gözlüğü gördüm sanki...


ceyda güler / 07.12.2007 11:40:05
cılarla belliki daha da güçlenmiş yüce bir ses ve yorum

lili marlayn şarkısının savaşta askerlere moral verdiğini biliyoruz beence bu ses kendisi zaten insana zor anlarında güç veriyor


Namık Kırantay / 10.11.2007 22:42:07
dıth pıafı 1978 de ılk dınledıgım an sesıne ve sarkılarına hayran kaldım sevgı ve askı bılmeyen kısıler hıc bır zaman edıth pıafı anlayamazlar.


Namık Kırantay / 10.11.2007 22:42:07
dıth pıafı 1978 de ılk dınledıgım an sesıne ve sarkılarına hayran kaldım sevgı ve askı bılmeyen kısıler hıc bır zaman edıth pıafı anlayamazlar.


Namık Kırantay / 10.11.2007 22:42:07
dıth pıafı 1978 de ılk dınledıgım an sesıne ve sarkılarına hayran kaldım sevgı ve askı bılmeyen kısıler hıc bır zaman edıth pıafı anlayamazlar.


Beyza Güneş / 25.04.2007 22:50:43
i fıstığı yeşilimiz, Edith PİAF'ımız eksikti. Ne iyi olmuş onu da siz tamamlamışsınız. Böyle bir yazıyı, böyle bir siteye hiç yakıştıramadım. Siz hala Edith PİAF mı sayıklıyorsunuz? Bu da bir tür misyonerlik bence. Bizim kendi değerlerimizi öne çıkarmaya ve tanımaya ihtiyacımız var, elin yahudi kırması şarkıcısını değil.


özge demir / 22.10.2007 17:37:47
mükemmmel bi kadın...ona kaldırım sercesi filminden sonra hasta oldum.tanımayanlar için büyük kayıp


asimis / 26.01.2008 22:56:06
DİTH PİAF gerçekten muhteşem bi ses we yorum fransızca bölümünde okuyorum ve hocam sayesinde onunla tanıştım onun gibi bi insan çok zor gelir sanat dünyasına...takdire layık bir üstat


gülgün türk / 17.09.2007 16:45:32
lk dinlediğim günden beri bu Edith Piaf'ı merak ediyordum. Şimdi onun hayatı hakkında da bilgiye sahibim. Gerçekten çok harika bir ses ve yorum...


gülten / 23.08.2007 17:48:07
gerçekten fransızca bilmeme rağmen onu çok fazla sevdm.. ama belki de onu böyle kendimce anlayarak dinlemekten keyif almıştım.. harika bir yorum o ..


ismail oktay / 12.08.2007 11:35:56
ayın beyza güneş:siz hiçmi,Sinatra dinlemediniz?Natkingcool,Armstrong,Yves montand,sizin için çokmu yabancı?Piaf en az bunlar kadar önemli bir şarkıcıdır.Gençliğimi,aşık olduğum günleri hatırlattığı için sitenize çok teşekkür ederim.Sevgilerimle.


Rizgar Şoreş / 04.08.2007 18:58:02
im bilir? Belki de hepimiz EDITH PIAF gibi yaşamaak için çırpınıp dururuz.Tamam acı çekmek kolay birşey değil;ama acıyla bütünleşip,YÜCELMEK küçümsenmeyecek bir duygu,bir histir.


ayfer / 11.07.2007 00:22:12
e diyebilirim ki muhteşem zaten herrşeyi piaf söylüyo.......................


Mine / 15.06.2007 22:54:05
ransızca bilmemenize rağmen içinize işleyen bu sesi dinlemek gerekir. Sonra o hayranlıkla zaten merak edip kitabı okumak istersiniz. Evet benim için Edith Piaf'ın hayatına ait bilgiler eksikti artık oda tamam. Ne mutlu bana...


sevda nil / 30.05.2007 08:54:56
ani inanmıyorum bu yorumu yapan insana, halen insanı yaradandan ötürü olduğu gibi sevmeyi öğrenemedik. Kadındır, insandır nihayetinde ben çok etkilendim öyküden ağladım hatta, gönderenin eline sağlık


sema / 04.11.2007 14:19:36
u an yaşıyorsam, yaşadıklarıma tahammül edebiliyorsam edith piaf ı tanıdıktan sonradır. yaşamak nedir diye kendime sorarken devamlı ''mutluluğu'' ararken yaşamanın ne olduğunu, aslında çoğumuzun yaşamadığını onunla farkettim.




toprak derya / 27.05.2008 01:15:21
aolasın bize insan olmanın ne demek olduğunu öğrettin kendini bizle dürüstçe ve mertçe paylaştın.sesine ve yüreğine sağlık edith...


eLpHn / 15.02.2010 11:00:48
en ilk filmde tanıdım harika büyüleyici bi filmdi..o zaman böyle birinin gercek oldugunu öğrendim.ve o bana göre süper biri,şimdi her yerde müziklerini arıyorum..


huseyın / 12.02.2010 10:36:43
aha 3 gun once edıth pıaf'la tanıstım ve gercekten hayran kaldım. ve o 3 gun dolu dolu edıth pıaf ın hayatını arastırıyorum. ve boyle guclu bır yorum kapasıtesıne sahıp bır sanatcıyı cok gec tanıdıgım ıcın uzuluyorum


maya** / 02.02.2010 00:14:13
dith piaf ı öğreneli 4 gün oluyor ve çok üzülüyorum keşke daha önce öğrenseydimde dinleyebilseydim.yukarda gereksiz yorum yapmış kişiyi görmezden gelin arkadaşlar kimseye silah zoruyla dinletmiyoruz sonuçta.o onun kayıbı ve cahilliği..


hasan berk / 05.12.2009 00:21:58
eden bir değeri başkalarıyla karşılaştırmak zorundasınız anlamadım, tuhaf bir mantık. edith piaf kendi başına bir değerdir ve yerel sanatçılarla yarıştırılmasının anlamı yoktur. ırkçı, faşistlere da ikiz kulelerin altında kalasın diyorum..


morton 4 ekim 2009 / 05.10.2009 00:04:11
.pİAFIN PARÇALARINI ÇOÇUKLUĞUMDAN BERİ DİNLİYORDUM.radyodan hayatını anlatan piyeslerini dinliyordum.1970 liyıllarda tarlada kazma kazarken dinliyordum.o zamanlar küçük bir çoçuk olmama rağmaen sesine hayran olmuştum.haleen aynı hayranlıkla dinliyorum.


kemal / 03.09.2009 23:58:19
vet gerçekten mükemmel ama buna takılıp kalmayın.bizimde süper sanatcılarımız var münir nurettin,zeki müren v.s illaki hayatın zorluklarını çekmiş birilerini arıyorsanız bergen güzel bir örnektir.


selçuk / 24.07.2009 00:05:33
ıllarca mılord sarkısının sadece nakaratının mırıldıları kaldı cocuklugumdan aklımda.bu muhtesem yapıtın kım tarafından yazıldıgını ve seslendırıldıgını ogrenmekse nette gunlerce arastırma yaptıktan sonra ortaya cıktı.farkettım kı bı cok sarkısının ezgısı beynıme kazınmıstı.sankı cocuklugumun ezgısı gıbıydı...


samet cetinkaya / 19.12.2007 16:50:29
oyle bir sese sahip olan nadir insan La môme, acili hayatinin belkide ona bir hediyesiydi bu mukemmel ses, o aciyi, kederi onu dinlerken hissetmek pek normal. Ozellikle "kaldirimdaki serçe" filminden sonra ona asik oldum.


yusuf / 02.06.2008 09:51:30
ence inanılmaz biriymiş...onun hakkımda ne ögrensem hayranlıgım bi kat artıyo...sesinden büyüleyici hüzün anlatılmıcak kadar güzel...:)


Deryuş / 13.01.2008 02:20:52
a vie en rose filminin ardından başlayan hayranlığım devam etmekte.21 yaşındayım şu güne kadar onun eşsiz yorumunu dinlememenin üzüntüsünü duyuyorum.Şarkılarından eşsiz bir tat aldığımı söylemek isterim.Her dinleyişimden farklı bir sonuç çıkarmak farklı hisler duymak mükemmel dünya çapında bunu bana hissettiren az sanatçı var.Yukarıda yazılan yorumlara baktım am ahiç yakıştıramadım ülkemizde de çok değerli yorumcular var bunları inkar etmek büyük bir ayıptır.Fakat şuraya kadar girip otobiyografisini okuyup etkilenmediklerini söyleyebilirlermi?Bu ırkçılık niye?Bu insan yanlızca sanatını mükemmel icra eden dünyaya malolmuş bir sanatçıdır lütfen yorumlarımızı biraz daha seviyeli tutalım teşekkür ederim.


yağmur / 12.05.2008 18:34:26
Edith piaf vefat edeli 45 sene oldu ama hala şarkıları herkesin yüreğine işliyor. O, Fransız olmasına rağmen herkesçe sevilen,bütün dünyaya mâl olmuş bir sanatçıdır. Beyza Güneş, sizi şiddetle kınıyorum. Yazdıklarınız bana sizin sanattan, aşktan, duygudan yoksun olduğunuzu düşündürüyor.


ezo / 21.04.2008 22:53:44
dith piaf ın hayatını okuduğumda intaharın eşiğindeydim.okuduktan sonra kendime çok kızdım ve ne acılar var dedim...edith hayatında çok büyük acılar çekmiştir...umarım...O'NUN GÜNAHLARININ ÇOĞU AFFEDİLDİ,ÇÜNKÜ O ÇOK SEVDİ!


levent / 18.04.2008 18:56:38
ecenin bir yarısında PİAF dinlerken kendi geçmisinizi sorguluyorsunuz. o ses karşısında çaresiz kalıyorsunuz.mantıktan duyguya geçiyorsunuz.


Uc_uc / 11.04.2008 22:39:30
enecek ne varki;anlamış olmak isteyene zaten söz gereksiz


serçe / 14.03.2008 12:42:41
ürkiyede sesen aksu neyse fransada da edit piaf odur...ikiside beni büyülüyor...sanatçı gibi sanatçılar..


SEDA / 12.02.2008 03:15:20
en hala aglıyorum ıste ask ıste acı ıste yetenek ınanın böle mucizeleri gördükçe tanrıya zaten var olan inancım dahada çovalıyor...bi işe yaramayan yeteneksiz ırkçı şahsiyet bi aynaya bakta silkin utan kendinden insan olabilirsen ne mutlu sana ama çok zor ....


Seçil bilginer / 07.03.2010 13:54:29
dith Piaf mükemmel bir sese sahip son derece etkili yorum yeteneğine sahip eşsiz bir sanatçıydı..çektiği acılar,yaşam tarzı,kayıpları,aşkları,dini,dili,ırkı...bunların hiçbiri Piaf'ı değersiz ve sıradan yapmaz..Beyza hanıma biraz daha kitap okumasını ve osmanlının da çok uluslu bir millet olup tarih boyunca faşistlikten uzak durduğunu hatırlatırım..kaldı ki sanat kitlelerin saldırganlık aracı olamaz..saygılarımla...


leyla / 08.07.2009 22:33:10
arika bir filmmm harika bir ses....




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Yüksek Yargı'dan Şok Kararlar
  Osmanlı Hanedanı, Vakıfla Birleşecek
  İstanbul’un Fethindeki Mânevî Ordu
  Abdülhamid'in 'Şüpheli' Mektubu
  Beş Yıkıcı Deprem Gördü, Zemininde Kayma Bile Yok
  Sağlık Bakanlığı'nın Teptiği Büyük Servet
  'Abdülhamit Tahtta Kalabilseydi
  Osmanlı Döneminin 'Kuş Evleri' Yok Oluyor
  Çocuklarımıza Kim Örnek Olacak?
  Atlas Okyanusunda Bir "Türk" Ülkesi

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.





 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi