|
Dönemin Papası II. Pius, Fatih Sultan Mehmet'e bir mektup yazarak, 'Vaftiz' olarak Hıristiyanlığı kabul etmesi halinde kendisini dünyanın hâkimi yapmayı teklif etti. Teklif kabul edilmeyince Vatikan, Yahudi dönmesi Yakup Paşa'ya Fatih'i zehirletti. Ardından da yurtiçindeki uzantıları vasıtasıyla çıkardığı isyanlarla koca bir imparatorluğu zayıf düşürdü ve tarih sahnesinden silmeyi başardı. Şimdi de bu büyük medeniyetin izlerini silmeye, tabiri caizse ruhunu gizlice vaftiz etmeye çalışıyor. Çarşamba'daki hocaefendilere yönelik suikastları bu geleneğin günümüzdeki yeni versiyonu olarak değerlendirebiliriz.Çünkü şehid edilen kişiler sıradan vatandaşlar değil, âlim zatlar. Peygamberimiz (sav), `Bir âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir` buyuruyor. Dolayısıyla âlimlere yapılan bu saldırıları sıradan cinayetlerle bir tutmamak gerekir. Âlimlerle birlikte ilim, inanç ve kültür de ölüyor. Kısacası medeniyetimizi gelecek kuşaklara taşıyacak köprüler yıkılıyor.
Çarpıcı Spotlar, Yorumlar…
'Medeniyet Dergisi' olarak konumlanan Ârifân Dergisi, Kasım sayısında medeniyetimizin izlerini sürmeye devam ediyor. AB ve ABD desteğinde Fatih'in tapusunu iptal girişimini dikkate sunan dergiden çarpıcı spotlar ve görüşler şöyle;
- Şevket Eygi 'Suikastler Planlı ve Kasıtlı!': Haçlıların ve Siyonistlerin Fatih'te faaliyette olduğunu belirten Mehmet Şevket Eygi, "Çarşamba'daki Hoca Efendilere yönelik suîkastların tesadüfî ve fevrî olmadıkları, planlı ve kasıtlı oldukları anlaşılmaktadır. Bu gibi menfur cinayetlerle Müslümanları korkutmak, sindirmek ve o bölgeden kaçırmak mümkün değildir. Böyle düşünenler hava alırlar" açıklamasını yaptı. Fatih semtinin ruhaniyetli bir mekân olduğunu vurgulayan Şevket Eygi, Zeyrek Camiinin Camilikten çıkartılması halinde, "Hazret-i Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) risaleti inkâr edilmiş olacaktır" uyarısında bulundu.
- Psikiyatrist Dr. Hamdi Kalyoncu 'Senaryo ve Senaristlere Bakılmalı': Terör, cinayet ve şiddet gibi olayların bireysel bazda psikolojik bir problem olduğunu ifade eden Psikiyatrist Dr. Hamdi Kalyoncu, İsmailağa'da yaşananların bir tesadüf olmadığını vurgulayarak şöyle devam ediyor, "Bu tür olayları planlayanlar ile olayda kullanılanları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Ruhsal açıdan normal olan, herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunmayan birinin, aslında kendisinin şahsi olarak hiçbir problemi olmadan birini öldürmesi, öncelikle bize onun psikiyatrik bir olgu olduğunu düşündürmelidir. Bu cinayetlerde rol alanların akli yönden zafiyetleri bulunan kişiler olması asla tesadüf değil. Ruhsal problemleri olanlar bu işlere uygun elemanlardır. Terör ve cinayet şebekeleri bunu çok iyi bilir ve istifade ederler. Psikozlar, ağır nevrotik bozukluklar, zeka gerilikleri, paranoit rahatsızlıklar ve kişilik bozuklukları, uyuşturucu bağılıkları gibi psikiyatrik hastalıklar kişiyi şiddete meyilli hale getirebilir. Ama bunlar genellikle planlı ve politik amaçlı olmaz. Dolayısı ile doğru bir sonuca varmak için cinayeti işleyenlerden çok, senaryoya ve senaristlere bakmalı." Cemaatin etkin olduğu alan üzerinde tarihi ve karanlık emelleri bulunanların cinayetler açısından parlak bir sicile sahip olmadığına dikkat çeken Dr. Hamdi Kalyoncu, benzerlerin gelecekte de yaşanmaması için açıklamasını şöyle sürdürüyor, "Cemaatin etkin olduğu mahal üzerinde, kendilerine göre tarihi ve karanlık emellerinin bulunduğu açık olanlarla bu cinayetlerin ilintilendirilmesi yabana atılamayacak bir ihtimal olsa gerek. Burada önemli olan ve bu ülke üzerinde sorumluluğu bulunan her kurum ve kuruluştan beklenen, bu tür olayların arka planının deşifre edilmesidir. Geleceğe yönelik olması mümkün nice müessif olayları önleyecek olan da bu olabilir."
- Aytunç Altındal 'PKK'dan Tehlikeli Gelişme': İlk olarak 11 Şubat 1869'da ortaya çıkan ve Bizans tahtının yasal varisi olduğu gerekçesiyle Papaya asaletini onaylatan Prens Giovanni Antonio Lascaris Paleolog'in başlattığı girişim adım adım imparatorluğa gidiyor. Benzer asalet onaylarını mahkeme kararıyla İtalya, Fransa, İngiltere, Amerika ve Rusya'da da gerçekleştiren Paleolog hanedanı, AB'nin girişimleriyle dünyadaki tek Bizans sarayı olarak kabul edilen Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı'nı da restore ettiriyor. 2010'a yetiştirilmesi öngörülen çalışmaların Türkiye için PKK'dan daha tehlikeli olduğunu kaydeden Aytunç Altındal, restorasyonların 'Kültürel' değil, 'Siyasi' olduğunu açıkladı.
- Eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman 'Endülüs'ün Akıbetine Uğramayalım': Yaklaşık 800 yıl hüküm süren ve İslam medeniyetinin en güzel örneklerini yaşatan Endülüs'ün geçen süre zarfında koyu Katolik bir İspanya'ya dönüşmesinden ibret almak gerektiğini vurgulayan eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman, "İlânihaye memleketimizin Müslüman bir ülke olarak kalacağının garantisi olamaz" diyerek Roma ve Bizans'ı ihya çalışmalarına karşı uyardı. Yapılan kazı çalışmalarının Selçuklu ve Osmanlı tapularını iptale yönelik olduğuna dikkat çeken İsmail Kahraman, Kültür Bakanlığı'nın başlangıçtaki gibi 'Milli Kültür Bakanlığı' şeklinde yeniden tanımlanması ve 'Milli Kültür Şurası'nın acilen toplanması gerektiğini kaydetti.
- Mimar Mehmet İşçi 'İslam Şehrinin Ruhu Korunmalı': İslam Mimarisi üzerine özgün çizimler yapan ve fikirler üreten Mimar Mehmet İşçi, geleneksel değerleri hesaba katmayan 'Kentsel Dönüşüm' projeleri ve restorasyon çalışmalarının şehirlerimizdeki kültürel devamlılığı ve şehre aidiyet duygusunu ciddi oranda zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Şehirlerin de dili, ruhu ve kültürü olduğunu belirten Mehmet İşçi, iyi niyetle hazırlanan 'Kentsel Dönüşüm' projeleri ile farkında olmadan eski kalıntı medeniyetlerin yeniden ihyasının sağlanabileceğini vurguladı.
Detaylar ve bilgi için:
Fevzi Çakmak Mahallesi Dağyolu Caddesi
2/1 Sokak Yılmazer İş Merkezi No: 1/5
Bağcılar / İSTANBUL
Telefon: 0212 634 01 71
Faks: 0212 634 01 90
www.arifandergisi.com
mail: bilgi@arifandergisi.com
|
|
YORUM YAZ |
|
|
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.
|
|
|
|
|