netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
21 August 2008 Thursday
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netapno.com  -  - Wednesday, June 18, 2008 - 00:00:00  
Karyağdı Hatun

  

Ankara'da  Ulus'tan Kızılay yönüne doğru giderken sol tarafta ,Opera Meydan'ında  kendi adıyla anılan  türbesinde yatmakta olan kişi, on beşinci yüzyılın ortalarında yaşamış olan Karyağdı Hatun'dur. (Bazı araştırmacılar bu kişinin gerçek isminin Şehriban Ana olduğunu söylerler)

Karyağdı Hatun'un hikayesine gelince; Ankara'nın en güzel kızlarından biri al duvak takınıp gelin olmuş.Vardığı genç yağız yakışıklı bir Ankara efesi, kadir-kıymet bilir bir kişiymiş. Birbirlerini pek sevmişler, pek anlaşmışlar. Gel zaman git zaman aradan vakitler geçmiş, gelin kızın al duvağı solmadan kaynata, kaynana başlamışlar tazenin yüzüne bakmaya...

 Bir torun istiyorlar, gelin gibi elâ gözlü, oğul gibi çatık kaşlı, koç yiğit, nur topu bir torun!. Günün birinde evin yaşlıları gelin kızın betine benzine bakmışlar da işi anlayıvermişler; Allah izni, pirler himmeti ile gelin hanım hamileymiş meğer! Eh! aş ermek kadın töresinde haktır, helaldir, ayıplayanın başına tez gelir. Bizim gelinde aş eriyor diye kimse ayıplamaz. Ayıplamaz ama yavrucak öyle bir şeye aş erer ki bulup buluşturmak müşkülün müşkülü. Çünkü taze gelin, ağustos ayında kar ister. Herkes yayla güneşinde buram buram terlerken o, ortalığa yağan lapa lapa kar rüyaları görür…

 Gecenin ortasında içini bir ateş basar dudakları suya hasret kalan bozkır toprağı gibi şahrem şahrem yarılır. Kızcağız kâh ağlar sızıldanır, kâh utanır, susar. Ama onunla birlikte kocası da yanar yakılır. Elinden gelen olsa esirgemeyecek, dağları devirecek. Kar bu; yola bele dayanmaz ki... Gidip uzaklardan getire. O zaman şimdiki gibi kolaylıklarda yok , ne buz dolapları, ne de insanı bir iklimden diğerine götürecek uçaklar. Kadıncağız, bir an gelmiş dayanamaz olmuş.

Herkesin mışıl mışıl uykuya vardığı bir sıra bahçeye çıkıp hem ağlamış hem istemiş: "Allahım" demiş; Her şey senin elinde! Sen, ol deyince gökyüzünden karda yağar, nur da yağar! Ver Allahım! lâpa lâpa kar ver, avuç avuç kar yiyeyim, içimin şu bitmez yangını sönsün.Allahım! Allahım! Kar ver Allahım! Bu an hacet kapılarının açık olduğu mutlu bir an mıydı? Yoksa gelinin yanık sesi hacet kapılarını ardına mı dayadı, kim bilir?! Bazı işler Allah ile kul arasında sırdır, ne olmuşsa olmuş işte, lâpa lâpa kar yağmaya başlamış. Tam gelinin rüyasında gördüğü gibi! Yerler bembeyaz olmuş "Kar geliyor, nur geliyor" diye sevinçten iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan hatun, avuçlarını açar ığıl ığıl inen karları şahrem şahrem dudaklarına götürürmüş. Kar yağmış, gelin yemiş, ta... gün ağarıncaya kadar.

 Ertesi sabah Ankara'yı bembeyaz karlar içinde görenler büyük bir şaşkınlığa uğramışlar ama , Allah'a sözünü geçiren gelinin hikâyesi de çabucak ortalığa yayılıvermiş. Hikâyesi diyoruz çünkü gelinimiz hastadır. Yediği kar ona dokunmuş, yatağa düşmüştür. Kaynanası, kenarı pullu duvağı torununun beşiğine örtmeyi arzuluyordu ama gelinin tabutuna örtmek nasipmiş. Türbedar nine  der ki:" Türbenin üstüne her gece , cümlenin derin uykulara vardığı saatlerde bir şey yağar; kar mı yağar , nur mu yağar bilmem artık, yere düşmeden kaybolur gider."

TÜRBESİ

Sekizgen planlı, kubbeli bir türbedir. Duvarlarında bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla ile örülmüştür. Taşların arasına da dikey birer tuğla konulmuştur. Cephelerin beşinde, kesme taş çerçeveli, sağır sivri kemerli birer alt pencere vardır. Bir sıra taş, üç sıra tuğla ile örülen kemerlerin aynalıkları tuğladır. Pencereler lokmalı demir parmaklıklıdır.
Yedi cephede hemen sağır kemerlerin üzerinde bulunan, yuvarlak, tuğla kemerli , küçük üst pencereler alçı şebekelidir. Güneydeki sağır cephelerin içersinde birer mihrabiye ve niş vardır. Duvarlar iki sıra kurt dişi ile sona erer. Kubbesi kurşun kaplıdır.
Bir çok kez onarılmış olmasına rağmen kurşunları kısmen dökülmüş ve kubbesi çatlamış durumdadır. Türbenin kapısı doğudadır. Kapının eşik ve şöveleri yekpare taştandır. Üstte dilimli taşlarla örülü sivri bir kemerin içinde dikdörtgen bir mermere yazılmış kitabenin altında basık kemerli giriş kapısı yer almaktadır.


Kapının üzerindeki yazıt;


“Ah vaveyla ki Cellad Felek – Hake saldı, bu gül-ü nazikteri –
Ravzasısı ravzai huld berin – Merkadin pür nur eyle ya gani –
Cennetinden kabrine ruzenler aç – Rahmin ile bula daim ruşeni –
Erdi hatiften de anın tarihi – Cilvegahı ola cennet gülşeni – sene 985”

olarak okunmaktadır.

Yazıttan H.985 (1577/1578) de yapıldığı anlaşılmaktadır.
Türbenin içinde bir sanduka vardır.İçten yüksek bir kubbesi, küçük bir kapısı vardır.

 

 



 YORUMLAR


 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Fetih Suresi'yle Gelen Hidayet
  Estağfırullah Demek
  Miraç Gecesinin Mana ve Önemi
  Hacı Ahmed Kayhan Dede - Sevginin Sırrı-
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kandil-
  Derman Dediğin Derdin Kendisidir...
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kibir-
  Bir Allah Dostu:''Köpekçi Hasan Baba''
  Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi HZ. Kimdir?
  Nalıncı Baba

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi