"Tayyip bu partiyi kendi başına kurmadı, aldığı emirlerle
kurdu. Peki Erdoğan niçin bu projenin kuklası olmayı kabul etti? Çünkü
makama, paraya ve liderliğe karşı zaafı var."
Londra'da
Arapça olarak yayınlanmakta olan Al Şark al Awsat gazetesi Milli Görüş
lideri Necmeddin Erbakan ile bir röpörtaj yaparak, Türkiye'deki son
seçimler, İslam dünyası, siyonizm, İran ve diğer konular üzerinde
görüşlerini aldı.
İşte röportajın özeti:
Soru:
Erdoğan sizin partinizin üyesiydi ve Abdulah Gül'le birlikte partiyi
terk ederek AKP'yi kurdu. Erdoğan'ın okulunuzdan kaçtığı duygusuna
kapıldınız mı hiç? Sizce sınıfını geçti mi yoksa kaldı mı?
Erbakan:
Evet Erdoğan sınıfta kalmıştır ve okulun arka kapısından kaçmıştır.
Okula yazılmış ama dersleri dinlememiş hiç. Din derslerine girmiş
olmasına rağmen davranışları bunun aksi yönündedir. Müslüman
uygarlığının Batı uygarlığıyla yarışamayacağı iddiasındadır kendisi ama
Efendimiz (s.a.v) İslam'ın en yüce olduğunu buyurmuştur. Bilgili bir
insanın söyleyebileceği bir söz mü bu? Erdoğan AB'nin her talebine
boyun eğiyor ve İslam Birliğinin tesisini imkansız buluyor. Bu akli bir
şey midir? Biz İslam'a mı yoksa siyonizme mi hizmet edeceğiz?
Şark-el
Evsat gazetesi çok etkili ve büyük bir gazete olduğundan sizin
vesilenizle gazetenize bir mesajım olacak, gazetenizin AKP'yi
desteklediği görünüyor.
(Gazetenin buna cevabı ”Hiçbir partiye
eğilimli değiliz, üstelik Erdoğan'ın İsrail yanlısı politikalarını
eleştiren Türk vatandaşlarının da görüşlerini sayfalarımıza yansıttık
ve okuyucularımız arasında sizi seven ve başbakanlığınız süresince
uyguladığınız siyasetleri takdir edenler de bulunuyor.” şeklinde oldu.
Bunun üzerine Erbakan gülerek ”Desenize gazeteniz de Türk halkı gibi,
beni seviyor ama AKP'ye oy veriyor!” diyor.)
Arap ve İslam
dünyasının bütün entelektüelleri ve akademisyenleri gazetenizi yakından
takip ediyorlar ama ben gazetenizi okuduğumda Saadet Partisi'yle AKP
arasındaki farkın farkında olmadığınızı görüyorum. Şark-el Evsat'taki
kardeşlerimiz doğruyla yanlışı karıştırmamalı.
Soru:
Sizin Erdoğan'la ilişkiniz ve iki parti arasındaki farklılıklar
hakkında genelde bir bilgi eksikliğinin olduğu doğru. Son zamanlara dek
yaygın anlayış Erdoğan'ın hükümet tecrübesinin, sizin 97'deki
iktidarınızın bir uzantısı olduğu şeklindeydi.
Erbakan:
AKP bizim adımlarımızı takip etmiyor. Aslında işin gerçeği daha neyin
olup bittiğini de algılamış değiller. Peygamber (s.a.v): ”Müminin
ferasetinden korkun çünkü o Allah'ın nuruyla bakar.” diye buyurmuş,
AKP'nin ihtiyaç
duyduğu şey de bu feraset. İslam dogmatik bir din değil, akla, anlamaya
ve farkındalığa dayanan bir din. İslam'dan korkulmasının nedeni de bu.
Günümüzün Şeriat okullarında da iki şey eksik. Şeriatın günümüz
sorunlarına verdiği cevapları çıkarsayacak bir de İslam'ın doğru
anlaşılmasını sağlayacak fakültelerin kurulmamış olması. Bir Müslüman
uyanık ve İslam hakkında doğru kavrayış sahibi olmalı. Yahudi ve
hristiyanları Müslümanların velisi, yöneticisi olarak görmemeli. Gerçek
bir Müslüman Yahudilerle alışveriş eder mi günümüzde? Bu bilinç
eksikliği probleminine bütün İslam dünyasında tanık oluyoruz.
Soru: Erdoğan'ı Refah Partisi'nden ayrılıp yeni ve rakip bir parti kurmaya sevk eden etkenlerden bahsedebilir misiniz bize?
Erbakan:
Hepimiz İsrail'in kurucusu Theodor Hertzl', Yahudi düşünür ve eylemci
Haim Naum'u ve Amerika'nın milli güvenlik danışmanı olan Zbigniew
Brezinski'yi biliriz. Brezinski ne dedi? ”İslam dünyasına baktığımızda
iki tip insanla karşılaşıyoruz: Ehl-i dünya olanlar ile gerçekten
dindar olanlar. Bizler din ehlini zayıflatmak, diğerleriyle de
işbirliği yapmak istiyoruz!” Siz Erdoğan'ın bizden niçin ayrılıp yeni
bir parti kurduğunu soruyorsunuz. Size cevabım Brezinski'nin
sözleridir. Tayyip bu partiyi kendi başına kurmadı, aldığı emirlerle
kurdu. Peki Erdoğan niçin bu projenin kuklası olmayı kabul etti? Çünkü
makama, paraya ve liderliğe karşı zaafı var.
Soru: Peki şimdi Erdoğan'la ilişkileriniz ne düzeyde? Kişisel temasınız var mı örneğin?
Erbakan:
Tayyib sağlığımı sormak için arar bazen ama bunun hiç anlamı yok.
”Nasılsın?”, ”Ne yapıyorsun?”un değil “gerçek İslami şuurun geri
gelmesi”nin önemi var asıl.
Soru: Erdoğan'ın politikalarından rahatsız olduğunuzu mu söylüyorsunuz?
Erbakan:
Eylemlerinden ve gittiği doğrultudan rahatsızım.Kendisinden
şikayetçiyiz çünkü Türk halkını büyük problemlere doğru
sürüklüyor.Siyonistlere olan sadakatından ve bazı yerlerde onlarla
işbirliği yapmasından razı değiliz.Tayyip Türk askerlerini BM çatısı
altında Lübnan'a niçin gönderdi? Hizbullah'ı silahsızlandırmak için.
Soru:
Erdoğan'la farklarınızı niçin oturup tartışmıyorsunuz? Sonuçta herhangi
bir zararı bütün Türkiye Müslümanları hep birlikte paylaşacak.
Erbakan: “Allah'ın dilediği olur.” denmiştir. Defalarca tavsiyelerde bulunduk kendilerine ama fayda etmedi.
Soru:
İktidardan indirildikten sonra ne hissettiniz? Üzüntüye kapılıp ihanete
uğradığınızı hissettiniz mi, özellikle bazı Türk işadamlarının
hükümetinize karşı çıktığını gördükten sonra?
Erbakan:
Tabii ki üzüldüm ve ihanete uğradığımı hissettim ama uğruna mücadele
ettiğimiz şeyin önemine emindim. Bazı işadamları bizden rahatsız
oluyorlar idi çünkü biz bütçeyi devletin maslahatlarını gözeterek
hazırlamıştık, adil bir bütçe istiyorduk. İşadamları paralarını
bankalara yatırıp yüksek rantlar elde ediyorlardı ve bir sürü de
muafiyet… Tüm bunlar bize 10 milyar dolara mal olmuştu. Bizim bütçe
planımızda o para alınıp yoksul sınıfın ihtiyaçlarına harcanıyordu ve
bu durum da pek çoklarının rahatsızlığına yol açıyordu.
Soru:
Bazıları Türk ordusunun yüzde kırk altı gibi bir oy almış olan AKP'den
daha zayıf olduğunu iddia ediyorlar, buna katılıyor musunuz?
Erbakan: Hayır ordunun zayıfladığına inanmıyorum, Ordu hala Türkiye'nin en güçlü kurumudur.
Velfecr.com