netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
20 November 2008 Thursday

Yazarlar

Feyzeddin ALPKIRAY
KİTAP ÖLÜR MÜ – 2

Fahri SARRAFOĞLU
İŞTE KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU

Zübeyir SOMUNCU
OBAMA İLE RENGİNİ BULAN COCA COLA VE ABD’NİN GELECEĞİ

Feyzeddin ALPKIRAY
KİTAP ÖLÜR MÜ ?

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
MEDYA PATRONLARI HANGİ TELEFON HATTINI KULLANIYOR?

Zübeyir SOMUNCU
BELİRLENEN GÜNDEMLER "ZİHNİMİZE KANCA ATARKEN" NEYİ GİZLİYOR???

Fahri SARRAFOĞLU
KRİZ TELALIĞI MI?

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
ADANA VALİSİ'NİN YEŞİL KART İPTAL YÖNTEMİ ‘NİN ARTISI EKSİSİ

Zübeyir SOMUNCU
TÜRKİYE`DE ÇOCUKLARI TAŞLI DİRENİŞÇİ YAPMAK İSTEYENLERİN SİNSİ STARTEJİSİ NEDİR?

Erol DERMAN
G(8)-9' LARIN SIRLARI

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
SOSYETE'NİN YENİ MODASI AMERİKA'DAN YOK PAHASINA 5-10 EV ALMAK

Zübeyir SOMUNCU
GENELKURMAY’A KUCAK AÇAN DİYARBAKIR AK PARTİYE KEPENK KAPATTI

 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber Merkezi  
netapno.com  -  - Friday, July 11, 2008 - 00:00:00  
Srebrenitsa Katliamı 13. yılında

20. yüzyılın son yıllarında Bosna'da işlenen Srebrenitsa katliamında öldürülenlerden 308'nin kalıntıları, katliamın 13. yılında törenle yeniden toprağa veriliyor.
Bosnalı Sırplar tarafından 1995 yılında şehid edilen 8 bin Bosnalı Müslüman erkeğin çeşitli toplu mezarlardan toplanan kalıntıları Srebrenitsa'da çoğu kadın olan akrabalarının katıldığı törende, aileleri ve yakınları, yeşil örtüyle kaplanmış tabutların yanında diz çökerek dua etti.
Srebrenitsa kurbanlarının üçte birinden fazlasının hâlâ kayıp olduğu bildirilirken, bu kişilerin kemiklerinin hâlâ bulunamamış toplu mezarlarda olduğu yahut da çantalar ve kutular içinde laboratuvarlarda kimlik tespiti için bekletildiği bildiriliyor.
11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'yı koruyan Hollandalı BM askerlerinin Bosnalı Sırpların kasabayı ele geçirmesine göz yummasının ardından bir hafta süren katliamda, kasabadaki yetişkin erkek ve erkek çocuklar öldürülmüştü.

 

Srebrenitsa cehennemi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 819 (16 Nisan 1993) ve 824 (6 Mayıs 1993) sayılı kararlarıyla Saraybosna, Tuzla, Zepa, Gorazde ve Bihac ile birlikte "Güvenli Bölge" ilan edilen Srebrenitsa’da, Temmuz 1995 tarihinde, yaşanan hiçbir şey aslında sürpriz değildi. Katlim adım adım geldi.

1992 yılında "Büyük Sırbistan" hayalinin peşine düşen Sırp Çetnikler, Belgrat’ta Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Genelkurmay Başkanı Momcilo Perisic’in tam desteğini alarak, sözde, Bosna Sırp Cumhuriyeti ve Sırp Demokrat Partisi Başkanı olan Radovan Karacic ve General Ratko Mladic öncülüğünde Bosna-Hersek topraklarına saldırarak katliamlara başladılar.

Sırp çetniklerin dört yıl süren saldırıları, bir yandan Saraybosna’yı kuşatma altında tutarken, diğer yandan, Zepa ve Srebrenitsa gibi, Drina nehri etrafında yer alan kuzey ve doğu Bosna yerleşim yerlerinde etnik temizliğe dönüşmüştü. Sırp katliamlarından kaçan Srebrenitsa çevresindeki binlerce Müslüman Boşnak, Srebrenitsa’ya sığınmaktaydı. Savaştan önce 8 bini Müslüman olmak üzere 10 bin olan, Srebrenitsa nüfusu 60 bine ulaşmıştı.

Milosevic’in eski korumalarından ve Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesindeki Srebrenitsa davasında yargılanarak, beraat eden en üst düzey Müslüman Boşnak komutan olan Nasır Oriç, Torbari adı verilen direniş örgütü ile ilk dönemde Srebrenitsa’yı savundu. Ancak uzun süredir kuşatma altında bulunan Srebrenitsa’da, ilaç, gıda ve elektrik sıkıntısı hat safhaya ulaşmıştı. İnsanlar kimi zaman hayvanlara verilen yemlerden, kimi zaman otlardan yiyerek hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Günde ortalama 30-40 kişi açlık, soğuk, hastalık ve askeri saldırılar sonucu yaşamını yitirmekteydi. Cephane ve yiyeyecek tükenmeye başlayınca direniş de zayıflamaya başladı.

Noel Malcolm, Bosna’nın Kısa Tarihi isimli kitabında, 1993 yılının ilk aylarındaki durumu şu şekilde ifade ediyor: "Ortaçağın son dönemlerinde Alman madencileriyle, Ragusalı tüccarlarıyla ve Fransiskan keşişleriyle, batı Balkanlar çapında ülke içindeki, en müreffeh kent olarak tanınmış olan Srebrenitsa, insan dışkısı kokan dev bir mülteci kampına dönüşmüştü." [Sayfa 384]

27 Eylül 1994 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun New York’ta düzenlenen, 49. Oturumunda, bir konuşma yapan Bosna-Hersek Devlet Başkanı rahmetli Aliya İzzetbegovic’in "Dün bu salona geldiğimde, Drina kıyısında yer alan ve savaşın başlangıcından buyana kuşatma altında tutulan bir kasaba olan Srebrenitsa’dan bir mektup aldım. Bu gerçek bir insan cehenneminden yükselen bir çığlıktı. Mektubu ikinci kez okuyacak cesareti bulamadım" sözleri her geçen gün yaklaşmakta olan katliama karşı dünya milletlerine yapılmış tarihi bir uyarı olarak kayıtlara geçmiştir. [Konuşmalar, Klasik Yayınları, Sayfa 159]

Rahmetli Aliya İzzetbegovic’in bu konuşmasından yaklaşık on ay sonra, 6 Temmuz 1995 sabahı General Ratko Mladic komutasındaki Sırplar, saldırılarını iyice yoğunlaştırarak Srebrenitsa’yı tanka ve top ateşiyle ağır bombardıman altına almaya başladılar. Sırpların saldırı harekâtına girişecekleri istihbaratı hem CIA, hem de İngiliz General Rupert Smith başta olmak üzere tüm Birleşmiş Milletler yetkililerine ulaşmıştı. Ancak Birleşmiş Milletler bu tehlikeyi umursamadı. 10 Temmuz’da savunma hatlarına yeniden saldırmaya başlayan Maldic, ertesi gün Srebrenitsa katliamını bizzat yöneten komutan olarak Srebranitsa yakınlarında görüldü. Bu esnada Srebrenitsa’da görevli Hollandalı askerler aldıkları emir doğrultusunda tek kurşun atmadan Potoçari kampına çekildiler. İstediklerini alan Sırp Çetniklerin önünde artık hiçbir engel kalmamıştı.

11 Temmuz 1995 sabahı 04.15’de, hiçbir direnişle karşılaşmayan Ratko Mladic ve beraberindeki Sırp Çetnikler, silahtan arındırılmış Srebrenitsa’ya zafer kazanmış edasıyla girdiler. Ardından uluslararası Hollandalı askeri gücün kontrolünde bulunan ve silahsız Müslüman Boşnakların toplandığı Potoçari kampına yöneldiler. Sırp Çetnikler, 11-17 Temmuz 1995 tarihleri arasında, kampta bulunan 8 binden fazla genç ve yetişkin erkeği katlettiler.

Sırp Çetnikler, silahsız Müslümanları şehit ederken, Hollandalı tabur komutanı Yarbay Tom Karremans ve General Kees Nicolai, Sırp General Ratko Mladic ile şakalaşıyor ve birlikte kadeh kaldırıyorlardı. Maldic’ten aldığı hediye karşısında duygulanan Hollandalı komutan Karremans’ın, "Bu hediye eşime mi?" sorusunu, Mladic başıyla onaylıyordu. Bu alçaklık daha sonra ortaya çıkan video görüntüleri neticesinde tespit edilmişti.

Yaşanan olaylara, kuşatma altında geçen zorlu yıllara ve katliama bizzat tanıklık eden Hasan Nuhanovicoin, 1999’da Birleşmiş Milletler Bosna Hersek Polis Gücü’nde birlikte görev yaptığı Türk Emniyet Müdürü Ali Dikici’ye, anlattıkları yaşanan vahşeti tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Savaş başladığında Nuhanovic 27 yaşındaydı ve Sarajevo’da makine mühendisliği eğitimi görmekteydi. Hasan Nuhanovic, savaşın başlamasıyla birlikte ailesinin yaşadığı, Bosna’nın doğusunda bulunan Vlasenica adlı bir kasabasına geri döndü. Vlasenica kasabası Sırp askerleri tarafından işgal edilince, 1992 yılında, Srebrenica’ya sığınmak zorunda kaldılar. Burada terk edilmiş bir eve yerleşen Hasan Nuhanovic, önce gönüllü olarak altı ay kadar gönüllü olarak, daha sonra resmi olarak Birleşmiş Milletler’de tercüman olarak görev yapmaya başladı. Bu görevi Srebrenitsa kuşatması esnasında ve Potoçari kampında sürdürdü. NATO için çalıştığı bu 3 yıl boyunca Sırp askerleriyle, Birleşmiş Milletler görevlileri arasındaki tüm pazarlık ve işbirliğine tanıklık etti.

Hasan Nuhanovic, Srebrenitsa’yı kuşatan Sırpların arasında Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Rusya ve hatta Yunanistan’dan gelen ve kendi ulusal üniformalarıyla Sırp Çetniklere yardım eden askerlere de şahitlik etmişti. Ratko Mladic’in tepeden tırnağa silahlı Çetniklerine yüz kadar Yunanlı, Rus ve Ukraynalı’nın yardımcı olduğu sonraki yıllarda açığa çıkmıştı. Bu durum Müslüman Boşnakların, Srebrenitsa’da yalnızca Çetniklerle mücadele etmediğini ve "küfrün tek millet olduğunu" göstermesi açısından çok önemlidir.

Hasan Nuhanovic, Srebrenitsa’da yaşananları bakın nasıl anlatıyor: "Srebrenitsa’daki Boşnaklar kendilerini koruyan BM askerlerine güvenmekle en büyük hatayı yaptılar. Sırplar adım adım şehre yakın köyleri alıyor, kenti bombalıyorlardı. Bunlar olurken BM komutanları "Korkmayın, siyasi çözüm bulununcaya kadar korumamız altındasınız. Sırplar saldırırlarsa uçaklarımızla onları bombalarız." diyorlardı. Ama 6 Temmuz’da dört bir taraftan şehre saldırdılar. BM askerleri tek kurşun bile atmadı. Üstelik kendini savunmak isteyen Boşnaklara engel oldular, az sayıdaki silaha da el koydular."

11-12 Temmuz’da tarihin gördüğü en büyük katliamın yaşandığını dile getiren Hasan Nuhanovic yaşadıklarını; "Şehri ele geçiren Sırp askerleri, bir merkezde topladıkları kadın ve erkekleri önce ayırdı. Sonra erkekleri dışarı çıkardılar. Bir kısmını hemen orada öldürdüler, bir kısmını da ormana doğru götürdüler. Kadınların otobüs ve kamyonlara doğru koşmalarını istediler. Boşnakları korumakla sorumlu Hollanda askerleri Sırp Çetniklerden emir alıyordu. Sırpların bir kısmı BM üniforması giymişti. 13 Temmuz’da içinde kardeşimin de olduğu 5 bine yakın Boşnak’ı toplama merkezinden çıkardılar. Merkezin önünde erkekleri öldürdüler. Aynı gün aynı yerde hem annemi hem de kardeşimi kaybettim. Hollandalı askerlerin Boşnaklara yaptığı en büyük kötülük, olup bitenleri gizlemeleriydi. Dünya, burada ne olduğunu uzun süre öğrenemedi" sözleriyle anlatıyor.

Sırp Çetniklerin Müslüman Boşnakları öldürürken "Türklerden intikamımızı aldık" diye konuştuğunu belirten Hasan Nuhanovic, çok ilginç bir tespitte bulunmaktadır: "Sırplar bizi taşıdığımız Türk isimlerimizden dolayı öldürdüler." Boşnaklara ‘Türk’ diye hitap eden Sırp ve Hırvatlar, "burada Türkleri istemiyoruz, Bütün Türkleri Türkiye’ye göndereceğiz" sloganlarıyla silahsız masum insanları öldürüyorlardı. Bugün hala Srebrenitsa’daki bazı duvarlarda, katliam esnasında Sırplar tarafından yazılmış, "Sve Turci u Turciju - Bütün Türkler Türkiye’ye" sloganlarına rastlamak mümkündür.

Sırpların Srebrenitsa’da gerçekleştirdiği katliamın yanlarına kalmasını istemeyen Hasan Nuhanovic, elinde bulunan bir video kasetini "katliamı durdurmaya gelen" Amerikan askerlerine vererek gereken yapılmasını talep etmişti. Srebrenica’nın düşmesinden sonra çekilen bu kasette, katliam sırasında Mladiç’le birlikte görülen ve savaştan sonra Zvornik kasabasında polis şefi olarak göreve devam eden bir kişi vardı. Amerikalı askerler bu kasedi ciddiye bile almadılar. Hasan Nuhanovic bu durumu şöyle ifade ediyor: "Srebrenica’nın polis şefi Mane Curiç, BM askerlerinin gözü önünde ölüme gönderilecekleri seçen kişiydi. Savaş bitti ama o Srebrenica’nın güvenlik şefi olarak kaldı. Ne ABD ne de AB bu konuda bir şey yapmadı." Amerikan askerlerinin bu yaklaşımı bu bölgeden uzaklaşıp evlerine dönmek isteyen binlerce Boşnak’ın can güvenliğini, savaş sırasında katliama bizzat katılan bu polis şefi sağlayacağından bir şüphelerinin olmadığı anlamına gelmekteydi. Aslında sadece bu polis şefi değil, Srebranitsa ve Zepa başta olmak üzere Bosna-Hersek’te gerçekleştirilen katliamlar esnasında görev yapan birçok devlet görevlisi hala aynı konumlarını muhafaza etmektedir. Bu durum Müslüman Boşnakların nasıl bir çemberinin ortasında kaldıklarının en acı göstergelerindendir.

Rahmetli Aliya İzzetbegovic, kendisine yöneltilen bir soru üzerine, Srebrenitsa katliamı hakkında şunları söylüyordu: "Sadece beni değil tüm Bosna Hersek Müslümanlarını derinden sarsan en önemli olay 1995 Temmuz’unda birkaç gün içinde 7-8 bin insanımızı kaybettiğimiz Srebrenitsa Katliamıdır. Bu aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük sivil katliamıdır." [Konuşmalar, Sayfa 251]

Burada üzerinde durulması gereken noktalarından bir tanesi de, 1945’ten sonra Avrupa’nın gördüğü bu en büyük sivil katliamın, Avrupa’nın orta yerinde; Roma, Atina ve Viyana’dan bir ve Adriyatik kıyılarından birkaç saatlik uçuş mesafesinde gerçekleşmiş olmasıdır.

Katliamın üzerinden geçen on üç yılın ardından Srebrenitsalı Boşnaklar için değişmeyen hemen hemen hiçbir şey kalmamış. Evleri, işleri, aileleri kısacası tüm hayat onlar için değişikliğe uğramış. Barış nedir bilmeyen Avrupa ve Amerika’nın zoruyla imzalanan Daytoon Antlaşması ise ateşkesten öte gitmiyor. Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobodan Milosevic yaptıklarının hesabını vermeden öldü. Binlerce insanın katledilmesinin emrini veren Sırp katiller Ratko Mladic ve Radovan Karadzic ise hala serbest.

Srebrenitsa Belediye Başkanı Abdurrahman Malkic’in şu sözleri bugünkü durumun çok net bir özeti gibidir: "2000 yılından bu yana yaklaşık üç bin Boşnak Srebrenitsa’ya geri döndü. On bin kişinin yaşadığı şehirde nüfusun altı bini Sırplardan oluşuyor. Srebrenitsa’nın dengesi Sırplar lehine değişti. Şimdiye kadar ciddi bir olay yaşanmamış olmaması, Sırpların uslandığı anlamına gelmiyor. Sırp tehdidi devam ediyor."

Ayhan Demir /milligazete



 YORUMLAR
AHMET KEMAL / 7/24/2008 4:52:25 PM
3yıl önce srebrenitsa katliamı gerçekleşmiş bir gecede 12bin müslüman katledilmiş kadınlarımıza analarımıza bosnalı kızlarımıza tecavüz edilmişti.Bu noktada 2 sorum var Neden12bin müslümanın katledildiği srebrenitsa unutuluyor da gençlerimizin hiç birşeyden haberi olmuyor? Yoksa kastten srebrenitsa unutturulmakmı isteniliyor? 2.soruda neden srebrenitsanın failleri yakalanamıyor ben söyleyeyim çünkü yakalanılması istenmiyor fbı caı mossad bu gün herşeyi hersuçluyu bulula biliyorda nasıl srebrenitsa failleri bulunamıyor?


tarık / 7/15/2008 10:55:02 AM
3 yıl önce katliyamı yanlızca seyrettik bosnada olaylar olurken hiç bise yapamadık sadece bosnamı ermenilerin yaptıgı karabağdaki katliyamlar daha neler ecdad böylemiydi din kardeşleri olurken seyredip üzerinden 10 yıl geçtikden sonra anma törenlerimi yapıyodu... o katliyamlarda ölenlerde din kardeşlerinide anıyorlardır

bide yok neymiş hollandalı barış kuvvetleri srebreniska katlıyamını seyretmiş ya sen müslüman topluluklar sen seyrettin "biz hepimiz" sanki bosnada herşey bir günde olmuş bitmiş gibi sadece srebrenitsa da olmuş gibi ozamanlar her gün haberlerde bogazı kesilerek karınları deşilerek öldürünleri bakmaya insanın yüreği dayanmıyodu şimdi anıyomusuz onları zamannında nerdeydi


ali öztürk / 7/12/2008 12:27:36 AM
u katliamın üzerinden 13 yıl gibi koca bir süreç geçmiş.Peki.. Sırplar ilk yaptıkları katliamın üzerinden bu kadar süre geçmesine rağmen neden hala hareket yapmıyorlar? Neden bu katliam gerçekleşti peki ??Ben 17 yaşında bir gencim ve bu olayı ilk defa duyuyorum.Bu kadar müslüman kardeşimin öldüğünü,bu milleti çekiştiren paparazi diye adlandırılan sahte basın , neden bana söylemedi ???

İşte asıl katliam budur.Farkında olmadan ve sinsice milletin beynini uyuşturmak!!!




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Obama'nın Yaptıgı Bu İşaretin Anlamı Ne ?
  Derin Amerika Karar Verecek!
  İran Lideri Ahmedinejad CNN'in Konugu Oldu
  Sarah Palin'in Müthiş Yahudi sırrı!
  Morales ve Chavez ABD Elçilerini Sınırdısı Ettiler
  Mescid-i Aksa'daki Kazılar Sürüyor
  İsrail Polisinin Kokulu İlginç Silahı
  ABD'nin Derdi Karadeniz'e Gemi Sokmak
  Müttefikini Koruyamayan Amerika Bize Saldıramaz
  İsrail'den Türkiye'ye İran Protestosu

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi