netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
21 August 2008 Thursday
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netapno.com  -  - Friday, June 13, 2008 - 00:00:00  
Münir Derman'dan Sohbetler -İslam  ve  Edeb-

  

Güzel resim yapamam ama kelimelerden bir resim yapacağım. Bunu seyrederseniz İslâm'ın ne olduğunu anlarsınız. Nur yüzlü, alnı açık, tertemiz, her türlü illet ve hastalıktan salim, kalbinde Nuru Muhammedi bulunan 35-40 yaşlarında kâmil bir insanı gözünüzün önüne getiriniz.Bu zeki gencin yanına, saçları beyazlamış nurani yüzü ile ihtiyarlık nüshasını koyunuz. Bu ikisinin arasına harikulâde sevimli, helâl süt emmiş güzelim çocukluk nüshasını ilâve ediniz. Üçünü el ele veriniz.

Çocukluk. Gençlik, ihtiyarlık. Bu üç çağın hepsi birden hakiki İslâm tipidir. Şimdi bu insanı Nur-u Resulullah ile yıkayınız, içini Allah ile doldurunuz, işte ahseni takvim yaratılan insanın portresi budur. Bu insanla biraz konuşalım. Bu insan yalan bilmez, gıybet yapmaz, hasedi yoktur. Ölümden korkmaz, herkese kardeş nazarı ile bakar.Hayvanlara kadar şefkat gösterir. Hiddet bilmez. Sabır kanaat zırhına bürünmüştür. Bu gibi insanlar ruh fatihleridir.Bunların iki büklüm hallerine, sarı benizlerine, derin tevazularına rağmen, onları insanlar üstüne çıkaran kuvvet at şeklindedir. Fakat bu at göze görünmez. Bu atın timsali Resulü illiyine götüren buraktır. Bu ata binmeğe namzet olan, niçin, neden olduğunu lâkırdılarını da bilmez. Bunları bir sürü boş lâflarla izaha kalkmaz. Kader başa geldiği zaman, gönderene kafa tutmaz. Bildiği tek bir şey vardır: Başım üstüne hoş geldin, sefalar getirdin. Bu gibilerin ibadetlerinde riya, bütün işlerinde yalan, midelerinde haram Kat'iyyen yoktur. Böyle bir kimseyi kimse ürkütemez, Korkutamaz, sarsamaz. Hatta ne cin taifesi ne de insan, ne yer haşeresi, ne de yırtıcı hayvan. Hiç bir mahluk ona dokunamaz. Bu yolda yürüyenlerde kat'iyyen yalan yoktur. Bunlardan ne denizdeki balık, ne de uçan kuş bile kaçmaz. Sokulur yanına kırk yıllık dostmuş gibi.Bu gibi insanlar felâket karşısında bir anlık sabırları için Veli olmuşlardır.

 

Bu günün dünyasında müslümanın dostu Allah ile aynı sayıdadır.Bu ismi sedef içinde inci gibi sakla. Bir damla su bir şey ifade etmez. Fakat bir kaya kovuğuna girip dönerse kayayı çatlatır. Buhar olursa bir gemiyi yürütür. Hakiki iman sahiplerinin sözünden, işinden, işaretinden sakınmak gerek. Çünki onlar Hakla konuşur Hak'la hareket ederler. Sözleri kâinatı yerinden oynatır. Küçük bir yüz buruşturması insanı ömür boyunca süründürür.Böyle insan bir bakışla ucan kuşu yere serer. Sözü ile kitleleri coşturur.İnkâr yoluna sapanın ömrünü harabeden bir veliyi düşün. Hele bir Allah dostunu an. Belki uzaktan kulağına bir ses gelir. Belki ruha ilâhi bir nefes erişir. Belki gönül gönüle nur âleminde bir pencere açılır. Bilinmez. Olur ki bir an sonra sen de bir Allah dostu olursun. İçinde Allah zikredilen ev diri. Allah zikr olunmayan ev ölü gibidir buyurmuştur Resulullah. Bu dünya fanidir. Bekası Allah rızasıdır. Baki kalacak Allah  muhabbetidir.Geçen günlere, maziye sahip çıkamazsın. İstikbal malûm değil,halinden memnun ol.Dünyada küfrün, zulmün neticesi yoktur.En keskin ateşin sonu küldür.

 

Bu dünya bu âlem dayanma pazarıdır. Darılma pazarı değil.Allah'ın mahlûkatına hakaret nazarı ile bakma, kimseye noksan nazarı ile bakma. Baktıklarına merhametle bak.Kimseye dünya için tevazu etme. tevazünüz Allah için olsun.Muhammed'in güneşine karşı kalp pencereni açık tut, kapama, karanlıkta kalırsın.İyi insanların duasını al. Şüphede olma ayık ol Bu sözleri ölüm anına bırakmayınız. Kıldığın namazda huzur bulamıyorsan bunda haram lokmanın payı çoktur.İlâhi mıknatıs her insanı çeker yeter ki sen çekilecek nesne ol. İçin riya, haset, dedikodu, haram ile dolu olursa, mıknatıs her an mevcut fakat sen çekilme hassanı kaybettin demektir. Kabul edilmez değil, Allah'ın huzuruna bu şekilde kabul edilemezsin.

Cesedin utandığı için senin haberin olmadan götürmüyor demektir, işte bu anlaşamamazlığın içindeki  boşluk şeytan dediğindir.Allah'ı ananların yanına şeytan sokulmaz. Abdestli olanın yanına yaklaşamaz. Kabahatleri; gafletleri başkasına yükleme. Allah, kulum yine utanmasın diye belki tövbe edip kendini yıkar diye, büyük hayasından dolayı araya şeytanı sokar. Temizlendikten sonra gelsin diye... Şeytan zaten uzak kalmışların simdir. Uzak kalmak: Yanaşma edep ve temizliğine henüz varmamış olmandandır. Kul Allah'dan razı olmalıdır.Allah kulundan daima razıdır. Doğruyu bulma arzusu arttıkça gaflet azalır. Bunun içindir ki ibadetlerde uyku azalır. Meleklerde bundan dolayı uyku yoktur. Uyku gaflettendir ve bir noksandır. Hayır işler ayık ve uyanık olmadadır. Şer işler gaflette toplanmıştır.Zahiri uykudan kurtulmak için az yemeli, az içmeli, çok yeme içende de uyku çoktur. Çok yiyenler rahat ibadet yapamazlar. Oruca dayanamazlar.Bilhassa haram yiyenler tam gaflet içindedirler. Haramın azı da çok sayılır.Kısmette olmayan bir şeyin ardına düşmek büyük bir yüktür, dünya azabı da budur.En büyük dert, imkânsız şeylerle uğraşmaktır. Kısmetine yazılı bir şeyi istemek de ayrı bir görgüsüzlüktür, daha doğrusu hırstır, ibadet ve kulluk yönünden incelenecek olursa buna şirk demek de olur. İhlâs sahibi kulluk hakkını ödemeye bakar, ötesini efendisine bırakır. Bir kimsenin kalbinde yalnız maddi taraf varsa o, zahit değildir. Belâ gelince sızlanmak, zarar görünce ağlamak hafif bir musibet karşısında kızmak, bunların içinde nefsin isteği gizlidir. Bunların hepsi insanı dünyaya bağlar. Bu bağlanış ölmeyeceğim der gibi haldir. Bu halin değeri bir nohut kadar bile olsa, dünya sevgisini gönülden sökmek lâzımdır. Asıl rahatlık bundan sonra başlar... Kalbinden sıkıntı kalkar. Dertlerin hepsi dünyayı sevmekle başlar. Yaşlandıkça zevk azalır, insanlar bunu hisseder, o zaman ibadete kendini verir. Dünya sıkıntısı çoğaldıkça, Allah'a karşı bir perde çıkar. Ahiret nimetlerini de kalbinden çıkaracaksın. Allah rızasını istiyorsan, yaptığın amelin öbür âlemde mükâfatını istemeyeceksin. Yapılan işlerin neticesi mükâfatsız kalmaz. Bu halde onları düşünmek kibir olur. Acaba olur mu sözünde şüphe gizlidir, işte bu nokta da huzur ile azap yolunun kavşak noktasıdır. Bu noktada milyonlarca insan yuvarlanır gider. Allah'ın âdeti budur. Nefse uyarak yenilenler haramdır. Kur'an ve hadise göre mubahtır. Haram ile helâl arasında kalanların ne işlenmesinde sevap, ne terkinde azap vardır.

Emirle olur bunlar. Herhangi bir iş yapmak için ruhi bir emir beklerler. Fakat bu herkeste olmaz. Yalnız Velilerde olur. Burada emir, işaret beklemek yoktur, iradeden soyunmuşlardır. Kadere tabi insanlardır.Allah'ın fazl ve ihsanı ile iş görürler. Kendi şahısları için ne iyilik düşünürler, ne kötülük. Bunları kader eli çevirir. Kader yardımlarına koşar. Bu büyük bir iştir. Sözle anlatılmasına imkân yoktur.

Bunların zamanları, halleri çok gariptir. Bazen ağırlık duyarlar, bağırırlar. Fakirlik zenginlik bunlar için bir mesele değildir.Bazen de dillenirler, ömürleri çok garip hadiselerle doludur. Allah kutsiyetlerini artırsın onların...Bunlar Salihlerdir. Bunların bir kısmı vardır tamamıyla kapalıdır. Onları veliler bile anlayamazlar, örtülüdür. Allahdan başka kimse onları bilemez. Allahdan ona bir meslek nasip edilmiştir., onun içine kendini  gizlemiştir. Sen ben gibi cemiyet içinde yaşarlar.Kimseye hor gözle bakma... Burada sözle söylenmesi gerekmeyen kokular vardır, kokular vardır...Allah her şeye kadirdir ayetini hatırla, bütün manevi haller saklıdır.Allah dostu bunları saklamaya mecburdur. Saklanması lâzım gelen şeylere (gabıs) denir. Kaderle hareket ederse (bast) serbest halidir. Kerameti saklamak zorundadır. Kaderde saklayacak bir şey yoktur. Olacak iş kendiliğindeni olur. tradei ilâhiyeye râci ve tabi hareket eden bir kimsenin kaderden haberi yoktur.Kendinden bir keramet çıkarsa farkında değildir. Bunu da saklayacak. Çünki iyi görünenin sonu fena olabilir.Veli Allah'ın himayesindedir. Şeytan ona yaklaşamaz, meclisine bile gelemez. Onun yanında en korkunç ve tehlikeli zamanlarda sen de bulunursan onun görülmeyen ilâhi muhafaza şemsiyesi altına girmiş olursun.

 

Eğer bir derdin varsa, Allah istemedikten sonra kimse şifa veremez. Derdi Allah verdi şifayı kul verir deme. Derdi veren Allah Şifa sebebini de veren odur.Onlar Hak'ka koşan kimselerdir. O'nun mülküne ortak yoktur, Onun izni olmadan iyilik ve kötülük olmaz. Zorla sabır iyi bir şey değildir. Sabırlı olmak lâzımdır. Şer geldi ama, sen bunun Allah'tan geldiğini bildin, bildiğin halde edep göster üzerine al. O'na yükleme. Gizle."Ben nefsime zulmettim" dedi Hz. Âdem. Al. Ona yükleme gizle. Hz.Adem şeytanın Allah tarafından kendini kandırılmaya gönderildiğini bildiği halde, Allah'ın bu hikmetini sakladı. Bu işi kendi üzerine aldı. Ben nefsime zulmettim dedi. Ve onun için duası kabul olup, cennete namzet seçildi. Bir vücut için kalp ne ise, iman sahibi için de sabır odur. "Sabır imanın hepsidir" buyurmuştur, Resulullah.. Şükür, nimeti saklama kabıdır. Mü'min Allah'ın emirlerine göre hareket eder. Veli, Fenafîllah kadere uyarak hareket eder, kader kudret eliyle hareket eder, haberi yoktur.Allah Gayyurdur. Kulun kendinden başkasını sevmesini istemez. Çok dikkatli olmak gerek. Duan kabul olmadı diye Allah'a mı darılacaksın. Dua edin vereyim diyor, sonra de vermiyor. Bu sözler hatâdır. Allah kimseye zulmetmez. Bütün mülk O'nundur. Zulmü ancak başkasının hakkına tecavüz vâki oluncadır. Dua kibri kırar. Kabul olunmazsa kaderinde yok demektir. Ahiretde başka mükâfatlar verilir... Sen kaderinde olup olmadığını bilemezsin. Kalp gözün açıldı mı fazilet kapılarını baş gözüyle görmeye başlarsın. O  zaman baş gözün maddi göz değil, kalp gözündür. Yakın nurudur. Bu nur iç âlem parladıktan sonra dışa vurur. Bu sözler onun tam bir Veli olduğunun delili sayılır. Kendiliğinden konuşmaz. Bir tecelli almıştır. Kaderle hareket eder. Gönlü gözü tok olan Allah yolunun yolcuları ile sohbete devam et. Onlara karşı mütevazı' ol. Fakirle sohbet et Allah dostlarına hizmet et Senden aşağıları ile çekişme, küçük düşersin. Üstün kimselerle uğraşma gücünü boş yere sarfetmiş olursun. Kendin gibilerle itişme mağrur sayılırsın. Hatâ etmek bir şey değildir. Hatâ ettiğini unutmak kötüdür. Haset insanı kötülüğe değil, iyileri kötülemeye götürür. Kuvvetin zayıflıktan çok desteğe ihtiyacı vardır.Tüy zayıftır. Uzun zaman düşmeden havada kalır.

 

Dededen intikal etmiş nelerimiz varsa hepsini istihfaf etmek, cahil devrimcilerle, batıcılarımız için adetâ bir kanun hükmünü almıştır. Dedelerimiz 9. ve 10. asırlarda islâmiyeti kabul ettiklerine göre Türk'ün islâmlığı bin seneyi geçmiyor demektir. Dedelerimizin canını feda ettiği dine bugün birçok sapıklar çöl dini, Aziz Kur'anı Kerim'e çöl kanunu diyerek, çöldeki yaşayan hayvanları bile utandıracak bir dereceye düşmektedirler.Bunları söyleyen cahil garp hayvanlarıdır. Beni Adem, Ademoğulları, Nas, insan cinsi insanlardır.Alemler bütün beşeriyet olarak Kur'anda zikredilir şeklinde insanlıktan bahsedilmektedir. İslâmiyette renk, ırk ve millet farkı olmamasının sebebi de her şeyden evvel onun alemşümul bir din olmasındandır. "Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik" Bütün Kur'anı Kerim'de konuşan Allah'tır. Peygamber efendimiz ise vahyin tebliğine vasıta olmuştur. On dört asır geçmiş olmasına rağmen hazreti Resul zamanımızda günün adamıdır.İnsan ayet okuduğu zaman kendisi konuşmuyor. Dikkat edin. Allah konuşuyor. Vahiy makinesi olursun. Resulullah yerine geçiyorsun. Bu lakırdılardan anlayanların ne kadar temiz ve ne kadar büyük bir edep içinde olmaları lâzım geldiğini düşününüz. Bu sıraya girmek için size islâmi bir hikâye anlatacağım: Hikâyenin ismini de sözüm biterken söyleyeceğim... Küçük çocuk henüz yaradana karşı gelmemiştir. Çocuğa hürmet et. Büyük için de bu benden yaşlıdır., benden daha çok ibadet etmiştir...Âlimi görürsen bu alimdir. Benim bilmediğimi biliyor, bana verilmeyen ona verilmiştir. Onun bildiğini ben bilmiyorum. Cahili görürsen, o bilmeyerek günah işliyor, ben bilerek yapıyorum. Kâhinle konuşursan belki dine gelir, imanlı olur. Belki ben de günahlarımın yüzünden imansız gidebilirim.  Sonumuzun ne olduğu bilinmez. İşte bu tevazu denilen haslettir. Birçokları tevazu içinde olduklarını sanırlar. Ama onları islâm laboratuarında tahlil ederseniz, hepsinin hayırsız dalkavuk oldukları meydana çıkar. Hikâyenin ismi islâm tevazuudur.

 

*Yukarıdaki yazı,Münir Derman'ın "Yazılmamış sırların ilki yazılacak sırların sonu (3)" isimli kitabından alınmıştır.

 

erolelmas@gmail.com

 

 



 YORUMLAR
selam selam / 6/14/2008 2:18:03 AM
llahu Teala bu konuyu yazandan ve bu sitede yayinlayan kardeslerimizden binbir defa razi olsun




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Fetih Suresi'yle Gelen Hidayet
  Estağfırullah Demek
  Miraç Gecesinin Mana ve Önemi
  Hacı Ahmed Kayhan Dede - Sevginin Sırrı-
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kandil-
  Derman Dediğin Derdin Kendisidir...
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kibir-
  Bir Allah Dostu:''Köpekçi Hasan Baba''
  Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi HZ. Kimdir?
  Karyağdı Hatun

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi