Türkiye AP kuyruğunda büyük çapa sarfediyor, sizce durum nedir?
"Deniz Bitti Söz Bitti"
İbrahim SARI : Türkiye Avrupa Birliği sevdası uğruna hem değerlerini kaybediyor hemde sinsice savaşa çekiliyor… Belki bir batağa çekiyorlar. Bir hesaplaşma istiyorlar. Birileri istiyor. Bunlar doğru! Peki bir ülke, bunu bilerek ne yapmalı? "Bu oyuna gelmeyeceğim" diye insanlarının ölümünü mü izlemeli?
Hayır! Oyunu görecek. Sonra da "benim de bir oyunum var" diyecek. Demezse itibarını kaybeder. Halkını, sınırlarını, topraklarını koruyamaz hale gelir. Bir devletin en önemli görevidir bunlar. Deniz bitti. Söz bitti. Sabır bitti. "Dost"lara güven bitti. Geleneksel ittifakların sonuna gelindi. Aslında hepimizin yakından bildiği birileri, bin yıllık tarihin sonunu getiriyor. O dostlar şimdi Türkiye'yi parçalamaya çalışıyorlar.
Peki altımızı oyanlar kimlerdir? Bunların başını kimler çekiyor?
Altımızı oyanların başı ABD'dir
İbrahim SARI : Amerika'nın haberi olmadan sınırdan çakal sürüsü bile geçemez. Bakmayın bizim 'Amerikan helikopterleri kontrol uçuşunda' diyen medyamıza. Bakmayın bizim kuzey ırak operasyonuna… Pentagon, Ortadoğu'nun kritik yörelerini, en başta güneydoğu olmak üzere havadan izliyor. Yaptıkları baskının en az 200-250 kişiyi gerektirdiği bölücülerin sızmasını, 'Stratejik Müttefikimiz' kaçırdı mı sanıyorsunuz? Asla. Yaptıkları sadece bilgi vermemek. Bölücülerin eğitimlerini kimlerin yönettiğini İsrail basını yazıyor ama bizim haberimiz yok. ABD'si, AB'si aynı yolda. Hedefleri ortak: 'Türk-Kürt Savaşı çıkartmak'. Türkiye'yi bölmek parçalamak..
Bir ülke topla tüfekle bitirilmez. Top tüfek falan askeri malların ticareti içindir. Bu işler beyinlerin ve zihinlerin böyle fethedilmesiyle fethedilir. Bu tür savaşta kelimeler çok önemlidir. Durup dururken bir yerlerde bu işin uzmanları bir kelime icat ederler. Durup dururken bir milleti veya bütün Müslümanlığı tek kelimeyle öcü gösterirler. Basın yayınla öyle ayarlarlar ki, her gün Pavlov'un köpekleri gibi dünya kamuoyunda haklılık kazanırlar. Irak'a karşı, Afganistan'a karşı Kosova'ya karşı saldırılar hep bu şekilde olmuştur. Birer kelimeyle bu işler başlar. Dünyayı asıl idare edenlerin düşmanlıklarını anlayıp da birileri karşı çıkınca bunları susturmak için de karşısına bir kelime icat ederler.
Milli davalar önemlidir !
Siz nasıl bu kadar kendinize güveniyorsunuz?
İbrahim SARI : İnsanlara sağcı solcu laik falan diye bakmayın. Milli davaları geleceğimizi belirleyecek davaları önüne koyduğunuz zaman ne yapıyor ona bakın. Her zaman söylüyorum düşmanını tanıyan dosttur. Bizim ve insanlığın en büyük düşmanı siyonizmdir, işbirlikçileridir.
Bu vasfa sahip kaç kişi vardır sizce?
İbrahim SARI : Benim şahıslarla hiçbir işim yok. Ancak bildiğim kadarıyla sayıları yüzbinleri bulmaktadır. Siyonizme hizmet eden bu akılsızlara acıyorum. En melanetine bile acıyorum. Yani bunlar üç kuruşluk menfaatler için çoluk çocuğunun da istikbalini satarak, atalarının ruhunu da muazzep ederek üç günlük dünyayı hem kendilerine hem etrafına zehir ediyorlar. Bu Siyonist kafalı kimselerle mücadele etmek her Müslüman Türkün asıl görevidir.
İnsana faydalı olmak için
Bunun bir orta yolu ok mu?
İbrahim SARI : Aklın ortası olmaz…Ya insan Mecnun olur yada akılsız olur, yada hain olur… Zümrüd-ü Anka'nın iki kanadı olmaz ise uçamaz. Bunun birisi akıl kanadı, birisi gönül kanadıdır. İnsana bu iki terbiye lazım. Aklı geliştirmek için de ilim lazım. İlmi geliştirmek için akıl. Aklı geliştirmek için de iman lazımdır…İmansız akıl ancak hainlik olur…
Kibirlenmemenin yolu nedir peki?
İbrahim SARI : Türklerin ta Uygurlardan beri gönüllerinde var olan mutasavvıflığa yönelmektir. Yani gönül terbiyesine ulaşmaktır. Tasavvufi terbiye ile insanları insanlaştırmak lazımdır. Bunu tarihte ilk kez Türkler yapmıştır. Gönül terbiyesi olmayanın makam mevki sevgisi artar. Bu da o kişiyi ve onun maiyetini felakete götürür.
Siyaseti, Siyasetçiyi sevmiyorum?
Peki siz, siyaseti, siyasetsiyi nasıl görüyorsunuz?
İbrahim SARI : Otuz yıldan beri en yüksek görünen mevkilere kim geldiyse evelallah hepsini, teke tek tanırım. Şimdi bizim mutasavvıf ruhumuzu anlamadıkları için bugüne değin hepsine karşı dik durmuşumdur…Hiçbir zaman siyasetin içinde bulunmayı düşünmemişim. Bir memlekette yönetici olmak için ilim sahibi olmak lazım…
Niye?
İbrahim SARI : Bir kere, kendi tarafından bir kalesine dahi sahip olamayacak duruma getirilmiş, bütün kalelerine girilmiş, -bu arada Atatürk'ü de analım.- bir ülkede siyaset yapmak yabancının kölesi olmak oradan verilen emirleri yerine getirmeye razı olacak tıynette birisi olmayı kabul etmek demektir. Estağfurullah haşa. Böyle bir duruma düşmekten Allah bizi koruduğu için de şükürler olsun.
Sevr yeniden mi dayatılıyor?
Merak ediyorum Papa İstanbul'a niçin gelmişti?
İbrahim SARI : Papa istanbul'a niye gelmişti dersiniz? Bizans için gelmişti. Otuz senedir söyleniyor.Zaman zaman soruyorlar"Sevr mi dayatılmaya çalışılıyor?" Bunu söyleyenler amma iyimser. Kardeşim Sevr anlaşmasında ortada ufacık bir parça var Türklere ayrılan. Şimdi Türk'ün adı sanı olacağı da yok. Toptan bitiyor. Balkanlar'da bir tane Türk kaldı mı? Hiç olmazsa oralardakiler mücadele ederek çekilmişler. Şimdi nasıl kaybediyoruz? Millet gönüllü olarak çeşitli fırkaları başa getirerek bunları yaptırıyor. Bir önceki üçlü teslis hükümeti, sağlı sollu ittifak o zaman gizli kanunlarla daha doğrusu bir yerlerden geliyordu ve 550 kişi üçlü hükümet zamanında metni görmeden imza sayfasına imzayı basıyordu. O kanunlar öyle çıktı. Bugünde tek başına iktidar var ama bu milletin haya damarları çatladı. Habire sevr anlaşmaları önümüze konuyor hükümet imzalıyor.
Hangi kanunlardan söz ediyoruz?
İbrahim SARI : Uyum yasaları denen kanunlardan. Siz yabancıya toprak satılmasıyla ilgili kanundaki maddeleri biliyor musunuz? Adam geliyor, beğendiği araziyi satın alıyor. İster tarla olsun, ister maden toprağı. Öyle ayırım falan yapılmıyor. Tapusu iki hafta içinde bunlara teslim ediliyor. Buna karşı çıkacak, bu satışı zorlaştıracak biri olursa onun hakkında da takibat yapılıyor. Baksana kardeşim vatanı savunanlar provakatör oluyor. Böyle kanunların % 1'i bir sömürge devletinde bile çıkartılamamıştır. Yani ne vatan toprağı, ne şehit kavramı, ne millet kavramından söz ediyorsunuz? Bitmiş hepsi kardeşim. Kavramların içi boşaltılmış içi.
Misyonerlere para akıyor
Peki, dışarıdan bakıldığında Türkiye nasıl gözüküyor?
İbrahim SARI : Türkiye'ye dışarıdan bakıldığında, dışarıdan Türkiye filan dersen gülerler. Öyle bir adı sanı yok. Kalmadı bitti. Bir milleti tarihten silmeden önce, önce adını silerler dünya kamuoyunda. Sonra da gizlice kendini silerler. Türkiye bu durumdadır. Dünya'da "Türkiye'de Türk diye bir şey yok." olarak, azınlık olarak bile yok olarak algılanıyor ve algılattırılıyor. Dolayısıyla öyle bir hava yaratılmıştır ki değil bu Türklerin ülkesi, azınlık olarak olduğunu bilen yok dünyada. Yani bu çok tehlikeli bir şeydir. Adının silinmiş olması veya silinmeye çalışılması buranın devlet olarak da çok yakında toptan silinmek isteneceğinin ispatıdır. O zaman ne Türkiye'nin kalacağını, ne Türk milletinin buralarda bir ferdi kalacağını, arkasından Kürtlerin de buralarda kalamayacağını senelerce söylüyorum. Bak olacak, çok az kaldı bu kafayla oraya gidiliyor. Ülkeme düşman olan devletin hiçbirine toz kondurmayıp da Müslümanlığı düşman olarak bilen ve gösteren insanların istediği insanlar Türkiye'nin başında olursa işte bu hallere gelinir.
Onu da geç. Müslüman birileri elinde yetikleri olduğu zaman bu milletin, üretimi durmuş, faiz içinde boğulmuş elinde hiçbir şeyi kalmamış iken 400 milyar doları oturup da bir ağızda yabancı misyonerlere yardım diye verirse, ondan sonra Türkiye'nin her tarafında, kiliseler yaptırırsa ona şunu sormak icap eder. Dindardır diye seçtiğiniz kimselere niçin hangi din diye sormuyorsunuz?
Şimdi Türkiye bu eserleri konuşuyor
Sayın SARI şimdide bize birazda kitaplarınızdan bahseder misiniz?
İbrahim SARI : Öncelikle şunu söyleyim Uzun ve yorucu olan bu üç kitap birbirini tamamlıyor. Gün yüzüne çıkmamış gerçekleri gözler önüne seriyor. Zaten Kitapların çıkışında rahatsız olanlar saldırıda gecikmedi, önümüzdeki günler neler olacağını hep birlikte göreceğiz… GİZLİ SERVİS Ülkemizdeki Ajan Ablukasını konu alıyor ve gerçekleri gözler önüne seriyor… İsrail, ABD, Alman Gizli Örgütleri'nin ve yerli işbirlikçilerinin iz bırakmadan, ustaca oynadıkları oyunları anlatmak istediğinin çok ötesindeki farklılıklarla anlatmaya ve herkesi düşünmeye sevketmektedir.
OPERASYON ise yeterince tanınan, sıkıştığı vakit ateistken Hıristiyan, Hıristiyan görünürken Müslüman olduğunu söyleme cüretkârlığını gösterenleri kendi ellerimizle güçlendirdiğimiz ihanetçilerin ihanetlerini anlatmakta ve belgelemektedir. Siyonist felsefenin çizgisi doğrultusunda maddi çıkar karşılığı düşüncelerini, duygularını pazara çıkartan, para kazanmak uğruna dilini dinini satan, şuursuzca Yahudileşme temayülü gösteren yerli işbirlikçileri konu almakta, bu topraklar üzerinde yaşayanlara uyarılarda bulunmaktadır
KANLI PLAN Asırlar boyunca Müslümanlara her türlü vahşet ve barbarlığı uygulayan, sonra da utanmadan bu vahşet ve barbarlığı Müslümanlara atfetmeye kalkışan küffar devletleri, cehâlet, zulüm ve vahşetle dolu olan karanlık geçmişleri anlatmakta. Dahası katlettikleri Türkleri tuzlayarak pişirip yiyen bu zihniyeti anlatmakta..
Kısaca insanımızın dünya görüşünü değiştirecek bu eserleri Ankara'dan Gündüz Kitabevi Yayınları'ndan ve tüm Türkiye'deki kitapçılardan temin edilebilir…
Peki yeni çalışmalarınız var mı?
İbrahim SARI: Elbette var hemde çok önemli saydığım çalışmalarım var, bunlardan 5 tamamlanmış ancak bunları şimdiden söylemek doğru olmaz, Zamanı gelince ortaya koyacağım…
Bize zamanınızı ayırdığınız için ve verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederiz.
İbrahim SARI: Ben teşekkür eder, bu söyleşimizin tüm inananlara hayırlar getirmesini temenni eder, tüm kardeşlerimi gönül dolusu muhabbetlerimle selamlarım.