Türkiye son dönemde yine fırtınalı günler yaşıyor. Her şey birbirine karıştı. Ülkedeki süreci analiz etmek her babayiğidin harcı değil. Bu hafta Çarşamba Sohbetlerine kimi konuk edeyim diye düşünürken. MİT Daire Eski Başkanı Prof. Dr. Mahir Kaynak ismi geldi aklıma. Doğru ya bu süreci o tahlil edemezse kim edebilirdi.
Üstelik 9 Mart darbesi’nin önlenmesinde önemli bir rol oynamış bir isim olarak biliniyordu. Hem AKP’nin kapatılma sürecini hem de Ergenekon konusunu konuşmak için Mahir Kaynak’ın kapısını çaldım. Kaynak, gündemdeki sorularla ilgili ilginç ve dikkat çekici cevaplar verdi.
- MİT Daire Eski Başkanı Prof. Dr. Mahir Kaynak, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gücün demokrasisi olduğunu belirterek, “Herkes demokrasiden söz ediyor ve demokrasi gereğinden fazla kutsallaştırılıyor. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde bile önce politikalar belirlenir sonra, liderler seçilir. Ama bu ülkelerde süreci kontrol eden ve ülkenin çıkarlarını koruyan ‘akil devlet’ vardır. Türkiye’de ise maalesef yoktur” dedi.
* Hocam AKP’ye açılan kapatma davası en sıcak konu. İsterseniz öncelikle buradan başlayalım. Bir anda ne oldu da böyle bir gerginlik oldu?
Evvela bu politik farklılığın kaynaklarını bulmak gerek. Biz bu farklılaşmanın ülke içindeki dinamiklerden kaynaklandığını söyleriz. Bir yerde İslami bir gelişme var bir diğer yerde laik bir hareket var, bu ikisinin birbiriyle çatıştığını söyleriz. Türkiye’deki bütün gelişmelerde ülke içindeki dinamiklerin rol olduğunu izah ettik. Geçmişte sağcı solcu ayrımı vardı. Ve bunlar çatıştılar deriz. Oysa Türkiye’deki bütün çatışmalar dünya üzerindeki gelişmelerden büyük ölçüde etkilenir ve bunlar analiz edilmediği zaman işin aslını göremiyoruz. Şimdi Türkiye neden böyle gergin bir ortama geldi. 2002 seçimleriyle AKP iktidara geldi ve küreselci politikalar izledi.
* Öncesinde 2001 krizinin neden olduğunu ve AKP’nin nasıl ortaya çıktığını konuşalım.
2001 krizi aslında 1999 yılında IMF ile yapılan Stand-by anlaşmasının sonucudur. Bu anlaşma yapıldığında bunun bir operasyon olduğunu söyledim. Çünkü bir ülkenin IMF ile anlaşması için dış ödemelerde güçlük çekmesi lazım. O tarihte Türkiye tarihin en büyük döviz rezervine sahipti ve hiçbir ödeme güçlüğü çekmiyordu.
* Neden IMF ile anlaşma imzalandı?
Enflasyonu düşürmek için böyle bir anlaşma imzalandığını söylediler. Daha sonra çok küçük bir paranın dışarı çıkmasıyla o kriz yaşandı. Dolayısıyla amaç mevcut iktidarı yıpratıp yerine yeni bir hükümet getirmekti. AKP’nin gelmesi sadece 2001 krizi ile ilgili değildir. Fazilet Partisi kapatılmasaydı yeni bir parti kurulması gündeme gelmezdi. Türkiye’de iktidarlar önceden hesaplanan bir modele göre belirlenir. Geçmiş partiler tavsiye edilerek AKP tek başına iktidara geldi. Ancak tek başına iktidara gelecek gibi görünmüyordu. Fakat Cem Uzan devreye sokuldu ve DYP ile MHP’yi barajın altına iterek, AKP yüzde 60’a varan milletvekili çoğunlunu elde etti. Zengin bir adamın tüm servetini riske sokarak siyasete atılması düşündürücüdür. Geçmişte Asil Nadir olayında da benzer olayı yaşamıştık.
2001 dönüm noktası
* 2001’den sonra Türkiye’nin politikaları değişti mi?
2001’den sonra Türkiye’de yeni bir küresel ekonomik anlayış ortaya çıktı. Seçim meydanlarında ve halkın gündeminde hiç yeri olmamasına rağmen AKP iktidarı geçmişteki söylemlerine aykırı olarak küreselci bir politika içerisine girdi. Bütün bu operasyon Türkiye’yi küresel sermayenin içine sokmak ve buradan pay almak içindi diyebiliriz. Küresel sermaye sahipleri bu operasyonu yaptı. Hayal edemeyeceğimiz paralar ülkemize geldi. Bunu sadece hükümetin izlediği politikalarla izah etmek mümkün değildir. Çünkü daha önce de liberal partiler bu ülkede iktidar oldu. 80 öncesi halkın kötü durumuna ve kıtlığa rağmen 300 milyon dolar kredi dahi bulamadık.
* AKP iktidarın özelleştirme adımları var. Bunlar aynı operasyonun devamı mı?
Aynı zihniyetin devamı diyelim. Burada iki şeyi ayırmak lazım... Türkiye’de kurumların özel teşebbüslere devredilmesinde ben herhangi bir sakınca görmüyorum. Ama ekonominin yönetimi Türkiye’nin elinde olmalıdır. Bunun için bazı kilit sektörlere sahip olursun bunların en başında da bankacılık vardır. Herhangi bir fabrikayı bir yabancının işletmesiyle bir Türk’ün işletmesi arasında bir fark yoktur. Bizim anlayamadığımız noktada budur. Bir yabancı İstanbul’da bir kule inşa ederse veya bir fabrikayı işletirse bunun bize ne zararı vardır? Biz genelde toprağa bağlı bir halk olduğumuz için toprak satışlarını çok önemseriz. Hâlbuki insanların artık böyle şeylerle ilgilendiği yok. Ekonomiyi kontrol etmek için finansmanı kontrol etmek gerekir o da bankalarla olur.
* O da özelleştiriliyor…
Sıkıntımız burada… Türkiye giderek ekonomiyi yönlendirme konusunda yetersiz kalmaya başladı. Biz halk olarak canımızı, malımızı ve namusunuzu devlete emanet ettik. Fakat bir tek Merkez Bankası’nın, para politikasının özerk olması gerektiğini söyledik. Neden? Hükümet doğru politika izleyemezmiş. Peki, ekonomiyi iyi yönetemeyeceğini düşündüğümüz hükümete başka alanlarda neden güveniyoruz? Yani uluslararası güçlerin etkisi altında bıraktık ekonomimizi.
* Bu tehlike ülkeyi yönetenler tarafından görülmüyor mu?
Meseleye ideolojik olarak bakmamak lazım... Dünyanın neresinde olursa olsun devlet ekonomiyi kontrol eder. ABD, petrol fiyatlarını artırıyor ve bu piyasa şartlarından bağımsız bir şekilde yapılıyor. Niye yapıyor bunu? Bir takım hedefleri var. Birincisi Rusya’nın güçlenmesini istiyor. Çünkü mücadele ettikleri güç aynı... Bunun dışında da küresel sermayenin elinde bulundurduğu fonları çökertiyor yerine Arap ülkelerinde devlet fonlarını oluşturuyor. Bu fonları da ABD kontrol ediyor. Bunların hepsi hesaplı kitaplı şeylerdir. Türkiye’de devletimizin ekonomik araçları kullanmasını sınırlandırdılar.
ABD krizi kontrollü
* ABD’de ekonomik kriz var ve bize de yansımaya başladı bu?
Bu kriz son derece planlı… Hatta benim beklediğim bir şeydi. ABD dünyanın en borçlu ülkesidir. Doların değer kaybetmesiyle borçları yüzde 40 azalmış oldu. İkinci olarak da kendisinin rakibi olan küresel sermayenin varlıklarını eritti. Onun dışında finans şirketleri iflas etti. Dolarla ifade edilen varlıklar değer kaybetti. Petrol fiyatlarını artırarak da Rusya’yı güçlendirmiş oldu ve petrol çıkan ülkelerde fonlar kurarak bunları kontrol altına aldı. Muhteşem bir operasyon... Dünyada savaşlar böyle yapılıyor. Dünya Savaşı niteliğinde sonuçlar doğuruyor. Ama hiçbir zaman büyük savaşlar görmüyoruz. Ekonomi ve terör kullanılıyor. Bu iki araçla mücadele ediliyor.
* Peki, ABD başarılı götürüyor mu bunu?
Şu ana kadar iyi götürüyor. Amerika açısından olumsuz bir yan görmüyorum. Bu Amerika’nın tek güç olduğu anlamına gelmez. Bir problemi vardı ve bunu doğru çözdü. Rakibi ve borçlu olduğu ülkelere yüzde 40-50’lere varan oranda borcunu ödemiş oldu. Kasasından tek kuruş çıkmadan…
* Bu Türkiye’ye nasıl yansıyacak? Parti kapatma var bir de…
Herkesin zannettiği gibi ekonominin başlı başına gittiği bir şey değildir. Bizde piyasanın en iyisini yapacağı anlayışı vardır. Amerika ise ben daha güzelini yaparım diyor. Türkiye’ye gelen küresel sermaye herhangi bir şekilde çekilirse ABD, Arap ülkelerinde biriktirdiğim fonlarla seni desteklerim. Yani diyor ki ‘ekonomik çöküşünde benim elimde, kurtuluşunda’ Türkiye’de sermaye çıkışı olursa çok büyük bir kriz yaşanır. Ama bunun yaşanıp yaşanmaması ekonomi ile değil siyasi şartlarla açıklanır. Piyasada hiç olmayan körfez sermayesi lafının şu günlerde neden bu kadar çok konuşulduğunun farkında mısınız?
*Tam onu soracaktım, neden?
Bize daha önce Londra’dan ABD’nin kontrol ettiği küresel sermaye geliyordu. ABD diyor ki bütün dünyaya siz Türkiye’deki paranızı çekerseniz biz Körfez’deki fonlarla Türkiye’yi ayakta tutarız.
AKP’de Gül etkisi
* Tayyip Bey’in ekibi AKP içinde etkili değil mi?
Etkili ama bu Tayyip Bey’in kişiliğinden kaynaklanıyor. Eğer Tayyip Bey yasaklanırsa onun yerine manevi lider olarak Cumhurbaşkanı olan geçmişte de manevi liderlik iddiasında bulunan ve üstelik mağdur konuma gelen Abdullah Gül’ün liderliği dışında başka bir çözüm düşünülemez.
* Yeni bir lider çıkabilir mi?
Evet yeni bir lider çıkacak ve bunu Abdullah Gül tayin edecektir.
* Hocam siz Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasında bir çekişme olduğunu mu söylüyorsunuz?
Hayır onu söylemiyorum. Aralarında kişisel bir çekişme yok. Eğer Tayyip Bey yasaklanırsa, ‘yazık ettiniz bizim liderimize’ diye açıklama yapabilir. Erdoğan da ‘Abdullah Gül Bey’in ardından gidin’ diyebilir.
* İddianame açıldı. Bundan sonra süreç nasıl işler?
Bundan sonraki süreci tahmin etmek zor. Ama bu dava AK Parti’yi kontrol altında tutmak için kullanılabilir. Ve AK Parti istenilen istikamete doğru yönlendirilebilir. Buradaki istikamet iki türlüdür. Birincisi küresel sermayenin öngördüğü istikamettir. İkincisi ise, Türkiye’deki ulus devlet yapısının istikametidir.
* Ertuğrul Günay kapatma davası açıldığı zaman, ‘bir takım güç odakları çok önemli yerlere sızmışlar’ demişti. Bunu mu kastediyordu?
Evet bunu kastediyordu. Türkiye dış müdahaleler ile yönlendirilir. Asıl sorunumuz da bu müdahaleleri engelleyememektir. 28 Şubat yapıldı. Erbakan’a siyaset yasağı getirildi. Yerine gelen insanlar da aynı ideolojiyi savunuyordu.
Darbeciler etkisizleştirildi
* Farkı neydi?
Nedeni siyasidir. Erbakan anti Amerikancıydı. Yeni yönetim ise ABD ile iyi ilişkiler sürdürmüştür.
* Ergenekon’u ve son operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de tahterevalli politikası vardır. Halk yaşasın asker diye tezahürat yapar. Ardından seçim yapılır. Bu seferde, siyasetçilere de ‘yine yaşasın’ denir. Bir halk kazanır, bir devlet kazanır. Onun için her zaman Türkiye’de bir darbe yedeğinin bulunması lazımdır ve bulunur. Birileri, ‘Darbeye oynayanlar siz kenara çekilin, biz operasyonu siyasi alanda yapıyoruz’ dedi. Bu yüzden de darbeciler baskı altına alındı. Türkiye’de problem olunca hemen darbeciler ‘rol bize düşer’ derler. Birileri onlara ‘bu sefer sizi kullanmayacağız’ mesajını verdi. Ama darbeciler bunun farkına bile varmazlar. Amaç onları etkisiz hale getirmektir. Zaten büyük çoğunluğu zamanla berat eder ve bu iş böylece biter.
* Peki, hocam ‘derin devlet’ mi yapıyor bu işi?
Derin devlet sözü benim icadımdır. Ama ben bunu kastetmedim. Ben, Türkiye’de bütün siyasi manevralara hakim bir güç olmalıdır. Ama bu güç Türkiye’de yoktur. Bu nedenle Türkiye’de yabancı operasyonlar büyük başarı sağlar. Yani ben derin devletin olduğundan değil olmadığından şikâyetçiydim. Bunu yıllardır söylüyorum.
* Hala yok mu?
Yok. Türkiye’de derin devlet değil, çeteler vardır ve dış güçler tarafından yönlendirilir.
* Batı’da var mı derin devlet?
Var. Bakın ABD’de Cumhuriyetçiler halk nezdinde büyük itibar kaybetti. Ben televizyonda şunu söyledim. Eğer ABD derin devleti Cumhuriyetçilerin kazanmasını istiyorsa eğer, demokratlar halkın oy vermeyeceği bir aday çıkarır. Yine Cumhuriyetler kazanır. Nitekim süreç o yönde ilerliyor. İngiltere’de İşçi Partisi Lideri Tony Blair, neden sesiz sedasız çekildi. Bunu sorgulamak lazım. Liderler görevlidir. Derin devleti olan yerlerde önce politika belirlenir sonra ona göre lider seçilir. Biz de ise tam tersidir.
* Son üç gözaltı çok tartışıldı. Sizin İlhan Selçukla geçmişe dayalı bir hesaplaşmanız da var. Bu son olayları nasıl yorumluyorsunuz?
Bir darbenin olması için bir kadronun olması lazım.Yani darbe planları yetmez.
* Ayışığı, Sarıkız isimleri konuşuldu…
O da yetmez. Çünkü dışarıdan desteğe ihtiyaç vardır. Ekonomik olarak da bağlantınız olması lazım. Doğu Perinçek’in geçmişteki ismi Mao’cuydu. Bu tarihlerde Çin ile Rusya ideolojik karşıtlık içindeydi. Doğu Perinçek Rusya’yı kızıl emperyalistler olarak tanımlıyordu. Bunlar çok değişen şeyler. Ben bu konularda çok fazla konuşmak istemiyorum.
Mini ekonomik kriz yaşayabiliriz
* Türkiye’de kriz bekliyor musunuz?
Çok büyük olmasa da küçük bir kriz bekliyorum. Kapatma davasıyla olabilir. Ama sadece bu değil. Siyasi iktidarda kimin politikalarını izleyecek parti olacağı sorusunun sorulması lazım.
* Kapatma davası neden açıldı?
2002 seçimlerinde Abdullah Gül Başbakan oldu. Ve Recep Tayip Erdoğan meclis dışında kaldı ve girmesi de mümkün değildi. Bir seneyi aşan hapis cezası vardı. Birden bire birileri Anayasayı değiştirdi, Siirt seçimlerini iptal etti. Aday olması mümkün değildi, seçim kanunu aday olabileceği şekilde yorumlandı. Abdullah Gül’den şikâyet mi ediliyordu. O’nun yerine Tayip beyin gelmesini sağladılar. Şunu da belirtmek gerekir Türkiye’ye küresel sermayeyi getiren Abdullah Gül’dür. Kabineyi de kendi kurdu, politikasını belirledi. Erdoğan bu kabineyi ve politikayı benimsemek zorunda kaldı. AKP içerisinde küresel sermaye ile birlikte olmak isteyenler var bir de ABD’deki ulus devletle yani Bush ile beraber olmak isteyenler var. Bunların arasında çatışma var.
* AKP kapatılır mı?
Zannetmiyorum. Tahminde bulunmak zor ama ben kapatılacağını sanmıyorum. Bu kapatma davası kapatmayla sonuçlanırsa Tayyip Bey ve yanındaki bazı isimler yasaklı hale gelir. Fakat parti eski gücünü muhafaza eder. Abdullah Gül de kapatma davasının konusu olduğu için siyasi yasaklılar arasına girer. Ama bu konuda hiçbir değişiklik yapmaz. Cumhurbaşkanlığı devam eder, görevi bittiği zamanda yasağı kalkar. Ancak kendisini mağdurların yanına götürür. Ve onun lideri olmasını sağlar. Bu manevi bir liderliktir. Ve parti yeniden 2002 seçimlerinin sonucunda olduğu gibi Abdullah Gül politikalarını izlemeye devam eder.
MHPiyi analiz edilmeli
* MHP süreci sanki kontrol ediyor izlenimi var.
MHP’yi iyi analiz edin. MHP cumhurbaşkanlığı seçiminde büyük ölçüde müdahale etti ve istediğini yaptırdı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını engelleyecek tek şart 367 idi. Tayyip Bey, ‘aman gerginlik çıkarmayalım uzlaşalım’ diyebilirdi. Ama MHP devreye girdi ve ‘gerek yok uzlaşmaya kendi adayınızı seçin’ dedi. Anayasa değişikliğinde 11. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceği yazılıydı. Bunun üzerine bir tartışma başladı ve yeni Anayasa geçerse, Abdullah Gül’ün görevi sona erer dendi. Yine MHP hemen devreye girdi ve yasanın bu kısmında değişiklik yapıldı. Bu da yetmedi ve parti kapatma konusunda, ‘kişiler yasaklansın ve parti kapanmasın’ dedi. Bunun anlamı şuydu: ‘Tayyip Erdoğan’ı yasaklayın gerisine karışmayın’
* MHP neden böyle yapıyor?
MHP, Abdullah Gül’ü sürekli destekledi. Tayyip Bey’in siyaset dışı kalmasını da istiyor. Tayyip Bey’in parti üzerindeki egemenliğini sona erdirmek, Abdullah Gül ve ekibinin parti üzerindeki hâkimiyetini sağlamak yönünde bir politika izledi.
* Türban konusunda MHP, Tayyip Bey’i destekledi.
Evet doğru. Ama aslında Türban konusunu gündeme Tayyip Bey değil, MHP getirdi. Hatta Tayyip bey, bunu ‘ikircikli davrandılar’ diyerek gündeme getirdi.
* MHP bunları yaparak neyi amaçlıyor? Bir hedef olması lazım…
Bunu bilemem ve bu konuda da konuşmak istemem.