|
Cenab-ı Hak, “Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar”(5); “De ki: (Kulluk ve) Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin?”(6).
Numan İbnu Beşîr (r.a)’den nakledildiğine göre “Rasulullah (s.a.v): ‘Dua ibadetin kendisidir’ buyurup sonra şu âyeti kerimeyi okumuştur: Rabbiniz: ‘Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana (dua ve) ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir’(7) buyurdu.”(8).
Ayrıca dua etmek, kişinin yapabileceği en kolay ve en güzel iştir. Çünkü abdestli, abdestsiz, yatarak, oturarak, gezerek, çalışarak, hasılı her halde ve her şartta yapabileceği en kolay ibadettir. Dua yapan kimsenin dili sürekli Allah’ı anacağından kendisine hayır kapıları açılacak ve işleri kolaylaşacaktır. Nitekim İbnu Ömer (r.a)’den rivayet edilen bir hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v), duanın rahmet kapılarını açtığını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah'tan istenen (dünyevî şeylerden) Allah'ın en çok sevdiği şey afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlerin görevi dua etmektir.”(9).
Yine Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen bir Hadis-i Kudsi de, Rabbimizin şöyle buyurduğu haber verilmektedir:
“Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım’ der.” Hadisin Müslim'deki bir şekli şöyledir: “Melik benim, Melik benim. Kim bana dua edecek?”(10)
Kaynaklar: (5) Bakara, 2/186. (6) Furkan, 25/77. (7) Mü’min (Gafir), 40/60. (8) Tirmizî, Tefsir, (Mü’min (Gâfir), (2973); Ebû Dâvud, Salât 358, (1479). (9) Tirmizî, Daavât 112, (3542).(10) Buhârî, Tevhid 35, Teheccüd 14, Daavât 13, Müslim,Salâtu'1-Müsâfırin
|