Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Vatan Gazetesi  
netpano.com  -  - 21 Ekim 2007 Pazar - 00:00:00  
Gülen Cemaatinin Milyonlarca Üyesi Var

 Türkiye, Kazakistan ve ABD’de, cemaatin vakıflarına, şirketlerine, dershanelerine, kız yatakhanelerine, “ışık evleri” ne gitti; Gülen hareketinin sırlarını çözdü

     Bugüne kadar Fethullah Gülen ve onun liderliğindeki hareket hakkında çok şey yazıldı çizildi. Ne var ki bunların arasında “objektif” olarak tanımlayabileceğimiz, yani Gülen cemaatini illa ki iyi veya kötü gösterme derdinde olmayan çalışmalar çok az. Bunlara yeni bir örnek, ABD’de, Hampshire College’da öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Berna Turam’ın geçtiğimiz aylarda Stanford Üniversitesi yayınları’ndan çıkan Between Islam and State: The Politics of Engagement (İslam ve Devlet Arasında: Uzlaşma Politikaları) adlı kitabı.

     Boğaziçi Üniversitesi’nde hem sosyoloji, hem siyaset bilimi okuyan Turam, Kanada’da McGill Üniversitesi’nde doktora yapmaya başladığı 1997 yılından beri Gülen hareketini inceliyor. Bu on yılda Türkiye, Kazakistan ve ABD’de, cemaatin sıradan üyelerinden, Gülen’in kendisine kadar yöneticileriyle görüşen, cemaatin yurt içi ve yurtdışı okullarında, kız yatakhanelerinde, “ışık evleri” nde bulunan Turam’ın kitabı çok zengin gözlem ve analizler içeriyor. Turam sorularımız şöyle yanıtladı:

* Neden Gülen cemaati?

     Turam: Yani tamamen sosyolojik bir meraktan. Sosyal bilimlerde çok yaygın bir yargı vardır. Direnmeyen/çatışmayan aktörlerin pasif oldukları ve herhangi bir şey elde edemedikleri düşünülür. Ben bunu sorgulamak istedim. Gülen hareketinin hiç direnmeden ve başkaldırmadan çok büyük başarılar elde etmesini açıklamak senelerimi aldı.

*Gülen’in direnmediği düşüncesine nereden vardınız?

     Turam: Gülen hareketinde laik rejime karşı duran ve başkaldıran davranışlar ve kimlikler aramak için girip çıkmadığım kamusal ve özel alan kalmadı. Ama ana bulgum, devlet ve Gülen taraftarları arasında farklı farklı alanlarda uzlaşmanın (engagement) bulunduğu oldu. Uzlaşma derken bazı konularda pazarlık, bazı konularda uyum ve fikir ortaklığı; bazı konularda da, mesela Orta Asya’daki etnik politikalarda işbirliği... Gülen cemaati mensuplarında çok kesin bir biçimde “biz kavga etmeyeceğiz, çatışma istemiyoruz” yaklaşımı hakimdi. Ama bu her alanda böyle. Sadece devletle ilişkilerinde değil, önlerine hangi sorunu koysanız “bunu kavga etmeden nasıl halledebiliriz?” diye soruyorlar. Yıllar sonra, 2005’de görüştüğümde, Fethullah Gülen’e “laik kesimin demokratlarının bile karşı çıktığı bazı uygulamalar konusunda siz niye suskun kalıyorsunuz?” diye sordum. Bana “Size bıçakla gelene kollarınızı açarsanız, bıçaklarını atarlar” dedi.

*Tamamen özgür bir şekilde çalışabildiğinizi düşünüyor musunuz, yoksa bazı engeller çıkarıldı mı?

     Turam: Başka gruplarla karşılaştırdığınız zaman çok açıklar. Örneğin ben Yazıcılar, Okuyucular gibi diğer Nurcu gruplara da ulaşmaya çalıştım ama beni kabul etmediler. Bu bakımdan Gülen hareketinin kollarını kapadığını düşünmüyorum ama başka birçok kişi çok farklı zorluklarla karşılaştı. Bense sahaya girip çıkmakta hiçbir sorun yaşamadım, hatta oldukça destek oldular. Zaten sahaya çıkıp feminist feminist konuşmadım. Uslu bir kız olarak davrandım. Fakat doktorayı bitirip sosyolojiyi profesyonel olarak yapmaya başladıktan, yani o kız öğrenci imajından çıktıktan sonra sağda solda makalelerim çıkmaya başlayınca cemaatten bazılarının rahatsız olduğunu gördüm. “Keşke bu makale çıkmadan önce okusaydık” veya “koca kitap çıkmış, hiçbirimiz daha önceden görmedik” gibi sözler edildi. Bir de, özellikle kadın gruplarının çok içine girdiğiniz zaman, bir yerde sosyolog olduğunuzu unutuyorlar ve aralarına katılmanızı istiyorlar. Kesinlikle herhangi bir baskı olmadı ama davet ettiler. Örneğin başörtüsü hediye etmeler veya “artık sen de namaz kılıyorsun değil mi?” gibi sözler. Cemaat doğal olarak muhafazakâr. Yakın ilişkiler kurulunca, gece evden arayıp da bulamadıklarında tepki verenler oluyordu. Bekar genç bir kadın gecenin bir saati nerde olur diye... Özel hayatımı ayrı tutmanın çok zor olduğu noktalara geldim zaman zaman. Ama bunun tam tersine, bir gece kulübünde elimde içki, cemaatten birine rastladığımda, gayet doğal muhabbet ettiğimiz de oldu. Hareket çok geniş, genellemek çok zor.

*Sizi “uzlaşma” (engagement) dediğiniz şeye laik kesimler pek inanmıyor ve cemaatin takiyye yaptığını savunuyorlar. Gülen’in o “beklenen gün” ü beklediğine inanıyorlar. Sizce de bu “uzlaşma” yaklaşımı onların içine sinmiş durumda mı yoksa bu bir taktik ya da strateji olabilir mi?

     Turam: Her hareketin taktik ya da stratejileri olur. Bir hareketin stratejisinin olması onun ikiyüzlü olmasını gerektirmez. Feminist hareketin de stratejisi var, milliyetçi hareketin de. Bunların da çok başarılı stratejileri var. Mesela ağ oluşturma (networking) konusunda gayet uzmanlar. Bu iş herhalde bundan daha iyi yapılamaz. Tıkır tıkır işleyen bir mekanizmaları var. Ama ben uyum ve uzlaşmadan bahsederken çok spesifik bir noktaya parmak basıyorum: devletle olan ilişkileri. Laik aktörlerle, Kemalistlerle değil, sadece devletle. Laik aktörlerle devleti özdeşleştirmek ve aynı kefeye koymak adetten olmuş, ama çok hatalı bir bakış acısı. Ben Gülen hareketinin devletle olan ilişkilerinde stratejik ve hatta kasıtlı olmayan tutum ve hareketlerini mercek altına koydum. Devletle aralarında iki tarafın da dile getirmediği hatta farkında olmadığı uyumlar var. Bu iş stratejiyle filan olmaz, kimya meselesi. Devlete karsı olan tutumları, onları devletçi kılmıyor, kendi özerk alanlarını kısıtlamıyor, ya da devleti tehdit etmiyor. Sadece birçok konuda giderek daha benzeşiyorlar. İslam’la da doğrudan ilgisi yok bunun. Devlet-toplum ilişkisi düzleminde düşünmek gerek. Çok samimi bir şekilde milliyetçiler mesela.


* Peki milliyetçiliklerine rağmen İslami kimliklerinden taviz vermemeleri nasıl birlikte gidebiliyor? Bu çelişki yaratmıyor mu?

     Turam: Bu bir çelişki değil, çünkü ümmetçi bir hareket değiller. Büyük İslam ümmetini bir araya getirmek diye bir dertleri yok. İkincisi, laik devleti yıkıp yerine İslami bir devlet koymak gibi bir amaçları da yok. Daha farklı, bence çok daha idealist bir gündemleri var. Dikkat ederseniz, bu hareket hep laik ortamlarda yayılıp büyüyor, Orta Asya, Amerika, Avrupa vs. Diğer İslami hareketlerden çok farklı oldukları için de fazla zorlanmıyorlar. Kaldı ki İslam ile milliyetçiliği bir arada götüren başka hareketler de var.

*Şeriat istemiyorlarsa bütün bunların ucunda neyi hedefliyorlar?

     Turam: Bence bu hareketin, ama sadece bu hareket için söylüyorum, en büyük amacı, laik düzen çerçevesinde İslami hayatlar sürmek isteyen insanlara daha geniş alanlar ve özgürlükler açmak. Böylesine daha fazla özgürlük talebinin devleti İslamlaştırmakla hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum. Zaten kendileri de bunu söyleyip duruyorlar. Yine de onların takiyye yaptıklarına inananlara şunları hatırlatmak iyi olabilir: Ortadoğu’ya hiçbir ilgi duymuyorlar, İran’la hiç ilgilenmiyor ABD’ye yöneliyorlar. İslami devlet fikri en azından uygulamaya konulmuş haliyle hiç hoşlarına giden bir şey değil. Fethullah Gülen’le konuştuğumda Seyyid Kutup gibi tanınmış radikal İslami düşünürlerle kendi görüşlerinin hiç bağdaşmadığını açık açık koyduğunu gördüm. Onlar için “çok radikal, çok politik” diyor, onları eleştiriyor. Zaten o kadar büyük bir hareket ki isteselerdi siyasi bir parti kurarlardı, hiç de zorlanmaz ve epey de oy alırlardı. Ama bilmeden Türkiye’de siyasi kültürün ve devletin dönüşümünde rol oynuyorlar. Bunu söylediğinizde de kendileri de kabul etmiyorlar ki haksız da sayılmazlar çünkü bu pek de planlı olarak yaptıkları bir şey değil. Devletin dönüşümü derken, o çok korkulan İslamlaşma ve Şeriat’tan bahsetmiyorum. Tam tersi katı ve taviz vermeyen laiklikten, toleranslı bir sekülarizme doğru olan dönüşümden bahsediyorum.

*Ama devlet içinde çok ciddi sayıda kadroları olduğu da biliniyor özellikle emniyette\’85 Özellikle takiyye diyenler bu kadrolaşmayı örnek gösteriyor.

     Turam: Bu harekette yer alan kimseyi devlet kademelerine sokmamanın demokraside açıklaması olabilir mi? Bunda ürkülecek tek şey, devletin ele geçirilmesi değil, hareketin kendi amaçlarından taviz verip, devletin yörüngesine girmesi, yani iyice ehlileşip devletçileşmesi olur. Gülen hareketi ılımlı ve uyumlu, ama birçok kişinin iddia ettiği gibi devletin uydusu da olmuyor. Hareketin devletten ekonomik bağımsızlığı ve uluslararası platformda tanınan aktif bir aktör olması buna imkan vermiyor.


KİTAPTAN ALINTILAR

Gülen’in en sevdiği fıkra

     Fethullah Gülen’le görüşmeden ayrıldıktan sonra yandaşları bana onun en sevdiği fıkralardan birini anlatıyor: “Küçük bir köyde iki kaynana, her gün dere kenarında kavga eder, derenin karşı tarafından birbirlerine küfreder ve taş atarlarmış. Bu içlerinden biri hastalanıncaya kadar devam etmiş. Hastalanan kadın, kendi yerine gelinini gönderip, karşı kıyıdaki kadının ettiği her küfür için iki katı küfretmesini öğütlemiş. Gelin de dere kenarına gidip öbür kadının karşısına geçmiş. Ama kadın ne kadar küfrederse küfretsin gelin ağzını açmıyor, tek bir kelime bile etmiyormuş. Karşıdan yanıt alamayınca iyice küplere binen kadın, öfkesinden çatlamış. Eve dönen gelin olanları kaynanasına anlatmış. Kadın, küfürleri karşılıksız bıraktığını öğrenince gelinine saldırmaya başlamış. Gelin yine karşılık vermeyince, o da sinirinden çatlamış.”

Gülen’in gözünde ordu

     Hareketin güçlü milli duyguları direkt olarak devlet örgütlerine bağlılığı arttırıyor. Buna ordu da dahil. Bir milliyetçi olarak Fethullah Gülen, devletin güvenliği için ordunun gerekli olduğunu düşünüyor. Şu anda yaşadığı evinde, Pennsylvania’da yaptığımız mülakatta Gülen, devletin ve ordunun en başından beri okullardan haberi olduğunu ve bunları desteklediğini söyledi. Askerlik görevi ile ilgili kişisel görüşlerini de sordum. Gülümsedi ve insanın ülkesine hizmet etmesinin özel bir keyif verdiğini söyledi. Bu hizmetin, zorluklarına rağmen hayatının en önemli olaylarından biri olduğunu ifade etti. 1980’lerden beri birçok konuda fikirleri değiştiyse de orduya bağlılığı 80 öncesine kadar dayanıyor: “Asker olmak için doğan insanlar vardır. Bu kişiler asker olarak ölürler. Askeri görevlerine, fedakarlığa ve savaşlara aşıktırlar. Devam eden zorluklara rağmen bir kıtadan diğerine giderler.”

Cemaatın kaç üyesi bulunuyor!

- Kitapta 6 milyon cemaat üyesi olduğunu yazmışsınız. Bu rakama nerden ulaştınız?

     Turam: Sosyal bir hareket olduğu için taraftarları, bağış yapanları, öğrencileri sempatizanları hizmetteki kişileri vs. saymak mümkün değil ama bu sayı kendi tahminleri. Sanırım Türkiye içindeki bütün etkinliklerine ve örgütlenmelerine bakıp böyle bir sayıyı tahmin ediyorlar. Amerika’daki konferanslarda bu sayı çok geçiyor. Bunun temel nedeni araştırmacıların sürekli olarak bir rakam talebinde bulunması. Sonuçta onlar da böyle bir tahminde bulunmuş olmalılar. Pek güvenilir bir rakam değil ama çok çok yanlış olacağı da söylenemez. Burada ilginç olan, grubun yurtdışındaki gücü hakkında tahminde bulunmanın daha zor olması. Örneğin ben burada ABD’nin en saygın üniversitelerinden MIT’de okuyan öğrencilerle mülakat yapıyorum, çoğu Gülen hareketinden çıkıyor. Yurtdışında çok çok güçlüler ve bu büyüyen potansiyelin uç limitlerinin kendileri de farkında değil. Gülen, Orta Asya’ya hiç gitmemiş mesela. Zaten bu çapta bir hareketin merkezden yönetilmesi imkansız.



 YORUMLAR
mikail islamtürk / 23.11.2007 04:04:01
enim düşüncem hristiyanlıkta misyonerlik var yahudilikte siyonistlik var peki islamda ne var bence fettullah hocanın okulları hem müslümanlıgı hemde türklüğü yayıyor okullarında türkçe egitim var


vatansever / 06.11.2007 23:33:53
ETHULLAH GÜLEN için deniyorki müslümanlığı yaymaya çalışıyor deniyor,madem müslümanlığı yaymaya çalışan birisinin amerikada ne işi var.müslümanlığı yaymaya çalışan kişi,müslümanlığı yok etmeye çalışan amerika ile ne işi olur,müslümanların düşmanı olan ermeni tasarısı konusunda,hangi çalışmaları yaptı,kaç yıldır amerikada yaşıyor,neden lobi faaliyeti yapmıyor.laik olan türkiye cumhuriyeti ile kavgalı bunu açıklaması lazım,binlerce ıraklı,iranlı,afganistanlı,azerbaycanlı öldürüldü,bunların arkasında,dolaylı olarak amerika var.gülen niçin amerikayı tercih ediyor.bu soruları açıklaması gerekli.neden okullarında Atatürk bilgisine yer vermiyor,FETHULLAH OKULLARINDA okuyan çocuklar,ATATÜRK ismini duyunca renkleri değişiyor.derslerinde laik kelimesi geçmiyor.


ahmet tanrıkulu / 06.11.2007 12:30:30
ayın gülen ve yandaşları ben sayın turam ın dahi altınan kalkamayacagı sosyolojik tahlıllere sıgmayacak bır yapıdadır. sayın gülen sahsı hayatında oldugu gıbı cemıyet g-hayatın da da arkdaslarına salıkladıgı meselelerde de asrı saadet ve o devrı saadet asrı yapan ınsanları ornek gostermesı ve nasıl peygamber devrı ınsanlarının bellı kalıplara sıgmamaması sozkonusu ıse sayın gulen ve arkadasları da bellı kalıplara sıgmamamktadır. yoksa savas tamtamlarının ortalıgı gurultuye verdıgı ve bolgede herkesın dıken ustunde oldugu kuzey ırakta daha yenı anaokulu aactılar ozel lıse nın bunyesıne. ve erbıl valısı nın cok onemlı bır ıfadesı var-bu sahıs kurttur talaba nının yegenı dır.-bu okullarda hızmet veren turk ogretmenler cok farklı ınsanlar. bızım ınsanımız bıle son donemde yasadıgımız olaan ustu durumda dahı tedırgın olurken bu ogretmenler de en ufak bır tedırgınlıık yok bunlar daha evvel savas halınde dahı ulkemızı okullarını terketmedıler . yanı bu ınsanlar ogretmenler ne asker egıtımı almıslar nede asımetrık savas egıtımı nede propaganda egıtımı nede mahır bır ıstıhbaratcı degıller. bunlar saf dupduru daha genceceık ınsanlar. gelın de bu ınsan tıpını katogorıze edın.

bunlar cok baska ınsanlar. baska sıvıl haraketlerde oldugu gıbı gazete den tv lerden kımler nemalanıyor yonetıyor cokta umurlarında degıl saha cevredekı calısan ogretmenlerın. bence bu ogretmenler yakından ırdelenmelı. dertlerı varsa bu mılletın bayragının gonderde en yukarda olmasını arzu etmelerı dır.

selamette kalınız.

ben yıllarımın en kıymetlı zaman dılımlerını verdıgıım olusumda malesef bır donem bakanllık yapmıs bır ınsanın yasadıgım sehırdekı deprem sonrası altyapı ıhalesını 42 defa el degıstırmesıne canak tutumus akabınde anayasa mahkemesınce 292 yıl cezası talep edılen sonradan ne oldu ıse 11 e 0 temızlenen sahısları ureten bır sıstem de olusumda en kıymetlı zamanlarımı verdıgım ıcın ınanın o genceceık ogretmenlere gıpta ıle bakıyor ne kadar sanslı olduklarını seyredıyorum takıp edıyorum.


Selam Sabirli / 22.10.2007 22:02:43
elamun Aleykum Kardeslerim

Hic kimse nin arkasindan giybet etmemek gerekir. O mubarek zat ve cemaati cok kisa zamanda yaptiklari guzel isleri ulkemizde son 80 yildir kimse yapmamistir. Allahu teala yollarini daimi acik etsin. Hakk teala ona en kisa zamanda sifa versin.

Selametle kaliniz


safinaz / 21.10.2007 16:37:53
inlerce üyesi var;boyunlarında hristiyanlığın sembolü olan haç'ı taşıyan binlerce üyesi....


ercan kocak / 22.10.2007 00:23:13
emekki fethullah gulen hoca efendi su gibi bir insan

onune ta$ cikinca yolunu degi$tiriyor..

insanlarla tati$ma geregi duymuyor...

tarti$manin faydasi olmadigini biliyor ..

o Allah rizasi icin gorevini yapiyor...gerisini

Allah'a birakiyor...

cok buyuk bir fitne firtinasi gecirdik...

in$allah Fettullah gulen hoca efendi bizleri

Allah rizasi icin affederde..

Allah kalbimize onun sevgisini yerle$tirir..




Bende Bir / 22.10.2007 00:54:27
u cemaatin mensupları 6 milyon kişi ise 1 Zaman Gazetesi'ni 12 Fethullah Hoca cemaati üyesi payşıyor olmalı.

Ayrıca cemaat dışında kimsenin Zaman almıyor olması gerekir. Öyle, 1 esnafın 3 gazete aboneliği falan da yoktur (!)




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Muhsin Yazıcıoğlu Kazasında Yeni İddia
  Turgut Sunalp: Öcalan adamımızdır!
  KCK "Büyük Kürdistan"ın Bir Aşaması!!!
  Ayasofya'da Sıva Altında Bir Sır Daha
  Nazime Sultan, Babası Sultan Abdülaziz'i Öldürenleri Görmüş
  Birleşmiş Milletler Organ Ticareti Yapıyor
  Çocukların Kafasına Çivi Çakmışlar
  Katsayı Azaldı İHL'ye Talep Arttı
  Kedimizi Bile Çaldılar
  Tapınak Şövalyeleri Meksika'da

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi