Sonrası çatışma, kan, ölüm, gözyaşı... Bir de ne zaman ilerlese kaos sevdalılarınca önü kesilen ülkenin istikrarına, refahına koca bir bomba. İşte tam 29 yıl önce bugünlerde yakın tarihimize karanlık bir leke daha düşmüştü. Bu leke, zihinlere ‘Maraş katliamı’ olarak kazındı. ‘Çatışmaları sağcılar veya dinciler mi yoksa devrimci sol örgütler mi planladı?’ veya ‘Solcu iki öğretmeni öldürerek cenazelerini istismar eden ülkücüler miydi yoksa Devrimci Savaş Örgütü üyeleri mi?’ gibi soruların, üzerinde uzlaşılmış bir cevabı yok. Sağ ve solun buluştuğu tek nokta; olayların Alevî-Sünnî çatışmasından çok emperyalist oyunu olduğu.
Önce 19 Aralık 1978 akşamı Kırım Türklerinin Sovyetlerin elinden kurtuluşunu anlatan ‘Güneş Ne Zaman Doğacak?’ adlı filmi gösteren Çiçek Sineması bombalandı. Sağ görüşlü seyircilerden biri ağır yedi kişi yaralanmıştı. Kardeşi kardeşe kırdırma planı bununla sınırlı kalmadı. Alevi-Sünni gerilimi üzerine kurulan senaryo bombalamadan iki gün sonra Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi iki solcu öğretmenin öldürülmesiyle devam etti. Kargaşa sevdalılarına bu da yetmemişti. Henüz halk birbirinin kafasını yarmamıştı çünkü. İsteklerine, bu iki öğretmenin cenazelerinin kaldırılması sırasında ulaştılar. Fısıltı gazetesinin büyük iş görmesiyle binlerce kişi sokaklara döküldü, aralarına nifak sokulan hemşerileriyle kavga etmek için. Tanıklara göre 300’ün üzerinde, resmî rakamlara göre 111 kişi hayatını yitirdi, binlerce kişi yaralandı, yedi gün süren bu olaylarda. Evler, işyerleri, araçlar tahrip edildi. Akıl almaz derecede büyüyen olaylar sonrasında 26 Aralık günü 13 ilde birden sıkıyönetim ilan edildi. Ardından tutuklamalar, yargılamalar, hesaplaşmalar ve 12 Eylül askerî darbesi.
Olayların üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen sır perdesi halen aralanmış değil. Kahramanmaraş’ın altını üstüne getiren olaylarla ilgili zaman içerisinde yeni bilgiler, belgeler, iddialar ortaya çıkıyor. Son olarak geçtiğimiz yıl dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in kasasından ‘Çok ciddi bir kaynaktan gelmiştir. Değerlendirilmelidir.’ ibareli gizli bir belge çıktı. Maraş olaylarının bir numaralı sanığı olarak tanınan ve hakkında açılan yüzün üzerinde davadan beraat eden Ökkeş Şendiller ve 78’liler Derneği Başkanı Ruşen Sümbüloğlu ile tüm yaşananları, 29 yılda ortaya atılan iddiaları konuştuk.
Maraş olayları emperyalist oyunu
Her iki taraf da Maraş olaylarının kışkırtılmasında dış güçlerin etkisine dikkat çekiyor. Olayların sebebini emperyalizmin karmaşık ilişkilerinin Türkiye’ye uzanan kolları olarak gösteren Sümbüloğlu, “Sadece Maraş olaylarından değil, Türkiye’de yaşanan Alevi-Sünni kışkırtmasının tanımını yapan bütün olayların gerisinde bu ilişkinin yattığını biliyoruz.” şeklinde konuşuyor. Bu gerçeğin ortaya çıkması için büyük bedeller ödediklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sanki bir sağ sol kavgası varmış, Alevi-Sünni kavgası varmış gibi gösterdiler. Oysa özünde yatan şey o derin ilişkinin tüm Türkiye’deki işbirlikçileriyle yaratmış oldukları katliamlardı.” Olaylarda dış mihrakların rol oynadığını vurgulayan Şendiller, eski İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura’nın Türkiye’de bulunmuş Amerikalı bir barış gönüllüsü ile ilgili anlattıklarını örnek gösteriyor. Zaman Gazetesi’nin 25 Kasım 1990 tarihli sayısında sürmanşetten yayımlanan ‘Vahşeti biz tezgahladık’ başlıklı haberde görüşlerine yer verilen Özfatura, İsviçre’de tanıştığı Amerika vatandaşının kendisine anlattıklarını şöyle aktarıyor: “Vazifemiz icabı aileler arasında gidip unutulmuş düşmanlıkları, kan davası ve mezhep ayrılıklarını körüklüyorduk. Böylece huzuru bozduk. Sivas ve çevresinde olayları biz başlattık. Pek çok masum, çocuk ve kadınların ölümüne sebep olduk. Daha sonra yaptığımız işin korkunçluğu ve iğrençliğinden vicdan azabı duydum ve ülkemi terk ettim.”
Hasan Fehmi Güneş baskı yaptı
Aydınlık Gazetesi, sıcak günlerin yaşandığı dönemde Ökkeş Şendiller’in sinemadaki patlama sonrası Ankara’yı arayarak olayları rapor ettiğine dair bir haber yayımladı. Muhabiri olduğu Çağrı Dergisi ve Hergün Gazetesi’ni aradığını söyleyen Şendiller için arama başlatılmış bu haber üzerine. “Sıkıyönetim olmasaydı yakalanmazdım.” diyen Şendiller’in sıkıyönetime güvenmesinin sebebini işkenceden kurtulma çabası olarak gösteriyor. Kendisini aramak için Ankara’dan özel bir ekibin geldiğini ileri süren Şendiller, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Pol-Der’in işkencesini biliyordum. Sıkıyönetim var diye kendim gelip teslim oldum. Fakat sıkıyönetim beni bu özel ekibe teslim etti. Tam 33 gün sonra Maraş’a dönebildim. Ankara’da elektrikli işkence, Filistin askısı ve anlatmaktan hicap ettiğim her türlü işkenceyi gördüm.” İşkence sırasında ‘Olayları başlatmak için Türkeş’ten talimat aldığınızı söyleyeceksiniz. Gerisine karışmayacaksınız.’ demesi için baskı yapılmış. Bu noktada çok konuşulacak bir iddiayı dile getiriyor. Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, bizzat sorgulamaya katılmış ve aynı baskıyı yapmış. Bakanın böyle bir istekte bulunma sebebini şöyle açıklıyor: “Olayların yaşandığı dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, ‘Olayları sol başlattı.’ deyince hükümet telaşa kapıldı. Yerine Güneş getirildi. Sağ çıkardı demek için ne yapabiliriz çabası içerisine girdiler.”
Belgeyi saklayan Ecevit’e tepki
Hem Ökkeş Şendiller hem de Ruşen Sümbüloğlu, farklı bakış açılarıyla olsa da, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in kendisine ulaştırılan belgeyi yıllarca kasasında saklamasına tepki gösteriyor. Bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir belgenin yıllarca bir kasada kilitli kalmasını anlayamadığını söyleyen Şendiller tepkisini şöyle ifade ediyor: “Alparslan Türkeş’in MİT’i ayarlayarak organize ettiğini iddia eden belgeyi elinde bulunduran Ankara’nın Çinçin bağlarındaki bir karakolun bekçisi değil. Bir başbakan.” Şendiller, Ecevit’in belgeyi devletin önemli bir kurumuna zarar vermemek için açıklamadığı görüşünü de sert bir dille eleştiriyor. “111 vatandaşın ölmesine sebep olan hangi kurum, rütbe, kişi, mezhep sebep olmuşsa yakasına yapışmak lazım.” diyor.
Belgelerdeki iddialarla ilgili ‘Biz bunun böyle olduğunu zaten biliyorduk.’ diyen 78’liler Derneği Başkanı Ruşen Sümbüloğlu ise belgenin saklanmasının açık toplum yaklaşımına, demokratik ve şeffaf ilişkilere karşı bir tutum olduğunu ifade ediyor. Sümbüloğlu, demokratik kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığının yaşandığını kaydederek şöyle devam ediyor: “Ecevit’in kasasında böylesine bir Türkiye gerçeğini yıllarca saklamış olması söz konusu olan şeyin devlet düzeni olduğunda hepsinin geri adım attığının en açık göstergesidir.” Oysaki Maraş olaylarının tarihin en büyük yaralarından biri olduğuna değinerek dönemin üzerindeki karanlığın aydınlatılmasını istiyor. Sümbüloğlu, üç yaşındaki çocuktan 70 yaşındakilere kadar insanların ayrım gözetmeksizin öldürüldüğünü dile getiriyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çok büyük bir toplumsal travmadır bu. Bunun açığa çıkarılması, sorumluların ortaya çıkarılıp cezalandırılması, Türkiye’de bir daha yer almayacak biçimde özgür ve demokratik bir ortamın yaratılması için çaba sarf etmeliyiz.”
‘Asıl sol örgüt dosyaları gizlendi’
Ökkeş Şendiller, olaylar sonrası ‘sağcıların dosyaları saklandı’ iddiasının aksine Adana Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yapılan yargılamalarda özellikle solun gizlendiğini ileri sürüyor. Bu durumun 12 Eylül ihtilaline kadar devam ettiğini belirten Şendiller, şunları söylüyor: “12 Eylül öncesi Adana sıkıyönetim 2 numaralı mahkemesinde 800 kişi yargılanmış, 8.8.1980 tarihinde karar verdi. 1983’te askeri Yargıtay onayladı. Fakat bunun içerisinde sol örgütlerin hiç adı yok. Burada Ermeni Gabris Altınyan’ın (Altınoğlu) başında olduğu Devrimci Halkın Birliği yok. Halkın Kurtuluşu Örgütü yok. Fraksiyon ayrılığı nedeniyle solcu öğretmenleri öldürüp olayları tertipleyen Devrimci Savaş Örgütü yok. O zaman Apocular olarak bilinen PKK’nın o zamanki Kürtçü örgütü yok. Töb-Der, Pol-Der yok. Bu da gösteriyor ki belgede geçen sağcıların dosyası gizlendi iddiası yalandır.” İddiasına destek olarak da 12 Eylül sonrası Maraş olaylarında adı geçen altı sol örgütle ilgili açılan dava ve alınan kararları örnek gösteriyor. Başta Devrimci Halkın Birliği örgütünün başında bulunan Gabris Altınyan’ın idam cezası aldığını belirterek diğer sol örgütlerle ilgili şu bilgileri sıralıyor: “Dev Savaş Örgütü, iki öğretmenin öldürülmesi suçundan idam cezası aldı. Halkın Kurtuluşu Örgütü, Apocular, ayrıca Töb-Der ve Pol-Der üyesi birçok militan Adana Askerî Mahkemesi’nde ceza aldı.” o.deligoz@zaman.com.tr
78’LİLER, ORTAK PANEL ÇAĞRISINI REDDEDİYOR
Ökkeş Şendiller, Maraş olaylarının açıklığa kavuşması için 78’liler Derneği’ne ortak hareket etme çağrısında bulunuyor. Panelist olarak kendisinin yanı sıra Hasan Fehmi Güneş, Gabris Altınyan ve solcu öğretmenlerin öldürülmesinde Devrimci Savaş Örgütü adına silah kullandığı iddia edilen Hamit Kapan’ın çağrılmasını istiyor. “Bu işin sağcısı solcusu yok. Tartışalım.” diyor. Ruşen Sümbüloğlu’nun bu çağrıya yanıtı ise oldukça sert: “Böyle bir çağrıyı hoş karşılamak mümkün değil. Yaptıklarının hesabını vermemiş bir insan. Sosyalistlere karşı önyargılı yaklaşım tarzının en açık göstergesidir Ökkeş Şendiller’in milletvekili olması, Meclis’e gitmesi. Ama onun açığa çıkması, onun gibilerin yaptıklarının ortaya çıkması boynumuzun borcu.”
***
ECEVİT’İN SAKLADIĞI BELGEDEKİ İDDİALAR“CHP, iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Kahramanmaraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Kahramanmaraş olayı MİT’ten (...) (...) (...) (...)’in müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır. (...) Türkeş, oraya ...’in tavassutuyla ...’u tayin ettirerek güney bölgesini ele geçirmiş ve Kahramanmaraş olayını rahatlıkla tertip ettirmiştir. (...) Kurulan sıkıyönetim mahkemelerine sağa ait raporların verilmemesi, sadece sola ait raporların verilmesi hususunda Türkeş, MİT’teki elemanlarına talimat vermiştir.”