Kökleri İran Azerbaycan’ından gelen ve İngiltere’de yaşayan bu genç, “Muallim” ile İngilizce olarak Hz. Muhammed’i anlattığında tüm dünya ona hayran kaldı. Kendi ifadesiyle o bunu yapmak istememişti. Amacı, dünyaca tanınmak değildi. Ama insanlar sıcak yüzlü bu genci çok sevdiler ve o istemese de ünü tüm dünyaya yayıldı.
Çok küçük yaşta “Sayamayacağım, kibir olur” diyeceği kadar fazla müzik aletini çalmayı öğrendi. Dünyanın birçok yerinde birçok dille ve birçok sanatçı ile müzik yaptı ve bu müzikleri herkese dinletti. Kliplerinde çalışkan ve annesinin elini öpen bir gençti. Her ne kadar “Ben İngiliz bir Müslümanım” dese de o Azeri sıcaklığı ve İran Azerilerine has olan o hareketlilik, umursamaz ve kendinden emin tavır göze çarpıyordu. Bunların dışında Peygamberimizin istediği gibi mütebessim, kibar ve mütevazı idi. Ünlü ama ailesi onun için evlenmesine kadar karar veren bir konumdaydı hâlâ… Annesini kliplerine konu edecek kadar da çok seviyor.
Türkiye’de ona genç kızların kendisine olan ilgileri soruldu hep. Bu sebeple olması gerek, çok da fazla konuşmuyor. Zaten anlatmak istediği her şeyi parçalarında ve kliplerinde anlatmış. Bir sanatçı, ne de olsa eserleriyle konuşur…
***
Hayatımdaki en büyük üniversite, babamdır
- Önce ailenizden başlasak… Nasıl bir aileye sahipsiniz, ailenizin müzik yaşantınızdaki etkisi ne oldu?
- Babam bir müzik öğretmeniydi. Bende bunun çok büyük etkisi oldu. Burada olmama vesile olan babamdır. Okula başladığımda ailemin benden çok farklı beklentileri vardı. Ağabeyim, ablalarım avukat, doktor oldular. Babam benden de aynı şeyi istedi. Fakat ben altı yaşlarındayken babama “Bana müzik öğretir misin?” dedim. Müzik hayatıma böyle başladım.
- Londra Kraliyet Müzik Akademisi’nden “beste bursu” aldınız. Hangi özelliğinizden ötürü bu bursu kazandınız?
- Bu burs, 18 yaşından sonra verilir. Bana 16 yaşında verdiler. Babamla gittim, talep ettim. Bestelerime ve piyano çalışmalarıma baktılar, babamla görüştüler ve bursu vermeyi kabul ettiler.
- Akademik kariyerinizi babanız mı sağladı?
- Hayatımdaki en büyük üniversite, babamdır. Çalışmalarımda yükselmeme o yardım etti. Enstrüman çalmayı, canlı gösteriler yapmayı, şarkı söylemeyi babamdan öğrendim. Canlı performanslarımda kendime güvenmemi sağladı. Bu, benim müziğimin ilerlemesinde çok etkili oldu. Kariyer dediğiniz şey benim için çok da önemli değil. Hâlâ eğitimime devam ediyorum. Müzikle ilgili her şeyi öğrendim, diyemem. Kariyerim de henüz tamamlanmadı. Her şeyi öğrendiğimi, eğitimi bitirdiğimi söyleyemem. Besteler yapıyorum, kompozisyonlar düzenliyorum.
Ben pop ya da rock yıldızı değilim
- Time dergisi sizin için “İslam Dünyası’nın en büyük rock yıldızı” dedi. Türkiye’de ise müziğiniz “Yeşil Pop” olarak isimlendirildi. Çalışmalarınızı kendiniz nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türkiye’de genel olarak insanlar her şeyi katagorize etmeyi seviyorlar. Ya oradasın, ya burada… Ortada olamazsın. Pop, rock ya da ilahi… Ben kendimi pop ya da rock yıldızı olarak görmüyorum. Benim yaptıklarım sanattır. İnsanlar beni taklit ettiklerine göre demek ki benden etkileniyorlar. Ben bir sanatçıyım. Bu değerlendirmeler beni üzmüyor. Time dergisinin bu nitelemesinden ise gurur duydum. Ama ben sadece yapmam gerekeni yapıyorum.
- Sami Yusuf, Allah’ı ve Peygamberi anlatmasaydı yine bu kadar ünlü olur muydu? Onu ünlü yapan müziği mi yoksa işlediği temalar mı?
- Kendime ve dinleyicilerime karşı samimi oldum. İstediğim müziği yaptım. Şu an bulunduğum durumdan gurur duyuyorum. Şöhret olmayı çok umursamadım. Çok iyi yerlere geleyim, güzel yerler göreyim, gezeyim, bunları planlamadım. Amacım bu değildi. Samimi olmayı düşündüm. Para kazanmak ya da çok ünlü olmak için müziğe başlamadım. Ayrıca şöhretli olmak benim için çok önemli değil. Çoğu ünlü, bencildir. Bulundukları yeri bırakıp gitmek istemezler. Yarın çantamı alıp giderim. Bunların hepsini bırakırım, benim için mesele değil. Samimiyetle yola çıktım, hepsi bu kadar…
Peygamber Efendimizi çok seviyorum
- Müzikte varmak istediğiniz nokta neresi? Bundan sonra hangi temaları işleyecek, ne mesajlar vereceksiniz? “Free” adlı parçanızı başörtülü kızlar için yapmıştınız, bu tip temalar yine işleyecek misiniz?
- Yeni albümüm 2008’de çıkacak. Yeni sanatçılarla çalışmayı düşünüyorum. Dünya meseleleri ve arkadaşlık, dostluk hakkında şarkılar yapmak istiyorum. Dostlukları oluşturmak zor… Bunları işlemek istiyorum. İngiliz müzisyen arkadaşlarım, kız arkadaşlarına duydukları sevgileri anlattılar. Ben ise “Allah’ı ve Peygamberi seviyorum, neden onları anlatmayayım?” diye düşündüm. Allah ile ilgili yeni eserler vermek istiyorum. Peygamber Efendimizi seviyorum. Kendimi ondan ayrı düşünemem. Bu sebeple yeni eserlerimde O’na tekrar yer vermeyi istiyorum. Sevgili Peygamberimizi anlattığım için eleştiri aldım, ama umursamıyorum.
- Bazı parçalarda farklı dilleri bir arada kullandınız. İngilizce dışında başka bir dille çalışmanız olacak mı?
- Hayır… İngilizce dışında herhangi bir dili kullanmayı düşünmüyorum. Eğitimimi İngiltere’de aldım, orada yaşıyorum. Dolayısıyla farklı bir dille çalışma yapmayı olumlu bulmuyorum.
- Konser ve turneleriniz sayesinde dünyanın birçok yerini gezdiniz.
Türkiye’de ve dünyada İslamî bakışı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Arabistan’da yaşayan bir insan Arap gibi davranır. Azerbaycan’da bir Müslüman bir Azeri gibi yaşar. İngiltere’de veya Amerika’da da bu aynıdır. Amerikalı Amerikan bakış açısıyla yaşar. Fakat siz çok zengin bir kültürden geliyorsunuz. Birçok kültürü bir arada bulunduruyorsunuz. Bu açıdan Türkler çok farklı insanlar. Fakat bunlar önemli değil. İslam’ı akan bir nehir olarak düşünürsek, önce bu saf beyaz bir sudur kaynağından çıkarken, sonra akarken taşları ve toprakları taşır ama berraklığını kaybetmez.
- Programınızda Türkiye’ye yer vermenizde en çok ne etkili oldu?
- Dünyanın birçok yerinden sevenlerim var. Dinleyicilerden mesajlar alıyorum. En çok Türkiye’den mesaj geliyor. Fakat hepsine Türkçe’yi çok iyi bilmediğim için cevap veremiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de davet edince, burada onlarla buluşmak istedim.
- Müzik aletleriyle salat, münacat yaptığınız için eleştiriler aldınız…
- Az, bu konu da çok az eleştiri aldım. Bu değerlendirmeler sadece Türkiye’de yapılıyor.
- Şu an 27 yaşındasınız ve evlisiniz. Ne zaman evlendiniz?
- İki buçuk sene önce görücü usulü ile evlendim.
Söyleşiyi yapmadan önce iftarı beklerken, o anda top patladı. Bir an irkildi. Sağa sola baktı, sonra masadakilerin tepki vermediğini görünce şaşkınlığı geçti. Neden sonra yanındakiler, iftar topundan habersiz olduğunu fark ettiler ve izahatını yaptılar. Sonra mehteran müziğini dinledik. Çok etkilendi… Bir başka parçasında bunu da kullanırsa sürpriz olmaz sanırım.