netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
6 July 2008 Sunday

Yazarlar

Dedekorkut Evliyaoğlu
ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ VE YAŞAR BÜYÜKANIT PAŞA'YA BAŞBAĞLAR KATLİAMI HUSUSUNDA ARZ

Zübeyir Somuncu
ASKERİ LOJMANDA ORGENERALE POLİS GÖZALTISININ VERDİĞİ MESAJ

Erol DERMAN
DEPREM SİLAHI İSTANBUL'DA DENENİR Mİ?

Hakan Yılmaz Çebi
ABD-İSRAİL ŞEYTANİ İTTİFAKI TÜRKİYE’YE DEPREMLE GİRECEK!..

Ali Ural
RESİMSİZ,CİSİMSİZ ÜNVANSIZ

Kemal Çiftçi
BU DÜNYADAN BİR ÖZEMRE GÖÇTÜ

Fahri Sarrafoğlu
KOKAİN SATIN ALMAK MI DAHA KOLAY FİLM İZLEMEK Mİ?

Oktan Keles
TÜRK MİLLETİNE OYNANAN BÜYÜK OYUN

Ali Ural
DEMİRLEYECEĞİM YER BURASI DEĞİL

Ali Ural
ECELİ GÖSTERMEYEN HARİTA

Zübeyir Somuncu
AVRUPA BİRLİĞİ KENE FONU AMERİKA KENE ENSTİTÜSÜ

Zübeyir Somuncu
ZEYNO BARAN YAZISI HUDSON INSTITUTE EGEMEN BAĞIŞ`IN AÇIKLAMASI

 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Netpano.com  
netapno.com  -  - Monday, December 03, 2007 - 00:00:00  
Küresel Sağlık Oyunları

• Bu uzun bir hikâye: Her derdin dermanı vardı… Ancak, tedavi olmak için önce

hasta olmak gerekti. Hasta olmadan bu hakkı elde edemezdiniz. Kolayca hasta

olmanız için hastalık üreten yaşam tarzı size her türlü kolaylığı sağlıyordu…

Sadece hasta ederken değil, tedavi ederken de şefkatli kollarını açmış

bekliyordu. Çağrı çok açıktı: Hasta olmaktan ve hatta kanser olmaktan bile

korkma! Geç kalmaktan kork, çünkü geciken hapı yutar.

• Sonuçta, fast-fooddan sigaraya, sağlığa zararlı katkı maddeleri ve genetiği

değiştirilmiş gıdalardan alkole, çevre kirlenmesinden küresel ısınmaya kadar

küresel şirketler özgürce rol alırken, küresel sağlık sektörü de tedavi etmek

için fedakârca(!) çalışıyor. Emme basma tulumba gibi çalışan bu sistem, biriken

servetin çok az bir kısmıyla yaşam tarzımızı istediği şekilde planlıyor. Pahalı

ilaç ve teknolojiye dayalı bu cendereye girenlerde ise zaman içinde teşhis ve

tedavi olmaya yönelik ‘sağlık bilinci’ gelişmiş oluyor. Bilincin temeli akıllı

hasta olmaya dayanıyor. Peki, akıllı hasta nasıl olunur? İşte yaratılan bu

‘akıllı sağlık bilinci’ trilyon dolarlık sektörün can damarı ve hayat kaynağı. 


Bu dev sektör iki zengin kaynaktan besleniyor: 

Birincisi, hastalık üreten yaşam tarzının ansızın çarptığı

hastalar. Takla atan taşıtların kaportacı veya hurdacıya gitmesine benzer

şekilde hastane kuyruklarında ömür tüketen bu hastalar, hayatlarının kalan

kısmında bu sektörün en sadık müşterileri. Kalp krizi ve felç geçirenler, şeker

hastaları, aşırı şişmanlar, organ nakli bekleyen hastalar, kanser hastaları,

kalp, böbrek, karaciğer yetmezliği ve daha niceleri…

İkincisi; bu çarpık, bağımlı ve tüketici hayattan korkan

çekap madenleri. Bu ikinci grup, taşıtların sürekli servisten

geçtiği gibi, belli aralarla çekap denilen sağlık kontrollerinden geçerek teşhis

ve tedavi için her fedakârlığı yapmaya hazır.  Korku ve panik sektörünün

körüklediği bu milyonlar, en pahalı cihazlar yardımıyla yapılan sayısız

incelemelerin konu mankeni. Medyada gündeme gelen ani ölümler ve hastalıklar

defileyi başlatmak için yeterli. Eğer her şey temiz çıkarsa bunun da ödülü var:

bir şeyim yokmuş diyerek derin bir oh çeker, cebiniz hafifleyerek rahatlarsınız.

Petrolden altına kadar tüm rezervler tükenirken, dünyanın bitmeyen tek kaynağı

olan çekap madenleri sürekli işlenmeye hazır bekliyor. Pahalı yöntemler ve

sayısız kontrollerle, ileri de çıkacak hastalıklara bu günden önlem almak akıl

ve bilime uygun değil mi? Tabii ki uygun. Ancak bunun için gerekli olan

yüzbinlerce doktoru ve milyarlarca dolarlık harcamayı kim karşılayacak?

• Okinawa’da olduğu gibi sağlığı koruma ve hastalık üreten akvaryumu

temizleyerek 120 yaşına kadar sağlıklı ve mutlu yaşamak mümkün değil mi? Hasta

olmak zorunda mıyız? Sanki hasta olmak hak ve özgürlük, tedavi olmak ise lütuf

ve ayrıcalık. Kirlenmiş akvaryumda başka çıkış yok. Eğitim sistemi ve küresel

medya bu sorulara karşı beynimizi kilitlemiş bulunuyor. Varsa yoksa sihirli

gıdalar. Genetiği değiştirilen ve sağlığa zararlı katkı maddeleri içeren gıdalar

ise tam bir muamma. Bunlara karşı halkı kim uyaracak ve bunları kim

yasaklayacak? Bunlardan bahseden yok. Çünkü bunlar reklamla yaşayan medyanın ve

küresel yapının yaşam kaynağı. Kimse bindiği dalı kesmek istemiyor.

Altın yumurtlayan tavuk: Yaşam tarzımız

• Küresel sağlık anlayışı, hastalık üreten yaşam tarzının daima sonuçlarıyla

ilgilenir. Sonuçları düzeltmek için araştırmalar ve keşifler yapar, çözümler

üretir. Çünkü sonuçlarla uğraşmak karlı bir iştir; altın yumurtlayan trilyon

dolarlık dev bir sektördür. Hastalık üreten yaşam tarzının sebeplerini ortadan

kaldırmak ise, altın yumurtlayan tavuğu kesmektir.

• Hastalık üreten yaşam tarzının doğal sonucu olan hasta sayısındaki patlama,

trilyon dolarlık sağlık sektörünün can damarıdır. Bu verimli kaynağın

değerlendirilmesi için ne gerekiyorsa yapılır, hiçbir fedakarlıktan kaçınılmaz.

• Onbinlerce doktor ithal etmekten, milyar dolarlık bilimsel araştırmalara,

onbinlerce bilim adamı ve doktorun dünyanın bir ucundan öbür ucundaki kongrelere

taşınmasına kadar her çeşit harcama finanse edilir. Ancak, hastalık üreten

bataklığın kurutulmasına gelince, gerçek anlamda hiçbir mücadeleye izin

verilemez.

• Sonucu etkilemeyen göstermelik çabalar, ‘dostlar alış verişte görsün’

türünden reklama yönelik çalışmalar vaziyeti kurtarmak için zorunludur.

• Bunların hepsi gerçektir. Hastalıklar ve sağlık harcamalarının birlikte

artması yüzünden, bu sektör giderek dev bir pazara dönüşüyor. Bu trilyon

dolarlık sektörün başarısı için, herkes senaryoda verilen rolleri çok iyi

oynuyor, kimse bindiği dalı kesmek istemiyor.

• Sağlığa ticari meta olarak bakıldığında, bundan doğal bir şey olamaz. Neden

acaba? Müşterilerini azaltan bir şirket yaşayabilir mi? Sağlığın korunması ve

hastalıkların önlenmesi için gerekli harcamaları kim finanse edecektir? Ölmesini

veya hastalanmasını engellediğiniz ve sağlıklı yaşamasını sağladığınız

insanlardan hangi gerekçeyle para alacaksınız?

Küresel sağlık anlayışının şifreleri

• Sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesinin finansmanı ayrı bir sorun,

azalttığınız müşteriler nedeniyle dev bir sektörün çöküşü başka bir sorun.

Trilyon dolarlık masrafları ve kayıpları kim karşılayacak?

• Araştırmaların finansmanı, getirisi olan sonuçlara dayandığı için geri

dönüşü olmayan bilimsel araştırmalar bilimin çıkmaz sokağı. Risk faktörleri ve

hastalıkların önlenmesi geri dönüşü yok ediyor. Bu yüzden hastalık üreten

bataklığı kurutma görevini şimdilik üstlenen yok. Bu görevi üstlenmesi gereken

sosyal güvenlik ve kamu kurumlarının ise ayırabileceği kaynağı yok. 

• Sektörün büyümesi ise bilimi teşvik ederken, gelişeceği yönü de belirliyor:

Getirisi olan sonuçlar!  Götürüsü olan sebepler ne olacak?  Bu sorular bilim

dünyasını aşıyor olmalı.

• İşte bu hastalık üreten bataklığı göz ardı ederek para getiren sonuçlara

odaklanan ‘bırakınız hasta olsunlar’ anlayışı, küresel sağlık sisteminin temel

şifresidir.  ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ kampanyalarına destek veren küresel

şirketler, hastalıkların önlenmesi ve sağlığın korunması savaşına her nedense

destek vermezler. Çünkü erken teşhis kampanyaları sonrası, tedavisi gereken dev

bir hasta potansiyeli keşfedilir. Bu zengin maden yatağı ilaç, teknoloji ve

hizmet sektörü için piyangodan çıkan büyük ikramiyedir. Satışlarda patlama

yaşanır. Böylece sektör yeni bir kampanya için gerekli enerjiyi fazlasıyla

toplamış olur.

Bir taraftan hastalık üreten yaşam tarzının pompalanması, diğer

taraftan da bu verimli madenlerin işletilmesi küresel sistemin yaşam

kaynağıdır.

• Hastalıkların önlenmesine yönelik kampanyalar bu sektör için çok

zararlıdır. Çünkü hastalıkların önlenmesine harcayacağınız her kuruş müşteri

azaltan bu politika sonucu boşa giderken, bırakınız satışlardaki patlamayı

normal cironuz bile eriyip kaybolacaktır. Bu yüzden hastalıkların önlenmesi ve

sağlığın korunması savaşını yönetmek, sivil toplum kuruluşlarına ve toplumun en

büyük organize gücü olan devlete düşer.

• Aslında bu satranç oyununda yadırganacak bir durum yoktur. Yaşam tarzı

dediğimiz bu hayat oyununun bir tarafında insan, toplum ve toplumun organize

gücü olan ulus devletler vardır. Oyunun diğer tarafında ise insanın özgür

iradesini yok ederek toplumun yaşam tarzını kendi istediği şekilde kurgulamaya

çalışan küresel sistem vardır. 

Bu mücadelede gelişmiş ülkeler dâhil tüm dünya ülkeleri,

kendilerini mat edecek kadar zekice hazırlanmış bir oyunla karşı

karşıyadır. Bu oyunun ilk hamlesinde, toplumun beyni olan aydınlar,

küresel sistemin ödül ve cukkalarıyla memnun edilir. Her çeşit yayından bilimsel

çalışma ve kongrelere kadar, toplum ve devletten destek alamayan aydınlar ve

bilim adamları mecburen bu desteği, ilgi ve şefkati gördüğü küresel safa geçmek

zorunda kalır.

• Bu satrancın kalan hamlelerinde beyin gücünden yoksun kalan ve körebeye

dönen toplum ve devletler için, küresel oyunlar karşısında mat olmaktan başka

bir seçenek yoktur. Çünkü bu oyunu, beyin gücünü kendi safına çeken

kazanacaktır. Ve ilk saf değiştirmeye zorlanan da toplumun organize güçleri,

aydınlar ve bilim adamları olacaktır. Bu saftan sökülen her çivi, toplum ve

devlet binasının çöküşü demektir.

• Özellikle en büyük değerin para olduğu, ahlak ve hukuk gibi

değerlerin ise para etmediği toplumlarda, bu oyunun galibi daima küresel sistem

olacaktır. Beyin gücünü kaptıran devlet ve toplumlar ise, savaş

meydanında başsız kalan cengaver gibi kelle koltukta haybeye kılıç sallayacak ve

oyununun son sahnesi de acıklı olacaktır. Bundan daha doğal bir sonuç olamaz.

Kaynak:
Yeşilçimen K: Hastalık Üreten Yaşam

Tarzımız Nasıl Değişir. Hayykitap 9. Baskı, 2007

 



 YORUMLAR
nurten / 12/11/2007 3:46:39 PM
azdıklarınız çok doğru.onlar şöyle diyorlar<önce hasta et sora tedavi!




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Ayasofya Artık Cami Olmayacak
  Bir Abdülhamid Efsanesi Daha Çöküyor: Reval Safsatası
  Marmara'yı 8'lik Deprem Bekliyor!
  Siyonist İsrail Devletine Giden Yol: Çanakkale
  Keneler Biyolojik Silah Mı?
  Ölümler Aselsan'dan TAI'ye Geçti
  Petrol Savaşları Devam Ediyor!
  Genetiği Bozulmuş Ürünler mi Yiyiyoruz?
  Etnik Temizliği Ermeniler Yaptı
  Adlî Tıp Müdüründen Ürperten Uyarı!

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi