Aslında bu yazıyı Genelkurmay Başkanlığı’nın üst kademesinin Sayın Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın sağında ve solunda oturan zevatı gösteren fotoğraflardaki çehreleri tahlil ederek yazmayı düşünmüştüm.
Biraz kuşbazlık yapalım diye. Sokullu’nun bile çocukken vezir olacağını bilenlerden geri kalacak, Mevlana’nın ifadesi ile secdenin izzetini bir papaza bırakacak değiliz ya!
Neyse gelelim asıl konumuza.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Abdurrahman Yalcınkaya 14 Mart 2008 tarihinde AK Parti ismi ile maruf, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılması istemi ile dava açtı.
Peki kimdir Abdurrahman Yalçınkaya?
1950 Şanlıurfa Doğumlu.
Eşleri Hanımefendi Yargıtay Tetkik Hakimi
Mesleğe 1973 yılında adım atmışlar. (Benim yaşım kadar dosya tecrübeleri var)
İlk olarak Acıpayam Hakimliği görevinde bulunmuşlar.
Neresi Acıpayam? Denizli’de şirin bir ilçe. Gelişmişliği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın bir sonraki görev yeri olan Bulanık’a kıyasla son derece kalkınmış bir belde.
Sayın Yalçınkaya daha sonra Gürün’e tayin oluyor. Yani bizim memlekete. Dedelerimin (Sayın Başsavcımız’ın meraklarını gidermek için; Aşçı Ahmet dedem olur efendim. Hani o Cumhuriyet İlkokulu’na inen yokuşun başında, fırının karşısında bulunan Bilenler Lokantası var ya? İşte orası)
Kimlerle oturup kalktığını bilen biliyor. Makamına ve konumuna halel getirmeyecek yarenler, dostlar ediniyor. Gökpınar Masaları da bu vesile ile şenleniyor.
Gürün son derece yeşil, suyu bol, insanı engin ve gönlü zengindir. CHP saflarında yıllarca siyaset yapan Prof. Dr. Nurettin Sözen Beyefendi’de bunu teyit eder, hali hazırda Kültür Bakanlığı Müsteşarı Sayın İsmet Yılmaz Beyefendi de.
Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya Beyefendi’de suyun, kaynağın olmadığı yerde toprağın hayat bulamayacağını, bitkilerin vüvut yani kök salamayacaklarını Bulanık ve akabinde Gürün tecrübesi ile en iyi bilen kişidir.
Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kapatma istemi ile açtıkları dava umarım kendilerinin bu makama seçilmelerinde demokrasi ve oy sistematiği değil dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in tercihlerinin etken olmasının gölgesinde kalmaz.
Ne olmuştu bir hatırlayalım. 20 Mayıs 2007 tarihinde yapılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı atamasında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Beyefendi Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker yerine Abdurrahman Yalçınkaya’yı tercih etmişti.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ersan Ülker Beyefendi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı seçimlerinde 146 oy alarak seçim ipini göğüslerken halihazırdaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya bu makama aday oldukları dönemde sadece 95 oy çıkmıştı.
Milliyet gazetesinde yer alan ifadelerle noktasına virgülüne dokunmadan bilgilerinize sunuyorum: Sezer'in kuvvetli "Cumhuriyetçi" çizgisiyle tanınan Ülker'i neden atamadığına ilişkin rivayet muhtelif. Bir söylenti, geçmişte ikisinin yıldızlarının hiç barışmamış olması.
Yargıtay Başsavcılığı koltuğuna 4 yıl için oturan Abdurrahman Yalçınkaya ise dünya görüşü olarak Ülker'den çok farklı olmamakla birlikte, yargı camiasında Ülker'e kıyasla daha sakin, kendini geri planda tutmayı yeğleyen bir hukuk adamı olarak tanınıyor”
NETPANO’nun değerli okurları. Görüleceği üzre Gürün Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Gürün Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı yapmış bizim oraların suyunu, balını, çağlasını, dutunu yemiş, Gökpınar’ın suyu ile gönül şenlendirip huzur bulmuş, ziyadesi ile iyi yetişmiş bir bürokratımız şu süreçte AK PARTİ’nin kapatılması için dava açıyor.
SİZCE BU DAVAYI NASIL DEĞERLENDİRMELİ:
Gelin bunun analitiğini birlikte yapalım:
AK Parti İstanbul eski il Başkanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu bir dahiliye uzmanı olarak bu duruma nasıl bir teşhis kor bilemem ama, manzara Türkiye açısından hiç de iyi değil.
Mevcut iklim şartları göz önünde bulundurulduğunda (katırlarımız olmasa da, şaka – şaka) askeri sevkiyat açısından son derece başarılı olan bir Kuzey Irak operasyonunu gölgelendirme çabaları…
Sonra Genelkurmay Başkanlığı’nın beyni olarak nitelendirilen ilgili komutanlığın başındaki askeri erkanın telefon görüşmelerinin youtube da çıkması, (yalanlanmadığı için)
Akabinde Genelkurmay Başkanlığı’ndan emekli olmuş 2 değerli komutanımızın Hüseyin Kıvrıkoğlu, Hilmi Özkök’ü Genelkurmay Başkanı olarak istemiyordu açıklamalarında konunun bizi ne kadar çıplaklaştırdığını gösteren yazıların çıkması. Ki burada en çarpıcı yazılardan birisi Yeni Şafak Gazetesi yazarı sayın Taha Kıvan Beyefendi’ye atti.
Akabinde Türkiye 2003 yılında Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünde 500 Milyar Dolar İhracatı geçme gayretleri ve sevdası ile çırpınırken, piyasalardaki dalgalanmalar dikkate alınarak yapılmış olsa gerek, 14 Mart 2008 Cuma günü, AK Parti’nin kapatılması istemi ile açılan dava.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı çok önemli, saygın ve özenilesi bir makam olarak devletimizin göz bebeği kurumlarından bir tanesidir.
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı da öyle.
Muhalefet Partilerimiz de.
Mesela Deniz Baykal Beyefendi’nin Başkanlığındaki CHP. Genel Kurmay Başkanlığı ve Genelkurmay Başkanı ile Kuzey Irak konusunda girilen diyalog ve içeriği hiç de doğru değildi .
Daldan dala konuyorum gibi gelebilir. Ama konuya bütüncül olarak yaklaştığımızda Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu Beyefendi’ye (MÜSİAD eski başkanlarından, şu anda AK Parti Milletvekili olan Ali Bayramoğlu değil) Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt Beyefendi cevap verdi diye olumsuz yaklaşımlarına katılmıyorum.
Emniyet Genel Müdürü neden susmasını biliyor diye soracak olduğunda da verecek bir cevap bulamıyorum o da ayrı bir konu.
Excel formülasyonu gibi.
Olayları bir biri ile ilintilendirin bakın neler çıkacak neler.
Siyaset İletişimi konusunda son derece değgin bir isimle, Prof. Dr. Edibe Sözen Hanımefendi ile bu konuda yol almalarına rağmen. Edibe Hanımı biraz daha dinlemeliler. Ha bu arada Edibe Hanım da Gürünlü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın gençlik yıllarında görev yaptığı beldeden.
Hadi hep beraber Gürüne gidelim. Sayın Abdurrahman Yalçınrkaya, Sayın Yaşar Büyükanıt, Sayın Deniz Baykal, Sayın Abdullah Gül, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Hilmi Özkök, Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu, Sayın Taha Kıvanç, Sayın Nurettin Sözen, Sayın Edibe Sözen, Sayın Ali Bayramoğlu, Sayın Mehmet Müezzinoğlu.
Hem babası Gürün Doğumlu Atilla İlhan Bey’in baba evini de ziyaret ederiz. Bakarsınız Doğan Holding Başkanı Aydın Doğan Bey’in bu ziyaretimiz kulağına gider de Atilla İlhan’ın baba evini (Eski Gürün Evlerinden bir tanesi. Safranbolu Evleri kadar olmasa da güzel evler bunlar) restorasyonuna sponsor olur.
Gürün Belediye Başkanı bizi misafir eder. Gürün Kaymakamı da yedirir içirir.
Gökpınar’da da balıklar benden.
Oturur, konuşur, kavgalaşır, uzlaşır, anlaşır tek bir yürek gibi el karşısına dikilirken evde ana ocağında, ata yurdunda bir birimizi yeriz, yumruklaşırız. Kime ne?
AMA EL KARŞISINDA DİK DURALIM BEYLER DİK
Zübeyir somuncu/netpano.com