Goethe Üniversitesi Arap–İslam Bilim Tarihi Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fuat Sezgin, Almanya’da 2 Nisan’da açılan ‘Haçlı Seferleri’ sergisinde bile bu icatları teşhir etmeyi başardı. Sergiyi gezen eyaletin önde gelenleri gördükleri Müslüman icadı aletlere inanamayınca, sergiye 60 icadı gönderen Sezgin’i aradı. Sezgin, eyalet yöneticileri ve din adamlarını 800 eserlik müzeyi gezmeleri için üniversiteye davet etti. Dünyada ilk defa bir Haçlı Sergisi’nde yer alan Müslüman bilim adamlarının icatları Almanya’nın önde gelenlerini Sezgin’in deyimiyle ‘hayrete ve dehşete’ düşürdü. “Bugünkü Batı medeniyeti ve bilimi İslam bilim ve medeniyetinin çocuğudur.” diyen Prof. Dr. Sezgin’e göre, Müslüman bilim adamları duraksamasaydı atom iki yüzyıl önce parçalanabilecekti.
Sezgin, 9 ile 16. yüzyıllar arasında yaşamış Müslüman ilim adamlarının kitaplarından hazırladığı 800 civarında keşfi gösteren aletin, o dönemde İslam dünyasındaki keşiflerin yüzde biri bile olmadığına dikkat çekti. Sezgin, “Modern anlamıyla birçok bilim dalının kuruluşu ve kökeni Müslümanlara dayanıyor. Bugünkü Batı medeniyeti İslam medeniyetinin çocuğudur, devamıdır. Ancak bugün bunu ne Batılılar ne de Müslüman dünyası biliyor.” dedi.
Başında bulunduğu Goethe Üniversitesi’ndeki enstitüde yaptıkları araştırmalara dayanan Prof. Fuat Sezgin, metematik, tıp, astronomide olduğu gibi Portekizlilere mal edilen modern denizcilik biliminin de kurucusunun Müslümanlar olduğunu söyledi. Sezgin’e göre 15. yüzyılda Müslümanlar denizde mesafe ölçebiliyordu. Enlem ve boylamlara bölünmüş haritayla okyanustaki yerlerini tayin edebiliyorlardı. Kuzey ile doğu, kuzey ile güney ve ekvatora paralel ölçümleri yapabiliyorlardı. İtalyanlar ve Portekizlilerin denizcilikteki pusula ve harita bilgilerini Müslümanlardan aldıklarının kesin olduğunu söyleyen Sezgin şu bilgileri verdi: “15. asırda Avrupa’da trigonometri hesapları o derece ileri değildi. Ekvatora paralel ölçümleri yapabilmek için ileri bir trigonometri bilgisine ihtiyaç var. Yaptığımız araştırmalar modern deniz biliminin kurucularının o dönemde Afrika kıyılarından gemilerle Çin’e ticaret için giderek bu bilgileri kullanan Müslümanlar olduğunu gösterdi. Bu bugüne kadar bilinmiyordu.” Sezgin, Ummanlı deniz bilimcileri İbn–i Macit ve Süleyman el–Mehri’nin kayıp kitaplarını bulup tercüme ederek bunu keşfettiklerini ve bunun Batı dünyasında da ilgiyle karşılandığını kaydetti.
Sezgin, meşhur Müslüman bilim adamı Takiyeddin’in 1555’te yaptığı iki saati yeniden yaptırabilmek için 7 sene uğraşmış. Sezgin, “Arapçadan Almancaya tercüme edip, çizimlerini de kendim yapıp verdiğim bu iki saati yapabilecek profesörü 7 senede bulabildim. Bu zat da evvelce müthiş saatler yaptıktan sonra üniversiteye girmiş Alman bir profesördü.” diye konuştu.
‘Müslümanlar neden geri kaldı?’
Enstitü’deki sergiyi gezenlerin Avrupa’nın bilimde geri olduğu bir dönemde Müslümanların keşiflerini görünce dehşete düştüklerini, irkildiklerini kaydeden Sezgin, herkesin şu sorusuna muhatap olmuş: “Müslümanların bizden çok ileride olduklarına şüphemiz kalmadı. Ama nasıl oluyor da bu kadar ileri insanlar bugün bu kadar geri haldeler?”
“Ben de 60 yıldır bu sorunun cevabını arıyorum.” diyen 79 yaşındaki Sezgin bu konuda şunları söylüyor: “Evvela, umumiyetle dinin veya dinin bir müessesesinin gerilemede mesul olduğuna inananlar var. Ben bunu tamamıyla reddediyorum. İslam dini sadece bu ilimleri hiçbir medeniyette tanımadığım bir şekilde geliştirdi ve zirveye çıkardı. Himaye etti. Tabii bu İslam dünyasında mutaassıplar yoktu manasında değil. Ama onlar hiç tesir icra edemediler. İslam dünyasındaki ilim sadece seküler (dünyevî) bir ilimdi. Din, ilimi teşvik ediyordu, asla baltalamıyordu. En büyük alimlerin doğal ilimler sahasındaki kitaplarını okuduğumuz zaman bakıyoruz bismillah ile başlıyor, elhamdülillah ile bitiyor. Modern bir bilim adamı nasıl çalışıyorsa onlar da öyle çalışıyorlardı. Bu şartlar altında Müslüman dünyada ilim büyük bir gelişme gösterdi. 16. yüzyılın sonlarına doğru İslam medeniyeti ve bilimi duraklamaya başladı.”
Sezgin, İslam medeniyetinin ve biliminin durakladığı zamanlarda Müslümanlardan öğrendikleriyle Avrupalıların bilimde yeni bir hamle başlattıklarına dikkat çekti. Bir insanın tek başına çok şey yapabileceğini, Müslüman dünyasında da bu ruh ve bu insan tipinin bilim ve medeniyetin gelişmesinde öncü rol oynadığını belirten Sezgin’e göre bu duraklama olmasaydı atom iki asır önce parçalanacaktı: “Ferdiyetçilik, bir insan çok şey yapabilir düşüncesi ve ruhuyla Müslümanlar çok hızlı ilerledi, keşifler yaptı. Eğer Müslüman bilim adamları duraklamasalardı dünya 20. asırda ulaştığı bilimsel seviyeyi iki yüzyıl daha erken yakalardı. Örneğin atomun parçalanması ve nükleer enerjiyle insanlık iki yüzyıl önce tanışırdı.”
Prof. Dr. Fuat Sezgin, Avrupa’nın İslam dünyasını yanlış tanıdığını vurgulayarak, “Terör onları korkutuyor. İslam din adamları ve münevverleri de zayıf. Ancak İslam bilim adamlarını tanıyanlar hayrete düşüyor.” diye konuştu.
12 Nisan 2004 tarihli Zaman Gazetesi