|
ABD'nin ilk başkanı George Washington, adına Virginia'da özel bir tapınak yapılacak denli önemli bir masondu ve ilk mason başkandı. Zaten kuşbakışı baktığınızda Washington şehrinin merkezinde masonların simgesi olan pergel ile gönyenin birleştiğini hayretle görürsünüz.
Capitol binası pergelin kafasını oluşturur. Pergelin sağ ayağında Maryland Avenue, sol ayağında ise Pennsylvania Avenue bulunur. Başkan Jefferson 'öğretmen' denilecek düzeyde bir masondur, Maryland Avenue'de ise masonların büyük locası yer alır. Yani Capitol (Meclis) binası iki büyük mason mabedine bağlanır. Yine pergelin sağ ayağı Beyaz Saray'a, sol ayağı ise Jefferson Anıtı'na sarılmıştır. İşin garibi, pergelin her iki ayağı, tıpkı masonik sembollerdeki gönyede olduğu gibi iki büyük cadde, adlarını da verelim, Canal Street ile Louisiana Avenue ile kesişir.
Konunun ilginizi çektiğini biliyorum ama burada kesmeliyim, zira biraz daha devam edersem, Dan Brown'ın yayıncılarının, bu bilgileri yazarın yeni çıkacak kitabından hırsızladığımı düşüneceklerinden ve dava açmalarından çekiniyorum!
Latife bir yana, hem şehrin hem de Capitol ve çevresinin tasarımında masonların ön planda olduğu açık. Merak edenler, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar'ın dergisi Tesviye'de çıkan ilginç yazıya () veya Michael Johnstone'ın The Freemasons adlı kitabına (Gramercy Books, New York, 2006, s. 90) bakabilirler.
Ne var ki benim derdim, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Washington'a yaptığı ziyaret vesilesiyle Amerika'dan değil, yine kendimizden bahsetmek. Öbürünü Dan Brown halleder nasıl olsa!
Sözünü ettiğim meydanda bir dikilitaş yükselir. Bizim Sultanahmet Meydanı'nda ufak bir örneğini gördüğümüz bu taşın 169 metre, yani yaklaşık 60 katlı bir gökdelen yüksekliğinde olduğunu söylemek, cesametini gözünüzde canlandırmanız için yeterlidir. Yapıldığı tarihte Washington'da ondan daha yüksek bir bina yokmuş.
Washington Anıtı'nın temeline ilk taş 1848'de konulmuş. Ancak iç savaş yüzünden açılışı 1885'e kadar gerçekleşememiş. Şimdilerde her yıl milyonlarca insanın ziyaret ettiği bu Mısır esintisi taşıyan sivri külahlı dikilitaşın dışı dümdüzdür ama içinde, tabii eğer asansörle değil de 898 basamaklı merdivenlerinden çıkmak isterseniz, sizi sürprizlerle karşılayacak objeler bulunur.
İşte kan ter içinde 342 basamak çıktınız ve 17. kata geldiniz. Burada sürprizlerin şahı sizi beklemektedir. İstanbul'da örneklerini çok fazla gördüğümüz mermer üzerine nefis bir talikle işlenmiş Osmanlıca kitabe ve üzerindeki tuğra, gelen geçenlere, 155 yıl önce Marmara Adası'ndan nasıl kesildiğinden başlayıp Washington nam şehre Arctic adını taşıyan yelkenli gemiyle 1854'ün bir nisan günü nasıl ulaştığına varıncaya kadar olan hikâyesini "32 kısım tekmili birden" anlatmak için etmedik işmar bırakmamaktadır.
Şunu bilin ki, Washington'da yalnız değilsiniz. Sultan Abdülmecid Han, hattatların şahlarından Tosyalı Kazasker Mustafa İzzet Efendi, ünlü şairimiz Şeyh Galib'in süt oğlu olup binalara ve olaylara tarih düşürmesiyle meşhur Ziver Paşa, mermere işlediği tuğralarıyla efsaneleşen Haşim Efendi hep orada, sizi beklemektedirler.
Washington Anıtı'na hem kendi eyaletlerinden hem de başka devletlerden birer taş veya kitabe koymak isteyen ABD yetkilileri, 1853 yılında J.P. Brown adlı sefiri vasıtasıyla Osmanlı hükümetine isteklerini iletirler. Kitabeye kazınacak beyti yazma görevi, Ziver Paşa'ya verilir. Yazdığı 3 beyitten birisi padişah tarafından beğenilir. Sıra beytin mermere kazınma işlemine gelmiştir. Bu iş de Kazasker Mustafa İzzet Efendi'ye yaptırılmış, biraz acele edilmesi gerektiği için o sırada rahmetli olan Haşim Efendi'nin hazır bir tuğrasının kalıbı alınarak mermere Abdülmecid'in tuğrası kazınmış ve sonuçta kitabe, toplam
3.750 kuruşa (bugünkü rayiçle yaklaşık 10 bin YTL'ye) mal olmuştur.
Kitabenin maliyeti ve nasıl yapılıp gittiğinden çok ne olduğu ve anlamı önemli değil mi?
Bir kere anıta çeşitli devletler ve eyaletlerden gönderilen kitabeler içinde som zümrütten yapılanlar bile vardır ama metninden mermer işçiliğine kadar tam bir 'sanat eseri' olan başka bir taş bulunmamaktadır. Osmanlı kitabesi, bu yönüyle apayrı bir değere sahiptir.
İkinci olarak diğer kitabelerde Başkan Washington övülürken, Osmanlı kitabesi, o mağrur edasıyla Sultan Abdülmecid'in temiz adının ABD ile dostluğun devamını temin için Washington'daki yüksek taşa yazıldığını haber vermektedir. Metin şudur:
Devâm-ı hulleti te'yid içün Abdülmecid Han'ın
Yazıldı nâm-ı pâki seng-i bâlâya Vaşinkton'da.
'Peki o zamanlar henüz İstanbul'da büyükelçisi bile bulunmayan ABD'nin aklına bizden bir kitabe istemek nereden gelmiş olabilir?' diye düşünenler çıkacaktır. Bunun cevabını, Avrupa'da pek çok ülkede birden patlak veren 1848 ayaklanmalarında Avusturya ve Rusya'ya karşı mağdur durumdaki Macar ve Leh (Polonyalı) mültecilere kucak açan tek Avrupa devletinin Osmanlı oluşunda aramak gerekir.
Kanatlarımızın altına sığınanı geri vermek, bize yakışmazdı. Hatta bu yüzden neredeyse savaş bile açılacaktı. "Savaşsa savaş" dedik, sözümüzün arkasında durduk. İşte bu sırada ABD devreye girdi ve mültecileri kabul edebileceğini bildirdi. Rusya ve Avusturya da buna razı olunca Koşut başta olmak üzere Macar mülteciler ABD'ye gittiler. Orada her gittikleri yerde Osmanlı Devleti'nin bu kararlı duruşuna ve yardımlarına teşekkürlerini bildirmeyi ihmal etmediler. Bu olaydan sonra ABD kamuoyunda Türklere karşı olumlu bir bakış geliştiğini görürüz. Hatta o günlerde bir Bahriyeli olan Emin Bey, davet üzerine gittiğinde ABD Cumhurbaşkanı tarafından, Uğur Derman Bey'in deyişiyle, "adeta devlet başkanı teşrifatıyla" kabul edilmiş ve tam 6 ay izzet ü ikram ile ağırlanmış.
Niye? Mültecileri, savaşı göze alarak teslim etmediği için. Halbuki bilseler, Osmanlı, Osmanlı kaldığı sürece başka türlü yapamazdı ki!
Mustafa Armagan
|
|
YORUMLAR |
|
|
|
|
|
İhsan Ustaoğlu / 2/10/2008 2:11:52 PM
abbim bizi dostları ile beraber eylesin, onların yanı cennet, uzağı cehennemdir! Herkese sevgi penceresinden bakmayı bize nasip etsin. Kusurlarımızı örtsün, bizi bağışlasın, kurtuluşa erenlerden eylesin...
|
nurettin / 2/1/2008 1:01:24 AM
rkadaşlarım dostlarım memleketin her taraftan kuşatılmiş düşman dinine ve diline toprağına dinamit koyarken bir müslüman çıkıp senin dinini ve dilini korumaya çalişiyor senin memleketini dünyaya karşı eğitimle tanıtıp bütün dünyada türkçe eğitimle okullar açıyor sen buna kötü diyorsan sana bir lafım yok ben tükçe olimpiyatlarını 5 kez izlemekten büyük gurur duyuyorum bizim içimize nifak sokan devletler ilk önce türkiyemizde okul açmışlardır oradan yetiştirdikleri insanları devlet yönetimine kadar sokmuşlardır biz niye böyle olduk diye düşünüp duralım şimdi bu muhterem onların memleketinde türk okuları açıp insan yetiştiriyorsa kötümü yapıyor arkadaşlar yargılarken bir deyil ikikere düşünün fakat sana ters geliyorsa lafım yok saygı duyarım sevgiler
|
berk / 1/21/2008 6:18:28 AM
elamlar zafer bey. yorumunuzu okudum. fakir 20 yıla yakındır fethullah gülen'i tanırım. binlerce kez dinledim. kitaplarını defalarca okudum. ve kendisine yakın olmaya çalıştım. şu bir kaç senedir kendisi ve onunla beraber yürüyen arkadaşlar hakkında çok değişik hükümler verilmesi yaygınlaştı. bu insanlar arasında yani çok sevdiğim fethullah gülen'i hiç sevmeyen ve onun kötü niyetli olduğunu savunan insanlar arasında benim de çok sevdiğim ve vatanseverlik ve dine bağlılıklarında hiç şüphe duymayacağım insanlar var. ortak gördüğüm şey bu sevdiğim insanlar fethullah gülen'i hiç takip etmiyorlar, ya hiç okumamaışlar yada çok az okumuşlar. az okuyanlardan bazısı ise sadece onun aleyhindeki kitaplarda onun kitaplarından alınan bazı alıntılar okumuşlar. belki siz fethullah gülen hakkında benim de bilmediğim bilgilere sahip olabilirsiniz.elimden geldiği kadar tarafsız olmaya çalışırım. ne kadar çok onu sevsemde, islami yaşayışıma tevessül eden büyüğüm o olsada, 20 sene kadar onunla beraber olmaya çalışmamdan dolayı sübjektiflik damarlarıma işlemişse bile inanın elimden geldiği kadar tarafsız olmaya çalışırım. bu yüzden eğer kabul ederseniz sizinle tanışmak, eğer uygun görmez iseniz kitap alışverişinde bulunmak isterim. zira bu konuyu önemli görüyorum zafer bey. mevlana hakkında ben eski ehl-i dünya çevremden homoseksüellik gibi iğrenç ve bu iftirayı atanı cennet kokusunu dahi duymayacak duruma getirecek bir ithamı duymuş, yine hazret hakkında moğol ajanlığı iftirasına televizyondan şahit olmuştum. dediğim gibi fethulah gülen'i 20 seneye yakındır takip eden, bilfiil o insanlarla beraber 20 seneye yakındır beraber çalışmaya çalışan ve bu yolda bir çok insanın hidayetine vesile olmuş ve bu yolda yurt dışında gurbet yaşamış bir kardeşinizim. aldatılmış olabilirim. umarım bu uzun mailimle sizi meşgul etmemişimdir. bana mail atmak isterseniz yada buluşup bir çay içmeyi lütüf buyurursanız çok memnun olurum.mail adresimi de yolluyorum. diğer okuyucuları bu özel yazışma ile meşgul etmek istemediğim için özel yazışmayı tercih ederim. hayırlı günler. berk kaya:sarman4000@yahoo.com
|
zafer / 1/18/2008 7:54:06 PM
ethullahı savunan yorumcu kardeşim dinler arası dialog etkinlikleri düzenletmek ve bunu savunmak islama hakaret değil mi ayrıca yazılan makaleler ve yapılan etkinliklerin islam düşmanlığı koktuğunu anlamıyacak kadar henüz bunamadık.üzgünüm ama kendinize başka bir yol seçin mesela ALLAH'ın yolunu çünkü o bir opus deicidir
|
berk / 1/16/2008 3:22:59 AM
elamlar. yazının altında bir okuyucunun yorumuna yer vermişsiniz. bu yorumda bir sitenin adresi tavsiye ediliyor. tavsiye edilen site binlerce insanın kendisine saygı duyduğu ve birçok insanın kendisi ile islamı bir hayatı seçtiği bir insan. bir "Allah dostu".hucurat suresi 12. ayet gereği bir fasık bir haber getirirse onu araştırmadan hemen haber vermeyin deniyor. yoksa bir cemaat hakkında haksızlık yapılınabileceği mealinde devam ediyor.son yılların modası bu güzel insan hakkında iftira atmak. ama sitenizin muhafazakar ve manevi değerlere ve özellikle Allah dostlarına gösterdiği ihtimam ile bir müslüman cemaat liderine ve cemaatine "cıa ajanlığı" iftirasını yapacak kadar haysiyet yoksunu birinin açtığı eracif yuvası sitenin reklamını yapan bir yorumu yayınlamanızı telif edemedim. daha önce bir yazıda yazdığım gibi, acaba kendi mensubu bulunduğumuz tarikatın yada cemaatin hakkında da böyle bir çirkin yazının bir başka mümin grub tarafından reklamını yapılmasını istermiydik? yada ailemiz hakkında çirkin bir iftira atılsa ve kardeş bir mümin yayın organı bunu hiç sorgulamadan yayınlasa nasıl bir tepki verirdik? fethullah gülen hocaefendinin büyük bir Allah dostu ve tarihi bir şahsiyet olduğuna inanıyorum. eğer benim inandığım gibi ise acaba bunun hesabını Allah'a nasıl veriririz?
|
nurten / 1/15/2008 2:04:32 PM
ustafa bey yazdıklarınız da elbetteki haklısınız ama 6 ay ağırlanmak şark zihniyetidir. diğer açıdan da bakarsak bazı kaynaklarda kendilerinin geldiğini ve özellikle dayatmacı bir tavırla geldiklerini osmanlının böyle bir istek de bulmadığını yazıyor. ör. Yalçın Küçük ve macar asıllı biryazar kitabının adı'YAHUDİ'yazarın adını anımsayamıyorum. bunlarada dikkat edilerek yazılır ve şarki zaaflar öne çıkarılmazsa daha iyi olacaktır. esenlikler
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YORUM YAZ |
|
|
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.
|
|
|
|
|