netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
21 August 2008 Thursday
 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:NETPANO.COM ÖZEL  
netapno.com  -  - Saturday, July 05, 2008 - 00:00:00  
Hacı Ahmed Kayhan Dede  - Sevginin Sırrı-

 Böylece bütün benliği Hak sevgisi kaplamış ve o kimse artık, sevgiden ibaret olmuştur. Artık o her şeyi, her şey de onu sever olmuştur.

Bu nedenle o kimse, Cenab-ı Hakkın dostluk, intibak ve esenlik sıfatları ile sıfatlanıp, haslar (seçkinler) zümresine girmiştir. Artık o insanın her iki dünyada da yeri cennet, makamı ise, sefa ve dostluktur.

İslamiyet, sekiz esasa dayalıdır. Bunlara “sekiz cennet kapısı” denir. Ayrıca divanlarda, “sekiz uçmak” diye de anılır:

 1. Merhamet ve şefkat,                      5. Sabretmek, 
2. Doğruluk,                                         6. Sır tutmak, 
3. Sadakat,                                           7. Fakirliğini ve acizliğini bilmek, 
4. Cömertlik,                                         8. Rabbine şükretmek.

İşte bunlar olmadan, her iki dünyada da huzur, mutluluk ve cennet olmaz.

Bu güzel huylarla huylanan ve benliğine maleden bir insan, gereği gibi bir müslüman ve Resulüne layık bir insan demektir. Çünkü bu güzel huy ve ahlâklar, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Allah’ın Selamı Üzerine Olsun) ait güzel huy ve sıfatlardır. Ve keza ondan da ailesine, evladına ve ashabına tecelli ederek, İslamiyet’in temel unsuru haline gelmiştir. Kur’an, böyle beyan ve ilan etmektedir.

Bunun için de İslamiyet, kelime-i şehadet’le camide cennet aramaktan ibaret değildir. Bunlardan biri eksik olursa insan, gerçek müslüman sayılmaz. Çünkü Allah’ın vahyindeki sırların sağlamlığı, bunlarla ayakta durur. Bunun için de hayatın devamı, huzur ve mutluluğu, bu esaslara bağlıdır. İnsan, yaşamında daima iyiye, güzele ve doğruya dayalı olmalıdır. Ölümsüzlük ve ebedilik, bu gerçeklerle mümkündür.

İşte bu yüzdendir ki, yukarıdaki esaslar, insanlığın ve Hak yolcularının elinde daima bir ışık ve bir meşale olmuştur. İnsan nasıl ki karanlıkta önünü göremez ve yol alamazsa, aynı şekilde Yaratan’ına da varamaz. Cenab-ı Hak, “Işık olun, Bana gelin, sırrıma erin” diye bizlere hitabediyor ve bizleri diliyor. İşte bu hitabın anlamını o yüce Peygamber, Mirac yaparak bizlere anlatmak istemiştir. Şu halde bu hakikat ışıkları olmadan bu cehaletin karanlığında, Rabbimize nasıl yol bulup onun rızasına layık olacağız? Demek oluyor ki gerek şeriatta, gerek tarikatta ve gerekse hakikatta olsun, değerli olan bu güzel huy ve sıfatlardır.

Bir insan ister peygamber, isterse velî olsun, bu gerçeklere sahip olmadan Rabbine layık olamaz. Çünkü 100 Suhuf ve 4 Kitab’ın sırrı budur. İnsanlığa ve beşerî vicdanlara hayat kaynağı olan, neşe, huzur ve mutluluk bahşeden, bu sekiz esastır.

Dünyada ne kadar güzel huy ve ahlâk varsa, hepsi bunların içindedir. Bu nedenle bunlara, “sekiz cennet kapısı” denmiştir. Bunlara sahip olanlar, zaten bu alemdeyken cennet hayatı sürerler.

Yedi tamuya gelince: Bu cehennem kapılarını açan huylar da şunlardır:

 1. Gurur,                                     3. Kıskançlık,                             5. Dedikodu              7. Öfke 
2. Hırs,                                         4. Bölücülük                               6. Şehvet 

İşte dünyada ne kadar kötü huy ve ahlâk varsa, onlar da bunların içindedir. Onun için her kim iyiyi, güzeli ve gerçeği kabul etmezse, kişiliği ne olursa olsun ve ne kadar suret-i haktan görünürse görünsün, onun gönlünde bunlar yatıyor demektir. İsterse başı secdeden kalkmasın, hiç bir önemi yoktur. Gerek insanlık ve gerekse İslamiyet, gerçeklere dayanmakla olur. Keyfine göre hareket edip benliğe kapılarak, riya, gösteriş ve desinler diye İslamiyet olmaz. O takdirde yedi tamunun gurur ve isyan kapılarını, insan kendisine açmış olur.

Ahmet Kayhan Dede KİMDİR?

Ahmet Kayhan Dede ( 1891 - 3 August 1998 ), Pötürge, Malatya’nın Mako-Aktarlar Köyünden, Ali-İsmail oğullarından Ali oğlu Hacı Ahmet Kayhan bir sufi velisidir. Demirlibahçe, Mamak caddesindeki evinde evini herkese açmış, gelen herkesi kabul etmiştir.

Babasını 5-6 yaşlarında kaybetmiştir.Bir müddet halasının yanında kalmıştır. Henüz 11 yaşındayken Efendisi Hacı AHMED KAYA tanışmıştır.Efendisi aynı zamanda akrabası olmaktadır.

Ahmet Kayhan Ankaraya yerleşmiş 1930'da eşi Hacer'le tanışıp 25 Mart 1937'de evlenmiştir (ölene kadar eşiyle kalmıştır).

Efendisi 7 Mayıs 1944'te vefat etmiştir. Efendisi Hacı AHMED KAYA(Kako=Baba) yüzlerce insan tarafından düzenli bir şekilde ziyaret edilen çok muhterem bir insandı.

Aynı zamanda kendi Efendisi ile birlikte bu görevi yürüten Musa Kazım efendiden de faydalanmıştır. Efendisinin vefatından sonra Musa Kazım Efendi ile birlikte insanlara ışık tutmuştur.

Musa Kazım Efendinin vefatından sonrada 1966 yılında onunda yükünü omuzlarına almıştır. Hacı Ahmet Kaya ve Musa Kazım Efendi aynı zamanlarda insanlara ışık tutmuştur. Hacı Ahmet Kayhan Dede asıl olarak Hacı Ahmet Kaya tarafından yetiştirilmiştir.

Musa Kazım Efendi de Hacı Ahmet Kayhan 'da görmüş olduğu büyük ışıkla oda vefatından sonra kendi yerine insanlara ışık tutmasını istemiştir.

Kitapları

* Adem ve Alem
* Ruh ve Beden
* İrfan Okulıunda Oku

N. Kemal Zeybek'in 10.08.2005 tarihinde gazetedeki köşesinde H.Ahmet Kayhan dede ile ilgili yazmış olduğu yazı.

Ahmet Kayhan Dede

Ankara’da Kayaş’ın Kızılcaköy’ünde küçük bir mescid var... Yanında da küçük bir türbe... Burada büyük bir insan yatar: Ahmet Kayhan Dede...

Malatyalıdır ve Pötürgelidir. Yarım yüzyıldan bu yana da Ankaralı... Mamak’ta Demirlibahçe’de bir çatı katında oturur ve yanına gelenlere “maneviyat, milliyet, tarih bilinci ve siyaset” dersi verirdi...

Yanına kimler mi gelirdi? Herkes...

Yani, her düzeyden insanlar... Rahmetli Başbuğ´u ve eşini de, Başbuğ´un kızını ve damadını da orada görebilirdiniz... Bakanları, generalleri, müsteşarları da, üst düzeyden kamu görevlilerini de...

Gençleri, çiftçiden, esnaftan, memurdan, işçiden insanları da, işadamlarını da aynı yerlerde otururken ve aynı itibarı görürken görebilirdiniz “Dede”mizin makam odasında...

“Makam odası” dediğim evinin oturma odası... Kendisi sedirde otururdu, konukları karşısındaki koltuklarda...

1977 yılının güz aylarından birinde o zaman Hergün gazetesinde yazar olan iki arkadaşımla ziyaretine gitmiştik... Beni sağ yanındaki yere oturttu. Karşısındaki iki arkadaşımla söyleşiye başladı. Daha çok siyaset konuşuyorlardı. Ben, tasavvuftan ve “Vahdet-i Vücuttan” konuşmak istiyordum. “Bu arkadaşlar olmasaydı da Vahdet-i Vücuttan konuşsaydık” diye düşünürken, cebinden bir kağıt çıkardı ve bana uzattı. Aldım okudum... Vahdet-i Vücut ile ilgili ayetler ve hadislerdi... “Tamam mı?” diye sordu... “Anladım efendim” dedim. Karşısındakilerle söyleşiyi sürdürdü.

O günden sonra ne zaman canım sıkılsa, düşünce düğümlerine, tartışma açmazlarına girsem yanına giderdim... Konuyu açmama gerek kalmazdı... O anlatırdı, dinlerdim, kalkar giderdim.

erolelmas@gmail.com



 YORUMLAR
ali kamil / 7/18/2008 3:01:35 PM
en yorumlarımı yaparken kaynak olarak kuranı alırım çünkü hz. muhammedin en büyük mucizesi ona vahyedilen kuranı kerimdir.Eğer ki kendisinin son peygamber olduğuna inanılıyorsa artık vahiy yolu kapanmıştır.Ancak en büyük mucize olan kuranı kerim bugün hala ilk günkü gibi okunabiliniyor. Demekki başka mucizeler arama yolu da kapanmıştır artık.Ancak hala benim kalbime allah bişeyler ilham ediyor ben onları yazıyorum diyen biri varsa bu adam her kim olursa olsun dinden çıkmıştır.Çünkü son peygamber hz. muhammeddir son kutsal kitap da hiç bozulmamış olan kuranı kerimdir. Bunun dışında mucize aramak artık islamın dışına taşmaktır.Kuranı kerim 8 cennet kapısı için madde madde sıralama yapmamıştır keza 7 büyük günah içinde yapmamıştır. En büyük günahın allaha ortak koşmak olduğunu belirtir. Onun dışındaki günahlardan dilediğini affeder ama bunları maddelemek olmaz benim itirazım bu noktayadır.


bekir turnagöl / 7/9/2008 9:02:32 PM
li kamil, bu sitede yazdigin baska safsata yorumlarini da okudum, tek amacin olan bu siteye çamur atma çabanı aciyarak izliyorum; bu site uydurmasyon veliler üretiyorsa sen bize gercek velileri söyleyiver, pardon sen onlar bilinmez diyorsun. ne bu site ne de akli basinda hic bir diyanet sahibi senin iftiralarina muhatab degildir


tohma_105@hotmail.com / 7/9/2008 2:18:51 PM
n ali kamil bey sizin görüşlerinize katılmıyorum ve sizin yazdıklarınıza şöyle cevap yazıyorum. yukarıda yazılı olan 8 esas safsata dır demişsiniz. şüphesiz ALLAH C.C dilediği insanı cennet e dilediği insanı cehennem e gönderir onda şüphe yoktur,ancak biz insanlar gerçek manada allaha kul olacaksak o 8 esası taşımalıyız.bir düşünün o 8 esasta insana zararı olabilecek bir madde var mı kesinlikle yok bence bu esaslar cennet in kapısı değil gerçek manada insan olmanın esaslarıdır ki gerçek manada insan olan bir kişi zaten cennetliktir. bediüzzaman (bundan kastım said nursi hazretleri)müslüman bile değildi diye kesin bir ifade kullanmışsınız. nasıl bu kadar emin konusuyorsunuz anlayamadım. Hiç düşündünüzmü müslüman olmayan bir insan nasıl mucize dediğimiz olayları gerçekleştirebilir (tabi mucizeyi veren şüphesiz allah c.c dır)Allahın izni ile o mucizeleri gerçekleştirmiştir. müslüman olmayan bir insana ALLAH C.C mucize ihsan edermi




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Fetih Suresi'yle Gelen Hidayet
  Estağfırullah Demek
  Miraç Gecesinin Mana ve Önemi
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kandil-
  Derman Dediğin Derdin Kendisidir...
  Münir Derman'dan Sohbetler -Kibir-
  Bir Allah Dostu:''Köpekçi Hasan Baba''
  Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi HZ. Kimdir?
  Karyağdı Hatun
  Nalıncı Baba

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi