netpano.com -
Web Netpano.com   BİZE ULAŞIN |
20 November 2008 Thursday

Yazarlar

Feyzeddin ALPKIRAY
KİTAP ÖLÜR MÜ – 2

Fahri SARRAFOĞLU
İŞTE KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU

Zübeyir SOMUNCU
OBAMA İLE RENGİNİ BULAN COCA COLA VE ABD’NİN GELECEĞİ

Feyzeddin ALPKIRAY
KİTAP ÖLÜR MÜ ?

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
MEDYA PATRONLARI HANGİ TELEFON HATTINI KULLANIYOR?

Zübeyir SOMUNCU
BELİRLENEN GÜNDEMLER "ZİHNİMİZE KANCA ATARKEN" NEYİ GİZLİYOR???

Fahri SARRAFOĞLU
KRİZ TELALIĞI MI?

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
ADANA VALİSİ'NİN YEŞİL KART İPTAL YÖNTEMİ ‘NİN ARTISI EKSİSİ

Zübeyir SOMUNCU
TÜRKİYE`DE ÇOCUKLARI TAŞLI DİRENİŞÇİ YAPMAK İSTEYENLERİN SİNSİ STARTEJİSİ NEDİR?

Erol DERMAN
G(8)-9' LARIN SIRLARI

Dedekorkut EVLİYAOĞLU
SOSYETE'NİN YENİ MODASI AMERİKA'DAN YOK PAHASINA 5-10 EV ALMAK

Zübeyir SOMUNCU
GENELKURMAY’A KUCAK AÇAN DİYARBAKIR AK PARTİYE KEPENK KAPATTI

 

Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Zaman Gazetesi  
netapno.com  -  - Saturday, August 09, 2008 - 00:00:00  
Ergenekon Gibi En Az 25 Örgüt Var

Ergenekon'un, mevcut sistemin sınırlarını zorladığı için tasfiye edildiğini

dile getiren Ersönmez Yarbay, gazeteci Uğur Mumcu'nun ise kendi yandaşları

tarafından, laik hassasiyetleri arttırmak için öldürüldüğünü savundu.

 Ergenekon soruşturması ve Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili

açıklamalarda bulunan Ersönmez Yarbay, Türkiye'de 1991-95 tarihleri arasında

birçok faili meçhul cinayet işlendiğini, bunlardan birisinin de Uğur Mumcu

cinayeti olduğunu ifade etti. Bu dönemde faili meçhul cinayetlerin artmasının

temel nedeninin, devletin terörle mücadelede politika değişikliği yapması

olduğunu vurgulayan Yarbay, "Devlet demiştir ki 'terörle, terörün yöntemleriyle

mücadele edelim.' Bu politika değişikliği nedeniyle sayıları binleri geçen faili

meçhul cinayetler işlenmiştir. Bu cinayetlerin işlenmesiyle birlikte devlette

suça karışanların sayısı artmıştır. Bunun bir sonucu olarak da o gün suç

işletilenler, bugüne kadar suç işlemeye devam etmişlerdir" diye konuştu.

"UĞUR MUMCU LAİK KURUMLARIN HEDEFİ OLDU"

Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili olarak Ergenekon soruşturmasıyla birlikte

yeniden gündeme gelen, 'İsrailli bir tim geldi öldürdü gitti' ve 'MKE'deki

silahların izini sürdüğü için öldürüldü' gibi iddiaların Meclis Araştırma

Komisyonu'nda da konuşulduğunu ifade eden Ersönmez Yarbay, ancak bu bilgilerin

doğruluğunun teyit edilemediğini kaydetti. Komisyonda Mumcu'nun öldürülmesiyle

ilgili 26-27 farklı senaryonun tartışıldığını, bunlardan birisinin de MKE'deki

silahların izini sürmesiyle ilgili olduğunu dile getiren Yarbay, bu senaryoların

tek tek incelendiğini ama hiçbirini destekleyecek somut delillerin bulunmadığını

kaydetti. Yarbay, "Ama benim kanaatim şu. Türkiye'de o dönem laik kesimler,

bizzat laik kuruluşlar tarafından hedef alınmış, onların duyarlılıkları,

anti-laik kesime karşı mücadelelerinin keskinlikleri arttırılmak istenmiştir"

dedi.

"Yani kendi yandaşları tarafından mı öldürül dü?" diye sorusu üzerine

Ersönmez Yarbay, "Tabii. Bizzat onlar tarafından belli duyarlılıkları artırmak

için..." dedi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy cinayetleri ile Sivas

olaylarının birbiriyle bağlantılı olduğunu savunan Yarbay, Sovyetler Birliği'nin

dağılmasından sonra NATO'nun düşman olarak 'İslamcı tehlikeyi' belirlediğini

kaydetti. Türkiye'de bu politik değişikliğin bir sonucu olarak laik kesimin

özellikle uç insanlarının hedef haline geldiğini vurgulayan Yarbay, laiklik

hassasiyetinin arttırılması için bu cinayetlerin işlendiğini söyledi. Yarbay, bu

cinayetleri yaptıranların uzun vadede bunun faydasını gördüğünü, 28 Şubat'ın bu

girişimlerin bir sonucu olduğunu ifade ederek, "1990'larda başlatılan, 'Laik

kesimi duyarlı hale getirip sokağa dökme projesi, 28 Şubat ile hedefine

varmıştır" diye konuştu. Yarbay, Uğur Mumcu cinayetinin de bu bütünlük içinde

değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Daha çok iç politik hesaplarla kendi

yandaşları tarafından hedef yapılmıştır" dedi.

"İSTİHBARAT BİRİMLERİNİN KARIŞTIĞI CİNAYETLER ÇÖZÜLEMİYOR"

Uğur Mumcu'nun eşi CHP milletvekili Güldal Mumcu'nun geçtiğimiz günlerde

basına yansıyan, "Cinayetten 16 gün önce İsrail Büyükelçisi bizi yemeğe çağırdı

ve yemekte Uğur Mumcu'ya 'Hiç öldürülmekten korkmuyor musunuz ?' dedi"

şeklindeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine Ersönmez Yarbay, Güldal Mumcu'nun

bu konuyu Meclis komisyonuna söylemediğini ifade etti.

İstihbarat birimlerinin karıştığı cinayetlerin ilgili makamlarca bilindiğini,

ancak yargı aşamasında bu cinayetlerin aydınlatılamadığını vurgulayan Yarbay,

Uğur Mumcu davasında bir sanığın bombayı koyduğunu kabul ettiğini, bu sanığın

1985'ten sonraki tüm bombalı saldırıları üstlendiğini hatırlattı. Bu bombalı

saldırıların bir kısmının yabancı diplomatlara yönelik olduğunu ifade eden

Yarbay, "Uğur Mumcu'nun ailesi ve diplomatları öldürülen ülkelerin hiçbiri bu

iddiaları ciddiye almadı. Hiçbir ülke diplomatlarının katili yakalandı diye

Türkiye'ye teşekkür etmedi veya davaya müdahil olmadı" diye konuştu.

"SOL İKTİDARLAR DÖNEMİNDE FAİLİ MEÇHULLER ARTTI"

Ersönmez Yarbay, 1991'de bir iktidar değişikliği yaşandığını ve DYP - SHP

koalisyonunun iktidara geldiğini hatırlatarak, SHP'nin iktidarda olduğu bir

dönemde SHP'ye destek verenlerin hedef haline getirilip öldürüldüğünü dile

getirdi. Genellikle sol iktidarların olduğu dönemlerde faili meçhul cinayetlerin

sayısının arttığını savunan Yarbay, 1971 muhtırası öncesinde ve 1978-79

yıllarında CHP'nin, 1991-95 yıllarında ise SHP'nin iktidarda olduğunu

hatırlattı.

"Sol iktidarda neden faili meçhuller artıyor" diye sorulması üzerine Yarbay,

"Türkiye'deki sol görevini yapmadığı için veya benim bilmediğim bazı nedenlerden

dolayı sol iktidarlarda faili meçhullerin sayısında artış oluyor. Bu dikkat

çekicidir" dedi.

"ERGENEKON GİBİ EN AZ 25 ÖRGÜT VAR"

Derin devlet yapılanması içinde sağcının solcuyu, solcunun sağcıyı vurduğunu,

ancak ipletin bir merkezin elinde olduğunu vurgulayan Ersönmez Yarbay,

Ergenekon'un bu merkezin kontrolündeki örgütlerden sadece biri olduğunu söyledi.

Ergenekon'un bir bütün olmadığı, sadece bir parça olduğunu savunan Yarbay,

"Ergenekon'dan daha büyük en azından 25 tane örgüt daha vardır. Onun gibi büyük

büyük örgütler var. Ergenekon belki biraz mevcut sistemin kontrol edemeyeceği

kadar faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Bu yüzden tasfiye edilmeye

çalışılmıştır. Mevcut sistemin sınırlarını zorlamıştır. Sistemin sınırları

içinde kalsaydı, bir problem olmazdı" diye konuştu.

Ergenekon'un üyelerinin yakalanması ve örgütün tasfiye edilmesinin

nedenlerinden birisinin de polisin başarılı çalışması olduğunu vurgulayan

Ersönmez Yarbay, polisin bu kez Ergenekon ile çalışmaması, Ergenekon'a karşı

harekete gemesi sayesinde örgütün deşifre olduğunu kaydetti.

"SİLAHLI ÖRGÜTLER MUTLAKA DEVLETLERİN KONTROLÜ ALTINDADIR"

Ergenekon iddianamesinde, Ergenekon'un PKK terör örgütüyle ilişkisinin

gündeme geldiğinin hatırlatılması üzerine Ersönmez Yarbay, silahlı mücadele

yapan örgütlerin zaten devletlerin kontrolü altında olduğunu söyledi. Silahların

kimler tarafından üretildiğinin, nerelere gittiğinin bilindiğini vurgulayan

Yarbay, "Dolayısıyla bir örgüt silahlı mücadelenin içine girmişse, o örgüt

kesinlikle devlet istihbaratlarının kontrolüne girmiş demektir. PKK da silahlı

örgüttür. Silahlı örgüt olduğu için PKK'nın gizliliğinin yüzde 80-90'ı ortadan

kaldırıldı. İlgili istihbarat örgütleri, PKK'nın başındakileri, üst

yöneticilerini, bölge temsilcilerini biliyordur" dedi.

Devletin neden örgüt kurmaya ihtiyaç duyduğunun sorulması üzerine Yarbay,

"Devlet der ki bir akım var. Bu akımları kontrol etmek için örgüt kurar. Bir

Kürtçülük akımı var, İslamcılık akımı var, Türkçülük akımı var. Bu akımları

kontrol etmek için bazı devlet görevlileri, bu tür yapılanmaların içine

girebilir. PKK'nın devlet tarafından kurdurulduğu 1984 yılından beri iddia

ediliyor. Hizbullah'ın da devlet tarafından kurdurulduğu söyleniyor. Bunun

söylenebilmesi ifade özgürlüğü açısından önemlidir ancak, hukuk devletinde bu

iddianın ispat edilmesi gerekir" Şeklinde konuştu.

"ERGENEKON SORUŞTURMASI TARİHİ FIRSAT"

Ersönmez Yarbay, demokratik sistemin tesis edilebilmesi için bu tür gizli

yapılanmaların mutlaka deşifre edilmesi ve yenilerinin kurulmasına izin

verilmemesi gerektiğini ifade etti. Devlet içindeki yapılanmaların, 1974'te

Başbakan Bülent Ecevit tarafından ilk kez dillendirildiğini, o günden bugüne

kadar bütün başbakanların bundan söz ettiğini vurgulayan Yarbay, şöyle konuştu:

"Bu iddialarla ilgili olarak ilk kez yargılama söz konusu olmuştur. Ergenekon

soruşturması bu yönüyle çok önemlidir. İlk kez bu iddialar yargı önüne

taşınmıştır. Bunu büyük bir aşama olarak görüyorum. İşlenen suçların, söylenen

suçların en azından birgün dava konusu olabileceği görüldü. Türkiye'nin

demokratikleşmesi açısından, Türkiye'nin geleceği açısından Ergenekon

iddianamesinin hazırlanması ve bu iddianamenin mahkeme önüne taşınması, Türkiye

için tarihi bir dönemeç noktasıdır."

 



 YORUMLAR
Yusuf Avcıbaşı / 8/17/2008 8:47:29 PM
ilindiği üzere İhlas Finans diğer hortumcu bankaların aksine TMSF ye teslim edilmeyerek tasfiye edilmek üzere kendi adamlarına teslim edilmiştir. Halbuki aynen onlardaki gibi hortumlamanın olduğu basına yansımıştı. Ona yapılan bu ayrıcalıklı tutum bazı şüpheleri de beraberinde getiriyor da ondan söylüyorum. Bu kadar mudiyi bu denli süründürmek akıl karı olmasa gerekir.


beklenen / 8/11/2008 9:38:35 PM
z buçuk matematik bilen birinin bu sayıyı kabul etmesini şüphe ile karşılarım. bu sayı şu demektir. bütün bürokratlar, gelmiş geçmiş siyasiler, askerler vs vs. hepsi bir yerle ilintilidir. yani vatanını gerçekten seven biri çıkmamaış demektir. olamaz tabiiki..


murat / 8/10/2008 1:17:55 PM
devletin en üst brokrasisine çöreklenen sebatay ve pakraduni kökenli aileler arasında 1960 dan beri devam eden daha büyük pay alma kavgasının ve yapılaşmasının ortaya çıkmasıdır. Her zaman bir aşiret diğerini tasfiye etmiştir. Şu anda da bir tasfiye söz konusudur. 1960 da tasfiye edilen aşiret geri gelmiştir.




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Obama Ve Bronzlaşmanın Sırrı
  Meğer Türklerle Yahudiler Akrabaymış (!?)
  Atatürk Başörtüsüne Karşı Değildi
  Osmanlı Devleti'nde Gayrimüslümler
  55 Yıllık Nöbet
  Muavenet Faciasını Unutmayın
  19. yüzyıl Osmanlı Coğrafyasında Ermeni Okullarının Faaliyetleri
  II. Abdülhamid'in İslam Birliği Siyasetinde Hilafetin Rolü
  Anadolu’daki Ticari Yollar Ve Kervansaraylar
  Efsane Valinin Bilinmeyen Öyküsü

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




Subscribe to Netpano
'Her gün bir bilgi servisi' okurlarımızdan ilgi görmeye devam ediyor. Bilgilerini paylaşan okurlarımız gözden kaçan ilginç bilgilere grubumuza atarak bizler ile paylaşmaya devam ediyor.Türkiye'de ve Dünyada meydana gelen olayların bildiğimiz gibi gelişmediğini söyleyen bizler; sizlerinde tartışıp bilgilerinizi aktarmanızı istiyoruz. Yapmanız gereken tek şey yahoo grubumuza üye olmak.

 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2007 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi