Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Genel Başkanı Taner Ünal'ın eski sağ kolu Zihni Çakır, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'na Ergenekon'un sol kanadı tarafından suikast düzenlendiğini iddia etti. Ergenekon operasyonuyla çetenin yalnızca bir ayağının deşifre edildiği görüşünü savunan Çakır, 'Ergenekon'un tepesi aynı zamanda bürokrasinin bir kademesidir.' dedi. Zihni Çakır'a göre, çetenin sol kanadı ile medya ayağı hâlâ aktif. Çakır, yakında piyasaya çıkacak 'Ergenekon'un Çöküşü 2' kitabında suikastın detaylarını anlatacağını kaydetti.
Zihni Çakır'ın iddialarına göre, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay'da askerler arasında iki silahlı tehdit olayı yaşanır. İlk olay Batı Çalışma Grubu'nun irticai faaliyetlere yönelik hazırladığı raporlar görüşülürken meydana gelir. Marmaris Aksaz Deniz Üs Komutanlığı'nda yapılan toplantı devam ederken komutanlar arasında mezhep tartışması başlar. Bu esnada bir orgeneral, tabancasını çekerek bir başka orgenerale doğrultup, "Türkiye'yi Suriye'ye çevirmenize müsaade etmem. Burada Aleviliğe dayalı bir Baas rejimi kuramazsınız." diye bağırır. Çakır, mezhebe dayalı cunta kurmakla suçlanan bu orgeneral için 'Ergenekon'un sol kanadının lideri.' diyor. İkinci silahlı tehdit vakası ise Genelkurmay komutanlık katında olur. Bir orgeneral ile bir tümgeneral birbirlerine silah çeker. Tartışma yatıştırıldıktan sonra komutanlık katına silahla girmek yasaklanır. Çakır, bu olayın da mezhebe dayalı çatışmanın ürünü olduğunu iddia ediyor.
Yazar Çakır, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'na kara kuvvetleri komutanı iken düzenlenen suikast planının komutanlar arasındaki mezhebe dayalı tartışmalardan kaynaklandığını savunuyor. Çakır, ilk kitabı 'Ergenekon'un Çöküşü'nde Kıvrıkoğlu'nun vatanseverler tarafından öldürülmek istendiğini ileri sürmüştü. Yakında piyasaya süreceği 'Ergenekon'un Çöküşü 2'de ise suikastın detaylarına yer verecek. Hatırlanacağı üzere Kasım 1997'de dönemin kara kuvvetleri komutanı Kıvrıkoğlu'nun KKTC'de katıldığı Toros-2/97 tatbikatında bir kaza yaşanmıştı. Tatbikatta seken bir kurşun Kıvrıkoğlu'nu sıyırarak arkasındaki Albay Vural Berkay'a isabet etmişti. Çakır, 'seken kurşun' iddiasını inandırıcı bulmuyor: "Tatbikat alanı ile izleyicilerin arası 1,5 kilometre. İddialara göre helikopterden atlayan bir yüzbaşının silahı ateş alıyor ve Kıvrıkoğlu'nu sıyırıp Berkay'ı vuruyor. Bir kere silah M 16, menzili ise 550 metre. 1,5 kilometre ötesini vurabilmesi teknik olarak mümkün değil." Çakır, teamüllere göre tatbikatı cumhurbaşkanı, başbakan ve savunma bakanının da izlemesi gerekirken üçünün olmamasını da kuşku verici buluyor. Edindiği bilgilere dayanarak, olayın bir kaza olmadığını, 'silahı yanlışlıkla ateş aldı' denilen yüzbaşının Kanas'la bilinçli olarak ateş ettiğini öne sürüyor. "Amaç Kıvrıkoğlu'nu öldürmekti." diyen Çakır, 'suikastçı' olduğu ileri sürülen yüzbaşının olayın hemen ardından askerlikten firar etmesine ve halen de bulunamamasına dikkat çekiyor.
Ergenekon devletin içinde
"Ergenekon'un tepesi aynı zamanda bürokrasinin bir kademesidir. O makama gelen kişi aynı zamanda Ergenekon'un da başı olur. Bu nedenle, örgütün tepesine ulaşılırsa devlet de çöker, sistem de." görüşünü dile getiren yazara göre, operasyon bir iki kademe daha ilerlese bile belli bir noktada duracak. Çakır, 'Ergenekon'un doğal lideri' dediği makama herkesin gelemeyeceğini ifade ediyor: "Bu makama yapılacak terfiler önceden bellidir. Herkes bu makama getirilmez. Gelen kişi, seçilmiş kişidir."
Eleman sıkıntısı çekiyorlar
Yazar Zihni Çakır, örgütün eleman bulma sıkıntısı içerisinde olduğunu da iddia ediyor. Bunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tavrının önemli rol oynadığını savunurken, "Bahçeli, ülkücü gençleri sokaktan çekti. Onları bilime ve araştırmaya yönlendiriyor. Bu da örgütün elini zayıflatıyor. Ergenekon'un en önemli insan kaynağı ülkücü gençlerdi." görüşünü dile getiriyor. Medya önünde cereyan eden nikâh töreni, silah üzerine yemin ve Hz. İsa ile Hz. Musalı basın toplantısı gibi etkinliklerin de bu nedenle gündeme geldiğini ileri sürüyor. Çakır, örgütün genç kitleye ulaşabilmek için bu tür esrarengiz etkinlikler yaptığını; ama bazı kesimler için de durumun komediye dönüştüğünü ifade ediyor.
Ünal'la Türkeli'yi çıkarmıştı
Bir dönem Taner Ünal'la birlikte Türkeli gazetesini çıkaran Çakır, bugün ortaya çıkan bazı isimlerin o dönemlerde nasıl iç içe olduklarını da anlatıyor. Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut'un 1996-97 yıllarında Ünal'ın Ankara'daki ofisinden çıkmadığını söylüyor. Danıştay saldırısı sonrası ismi gündeme gelen Avukat Tarkan Toper'in de Türkeli gazetesinin Ankara dağıtımını yaptığını anlatıyor.
BAKİ GÜNAY'IN STAR GAZETESİ ADINA YAPTIGI ŞEHİT ALBAY'IN EŞİ İLE İLGİLİ RÖPORTAJ
|
 |
Tatbikatta ‘kaza kurşunu’yla ölen Albay Berkay’ın eşi star’a konuştu
Jale Berkay, KKTC’deki bir tatbikatta eşi Albay Vural Berkay’ı ‘seken bir kurşun’a kurban veren acılı bir kadın. 7 yıl önce ‘kaza sonucu meydana geldiği’ söylenen olayın üzerindeki sis perdesi hala dağılmış değil. Jale Berkay kocasını öldüren kurşunu atanın bulunmasını, bulunduysa kimliğini öğrenmek istiyor
Bundan yedi yıl önce KKTC’de gerçekleştirilen Toros-2/97 adlı tatbikat sırasında vahim bir olay yaşandı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da izlediği tatbikat sırasında seken bir kurşun Kıvrıkoğlu’nun kulak hizasından geçerek arka sırada oturan Albay Vural Berkay’a isabet etti ve Berkay yaşamını yitirdi. Olaydan sonra birçok spekülasyon yapıldı. Asıl hedefin Hüseyin Kıvrıkoğlu olduğu iddia edildi. Kaza süsü verilen bir suikastle Kırıkloğlu bertaraf edilecek ve o dönemin generallerinden Çevik Bir’e Genelkurmay Başkanlığı yolu açılacaktı. Olayın üzerindeki sis perdesi hala dağılmadı. Şehid Albay Vural Berkay’ın acılı eşi yıllar sonra Star’a konuştu ve kocasının ölümüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Aniden her şey durdu
Jale hanım siz olay anında orada idiniz, neler yaşandı tatbikat alanında ? Tatbikat alanında dayanılmaz derecede mermi gürültüsü vardı. Daha sonra birden bire her şey durdu sesler kesildi..O sessizlik anında bir Albay vuruldu dediler.Ben ‘benim Albayım mı vuruldu’ diye ayağa fırladım. ‘Hayır’ deyip geçiştirdiler ve benden eşimin şehit olduğu tatbikat bitimine kadar saklandı.
Tahmin ediyorum kendi çırpınmalarımla olayı araştırmasaydım daha da saklanacaktı. Otopsiler yapıldı. Balistik için uzmanlar geldi. Bunlardan biride aile dostumuz Nevzat Yamaç Albay idi. Olay sonrası Nevzat Albay ve eşi ile görüştüğümüzde bana o zaman suikast şüphesi olmadığı eşimin bir M-16 ile vurulduğunu söyledi. Daha sonra bana eşimi vuranın bordo berililer olarak bilinen özel kuvvetlerde görevli bir astsubay olduğu söylendi. Ama bu resmi bir açıklama değildi. Ancak neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediğimiz için hiçbirine inanmadık. Dönemim kolordu komutanı Korgeneral Ali Yalçın bana eşim öldükten iki saat sonra ‘Ne mutlu Vural şehit oldu dedi.Ayağı taşa takılan bir askerin yanlışlıkla tetiğe basmasıyla kaza kurşunu ile vuruldu’ dedi. Ancak bu cümle bir daha asla tekrar edilmedi.
Olay kaza ama...
Olay sizce kaza mıydı yoksa suikast mıydı? Ben olay yerindeydim gördüklerim ile bana anlatılanları bağdaştırarak bu işin gerçekten kaza olduğuna inandım, inandırıldım.Yani eşime gelen kurşunun kaza kurşunu olduğuna inanıyorum. Zaten geriside beni ilgilendirmez. O kurşun kimin nasibi idi de geldi kocamı vurdu bilemem ?
Protokol çadırının kurulduğu yer çok tartışılmıştı. Evet çünkü komuta çadırına birçok mermi isabet etmiş.Birçok mermi sekmiş.Aslında buradaki en büyük hata kurşunların menzillerinin iyi hesap edilememiş olması. Çünkü bu bir M-16 mermisi 5,56’lık bir mermi 1.600 gibi mesafesi var.Dolayısıyla bu mesafeyi içine alan bir alana protokol çadırının kurulması büyük hata. Ama ne olursa olsun bu olay bir kaza. Evet hatalar olunabilir.Bu hatayı da ne TSK yükleyebiliriz. Ne de orada oturanlara yükleyebiliriz. Asker ailesi olduğumuz için ve kayınpederimizde general olduğu için onun ve bizimde kulağımıza çok farklı bilgiler geliyordu. Kayınpederim’ Yavrum kocan geri gelmeyecek. Uğraşmayalım’ dedi.
Kocanızın vefatının ardından size Kıbrıs’ta arazi verildiği iddiaları ortaya atıldı. Bu doğru mu ? Kıbrıs’tan bize ev ve toprak verildiğine dair bir söylenti yayılmış. Ama ortada böyle bir durum yoktu. Çünkü Serdar Denktaş’ın böyle verilmiş bir sözü vardı. Bu sözde herkesin dilindeydi. Kıbrıs’tan bana verilen sadece bir vatandaşlık oldu. O da onların olsun zaten. Türkiye vatandaşlığım ile gurur duyuyorum. Kıbrıs’tan biz hiçbir şey almadık. Kan parası gibi bir durumu ben asla kabul etmem.
Resmi bilgi verilmedi
Kafanızda olay ile ilgili soru işareteleri var mı? Gerçeğin gün ışığına çıkacağına inanıyor musunuz? Bu olay elbet bir gün günışığına çıkacak..Olay sonrası ne oldu ne bitti hiçbir şey bilmiyoruz.Tamamen bir boşluk içindeyiz.Bize hiçbir şey söylenmedi. Bize hep söylenip’te daha sonra söylenmemiş birçok şeyi biliyoruz ama bunları da biz hurafe olarak kabul ediyoruz. Çünkü resmi olarak bize hiç bir bilgi verilmedi. Bu hurafeler içinde neler yok ki; İşte Kıvrıkoğluna atılan kurşun sekmişte Vural Albayı vurmuş buna inanmıyorum. Niçin Kıvrıkoğluna böyle bir olay olsun. Bu kurşun gerçekten sekti. Ama kurşun nasıl sekti. Bir tatbikat böyle mi yapılır? Kader demek zorunda kalıyoruz. Biz aile olarak Kıvrıkoğlu Paşamıza suikast olduğuna inanmıyoruz. Tüm verileri topluyorum ve kaza diyorum.
Kamuoyunun hep bir suikast şüphesi var. Bakın 6 ay önce bir taksiye bindim yolda laf lafı açtı. Şehitlerden konuşmaya başladık şoför ile. Şoföre ben de şehit eşiyim dedim. ‘Nerde oldu abla dedi.’ Ben de Kıbrıs’ta tatbikatta öldü deyince. ‘Kıvrıkoğlu suikastında vurulan Albay değil mi?’ dedi. Bir taksi şoförü bile böyle düşünüyor.
Ben de, yok canım ‘seken kurşun ile öldü’ dedim. Bakın sokaktaki kişinin bile kocamın ölümü hakkında hala şüpheleri var.
Bunları duyunca şüpheleniyor musunuz? Evet, biz Berkayailesi olarak zihnimizde çok farklı sorular dolaşıyor ancak biryerden sonra bizi aşar diyerek bu soruları daha ileri noktalara götüremiyoruz. Bu konuda herhangi bir adım atamıyoruz. Berkay ailesi olarak kamuoyuna şunu söylüyoruz:’Biz şu an bu işin araştırmasını yapamıyoruz ama başka birileri bizim adımıza araştırsın, eğer gerçekten söylentiler doğru ise gerçekler ortaya çıksın’ Çünkü hiçbir şey gizli kalmaz. İçimizde ukde olan bazı konular var.
Aile düzenimiz bozulmasın diye bu işlere girmiyoruz. O dönem de bizi yönlendirmek isteyen çok devre arkadaşlarımız çıktı.Her biri ayrı bir şey anlatı. Dilekçe yazarak bu dilekçenin altına imza atmamı istediler. Ve konuyu İnsan hakları mahkemesine götürmemi istediler.Dedim ki; Ben kimi karşıma alacağım ki;.TSK’mi alacağım yani mümkün mü bu?
Suikast silahıyla öldürüldü
Sektiği iddia edilen kurşunun suikast silahından çıktığı söylendi doğru mu? Eşimin arkadaşları kurşunun M-16’nın bir suikast silahı olduğunu söylediler. Eşimin otopsi raporunda merminin ucunun darbeli olduğu söylendi. Başka bir yere çarpan mermi hızını keser. Mermi kalbi darmadağın edip sol kulakçıkta kalmış. Eğer kurşun sekmiş olsaydı mutlaka hız kaybeder girdiği yerde kalırdı dediler.
Olay sonrası kaza ile ilgili fotoğraf ya da filmler gösterildi mi size ? Olay günü tatbikat anının filme çekildiğini biliyorum. Hatta eşimin birliğinden bir astsubayın elinde kamera vardı ve albayımın vurulduğu anı çektim dedi ancak ne derecede gerçektir bilemiyorum. Sonra dediler ki; O astsubay tüm tatbikatı çekmedi. Ama çekilen kaset sonra ortadan yok oldu.
İki konu beni çok üzüyor
İki şey içimde ukdedir. Biri KKTC’de emlak meselesi, bir de bu işi yapan kimse cezasının çekti mi çekmedi mi bilmiyoruz. Bir gece yatmış olsun hapiste ama yatsın. Yemin ediyorum acım yüzde 90 hafifleyecekti. Yanlışlıkta olsa ortada bir ölüm var.Yanlışlıkla da olsa cezasının çekti ise bunu öğrenmek istiyorum.
Bir köpeğe araba çarpmadı
Olayda muammalar var büyük muammalar beni aşıyor. 7 yıllık bir gecikmeyle de olsa albayı vuran cezalandırıldı diye açıklama istiyorum. Şehidin ailesine hiçbir bilgi verilmiyor. Sokakta bir köpeğe araba çarpmadı yani.
Baki Günay
07.08.2005/STAR GAZETESİ
|
|
ŞEHİT EDİLEN BERKAY İLE İLGİLİ İLGİNÇ YAZILARDAN BİRİ
İNTERNETHABER'DE yayinlanan, BEHİÇ KILIÇ imzali, yazi dizisi.
TÜRKİYE'nin yakin donem derin tarihi hakkinda..
""
kıvrıkoğlu paşa'ya suikast!
anka ajansının bir haberi, iki gün önce gazetelerde yer aldı...yeri yerinden oynatması gereken haber, alıştığımız biçimde arada kaynadı gitti!.. hatta, bazı yazarlar, bu tür bilgilerin haber yapılmasının birlik ve beraberlik açısından doğru olmayacağını falan belirttiler.
oysa haber çarpıcıydı...
28 şubat dönemine ait ağır ithamlar vardı...
demirel’in bazı generallerin adı geçiyordu...
burada bir parantez açalım...
türk silahlı kuvvetleri 1997 yılında, ege tatbikatları çerçevesinde kıbrıs’ta bir çalışma yapmıştı. toros-2/97 adlı bu tatbikatın 5 kasım 97 günü yapılan bölümünde bir kaza(!) yaşandı. özel kuvvetlerden seken kurşun, komutan çadırında tatbikatı izleyen albay vural berkay’a isabet ederek öldürdü. albay berkay’ın hemen önünde dönemin kara kuvvetleri komutanı orgeneral hüseyin kıvrıkoğlu oturuyordu. kıvrıkoğlu paşa, seken (!) kurşundan filmlerde olabilecek bir tesadüf sonucu, yerinde vücudunu oynattığı için kurtulmuştu.
kurşun paşa’ya isabet etseydi;
kıvrıkoğlu hayatını kaybetseydi ne olacaktı?..
bir kere komuta kademesindeki terfi kimlikleri değişecekti..
o günleri takip eden gözlemciler, kıvrıkoğlu’nun ortadan kalkması durumunda, dönemir kıdemsiz ama güçlü generali çevik bir’in birdenbire önünün açılacağını, normalde ulaşamayacağı genel kurmay başkanı koltuğuna bu durumda ulaşabileceğini belirtiyorlardı.
gerçekten de öyleydi...
çevik bir o sırada genel kurmay 2.başkanı konumundaydı. bu makam aslında bir nevi “sekreterlik” göreviydi. hem kuvvet komutanlarından, hem de ordu komutanlarından daha alt bir makamdı ve 1 numaranın bürokratik boşluğu için gerekliydi. oysa çevik bir, dönemin komutanı ismail hakkı karadayı’nın garip bir pasifliği redeniyle her taşın altından çıkar bir durumdaydı. genel kurmay'da kendisine yakın bir ekiple iktidar sahibiydi. genel kurmay genel sekreteri erol özkasnak, çevik bir’e yok yakın bir generaldi ve dönemin olağanüstü siyasi durumunda, bu generalin kimliği kamuya sık sık yansıyor, o da rütbesinin çok üstünde yetkilere sahip gibi davranıyordu. fenelkurmay istihbarat müdürü korgeneral çetin saner gibi özel kuvvetler komutanı da çevik bir’in ekibinden di..
işte kaza (!)böyle bir dönemde meydana geldi..
bir özel kuvvet nişancısının silahından seken kurşun, kktc’de tatbikatın izlendiği protokol çadırına geldi, komutanın arkasındaki albayı buldu...
yıl 1997..5 kasım.
yıl temmuz sonu 2005..
ortaya bir mektup çıktı...l
anka ajansının haberine göre, 28 şubat'ın hemen ardından, mart ayında bir kurmay yarbay, dönemin cumhurbaşkanı süleyman demirel'e "kişiye özel ve gizli" bir mektup yazdı. yarbay, mektubunda, silahlı kuvvetlerde bir etnik kadrolaşmanın yanı sıra, orgeneral hüseyin kıvrıkoğlu'na, kıbrıs'ta düzenlenen suikastın "allah'ın bir lütfu ile atlatıldığı" yazarken, orgeneral çevik bir'in genelkurmay başkanı olması için ya hüseyin kıvrıkoğlu'nun ortadan kaldırılacağı ya da kıvrıkoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılacağı öne sürüldü. mektupta, "millet olarak duamız her iki teşebbüsün de başarısızlıkla sonuçlanması olduğudur" denildi.
mektupta, ikinci teşebbüsün cumhurbaşkanı'nın katkısını gerektirdiği belirtilerek, bu senaryonun engellenmesi istendi.
orgeneral hüseyin kıvrıkoğlu'na, kıbrıs'ta düzenlenen suikastın "allah'ın bir lütfu ile atlatıldığı" yazarken, orgeneral çevik bir'in genelkurmay başkanı olması için ya hüseyin kıvrıkoğlu'nun ortadan kaldırılacağı ya da kıvrıkoğlu'nun görev süresinin bir yıl uzatılacağı öne sürüldü. mektupta, "millet olarak duamız her iki teşebbüsün de başarısızlıkla sonuçlanması olduğudur" denildi. yarbay, bu konunun kendisine intikal ettiğini ve bir vatandaş olarak devletin başı olması hasebiyle bilgi arzetmeyi amaçladığını" belirtti.
anka’nın haberine göre olay şöyle gelişti...
“mektupta, gata, okullar dairesi başkanlığı, tayin daireleri başkanlığı gibi yerlerdeki etnik kadrolaşmanın incelenmesi istendi. mektupta, "hatta cumhurbaşkanı yaveri albay reha da böyledir" ifadesi yer aldı.
‘güzel türkiyemizin suriye olmamasını temenni ediyorum’ ifadeleriyle biten mektup. mektup, cumhurbaşkanlığı'na gelir gelmez, dönemin cumhurbaşkanı genel sekreter yardımcısı tarafından genelkurmay genel sekreteri tümgeneral erol özkasnak'a haber verildi ve mektup faksla gönderildi. mektubun aslı daha sonra genelkurmay başkanlığı'na gönderildi.
cumhurbaşkanı demirel, kendisine gönderilen bu mektubu bir türlü göremedi. mektupla ilgili bilgi isteyen demirel'e, sadece genelkurmay tarafından şifahi bilgi verildi “
habere göre mektup demirel’e gösterilmedi. mektup nedeniyle, kurmay yarbay y.y. hakkında, askeri ceza yasası'nın ‘astlık üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve harekette bulunanların cezalandırılmasını’isteyen maddesinden dava açıldı.
bu haberin ardından bazı gelişmeler yaşandı.
yenişafak gazetesinden kezban bülbül bir araştırma yaparak “mektubu askerlere demirel mi verdi” diye sordu. bu çok ilginç bir yaklaşımdı. kezban bülbül, dönemin cumhurbaşkanlığı genel sekreter yardımcısı ile konuşmuştu. habere göre, dönemin cumhurbaşkanlığı eski genel sekreter yardımcısı oğuz özbilgin, kendisinin böyle bir mektubu açıp sonra da genelkurmay'a göndermesinin sözkonusu olamayacağını gazeteci bülbül’e söyledi. özbilgin, "cumhurbaşkanı'nın şahsına gelen bütün mektuplar kendisi veya özel müşavirliği tarafından açılır. üzerinde demirel'in ismi varsa ve 'kişiye özel' yazıyorsa, direkt olarak genel sekreter'ine veya özel müşavirliğine gider. kişiye özel bir mektubu genel sekreter açabilir veya doğrudan demirel'in bilgisine sunar. genel sekreter, mektubun içeriğini ciddi bulmazsa demirel'e iletmeyebilir. kimse cumhurbaşkanı'na gelen bir mektubu ondan gizleyerek başka bir yere göndermek gibi bir şeye cesaret edemez" dedi.
ortaya çıkan mektupta tartışılan yan konulardır..
böyle bir mektubun demirel’den saklandığı mı, yoksa demirel tarafından mı genelkurmay’a iletilip “bakın adamlarınız sizi ihbar ediyor,ne yapıyorsanız dikkatli olun!” mu dediği öne çıkarılıyor.
kıvrıkoğlu iddiaları neyin nesi üstünde durulmuyor...
yarın tekrar 1997 kasımına kktc&ye dönüp oradan bu işe bakacağız..
""
""
kıvrıkoğlu paşa'nın çadırı suikast 2
eğer bu suikast iddiası ile ilgili yeni bir dosya açılacaksa işe önce “çadır”dan başlanılmalıdır!..tatbikat alanındaki protokol çadırından.
çadırda kimler vardı?..
o gün orada, yani 1997 kasım’ının 5.günü kktc topraklarında yapılan toros-2 tatbikatının finalini izleyenlerin bulunduğu protokol çadırında kimler vardı bakalım.
kara kuvvetleri komutanı org. hüseyin kıvrıkoğlu, kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanı korg. ali yalçın, kktc güvenlik kuvvetleri komutanı tuğg. hasan peker günal, lefkoşa büyükelçisi ertuğrul apakan, kktc cumhurbaşkanı vekili ve meclis başkanı hakkı atun, başbakan derviş eroğlu, başbakan yardımcısı serdar denktaş, dışişleri bakanı taner etkin, kktc milli eğitim bakanı günay caymaz, tarım ve orman bakanı kenan akın ...
bu “çadır” eksikti!..
hem de dikkat çekici biçimde eksiklikleri vardı protokol çadırının.. işin bu tarafına bakmadan olayı hatırlayalım.
” kktc'li yetkililer ve türk komutanlarla birlikte protokol çadırında tatbikatı izleyen albay vural berkay, göğsüne saplanan bir kurşunla yaralandı. hastaneye kaldırılan albay kurtarılamadı...”
olaydan sonra dönemin milli savunma bakanı ismet sezgin ankara’da açıklama yaparak, tatbikat sırasında hayatını kaybeden albay vural berkay'ın, sadece özel kuvvetlerde bulunan silahlardan atılan bir merminin sekerek kendisine isabet etmesi sonucu şehit olduğunu bildirdi. sezgin: ‘‘yapılan araştırma sonunda, kurşunun sadece özel kuvvetlerde bulunan silahlardan atılan ve seken bir kurşun olduğu tespit edilmiştir. silahlı kuvvetlerimizde, askerle komutanı arasında, sevgiye dayalı, inanca dayanan bir bağlılık, bir saygı vardır. bunun ötesinde bir davranışı beklemek mümkün değildir.’’dedi. bakan, alel acele olayda suikast parmağı aranmaması yolunda sözleri ile gündeme geldi..
çadıra dönelim...
önemli boşlukları(!) olduğunu ileri sürdüğümüz çadıra..
mesela o gün o çadırda, tatbikatı izleyehler arasında, milli savunma bakanı ismet sezgin yoktu... bur gün öncesinde kktc de olmasına rağmen...
ve teamüle bakalım..
o yıllarda ve birkaç yıl öncesine kadar kktc’de yapılan toros tatbikatlarına türkiye çok önem veriyordu. ege tatbikatları kktc de toros tatbikatı ile bitiriliyordu ve türkiye’nin kıbrıs politikası üzerine diplomatik işaretler içeriyordu. bu tatbikatlar her yıl cumhurbaşkanı, başbakan, gênelkurmay başkanı’nın katılımları ile gerçekleşiyordu..
o gün yoklardı...
tesadüf işte... çadıra kurşun isabet eden kaza(!) nın yaşandığı tatbikatta cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı yoktu.. belirtiğim gibi milli savunma bakanı ismet sezgin de, tatbikatın ilk gününde, tanışma merasimlerinde bulunmuş, ertesi gün açık alandaki silahlı tatbikat günü ankara’ya dönmüş, çadıra gelmemişti. belirttiğim gibi tesadüf.
ve o tatbikat..
o yıllarda rumlar bölgeyi rusya’dan aldıkları s-300 füzeleri ile donatıyorlardı. tatbikat senaryosu buna göre hazırlanmıştı.
özel kuvvetler sahnedeydi..
genelkurmay 2.başkanı çevik bir’e bağlı olan özel kuvvetler tatbikatı gerçekleştireceklerdi.
özel kuvvetler, temsili s-300 üssüne sızma harekatı yapıyorlardı. harekatın gece yapıldığı farz edilerek üzerine gece görüş teçhizatı monte edilmiş silahlarıyla üsse sızan timler, üssü koruyan temsili rum askerleriyle çatışmaya girdi. füzelerin bulunduğu bölgeye tahrip kalıpları yerleştirmeyi başaran keskin nişancı türk askerleriyle rum askerleri arasındaki ateş teatisi dakikalarca sürdü.
dikkat çekici bir durumdu bu..!
gerçek mermilerin kullanıldığı bir tatbikatta, temsili bir çatışma sahnesi uzun uzadıya yansıtılıyordu.
protokol çadırı, tatbikatın 1500 metre karşısında 15 derece doğusunda güvenli bir yerdeydi..
bu çadıra kurşun isabet etti. kurşunun ,tatbikat alanından sektiği açıklandı. kurşunun çıktığı silahın m-16 tüfeği olduğu belirtildi. kurşun, kıvrıkoğlu paşa’nın hemen arkasındaki albay vural berkay’a isabet etti. tatbikata f-16 larda katılıyordu ve ortalık çok hareketliydi.
albay berkay’dan çıkarılan kurşun,özel kurye ile ankara’ya götürüldü.
ve olay adeta kapatıldı..
çadıra gelen kurşun gerçekten tatbikat sahasında ki bir m-16 tüfekten mi sekmişti?.. menzili 550 metre olan bu tüfeğin kurşunu 1,5 kilometre ötedeki çadıra nasıl ulaşmıştı?..
mermi, kulislerdeki iddialar gibi bir kanas mermisi miydi?..
askeri kaynaklar bir inceleme başlattı.ancak kamuoyuna hep “kaza” açıklaması yapıldı. bu durum kıvrıkoğlu’nun genelkurmay başkanlığı döneminde de sürdü. açıklamalarda, merminin deforme olduğu ve balistik muayene sonucu hangi silahtan çıktığının belirlenmesinin olanaksız olabileceği de belirtildi. askeri savcılık, m-16 ile tatbikata katılan birlik personelini sorguya aldı.sadece albay berkay'a isabet eden merminin, s-300 füzelerinin imhası operasyonuna katılan özel kuvvetler komutanlığı'na bağlı birlikte görev alan personelden birinin silahından çıktı kararına varıldı.
belirttiğim gibi, kıvrıkoğlu paşa genelkurmay başkanı olduktan sonra da bu konu gündeme gelmedi. ama çevik bir, yakın çalışma arkadaşları erol özkasnak ve ötekiler beklemedikleri biçimde adeta tasfiye edilircesine emekli edildiler.
ama bir yarbay bukonuyu gündeme taşıdı..