İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki Kemik İliği Bankası’nda kayıtlı yaklaşık 30 bin donörün tüm genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyaların kopyalandığı iddia edildi. Kurumun eski koordinatörü Sarper Diler, avukatı Hasan Hüseyin Ünal aracılığıyla, gizlilik ihlali gerekçesiyle dekanlık ile kurum başkanı Prof. Mahmut Çarin’e ihtarname çektirdi.
‘BİLGİSAYARLARDA ŞİFRE YOK’
ÜNAL aracılığıyla çekilen ihtarname, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SSK Bölge Müdürlüğü ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne de gönderildi. ‘Donör bilgileri, şifresi olmayan bilgisayarlarda asistanlar tarafından iş saatleri dışında kullanılmış’ diyen Ünal ‘Vericilerin hayatları riske atan bir durum bu. Şu an 30 bin vericinin hayatı tehlikede’ diye konuştu. Suç duyurusunda bulunmak için gittikleri Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın yönlendirmesiyle ihtarname çekildiğini anlatan Ünal şunları söyledi: Dilekçede ilik bankasındaki aksaklıkların üzerine gittiği için görev yeri değiştirilen Doç. Diler’in durumu ve ölümleri engellemek için testlerin hızlı şekilde yapılması gerektiğini de vurguladık.
Mafyanın eline geçerse facia olur
DONÖRLERİN bilgilerinin ticarete neden olabileceğini vurgulayan avukat Hasan Hüseyin Ünal ‘Hatta bu liste, organ mafyasının eline geçerse ilik nakline ihtiyaç duyanlara, ‘Şu kadar para verirseniz, size kemik iliği temin ederiz’ denebilir. Bu da faciaya yol açar’ dedi.
‘Bilimsel sözcüyüm açıklama yapamam’
KONUYLA ilgili iddialara yanıt vermek istemediğini söyleyen Kemik İliği Bankası Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çarin, tıpkı İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Mustafa Keçer gibi bizi kurum Sözcüsü Prof. Dr. Ömer Devecioğlu’na yönlendirdi. Devecioğlu ise ‘Ben bilimsel sözcüyüm. Bankanın bilimsel altyapısı hakkındaki soruları cevaplayabilirim. Bu kurumda çalışan bir doktorum. İhtarnameyi de görmedim. Bir şey diyemeyeceğim’ diye konuştu.
Profesörün sürgün isyanı
TÜRKİYE’DE ilk çocuk kemik iliği naklini gerçekleştiren uzmanlardan Prof. Dr. Nevin Yalman’ın da tıpkı Doç. Dr. Sarper Diler gibi üniversitenin bir başka bölümünde görevlendirilmek istendiği iddia edildi. Kemik İliği Bankası’nda hasta sorumlusu olan Prof. Yalman ‘Ben tüm meslek hayatımı kemik iliğine adadım. Yaşananlar çok acı. Biz artık hastaların laboratuvar sonuçlarını beklerken ölmelerini istemiyoruz ‘ dedi. Yaşanan olayların üzerini örtmek için televizyon dizileri ve yarışmalarda kampanyala düzenlendiğini ve sanatçıların yanlış yönlendirildiğini söyleyen Prof. Yalman ‘Kampanyalara karşı çıktım. Bu nedenle ben de dışlandım’ diye konuştu.
--------------------------------------------------------------------
Konu ile ilgili iyibilgi.com'da çıkan bir yorum
Star Gazetesi’nde yayınlanan bir haber, İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki Kemik İliği Bankası’ndaki büyük bir hırsızlığı ortaya koydu.
iddialara göre, bankaya kayıtlı yaklaşık 30 bin donörün tüm genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyaların kopyalandı.
Kurumun eski koordinatörü Sarper Diler, avukatı Hasan Hüseyin Ünal aracılığıyla, gizlilik ihlali gerekçesiyle dekanlık ile kurum başkanı Prof. Mahmut Çarin’e ihtarname çektirdi.
Bu olay ilk anda ünlü Oktar Babuna olayını akıllara getirdi. Lakin bir iki kişi ile sınırlı değil, hatta korkunç.
Arap ırkına özel biyolojik silah!
Dünyada biyolojik silah üretimine yönelik çalışmalar özellikle son yıllarda sıklaştırıldı. İddialara göre artık ırklara özgü silahlar üretiliyor.
İsrail’in Arap ırkına yönelik olarak biyolojik silah geliştirdiği literatürlerde yer alıyor. İddialar, aynı bölgenin insanları olduğu için kendilerine de ucu dokunur diye şu an kullanmadıkları yönünde.
Ya kuş gribi?
Çok yakın geçmişte ülkemizde kene ve kuş gibi vakaları yaşandı. Bazı uzmanlar, bunların her birinin birer biyolojik silah aracı olabileceği yönünde görüşe sahip.
Uzmanlara göre kuş gribi vakasının doğal flora ile ve kuşların göç yolları ile bulaştığına dair tez inandırıcı değil.
Zira kuşlar kuzeyden-güneye ve güneyden-kuzeye göç ederler. Oysa Bursa’da ortaya çıkan kuş gribi vakası bir iki gün sonra Doğubeyazıt’a sıçradı. Derken Ankara ve İstanbul’da görüldü.
Pek çok uzmana göre kuşlar böyle serseri mayın gibi gezmezler. Sıcak mevsimde kuzeye, soğuk mevsimde güneye giderler.
Uzmanlara göre o kuş virüsü, biyolojik bir silahtı ve tıpkı dün ortaya çıkan gelişme gibi bir ‘gen hırsızlığı’ sonrası ortaya çıkmıştı.
Pilot bölge Türkiye!
Kaynaklar, gelecek dönemde savaşların ya açlık ya da biyolojik silahlar nedeniyle çıkacağını yazıyor. O nedenle lokal olarak insanların bağışıklık sistemlerinin zayıflatılması çok önemli.
Bu anlamda başta Türkiye’nin de aralarında olduğu üçüncü dünya ülkeleri olmak üzere bu tür kemik iliği ve gen bankaları gibi stratejik noktaların güvenlik safı had safhada.
Avrupa ve ABD’de büyük laboratuarlarda çalışmalar yapılıyor. Bu araştırmalarda pilot bölge olarak üçüncü dünya ülkelerinin kullanıldığı ise gene literatürde geçen bir vaka.
Kuş gribinin ülkemizde son yıllarda yaygınlaşması ‘kuşbeyinli (!) kuşlar’ın neden olduğu bir tesadüften öte bir şey.
Bundan 20 – 30 yıl önce Dünya Sağlık Teşkilatı çiçek vakasını ihbar edene çok ciddi bir para ödülleri dağıtılıyordu. O kadar haritadan silinmişti çiçek. Ama son yıllarda çiçek vakaları yeniden başladı.
Hindistan'da çiçek virüsü taşıyan battaniyeler!
Gene kaynaklarda, Hintlilerin Fransızlarla olan savaşında İngilizlerin çiçek bulaştırılmış battaniyeleri attığı geçiyor.
Şurası bir gerçek: Teknoloji kötü niyetle kullanıldığında insanlığın sonunu getirecek tezi bir gün gerçek olabilir.
Geçtiğimiz günlerde gazeteler, gen transferi ile Einstein’in kopyalanacağı yazdı. Peki, bize kim Hitler ve Mussolini’nin kopyalanmayacağını garanti edebilir?