netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
17 May 2008 Saturday
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netapno.com  -  - Monday, December 03, 2007 - 00:00:00  
Mevlevilik, İslamiyet’i  En Naif Yaşama Biçimidir

"Edep

bir taç imiş nur-u Hüdâ dan. Giy o tacı emin ol her beladan" der şair.

Edep denilince ilk akla gelen isimlerdendir Hayat

Nur Artıran Hanımefendi. Değerli Şefik Can hocamızın Tahirü-l Mevlevi

hazretleri gibi büyük bir Mevlevi handan aldığı manevi emaneti ehline tevdi

etmek için seçtiği kişidir Nur Hanım.  Çünkü o zarafeti, duygusallığı, hizmet aşkı,

tevazusu, edebi ile herkese örnek bir kişidir. Şefik Can Hoca,  o manevi emanetleri taşıyacak en ehil kişinin

o olduğunu düşünmektedir. "Bu işler kadın, erkek işi değil, gönül işidir. Kim

yüreğinde o aşkı taşırsa, kim o denizler kadar engin yüreğe sahipse ancak onlar

kutsal emanetleri taşıyabilirler" der Şefik Hoca.


İşte bir Mevlevihanın dilinden Hz Mevlana ve

Şefik Can hocamız…

 

 

"Erkek

ve kadın vahdette bir olunca o bir olan sensin. Adetleri meydana getiren binler

yok olunca, kalan bir yine sensin"   

Hz Mevlana

 


OSMANCIK: Sevgili Nur Hanım, bize Şefik Can hocanızdan biraz bahseder misiniz?

 

N.ARTIRAN: Şefik Can hocam öyle bir deryaydı ki, bizim gibi katrelerin onları

algılayabilmesi, en doğru bir şekilde de ifade etmesi bile düşünülemez. Ama idrakimiz

ölçüsünde bildiklerimizi de paylaşmaktan bahtiyar olurum. Peygamber Efendimiz  "Mümin müminin aynasıdır" der. Böyle kutlu

insanlar kutlu aynalardır. Bizler onlara bakıp kendimizi düzeltmemiz gerekir.

Şefik Can Hocamız ibret alınacak çok kutlu bir aynaydı bizler için. Şefik Can

ismi her yerde Mesneviyle Hz Mevlana ile bir bütün olarak anılır. O, Mevlana

aşkını dönemin âlimlerinden Müftü olan babası Tevfik Efendiden almıştır. Daha

çocukluk yaşlarında Arapça ve Farsçayı öğrenmiş. Mevlana aşkı da onda çocukluk

yaşlarında başlamıştır. Şefik Can hocamız konuşmayı Mevlana'nın beyitlerini

ezberleyerek öğrendim der. Daha sonra Tahirü-l Mevlevi hazretlerinin yanında

eğitime başlayarak Mevlevi aşkına ulaşır.

 

 

 

 

 

OSMANCIK:

HZ Mevlana aşkı ne demektir?  

 

N. ARTIRAN: Herkes hazreti Mevlana'yı sever. Her dilden her dinden kişiler onu

sever. Hazreti fark etmeyen yoktur. Gönül gözü açık olan onun manevi halini

görüp seviyor, görmeyen de sıcaklığını hissederek seviyor. Onun için onu her

kesin sevmesi çok normal. Şefik Can hocamızın da HZ Mevlâna'yı sevmesi de çok

normaldir. Ama aradaki fark şudur. O hazreti Mevlana'yı dili ile değil, hal

olarak yaşamıştır. Onun yaşantısını ahlak edinmiştir. Herkes hoş görü, hoş görü

diyor ama yeri geldiğinde bunu gerçekleştiremiyorlar.

 

OSMANCIK:

Şefik Can hocamızın asıl mesleği nedir?

 

N. ARTIRAN: Türk silahlı kuvvetlerinin çok şanlı bir askeriydi. Emekli albaydı.

Aynı zaman da öğretmendi ve öğretmenliğe

âşıktı. Şöyle derdi. "Binlerce defa dünyaya gelsem hep öğretmen olurum" Onun

bir mesleği de Edebiyat öğretmenliğidir. Özellikle Kuleli Askeri Lisesinde,

çeşitli askeri okullarda öğretmenlik yapmıştır.

  

Kendileri 96 yaşında Hakka yürümüşlerdir. Son

nefesine kadar talebe yetiştirdi. Şöyle dua ederlerdi "Ya' Rabbim hak ve

hakikat yolunda Mevlana gibi hizmet edeceksem yolunu bana aç, nefesini ver

hizmet edebileyim. Eğer edemeyeceksem beni daha fazla da bekletme.  Ama bilsem ki yarın canımı alacak ona derdim

ki. "Allah'ım yarın Mesnevi dersim var, onu vereyim de öyle canım al". Şefik

hocamın hayatının yaşama gayesiydi Mevlana ve Mesnevi.

 

OSMANCIK:

Ölmeden önce Postnişini size bıraktı. Bunun sebebi nedir acaba?

 

N. ARTIRAN: Elbette hepiniz bilirsiniz ki bunlar manevi sorumluluktur. Hocam

lütfettiler, kerem buyurdular, İlahi takdir böyle tecelli etti. Bize düşen bu

manevi sorumluluğu yerine getirmektir. Şefik Can gibi Tahirü-l Mevlevi gibi

Cenabı Allah her kulu bu âlemde bir şeyle vazifelendirmiş. Bu iki Ali Sultanın

bıraktığı boşluğu bu aciz doldursun. Gönül sesimdir bu haddim değil bunu

kabullenebilmek.  Bu yola baş koymak

müsaade ettikleri ölçüdedir. Varsa bir lokma ekmeğimiz onu da paylaşmak. Elbette

bunun da bir zekâtı var. Onların eteğinde olmak, cemalini görmek ve gördüğümüz

ne varsa dostlarla paylaşmak vazifemizdir.

 

OSMANCIK:

Mesnevi "Dinle" diye başlar. Bunun anlamı nedir?

 

N. ARTIRAN: Çok önemlidir. Hazretin bir Divan-ı Kebir Beyti vardır. "Bu âleme Cenabı

Allah aşkı dağıtırken onda dokuzunu bana, birini de bütün âşıklara verdi"

demiştir. Elbette kendisi Mesnevisinde "Mesnevi

Kuran'ın şerhidir" demiştir. Onun için "Dinle" veya "Duy" diye

tercüme edilir. "Dinle" diye başlıyorsa elbette bunun çok büyük önemi vardır.

Kendi bunu şöyle açıklar. "Hayvan

ağızdan, insan kulaktan beslenir" Çünkü bizim yediğimiz bütün gıdalar ancak

nefsimizi besler, ruhla hiç alakası yoktur. İşte bende kutsal ilahi bir emanet

var. İşte onu da beslemek lazımdır. Ruhumuzu beslemenin yolu dinlemektir.

Kuranı okumak sünnettir, dinlemek ise farzdır.

Baş kulağı işitir, gönül kulağı duyar. Bu

gönülden duyabilmektir. Kulağını öyle çöplük yapmışsın ki kulaktan kalbe giden

bütün yolları tıkamışsın. Kulağını temiz tut, çöplerle doldurma. Abdestle baş

kulakları temizlenir, dinlemekle gönül kulağı temizlenir. Duymanın diğer bir yolu

da boş sözlere kulağı tıkamaktır. Her söz vücutta bir yer bulup yerleşir. İşte

abdestle zahir kulağı yıkarız. Peki, batın kulağı nasıl yıkayıp temizleyeceğiz?

Boş sözlere kulağımızı tıkayarak temizleriz.

Mesnevinin bir yerinde de şöyle der."Kapat

kulağını boş sözlere kapat, pamuk tıka ki duymayasın"

.

OSMANCIK: "Sema" ne anlama geliyor?

 

N.ARTIRAN: Sema derken insanlar bunu dönen insanlar olarak algılıyorlar. Aslında

"Sema" semi den gelir "İşitendir". Sema da bir musiki vardır. Sema musikiyle

icra edilir. Çok ünlü musikişinaz ların pek çoğu Mevlevihanelerde yetişmiştir.

Musiki bir ibadettir ama hangi musiki? Hazreti Mevlana'ya göre musiki Cenabı

Allahın sesini sembolize etmektedir. İşte o sema ayini sırasında semazen Cenabı

Hakkın sesini duyar vecde gelir ve dönüp sema etmeye başlar.

 

OSMANCIK:

Sema niçin Cenabı Allahın sesini sembolize etmiştir?

 

N.ARTIRAN: Araf suresi 172. ayetinde Elestü bi Rabbeküm hitabında "Ben sizin Rabbiniz

değimliyim" demiştir. Ve bütün ruhlarda "Bela"

derler. "Evet, sen bizim rabbimizsin"

diye tasdik ederler. Mevlana hazretleri o gün Kalu belada o sesi duymayan, o

cemali görmeyen bir kişi varsa ben imansızım der. O kadar büyük bir yemindir bu.

Demek oluyor ki o Elest hitabında yaratılan ve yaratılacak herkes Cenabı Hakkın

cemalini görmüştür.

 

OSMANCIK:

Hazreti Mevlana'dan bahsederken Mevlevi müziğinden bahsetmeden olmaz. Nedir İslamiyet

de müziğin yeri?

 

N. ARTIRAN: Hani müzik ruhun gıdasıdır derler ya, işte pirimiz derki işte

musikiden alınan zevk, ruh bir anda o Elest de Rabbinin sesini duymuş gibi zevk

alır, sesini hatırlar o anı hatırlayarak vecde gelir ve mutlu olur semaya başlar.

Mesnevide şöyle geçer." Gönül ehli kişiler musiki nağmelerini gökyüzünün

dönüşünden ve gökyüzünde ki meleklerin tespih sesinden almışlardır. Dede

Efendiler, Zekayi Dedeler, Itriler hem kalbini Hakka açmış, hem de kulağını

Allaha vermişler. O gökyüzü âşık olmasaydı, aşkından dönmeseydi başı döner yere

düşerdi diyor pir. Gökyüzü âşık, gökyüzü aşk ile dönerken onunda bir zikri var.

Kâinatta Allah'ı zikretmeyen bir zerre var mıdır ki. Zaten bir Kuran ayetidir.

Yaratılan her şey kendi dilleri ile Allah'ı zikrederler. Her şey kendi dilleri

ile Allah'ı zikreder diyor Muhittîn Arabi Hazretleri. Ve gökyüzünün zikrini

duyuyorum diyor. Mesnevi beytin de diyor bunu. Onun için musikiye bazı insanlar

hoş bakmış bazıları da hoş bakmamıştır.

   

Musiki denilen şey aşığın aşkını, fasığın fıskını

artırır. Bu hangi niyetle dinlediğine bağlıdır. Hz Mevlana şöyle diyor "Ben Ut sesinde Ente Hasbi, Ente Kâfi ya Vedud"

sesini duyuyorum. (Ey sevgili, sen bana yetersin, sen bana kâfisin, başka bir

şey istemem).

 

OSMANCIK:

Ut sesi de Ney sesi gibi ilahimidir?

 

N.

ARTIRAN: Bir kere udu Fârabi Hazretleri bulmuştur. O

zaman da çok kişi buna karşı çıkmıştır "Bu nefsin hoşuna giden bir şeydir, bu

şeytan aletidir " demişledir. Hazreti Farabi de ben size bunu ispat edeceğim

diyor. Ve develere 40 gün tuz yedirip hiç su vermeyin diye tembihliyor. 40 gün

sonra develeri su kenarına getirin, ben de udumu çalacağım. Eğer develer su içmezlerse

benim udum rabbanidir. Eğer develer suya saldırırsa benim udum şeytanidir

diyor. Ama hiçbir deve ut sesini duyunca su içmemiş. Bunun üzerine Farabi

hazretleri "İşte hayvan hayvanken benim udumdaki rahmanın sesini duyuyor da siz

insan olduğunuz halde duyamadınız" diyor. Tabiî ki baş kulağı duyanlar anlar

bunu. Hayvan hayvanken kaval duyunca ottan başını kaldırıyor da sen ki eşrefi

mahlûksun şu otlardan başını kaldıramadın.

 

OSMANCIK:

Mevlana hazretleri Mesnevisinde sağlık konusu ilgili bir şeyler söylemiş mi?

 

N.

ARTIRAN: Hiç söylemez olur mu? Bu konuda az yemekle

ilgili birçok deyişleri var. Zayıflamak isteyenlere diyorum ki,  diyetisyene gidene kadar alın Mesneviyi

okuyun.

Hazret derki "Az yemek ilaçların padişahıdır".

Az yiyerek bütün hastalıklarınızı tedavi edebilirsiniz.  Büyük veliler, Peygamber Efendimiz hep buna

riayet etmişlerdir.

 

Dinimiz "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz"

buyurur. Biz bunu yanlış anlıyoruz. 1 kilo yiyecek aldık, yarısını yedik

yarısını çöpe attık bu israftır diyoruz. Bu o israf değildir. Asıl israf

hazreti Mevlana'nın mürşidi Necmeddin-i Kübra hazretleri söylemiştir. "Günde 1 defa

yemek normaldir, 2 defa fazladır, 3 defa israftır. Allah adamları Allah

değildir ama Allah' dan da gayri bir şey değildir. Niye israftır. Eğer bir

insanın günde 1500 kaloriye ihtiyacı varken 3000 kalori alıyorsa bu israf değil

de nedir? Hz pir mesnevide "Yağlı ballı yiyeceklerle beslenirsen maneviyattan da

o kadar nasipsiz kalırsın" diyor. Sen eğer maneviyattan nasiplenmek istersen önce

şeytanı sütten keseceksin. Yemek bir amaç olmamalı, sadece bu bedeni ayakta

tutacak kadar yemek yenmeli. Ağızdan aldığımızın ruhumuza hiç bir faydası

olmadığı gibi tam tersine bizi köreltir, hapseder, benliğimizin egosunu içinde

sıkıştırır. Beden az beslenince ruh özgür kalır.

 

OSMANCIK:

Ruhun özgür kalması ne demektir?

 

N.

ARTIRAN: Ruh ötelerden gelmiştir, bu âlemde gariptir.  "Gariplere yardım ediniz" derler.  Bizler dışarıdan gelenlere, mültecilere yardım

ediniz anlarız bunu. Bu işin zahiri boyutudur.  Bir de işin batini boyutu vardır. Zahir

batının gölgesidir. Nefis bu dünyaya ait olduğu için kendi evinde hükümrandır, güçlüdür.

O'na yardım ediniz ona sahip çıkınız denmek isteniyor. Önce ruhuna sahip çık.

Ruha sahip çıkmak ne demektir.

Peygamber efendimiz n sünnetleri bize bunun

yolun gösteren ışıklardır. Hz Mevlana,  Ahmed-

Er-Rufai, Abdulkadir Geylani Hz, Cüneydi Bağdadi Hz, Beyazid-i Bestami Hz bunların

hepsi Allah kullarını çok sevmiş ve onlara her devirde bir sultan, bir ışık yollamış

kulları yollarını bulsunlar diye. Allah Muhammedi bu âleme büyük ilahi rahmet

olarak yolladı ama Muhammed'in varisi olan büyük velilerde bu âleme rahmet

olarak geldiler. Onlar ruhumuza sahip çıkabilmemiz için bize yol gösteren en

güzel velilerdir.

 

"İşte yine etraf Şems'lerle dolu ama onu

görecek Mevlana'lar nerede".

 

Aşk şehri boş kaldı deme. Hiç kimsenin yeri

boş kalmaz. Allah her sene bir peygamber varisini dünyaya getirir. Size bir şey

bildirmeden size zulmetmem diyor. Biz bilmiyoruz,  anamız babamızda bilmiyordu, biz bilmeyen bir kavimdik,

haberimiz yoktu demeyesiniz diye size bildirdim diyor. İslamiyet'te bir şart vardır,

dilin dediğini kalp tasdik edecek. İşte bu hale bürünmektir. Peygamber

Efendimizin ahlakı ile ahlâklanmaktır.

 

OSMANCIK: Bu dünya insanlar için bir imtahanmıdır?

 

N.ARTIRAN: Evet şimdi dünyaya imtahan dünyası diyoruz ya. Kulunu yaratan Allah,

kulunu yaratıyor da kulunun ne olduğunu çok iyi biliyor. Ve bize bizim ne

olduğumuzu bildiriyor. Ve ey kulum sana haksızlık yapılmadı yapılmazda diyor.

Kuran "Allah birdir" der. Allah iki oldu diyen yoktur zaten.  Hz Mevlana şöyle buyuruyor. "Allahın tekliği

hakkında kimse tartışmaz, bir şey demez ama veli kulları ve peygamber hakkında

tartışır". İnsan kendini Allah ile eşleştirmez, onun birliğini peşinen kabul

eder ama peygamberleri ve büyük velileri kendinle eşleştirir. "Ya oda benim gibi bir insan, neden

peygamber olsun ki" der.  Onları

beşeri halleri ile görür. Gözlerinin körlüklerinden anlayamazlar. Bir kamış

vardır içi boştur, bir kamış vardır, içi şeker doludur. İki arı vardır, biri

bal yapar. Biri defalarca sokar. Ama ikisi de arıdır.

 

OSMANCIK: Hz Mevlana'ya göre Allahın

birliğine iman nasıldır?

 

N.

ARTIRAN: Bunu Hz Mevlana şöyle açıklıyor. "Allah

birdir demekle Allah bir olmaz. Onun birliğine inanmak için kazaya ve belaya eyvallah

dediğin zaman işte onun birliğine inandın demektir. Başına gelen her şeye

eyvallah ettiğin zaman, her şeyi Allah'tan bilip sabredip eyvallah dediğin

zaman o dur onun tekliğine inanmak. Her şeyi kullardan bilip kullardan

bekleyen,  Cenabı Hakkı sanki bizi gökten

seyreden bir Rab gibi görmek, düşündükçe başına gelen belalara rıza ve sabır

göstermedikçe hal olarak Allah birdir dememiş olur. Elbette dili birdir diyor ama

dili dese bile kalp tasdik etmiyor.

 

OSMANCIK: Bir tekkede dervişe en

öncelikle öğretilen şey nedir?

 

N.ARTIRAN: Tekkede bir dervişe önce eyvallah demesi öğretilir. Ne olursa olsun. 

Su içir misin? Eyvallah, Oturur musun?- Eyvallah.

Yer misin? Eyvallah. Yemez misin? Eyvallah…

İşte dilin desin de bir gün kalbinde mutlaka

eyvallah der tasdik eder.

Bu da bir Kuran ayetidir "Başınıza ne gelirse

elinizden gelir. Belalar ilahi rahmettir. Çünkü işin içinde sabır vardır.

Hiçbir ibadet sabır derecesine ulaşmamıştır.

Bütün yolları sabur ile aşıp geçebilirler. Sabırda sabretmek vardır,  istemediğiniz bir olaya zoraki katlanmak

vardır. Ama onu rıza gösterdiğinizde orada rıza vardır. Her şeyin özünü

görürsünüz her şeyin sonunu görürsünüz. Bizler bir olayı çözemiyorsak vardır

bir sebebi deriz. Ama rıza makamına gen artık bilir sebebini ve sabreder.

Burada açılacak kapı Rıza kapısıdır. O makama gelince zaten sabretmek zorunda

kalmazsınız.

Hani deriz ya hep. " Vardır bir hikmeti". Rıza

makamına gelen bilir niçin öyle dediğini. 

O zaman sabra gerek yok. O bela denen şey önce peygamberlere, sonra

velilere daha sonra halka gelirmiş. Allah bela dağıtırken onlar elini açıp bana

Allah'ım bana ver derlermiş.

 

OSMANCIK:

Eğer hiç ummadığımız bir anda başımıza bir musibet gelirse buna da şükretmemiz

mi gerekiyor?

 

N.

ARTIRAN: Hz Mevlana Mesnevisinde "Eğer sana kendiliğinde

hiç ummadığın bir anda bir bela gelirse yat kalk ona secde et.  Çünkü mutlaka her bela giderken sana çok

büyük ikramlar bırakarak gider" buyururlar. Peygamber Efendimizin başına

gelenleri düşünün. İşte Zekeriya peygamber testere ile kesildi, Hasan Efendimizin

başı kesildi, Hüseyin efendimiz zehirlendi. Yani saymakla bitmez. Allah

muktedir değil miydi bunları saraylarda yaşatsın. Veya peygamber efendimiz

muktedir değimliydi Karun gibi yaşasın.

 

OSMANCIK:

Mevlana hazretleri herkes tarafından çok seviliyor. Ama sanki İslam'ın dışında

bir inanç sergiliyor gibi algılanıyor?

 

N.

ARTIRAN: Ne yazıktır ki Hazreti Mevlana hem kendi

yurdunda, hem de dışarıda İslam'ın dışında gibi görülüyor. Sanki kendine göre

bir ekolü, bir felsefesi var, kendi düşünceleri var. Bir kere Mevlana'nın

felsefesi olmaz, onun her dediği Kuran hükmündedir. Herkesin hoşuna gidecek

hale getirmiş, İslam'ı yumuşatmış ılımlaştırmış. Hiç olur mu böyle bir şey. 25

bin Mesnevi Beyti, 50 bin Divanı Kebir Beyti var. 70 bin beytini nasıl

özetlersiniz dediğinizde gönül rahatlığı ile "Ben Kuranın kulu kölesiyim, Hazreti

Muhammed'in bastığı yerin toprağıyım. Her kim ki benim dışımda sözlerimden ne

anlarsa o sözden de naklederse huzuru ilahide nakledenden Huzur-u İlahide

davacım" .her söylediği söz Kuran hükümlerindendir. Ancak Mesnevide 1500 ayet

şerh edilmiştir. Ayet numaraları verilerek, bir o kadar da hadis-i Şerif şerh

edilmiştir.  Diğer ayetlerde sırlı olarak

şerh edilmiştir. Bunu farklı görenin kendi düşüncesidir.

 

OSMANCIK:

Neden HZ Mevlana denince farklı, HZ Muhammet denince farklı bir anlayış söz

konusu oluyor?

 

N.

ARTIRAN: İşte HZ Mevlana'da Muhammed'i ahlakı en zarif

şekilde sergiler.

Mevlevilik nedir derlese "İslamiyet'i en zarif

en naif yaşama biçimidir" denilebilir. Eğer HZ Mevlana bütün toplumlar tarafından

kabul görüyorsa bu HZ peygamberin ahlakını en güzel şekilde ahlaklanmasının işaretidir.

Ama bunun kaynağı vardır. Peygamber Efendimiz kâinatın ışığıdır. Şu güneşe bile

başınızı kaldırıp bakamazsınız. Peygamber Efendimiz o güneşe bile nur veren

nurdur. Güneşin içinde Muhammedi nur olmasaydı mümkün müydü onun ışığı ile yeryüzünde

ot bitsin. Kâinatın Efendisi o kadar büyük bir nurdur ki, herkesin gözü

dayanmaz onu görmeğe. Peygamber Efendimiz "Yarabbi

bende bu kadar ilahi nur zahir iken bu kullar neden beni fark etmiyorlar"

diyor. İşte sen öyle ilahi bir nursun ki seni görmeye bir bedel lazım. Bizler

gerçek Muhammet ümmeti olsaydık bu gün böylemi olurduk. Benim ümmetim veren

eldir, alan el değildir demiştir.

Kim bu gün veren eldir. Var mı dünyada bu gün

Muhammet ümmetiyiz deyip de el ele yürek yüreğe birlik olan bir ülke var mı

kardeş kardeşe yaşayan.

 

OSMANCIK: İnsanlar bu gün dünyaya

düşkünler. Nedir kula göre dünya?

 

N.ARTIRAN: Dünya seni Allahtan gafil bırakan her şey dünyadır. Dünya deniz

gibidir. İnsan gemidir, ama gemiye su alırsan gemi batar.  Yani dünya malını gönlüne alma. İslamiyet

dengedir.  Dengeyi kuracaksın. Muhammed

İslam âlemine zekât olarak gelmiştir. Birlik beraberliktir Muhammet ümmeti

olmak. Mümin uyanık olmalı diyor peygamberimiz. Allah, Allah derken dilin onun

hakikatinden uzak olmadan peygamberin yolunu yol edinecek, ahlakını ahlak

edinecek. Her şeyin bir Batıni, bir zahiri vardır. Batıni ni öğrenecek.

 

OSMANCIK: Sahabilerin en büyük özelliği neydi?

 

N.ARTIRAN: Sahabilerin en büyük özelliği sohbet ile yetişmiş olmalarıdır. Sohbet

çok önemlidir. Hz Mevlana mesnevide dinle demiştir. Cenabı Allahın kuvvet ve

kudretini idrak edenler için 100 çeşit namaz 100 çeşit rükû 100 çeşit secde

vardır. Elbette 5 vakit namaz,  namazdır.

Ama sohbetlerde namazdır.

 

OSMANCIK: Mesnevi han ne demek?

.

N.

ARTIRAN: Mesnevi okuyan demektir. Mesneviyi en iyi

okumuş, anlamış ve bunu da en iyi yorumlayandır. Can hocamız en iyi Mesnevi handır.

Bunu da lütuf ettiler bu fakire bıraktılar. Manevi sohbetlerimiz vardır.

İlgilenen herkes bu derslerde Mesneviyi öğrenebilirler.



 YORUMLAR
ikonaklast / 4/14/2008 11:14:35 PM
u mevlevilerdeki kadın şeyh ( !) merakını anlayamadım doğrusu, sanırım Allahtan daha iyi biliyorlar (haşa). değil mi ki hiç kadın peygamber yok!


yorum farkı / 3/28/2008 3:36:45 AM
ttp://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=19461




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Hz Süleyman'ın Mührü
  "Delâil-i Hayrat" da Gizlenen Salâvat
  Habib Baba İle 4.Murad
  Şükretmeyi Unutmayalım
  Her İnsanda Meziyyet Vardır
  M.Esad Coşan, Mehmet Zahit Kotkuyu Anlatıyor
  Kerbela: Bir İhanet Öyküsü
  Agaç Hiç Ağlar mı?
  Ahmed-i Yesevi Hazretleri
  Büyük Bir Veli Akşemsettin Hz

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi