netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
21 August 2008 Thursday
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber5.com  
netapno.com  -  - Saturday, May 17, 2008 - 00:00:00  
Adnan Oktar Ergenekon'u Anlattı

 Efendim öncelikle bizleri kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Yoğun programlarınız arasında bize de vakit ayırdınız lutfettiniz.

Şeref verdiniz, Hoş geldiniz.
*********************************************************

*********************************************************

Öncelikle Harun Yahya veya Adnan Oktar’ı konuşalım. Adnan Oktar Batının inanç kaynağı olan Darvinizm’i tek başına çökerten bir isim. Adnan Oktar bu işe nereden başladı ve şuan geldiği noktayı nasıl değerlendiriyor?

Evet, Adnan Oktar Allah’ın herhangi bir kulu. Olağan üstü bir yönüm yok yani. Her şeyi Allah yaratır, Allah yönlendirir, Kaderin dışında insanlar hiçbir şey yapamazlar. Sizin buraya gelmeniz kader üzerine, bana bu soruyu sormanız kader üzerine, benim cevap vermem de kader üzerine. Hepsini Allah yaratır.

‘Darvinizm Deccaliyetin dinidir’

Ama hayatımdan kısa bir kesit olarak şunu söyleyebilirim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara’da yaptım, buraya geldim; Güzel Sanatlar Akademisine, sonra da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne kaydımı yaptım, her iki okulda da belirli bir süre bulundum. Hem tebliğ faaliyetleri yaptım, hem de kitap çalışmalarına o dönemde başlamıştım. Ama tabi işin doğrusu; iyi bir iç mimar olayım veya felsefeci olayım diye değil, tebliğ çalışmaları için gitmiştim okula. Bunun bilinmesinde fayda var. Halen de bu devam ediyor. Ama en önemli konu olan en hayati konu olan, dünyanın belini büken, Deccalın dini olan Darvinizm’dir. Deccaliyetin dinidir Darvinizm. Bu ortadan kalktığında dünyada bir huzur meydana gelecektir, Ben var gücümle bu Darvinizm’e yönelik bir çalışma yapıyorum ve hakikaten de çok iyi bir netice aldık. Avrupa’da bunun etkilerini anlıyoruz. Her gün bu konuda toplantıları yapılıyor, geçtiğimiz günlerde, 300 kişilik bir toplantı yapıldı, ‘ Darvinizm gidiyor ne yapmalıyız?’ diye toplantı yapıldı. Gerçekten de gitti Darvinizm.

Darvinizm’i ele almaya başladığınız zaman, gerçekten bu kadar etkili olacağını, Darvinizm’i çökertebileceğinizi tahmin ediyor muydunuz?

 Tabi Allah’ın meydana getirdiği güçleri ben bilmiyordum, yani Fosilleri Allah’ın bize bu kadar sunacağını ve bu kadar güçlü dillerle, iyi vurgulayabileceğini bilmiyordum ben. Belirli alanda vurabileceğimi düşünüyordum, yani ilk yıllarda ki bilginin biraz daha gelişmişi olabilir belki diye düşünüyordum. Ama bu çapta olması Allah’ın bir lütfu. Adeta Fosiller yerden Dabbe-tul Arz gibi çıktı ve onların tepelerine vurarak, ‘Allah var, din var, biz yaratıldık’ dediler. Hakikaten çok güzel neticeler aldık.

Yani bu kadar büyük bir neticeyi tahmin etmiyor muydunuz?

Tabiî ki azimim ve kararlılığım vardı. Ben dinsizliğin yıkılacağını biliyordum.   Ama gelişme de olan imkânları bu kadar tahmin etmiyordum. Yani elimize geçen bu kadar fotoğraf ve belgenin olabileceğini tahmin etmiyorum.

Avrupa Parlementosu’nun ‘Hıristiyanlık da dâhil olmak üzere hiçbir dinin yaratılış hakkında ki düşüncelerinin anlatılmaması, yalnızca Darvinizm’in anlatılması’ yönünde bir tavsiye kararı var. Bu ölçü de sizin kitaplarınızın etkisi çok büyük. Size, ‘Artık yeter, Durun’ diyen var mı?

Benim gördüğüm sürekli, ‘Bu kitapları dağıtacak mısınız?’ sorusu soruluyor. Yani bu soru bana biraz esrarengiz geliyor. Çünkü Darvinizm ile ilgili sorabilir, Fosillerle ilgili soru sorabilir, yani ilmi açıdan aydınlanmak isteyebilir bir insan. Ama kitabın dağıtılmasından şiddetle rahatsız olup, konuyu evirip, çevirip bu noktaya getirince, bunun Masonlar tarafından yönlendirilen bir sistem olduğunu düşünüyorum. Hem Darvinizm’in hem de Darvinizm’e karşı mücadelenin durdurulmasının her ikisinin de Masonlarca yönlendirildiğini düşünüyorum. Çünkü bununla ilgili birçok belge var elimizde. Onların gönderdiği mektupların fotoğrafları var elimizde. Özellikle ismimin açık açık zikredilerek, ‘Harun Yahya Yaratılış Atlası’ diyerek, dağıtımının durdurulması, kitabın etkisine karşı tedbirler alınması, buna yönelik Fransızca çok detaylı açıklamalar var mektuplarında.

‘Müslümanlar sarsıldıkça daha da güçleniyorlar’
Tabi bunlar mücadele ederken sadece bilimsel mücadele değilde, illegal bir yöntem kullanıyorlar. Karşımıza çıkıp, ‘Bak bizimde elimizde fosiller var, proteinle ilgili bizde şöyle düşünüyoruz’ demiyorlar da, karşımıza adeta mafya yöntemleriyle çıkıyor Masonlar, yani illegal şeyler. Ellerinde ki bütün baskı unsurlarını kullanarak, Ergenekon Marksist yapılanmasının, Devlet içerisine sızmış uzantılarını kullanarak, komplolar üreterek, iftira atarak, oyun oynayarak netice elde etmeye çalışıyorlar. Bunu da beceremiyorlar. Beceremiyorlar derken, bununla ilgili imkânları yeterli olmuyor. Çünkü bu tip şeyler olduğunda daha olumlu etkileniyor Müslümanlar, yani saldırıldıkça, baskı gördükçe, Müslümanlar daha şevklenip, daha güçleniyorlar. Çünkü baskı olmadığında bir meskenet meydana gelir. Mesela sıcak bir ortamda insanı uyku basar. Özellikle adamın bir amacı gayesi de yoksa. Ama ani bir hareketlenmede, orada bir yağmurun yağması, pencerelerin açılması, önemli bir haberin gelmesi, orada ani bir canlanmaya sebep olur. Müslümanlarında bu tip canlanmaya ihtiyaçları vardır. Adeta adrenalin etkisi yapar. Onlara yapılan her türlü baskı, zulüm, cebir onların güç kazanmasına sebep olur. Diğer türlü bir sakinlik ve meskenet olur.
*********************************************************

*********************************************************
ERGENEKON YAPILANMASININ PARMAĞI...
Efendim, Masonlardan ve Ergenekon’dan bahsettik.  Ergenekon davası son bir iki ayın gündemini oluşturdu. Belli bir şekilde çökertilmeye çalışıldı. Fakat aynı davanın eş güdümü olarak, Adnan Oktar gündeme geldi ve ceza verildi. Ergenekon davası ile Adnan Oktar’a verilen cezanın bağlantısı var mıdır?

Benim kanaatime göre Marksist Ergenekon yapılanması, Darvinizm’in yok oluşundan rahatsız. Özellikle Darvinizm’in etkisini yok etmemizden, çökertmemizden rahatsız. Çünkü Temel Felsefesini ortadan kaldırıyoruz.  Böyle olunca dinleri ortadan kalkmış oluyor. Tabi dinlerini ortadan kaldırdığımız da var güçleriyle bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Tabi devletin birçok kurum ve kuruluşuna sızmış insanlar, örümcek ağı gibi her yeri kaplamış insanlar. Oradaki imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

‘Mahkemenin kararına saygı duyuyorum’

Ama Mahkemenin kararıyla ilgili ne düşündüğümü soruyorsanız eğer, ben mahkemenin kararına saygı duyuyorum ve hakkımı helal ediyorum. Fakat mahkemeye baskı yapıldığını çocuklar dahi fark ediyor herkes fark ediyor. Yani dolaylı olarak, çeşitli yönlerden bu baskılar yapıldı. Bir tek bizim mahkememize değil, Müslümanlara, inananlara, milliyetçilere, mukeddesatçılara yönelik her olayda bir baskı sistemi işliyor.

Peki, kim bu baskıyı yapanlar?

Evet, Masonlar

Yani bir loca mı?

Bir değil birçok loca. Localar arası yardımlaşma ile yaptıkları bir çalışma oluyor. Biraderlerin birbirlerine desteğiyle. Birbirlerine hem destek sağlıyorlar, hem de bilgi akışı sağlayarak destek veriyorlar.  İllaki haklı olmaları gerekmiyor. Çünkü illegal faaliyette haklılık gerekmez. İllegal her türlü imkânı kullanıyorlar. Basında çok fazla etkileri var. Özellikle büyük basın üstünde adeta tekel oluşturmuş durumdalar. İstedikleri haberi, istedikleri gibi çıkarabiliyorlar, istedikleri gibi kamuoyunu yönlendirebiliyorlar. Dolayısı ile de mahkemelere etki etme imkânları oluyor.

Türkiye’nin tam bağımsız yargıya ihtiyacı var’

Ama ben tabi Mahkemeyi, yine söylüyorum, tekrar söylüyorum, saygı duyuyorum ve hakkımı da helal ediyorum verdikleri kararla ilgili olarak. Ama emekli hâkimler olsun, Yargıtay üyeleri olsun, Yargıtay başkanları olsun, hepsi yargıda sıkıntıdan bahsediyorlar, bir olumsuz durum var ortada. Siyasi baskı altına alınabiliyor yargı, Masonik baskı altına alınabiliyor. Tam hür bağımsız, rahat hareket edilen bir yargı Türkiye için bir ihtiyaç bunun bir an önce sağlanması gerekiyor.

Peki, efendim, sizin ceza aldığınız bu davadan daha önce beraat etmiştiniz. Şimdi bu davanın tekrar gündeme gelmesi ve ceza almanız çelişkili değil mi?

Çelişki, tabi şaşırtıcı şeyler çok fazla; çünkü savcı dosyada aleyhte hiçbir delil yok diyor. Yani delil olmadığı içinde ben bir iddia name hazırlayamıyorum, çünkü aleyhte delil yok diyor. Daha önce siz beraat vermiştiniz, mahkeme heyetine, siz polis ifadelerinin geçerli olmadığını söylüyorsunuz diyor ve kanun da bunu böyle söylüyor, peki polis ifadesi olmayınca aleyhte delil olmayınca ben ne yapabilirim diyor savcı. Tek yapabileceğim şey beraat istemek ve beraat istiyor, buna rağmen 3 yıl hapis cezası çıktı. Peki, yorum nedir? Yorumumu sorarsanız, hayır vardır. Çünkü her şeyi Allah yaratır. Hâkim daha annesinden doğmamışken, hatta onun dedesinin dedesi doğmamışken bu karar, Allah katında alınmış oluyor. Bu bir mucize tabi hayret edilecek bir şey.

Peki, efendim nasıl bir süreç işleyecek?

Yargıtay’a gider; ama Yargıtay’da ben sistemin nasıl işlediğini bilmiyorum yani Mahkemeleri biliyorum da Yargıtay tecrübem yok. Belki Yargıtay daha da titiz olayları ele alıyor olabilir.

Peki, Mahkemeye baskı yapan Masonlar, Yargıtay’a baskı yapıyor olabilir mi?

Masonların ellerinin ulaşmadığı yer yok Türkiye’de.

Efendim siz daha önce birçok ceza aldınız. Hapis hayatı yaşadınız, hatta akıl hastanesi cezası bile aldınız. Ceza almaya alışıksınız. Tabiri caizse bedel ödediniz. Nedir sizi yolunuzdan alıkoyamayan şey?

Şimdi Allah’ın yaratmasında kusur olmaz. Hücreye bakıyoruz mükemmel, göze bakıyoruz mükemmel, dünyanın yaratılışına bakıyoruz mükemmel. Kaderi de mükemmel yaratır Allah. Yani atomda nasıl hata yoksa beyinde nasıl hata yoksa Kaderi de mükemmel yaratır Allah. Hata gibi görünen şeyler, yanlışlık gibi görünen şeyler, onlarda da hayır olduğunu görüyoruz. Yani hata diyemeyiz tabi hâşâ ama karşı tarafın söylediği dil açısından söylüyoruz.  Mesela diyor ki şurası hatalı yaratılmış, onda da bakıyoruz onda da hayır var, onda da bir hikmet ve incelik olduğunu görüyoruz.

Mesela diyorlar ki, bademcik gereksiz yaratılmış bir organ. Bakıyoruz ki; bademcik vücudun direnç sistemini geliştiren, mikroplardan koruyan bir mekanizma, hiçte öyle bir şey değil. Veyahut bizim şuan ki aklımızla, ilmi imkânlarımızla anlayamadığımız bir şey olduğunu anlıyoruz. Yani yüz yıl sonra, iki yüz yıl sonra hikmeti, amacı olduğu ortaya çıkıyor. Yani bir amacının var olduğu boş bir şey olmadığı ortaya çıkıyor. Allah hiçbir şeyin amaçsız olmadığını bize sürekli gösteriyor.

Şimdi Hz. Yusuf masum, çok sevimli bir insan. Bir suçu da yok. Kardeşleri durdukları yerde diyorlar ki; ‘Babamızın bize sevgisi azalır. Hz. Yusuf’u kuyuya atalım.’ Şimdi bu mantık mı? Ama yapıyorlar. Onu kuyuya atan kim? Allah. Onu kuyuya koyan Allah’tır. Bir kafile geldi diyor, Allah ayette. ‘Müjde bir çocuk diyorlar’ bunu dedirten kim? Allah.  Kafileyi getiren kim? Allah. Oradan çıkaran kim? Allah.

Çıkıyor, bu seferde hiç yoktan yere, kadınların fitnesinden dolayı, onların meydana getirdiği oyundan dolayı, ceza evine giriyor. Ki; yaklaşık 7 yıl.  Yıllarca kaldı diyor Allah. Onu hapse koyan kim? Allah. Şimdi Kuran’da Hz. Yusuf’un, ceza evinde ki hayatı anlatılıyor. Peki, Kuran ne zaman vardı? Hz. Yusuf doğmadan önce vardı, Babası doğmadan önce vardı, Hz. Âdem’den önce de vardı Kuran. E Kuran’da O’nun ceza evinde neler konuşacağı, ne yapacağı, kadınlarla neler konuşacağı, kuyuya nasıl konulacağı, hepsi anlatılmış. O çilelere karşı göstereceği tevekkül, yapacağı tavırlar, ahlakı, hepsi vardı ve zamanı gelince de yapmış oluyor.

O zaman haklı gibi görünen de, haksız gibi görünen her şeyi de yaratanın Allah olduğunu anlıyoruz, biliyor ve görüyoruz.  Bizim burada yapmamız gereken nedir? Hepsinde ki o hayır ve güzelliği görüp, sevinçle karşılamalıyız.  Sonuna kadar buna sabredip, Allah’ın burada ki inceliklerini görmeye gayret etmemiz. Mesela beraat etseydim ben kimseyi ilgilendirmez, dikkat çekmezdi. Ama ceza alınca şok etkisi yaptı. Acayip hayret meydana getirdi. Çünkü o kadar açık ki; beraat etmemiz gerektiği. Buna rağmen ceza alıyoruz. Bunu yaratan kimdir? Allah. Peki, bunun hikmeti nedir? Müminlerin birbirini daha çok sevmesi, kaynaşmaları, kardeş olmaları, azimlerinin, şevklerinin artması, manevi derinlik, müminin kendi tevekkül gücünü görmesi ve dolayısı ile onun, İnşaallah cennetine vesile olması. Bütün Müslümanların. Yoksa sen beraat edersin,  evine gider oturursun, yemeğini yersin, suyunu içersin, normal yaşar, ölür gidersin; ama hayatta bir hareketlilik olmaz.
*********************************************************

*********************************************************
 
‘Allah dava adamlarının hayatını canlı, çok hareketli yaratır’ 

Allah dava adamlarının hayatını canlı, çok hareketli yaratır.  Mesela Yusuf çok sakince babasının yanında yaşardı, tebliğ yapardı, gezerdi, ama hayatında hiçbir renk olmaya bilirdi. Ne tutuklanırdı, ne kuyuya konurdu, başından o olayların hiç biri geçmezdi. Allah istese O’nun hayatını dümdüz yaratabilirdi. Ama biz Yusuf diyince hemen aklımıza gelen onun hapis hayatıdır. Yani biz onu severken, onun ceza evinde göstermiş olduğu güzel ahlakı ve sabrını hemen hatırlayıp, oradan O’na coşku ve muhabbet duyarız. Onu sevmemizde ki temel nedenlerden bir tanesidir. Ceza evinde gösterdiği güzel ahlak. İşte Allah Müslümanları sevdirmek için böyle vesileler meydana getirir. Muhabbeti artırmak için vesileler meydana getirir. Mesela hapis meydana getirir, akıl hastanesine yatırtır. Çile meydana getirir. İşte Allah söylüyor, Şeytandan Allah’a sığınırım: ‘Sizden öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmediği sürece cennete gireceğinizi mi sandınız?’ İşte bu olaylar insanın başına gelince cennete girme ümidi artar insanım.

Peki, efendim hapis cezası herkesin katlanabileceği bir ceza diyebiliriz. Ama sizin mahkûm edildiğiniz öyle bir ceza var ki; o da akıl hastanesi cezası. 10 ay akıl hastanesinde tedaviye mahkûm edildiniz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani suçsuz olduğunuzu bildiğiniz halde akıl hastanesine gönderiliyorsunuz. Bu nasıl bir duygu?

Allah bazı insanlara gümüş ikram eder, kimilerine altın. Allah bize altın ikram etti. Maşaallah, Elhamdülillah. Yani herkese verilmeyecek bir nimet. Mesela kolay bir imtihan verebilirdi, alelade bir mahkûmiyet verebilirdi. Ama böyle adam öldürmüş, 300 tane akıl hastasının içerisine koydu Allah. Normal bir insanın birkaç saat dayanamayacağı bir ortam. Çünkü bağıran var, ağlayan var, kafasını duvarlara vuran var. Adamın hiçbir şeyden haberi yok, çünkü şuuru tamamen kapanmış.  300 kişinin içerisindesin. Bu fevkalade güzel bir imtihandır. Çok çok makbul bir imtihandır. Anladım ki İnşaallah hayra yoruyorum hemen ben. Bu Allah’ın sevdiğinin alametidir. Allah sevdiği kuluna zor ortamlar meydana getirir. Ben hatta ceza evinden döndüğümde de eski kovuşuma getirdiler beni, akıl hastanesine. Önce adli tıpta tuttular beni. 40-45 gün kadar. Ayağımdan zincirleyerek tuttular. Mesela ayağımdan zincirlemeleri ayrı bir hoşuma gitti, bu ayrı güzel bir olay. Ayağımda zincirle namaz kılıyorum. Yani yatağa bağlı olarak. Çok şahane bir şey bu. Ayağımda zincir olmaya bilirdi, daha konforlu ve rahat bir ortam olurdu. Yani bunun imtihan gücü daha az olurdu, sevap gücü daha az olur. O zincir çok fark ettirir. Yani sevabı çok fark ettirir. Sürenin uzaması çok şey değiştirir. Ceza evine döndüm baktım benim kovuşu dağıtmışlar. Yerlere samanlar saçılmış yataklar, o berbat yataklar. Böyle yaşlı amcalar var böyle pijamayla falan geziyorlar. Böyle soluk ışıklar falan, artık ben güldüm bu görüntüyü görünce. Özel yaratıldığını görünce yani, imtihan için yaratılmış çok özel bir görüntü olduğu çok açık. Yani Allah’ı tenzih ederim, anlamanız için söylüyorum, film sahnesi gibi yani. Kasten yapıldığı Allah’ın özel yaptığı belli. Ben gülmüştüm yani bu görüntü benim hoşuma gitmişti.  Bu tarz imtihanlar olmazsa hayat dümdüz olur, boş ayna gibi, boş duvar gibi olur yani. Bunlarla Allah hayatı renklendirir. Bunlarla biz Allah’a sevgimizi gösteririz. Çünkü sen seviyorsan, Allah’ı aşkla seviyorsan, aşığın sevgisini göstermesi lazım. Bu nasıl olur, sevdiği için bütün çileye ve zorluğa katlanmasıyla olur. Sadece seviyorum demekle olmaz. Bu insanlarda da böyledir. Yani sen seviyorum diyeceksin ama bir zorlukla karşılaştığında birden sevdiğine ters dönüyorsa insan, aksileşiyorsa, onu terk edip bırakıyorsa bu sevgi değildir. Ama sevdiği için her türlü çile ve zorluğa katlanıyorsa Allah rızası için sabredilirse o aşkın en güzel ifadelerinden biri olur.
*********************************************************

*********************************************************

Efendim bizler, ‘Adnan Oktar verilen cezaları bir mükâfat gibi görüyor. Cezalar onu daha da güçlendiriyor’ dersek Masonlar ne diyecek. Size karşı nasıl bir tavır takınır ve sizi nasıl durdurabilirler?

Peygamberleri engellemek için çok şey yapılmıştır, ama onları hiçbir şey engelleyememiştir onları. İmtihan çok çeşitlidir. Mesela sahabelerin birçoğunu öldürmüşleridir. Ama onlar sonucunda cennete gitmişlerdir.  Bir kısmına işkence yapmışlardır, onlarda cennete gitmişlerdir İnşaallah. Bir kısmını hapsetmişlerdir, mesela birçok sahabenin mezarı buradadır, hapsedildikleri için burada kalmışlardır. Bizans’a gelmişlerdir, hapsedilmemişlerdir. Bütün ömrünü hapiste geçiren sahabeler var.  Ama sonunda İnşaallah, Allah’ın izniyle cennete gitmişlerdir. Çünkü sonsuz hayat mı önemli yoksa sonsuz hayatın karşısında saniye bile sayılmayacak hayat mı önemli. Tabi ki sonsuz hayat önemlidir. Allah’ın rızasına uygun olarak o sonsuz hayatı yaşamak önemlidir. Yani saniye bile sayılmayacak bir hayatta rahat yaşamaktansa saniye bile sayılmayacak hayatta çile ve zorluk içerisinde yaşayıp Allah’ın rızasını kazanmak hepsinden evladır. Amacımız Allah’ın rızası olacak. Onu kazandın mı, Allah aşkını elde ettin mi, Allah’ın sevgisini elde ettin mi tamamdır. Başka bir şeye gerek yok. 

Efendim son dönemlerde Ergenekon davası var. Ve bu dava ile birlikte 3 ceza gündem de Birincisi sizin cezanız ve sonucunda 3 yıl hapis cezasına mahkûm edildiniz. 2. Si ise Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın davası. Erbakan Hoca’da malumunuz üzerine ev hapsine mahkum edildi. 3.sü ise Fetullah Gülen Hoca'nın cezası Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

 Ne güzel işte ne büyük şeref ikimiz içinde çok büyük bir nimet.  İnşaallah yani bu bir sevgi ve güzellik nedenidir. Demek ki Erbakan Hocamız’da manevi, derinliği olan, manevi güzelliği olan, İnşaallah ona da Allah cenneti nasip eder, mübarek bir insan olduğunu anlıyoruz. Fethullah Gülen'in de üzerine gidiliyor. Bu gayet doğaldır. Eğer kollandığını falan hissetseydik, yani birileri onu korusaydı birçok insan şüphe ederdi. Böyle olduğunda böyle olaylar olduğunda onlara muhabbet artar. Hz. Yusuf’a olduğu gibi. Olay örtbas edilseydi ve hapse girmeseydi Hz. Yusuf işine devam edilebilirdi. Ama öyle olmamıştır. Haksız yere hapse girmiştir ve bu yüzden coşkun sevgimizin nedenlerinden biri O’nun Allah’ın kaderine gösterdiği tevekkül ve sabırdır. Ne kadar güzel Allah’a şükrediyor, kadınların oyununa gelmediği için ve ona karşın hapis karşılığı olmasına rağmen Allah’a şükrediyor. Teşekkür ediyor ve bir nimet olduğunu düşünüyor. Kadının gayr-i meşru ilişkisini reddediyor. Buna karşılık cezaevini istiyor.  Bu âşık alametidir. Yani yoksa ne Ergenekon’un bir gücü vardır, ne Masonluğun gücü vardır. Ne şunun ne bunun gücü vardır. Bunların hepsini yaratan Allah’tır. Hiçbir Mason parmağını bile oynatamaz Allah emretmeden. Kaderinde olanı yapar. Ergenekon örgütünü yaratan da Allah’tır. Onların Müslümanlara yönelik eylemlerini meydana getiren de Allah’tır. O mücadeleler tarih boyunca hepsi Allah tarafından yaratılmıştır. Bunun sonucunda Peygamberler yaratmıştır Allah, Cenneti Mü’minlerle doldurmuştur. Cehennemi de Kâfirlerle doldurmuştur bunun sonucunda. Cehennem daha yok mu der. Şeytandan Allah’a sığınırım. Cehennem de sürekli insan istiyor, Cennet’te insan ister. Cennete gitmenin yolu böyledir. Çile ve zorluklardır ve sabırdır. Cehenneme gitmenin yolu da Allah’ı inkâr hâşâ ve Allah’a karşı mücadeledir. Yani bu iki güç mücadele edecektir. Hz. Âdem’den beri bu mücadele devam ediyor ve Kıyamete kadar da sürecektir.

Allah yardımcınız olsun. Şimdiye kadar birçok davalarla mücadele ettiniz, birçok iftiralara maruz kaldınız. Bunlardan en önemlileri de birilerinin çıkıp; ‘Bizim çocuklarımızı kandırarak bizden ayırdı’ söylentileriydi. Bu konudan kısaca bahsedebilir misiniz?

Bunu iddia eden aileler daha önce, bizleri seven, saygı duyan, bunları mahkemelerde yazılı ve sözlü ifade eden insanlardı. Fakat Masonluğun güdümünde ki odaklar, bu insanlarla bir şekilde irtibata geçtirler. Onları çeşitli vaatlerle ikna ettiler benim anladığım kadarıyla. Bir şekilde ikna edip, tamamen tersine çevirdiler. Hakikaten basının, karşı tarafın, çok iyi kullanabileceği malzeme haline getirdiler. Halen de kullanmaya devam ediyorlar. İşte mahkemenin hemen öncesinde bir anneyi veya bir babayı ağlatıyorlar. Çocuk çıkıyor ben 45 yaşında insanım. Üniversite mezunu aklı başında bir insanım. Ben fikirlerimi istediğim gibi savunma hürriyetine sahibim. Benim ailemle de alıp veremediğim yok diyor. Ama benim inançlarıma, fikrime karşı mücadele etmezlerse, benim onlarla bir alıp veremediğim yok’ diyor adam yahut bayan kardeşimiz, kimse. Ama ben gittiğimde bana saldırıp, inançlarımı engelliyorlarsa, fikirlerime karşı mücadele ediyorlarsa ben o insanlarla beraber olamam diyor.

Yani nasıl ki bir Ateist, Mason, dindar bir insanın yanında rahat edemiyorsa ve onun yanından uzaklaşmak istiyorsa aynı şekilde bir Müslüman’ın yanında dindar bir Müslüman’ın yanında bazı insanlar rahat edemiyor olabilir. Yahut kendisi Müslüman’da olsa inançları tartışıyor olabilir. Mesela bir hakiki Müslüman’la Sabatay’cı bir Müslüman’ın anlaşması mümkün değil, yani çok zordur. Çünkü Sabataycılık apayrı bir felsefe, apayrı bir düşünce tabiî ki çatışır.

Aileleri de benim kanaatim bir şekilde kandırıp ikna ettiler. O belki çok ileride ortaya çıkacak bir gerçek. Yani neyle kandırdıklarını, nasıl ikna ettiklerini şuan bilmiyoruz.
*********************************************************

*********************************************************

Peki, efendim medyada yer alan, sizin talebeleriniz adıyla yer alan insanların çoğunun ailesi, Marksist, Ateist bir yapıya sahip. Bunların hepsi nasıl size denk gelip, hepsi sizin talebeleriniz oluyor?

Mason ve Marksist ailelerin çocukları dine karşı daha ihtiyaçlı oluyorlar. Yani öyle bir ortam da din daha cazip geliyor insana, dine susamış oluyorlar, belki onun etkisi olmuş olabilir. Ama beni seven aileler yüzlerce. Bana karşı olan aileler parmakla sayılır. Yani çok çok az.  Yani yüzlerce ailenin benim lehimde ifadelerini internet sitelerinde görüyorsunuz. Çıkıp televizyonlarda da anlatıyorlar. Yani arkadaşlarımın hepsinin ailesi beni çok sever. Sürekli görüşürüz de. Üç beş kişi aleyhimize olduğuna göre demek ki burada bir anormallik var, demek ki bir ikna edilme var, demek ki bir yönlendirme var. Üstelik daha önce bu aileler bizden yanayken, ani bir dönüş yaptılar. Bu çok manidar. Yani Yargıtay’dan kararın çıkmasından biraz önce bu aileler ayaklandırıldı. Yargıtay kararının çıkmasından bir gün önce bir baba çıkarıldı canhıraş televizyonlarda ağlatıldı, değişik konuşmalar yaptırıldı. Bir kaç gün sonra da Yargıtay açıklaması yaptırıldı. Tabi bunların hepsi bir araya gelince, insan tabi bunun normal bir şey olmadığını düşünüyor. Yani bu kadar tevafuk, yani pek makul değil. Belli ki bir şey var. Olağan üstü bir durum var demektir.

Peki, efendim o ağlayan babayla daha sonra karşılaştınız mı?

Hayır, o kız arkadaş daha sonra evlendi, yani normal kendi evinde barkında bir hayat yaşamaya başladı. Hatta onun annesinin kanser olduğunu, benim arkadaşlarım araştırıp tespit ettiler. İlgilenmiyordu kimse. Eşi de başkası da ilgilenmiyordu. Biz ilgilendik, Amerika’ya gönderdik neticelerini. Olayla yakından ilgilenip, kadına çok ilgi ve şefkat gösterdik. Bunların hepsini o bayan biliyor. Fakat sonradan, ne olduysa oldu, olağan üstü etkilediler ve bu insanları tam tersine çevirdiler.

Efendim birçok kitap bastınız. Bu kitapları piyasa da diğer kitaplardan farkı kitabın iddialı oluşu. Yani hem içeriği bakımından, hem de baskı kalitesi açısından son derece kaliteli kitaplar bastırılıyor. Bu kitaplar ücretsiz dağıtılıyor. Ve medya bunun kaynağını diline doladı. Bu kitapların ve faaliyetlerin finansmanı sizi sevenler tarafından mı karşılanıyor?

Allah kendi yolunda olana yardım eder. Mesela Süleyman’a Hz. Süleyman’a Allah, Hz. Süleyman iş adamı değildi. Ticarette yapmıyordu. Allah ona bol bol sonsuz hazinesinden tecelli etti. Diğeri Hz. İbrahim içinde Allah onu zengin kıldığını söylüyor, Hz. Peygamber’imizi de Allah zengin kılmıştır ayet var.  Mesela Hz. Yusuf’u da Allah çok zengin kıldı. Bu Allah’ın dilemesidir. Eğer insanlar sebebe sarılırsa, samimi olarak Allah’a yaklaşırsa, Allah için mücadele ederse, Allah onların yollarını açar. Benim şahsi malım yok, üzerime kayıtlı hiçbir malım yok. Ama yaptığım hizmet dünya çapında, görüyorsunuz.  Bu imkânı sağlayan Allah’tır. İnsanlar Allah’a inanmadıkları için, Allah’ın böyle yollar açacağına, böyle imkânlar vereceğine, Allah’ın böyle maddi ve manevi yönden de destek olabileceğine pek ihtimal vermiyorlar. Ve sadece sonuca şaşırıyorlar, bu nasıl olur diyorlar. Hayret ediyorlar. Hayret edilecek bir şey yok. Tabi hayret ederiz. Allah’ın sanatına, mucizesine hayret ederiz. Ama Allah’ın dışında bir hayretimiz olmaz. Sadece Allah’ın sanatının mükemmelliğine hayret ederiz. Yani mesela arkadaşlarıma Allah bereket veriyor, imkân veriyor, yayınevine Allah bereket veriyor, imkân veriyor ve çok güzel hizmetler veriyorlar. Maddi yönden acaba bir şey var mı? Diye merek etmişlerdi o zamanlar, e devletin bütün kurumları geldi araştırma yaptı. Evlerimiz didik didik arandı. Cüzdanlarımızın astarlarına kadar baktılar, yani her yeri aradılar. Sonra devletin verdiği rapor, ‘tertemiz dediler’ tapu gibi devletin raporları var. Evlerimizin döşemelerinin altına kadar baktılar. Her yeri araştırdılar, daha bunun üstüne ne denir yani?

Efendim yine okuyucularımızın merak ettiği soru da Harun Yahya’nın ilmi çalışmaları ne durumdadır, Yeni bir çalışma mevcut mudur? Yani batıyı bu sefer hangi silahla vuracak?

(Gülümseyerek) Benim özelliğim yekten sürpriz yapmamdır.Yani bir sessizlik dönemim olur benim. Herkes bilir ki çok büyük bicşey olacak. Ve genellikle olur da Maşallah, Allaha hamdolsun. Tabi şuan çok etkileyici gene gündemi sarsacak eserler hazırlıyorum. Yine kitap çalışmalarım var. Bir kısmı sürprizdir onları söylemem. Ama bir kısmını söylememde bir mahsur yok…

Nelerdir efendim?

İmani kitaplar var yine hazırladığım. Darwinizmle ilgili kitaplara destek olacak şekilde bir zamanlar materyalizm var.. Onu hazırlıyorum şuan o da çok etkili güzel bir eser. Ama gene masonlukla ilgili var. Ergenekon Marksist yapılanması ile ilgili var. Onlarla ilgili var evet.

Ne kadar zaman alır efendim? Özellikle Ergenekon yapılanması ile ilgili…

Birkaç ayı bulur diye tahmin ediyorum. Çünkü bu yaşadıklarımızdan dolayı ona vakit ayıramadık. Ama bir hayli gündemi sarsar diye düşünüyorum inşallah.

Özellikle Ergenekon Marksist yapılanması ile ilgili kitap gündeme oturacak gibi görünüyor. Allah yardımcınız olsun… Efendim yine bir soru da bir dönem Harun Yahya ismiyle ki Halen kitaplarda o şekilde çıkıyor. Sonra Adnan Oktar ismini kullanmaya kendi ismini kullanmaya başladı ve ondan sonra davalar gelmeye başladı zaten. Neden efendim isminizi açığa çıkardınız?…

(Yine gülümseyerek) Yiğit olan diyor döne döne dövüşür diyor… Tabiî ki öyle. Er meydanına girdiysek yara alacağız yani bu çok normal. Savaşa giren yara almayı da kabul edecek, şehid olmayı da kabul edecek. Hapsi de kabul edecek. Ama biz etrafımıza sevgi sunacağız, şefkat ve dostluk sunacağız. Yöntemlerimiz Yunus Emre gibi; Dövene elsiz, sövene de dilsiz. Hatta hz. İsa gibi sağ yanağımıza vururlarsa sol yanağımızı çevireceğiz… Yani yöntem bu. Ama karşımızdaki güç hodri meydan; istediğini yapabilir. Komplo da kurabilir, oyunlar kurabilir. Diğer peygamberler de söylüyor Kur’an da biliyorsunuz. Ellerinden geleni ardınıza koymayın diyor. Biz de diyoruz Ellerinden geleni artlarına koymasınlar… Ama biz onlara her zaman kardeşçe dostça ve akıllıca yaklaşacağız. İntikam duygusu ile değil. Şefkatle bilimsel, ilmi ve akıllıca ve mantıklı olarak doğruları anlatmaya devam edeceğiz. Ayette diyor Allah, (Şeytandan Allaha sığınırım) Sana kötülük yapana sen iyilikle karşılık verdiğinde sana dost olduğunu görürsün diyor bir süre sonra… Yani Israrla iyilikte devam edeceğiz. Benim ruhumda hiçbir zaman için intikam düşüncesi olmaz. Kin olmaz nefret olmaz. Her zaman akılcı ve bağışlayıcı, acıyarak yaklaşırım. Ve akılcılık delillere dayandırmak ve her şeyin üzerinde Kur’an’ a dayandırarak hazırlıyorum eserlerimi.

Efendim isim değişikliğiniz…

Harun Yahya çok anlaşılamıyordu, kim bu Harun Yahya diyorlardı; Ben de ‘benim’ dedim.

Türkiye’yi şuanda nasıl görüyorsunuz? Gidişat olarak…

Şahane baya güzel maşaallah gidişat. Eğer bu hızla giderse benim kanaatim 2014ler 2017ler muhteşem olacak gibi görünüyor. Türk İslam aleminin inşallah lideri olacağız. Türkiye süper devlet olacak, Ortadoğu balkanların en büyük devleti olacağız inşallah. İslam aleminin lider devleti olacağız inşallah. Süper devlet olma yönündeyiz inşallah. Ve bütün bu zulüm kargaşa anarşi terör ortadan kalkacak. Ve dünyaya çok ideal bir medeniyet sunacağız. Avrupa medeniyeti de şaşır kalacak, Çin medeniyeti de Rus medeniyeti de şaşıp kalacak. Amerika da Çin de Rusya da bu ittifakın içerisine girmeye çalışacak inşaallah.

Ama şu anda bir ateş çemberinin ortasındayız. Komşularımızın hepsinde bombalar patlıyor. Bunlar olurken Türkiye’nin dediğiniz hedeflere varması nasıl olacak efendim?

İşte doğum sancısı. Zaten böyle bir şey yoksa bir hareketlenme de yoktur. Bu kadar şiddetli bir hareket varsa zaten olağanüstülük var demektir. O onun alametidir zaten. Bir yerde hareket varsa orada bereket vardır inşaallah. Yani Filistin’in daha önceki konumunu bir düşünün Hep sosyalisti hep solcu hep meteryalisttiler. Ama şuan tekbir nidaları yükseliyor. Müthiş bir Allah sevgisi ve coşkusu oluştu. Irak böyle miydi? Sosyalistti, marksistti, stalinistti, her yer Marksist kaynıyordu aşağı yukarı bak şuan her yer dindar kaynıyor. Rahmet olan yönü bizim için önemli inşaallah.

Efendim Türkiye gençliğine mesajınız nedir? Gençliğimizde şuanda  bir manevi çöküntüden bahsediliyor. Sizin Adnan Oktar olarak veya Harun Yahya olarak onlara tavsiyeniz nedir?

Manevi çöküntü değil, Manevi müthiş bir yükseliş var. % 90 lara çıktı Darvinizme inanmayanların sayısı… 1970 lerde tam tersiydi inanmayan yok gibiydi. Hatta dindarlar da inanıyordu. Büyük bir bölümü inanıyordu Darvinizme. Şu an parmakla sayılıyor Darvinizme inananlar. Çok muazzam bir değişme oldu. Bakınız muhafazakar mukaddesatçı sağ partilerde oy oranı da arttı… Hatta CHP bile bakın DİN BİZİM, diyorlar! Yani ilk defa duyuyorum ben CHP tarihinde böyle bir sözü. Aşk ve muhabbet var o sözde. Deniz Baykal torunlarını alıp camiye gidiyor. Yani bunlar çok hayati değişikliklerdir. Çok büyük şeyler oldu Türkiyede. Artık sol da dindar oldu Türkiye’de… Yani eskiden sağ dindardı şimdi sol da dindar oldu! Yani kardeşlik, sevgi tam bir hakim olma görünümünde şuan Türkiye’de.
Gençlere mesajım, Birbirlerini çok sevsinler, kardeşliği pekiştirsinler, kendilerine düşman olanlara yine sevgiyle karşılık versinler. Özellikle cemaatçilik mezhepçilik falan bu tip şeylerden meydana gelen suni ayrımlardan kaçınsınlar… Güzelliği takviye eden şeyler olur bunlar inşaallah.

Efendim eklemek istediğiniz son bir şey var mı?

Tüm kardeşlerime herkese selamlarımı saygılarımı iletiyorum. İnşallah güzel yarınlara gidiyoruz. Hocamız dediydi dersiniz. Onun için şimdiden söylüyorum. 2014 lerde de beraber olacağız, 2017 lerde de beraber olacağız. Hocam diyeceksiniz demiştiniz. Maşallah, Hayret, Süphanallah dediğiniz çıktı diyeceksiniz.

Biz 2014 e randevu alıyoruz o zaman hocam inşallah.
(Gülümseyerek) Evet evelallah.

Efendim çok teşekkür ediyoruz. Allah razıolsun.
Ben de sizlerden memnun oldum. Ben teşekkür ederim.

 



 YORUMLAR
sadakna / 6/23/2008 7:38:14 PM
veselam. bu zat hakkında çok şeyler duyuldu, doğru ya da yanlış yorumlar yapıldı. Ama yaptıklarına ya da sebep olduklarına bakıldığında takdir edilmesi gerekir kanımca.

mason ve ateist ailelerin çocuklarına başka bir dünya sunup, İslam'a çekiyor, dinimize faydalı bireyler haline getiriyor Allah'ın izniyle. Bunun ne kadar güzel bir tebliğ ve icraat olduğunun farkında değil misiniz Allah aşkına?

Yaptıklarına bakalım, nifak sokmayalım. Rabbim razı olsun

irşad vazifesine devam edenlerden


ali kamil / 6/3/2008 3:53:44 PM
u adam bence akıllanmaz. Birilerinin elinde maşa olmuş haberi yok. Kendini mehdi zanneden bi zavallı gibime geliyo. Ama bunun gibi çok mehdi var. Saidi nursinin yazdıklarını çok değerli bulmuş ki hep ondan bahseder durur. Ama hocasıda kabalacıydı bunun. Planı önceden yapılmış siyonizm kökenli bir evanjelik projenin günümüzdeki uzantısı olarak değerlendiriyorum bu adnan oktarı. Gökten isa gelip benim cemaate girecek diye bekliyor ama çok beklersin.


hakan / 5/22/2008 2:46:39 AM
harun yayhyayi bizim okulda dinle ilgisi olan herkes taniyor ben usanin buffalo sehrinde bir liseye gidiyorum .bazi arkadaslar cok seviyor yahudi hocalar kendisini sevmiyor .ama ben de seviyorum .buralarda darvini otobus duraklarina asilan panolarla tanitiyor bazi jewish komunitiler.


mhakan / 5/19/2008 3:27:33 AM
ikri önder başka.onlar nefsleri hevaları kendilerine güzel gösterilenlerden baskaları degildir.dinimizde entiliqans sınıfı yoktur.sitemizin itikadı maturidi ehli sünnet oldugu izlenimiz devam etsinmi etmesinmi...


K.K / 5/18/2008 12:02:44 PM
ir zamanlar islami çevrelerin ve islami medyanın "öcü" diye baktığı Adnan Oktar'a son yıllarda duyulan ilgi acaba niye? Kurduğu yapılanma nedeniyle islami çevrelerde her zaman eleştirilen, islamcı gazetelerin patronları tarafından gazetelerde haberlerine yer verilmeyen Adnan Oktar, son yıllarda "yıldız" oldu.

2000 yılından önce çalıştığım islamcı gazetelerde BAV ve Harun Yahya'nın yazı dizilerini yayınlatmak için, gazetelere Adnan Oktar'ın adamları sürekli gelir giderdi. O zamanlar fazla itibar görmeyen bu kişiler, daha sonra Adnan Oktar'ın talimatıyla, islamcı gazetelere Harun Yahya'nın kitap ve video CD lerinin reklamlarını vermeye başlayınca, Adnan Oktar'a bu gazetelerin kapıları açılmaya başladı.

Gazeteler için Adnan Oktar artık hatırı sayılır bir müşteri idi. Gönderdiği tüm yazılar gazetelerde sorunsuz yayınlanmaya başladı.

Daha sonra Vakit gibi bazı gazetelerin, bazı köşe yazarları (A.Kekeç vs...) Adnan Oktar'ın Silivri'deki villasında ağırlanmaya başlayınca, BAV ve Adnan Oktar adeta kahraman ilan edildi.

Bir de unutmadan: Yukarıdaki yazıda Ergenekon hakkında konuşan Adnan Oktar, sanırım 1999 yılında General Veli Küçük ile yaptığı görüşmeyi ve görüşme neticesindeki mutabakatı unutuyor.


cavit savcı / 5/18/2008 1:49:06 PM
rkadaşlar, adnan oktar denen adam, batıda yazılmış yaradılışçılık kitaplarını birebir çevirerek, ufak eklemeler yaparak yayınlayan bir zattan başkası değildir. ne demek darwinizmi tek başına çökertmek. lütfen dezenformasyona alet olmasın bu site. zaten fazla site kalmadı takip ettiğimiz, sizden de vazgeçmek zorunda kalmayalım.




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Ceyhan Mumcu'dan Şok Açıklamalar!
  İçimizdeki Gladionun Beyni
  H. Hüseyin Ceylan İlk Kez Konuştu
  Şamil Tayyar 1 Numarayı Açıkladı
  TSK'nın Beni Yıpratma Görevi
  Cipslere 'Mide Kanseri Yapar’ yazılmalı!
  30 yıl sonra Başörtüsünü Çıkardı
  Kraliçe Elızabeth'in Heyetindeki Esrarengiz Adam Kim?
  Bio-Korsanların Türk Toprağı'nda Gözü Var!
  Scientology Tarikatının İç Yüzü

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi