Netpano Anasayfa > Haber detayı


Kaynak:Haber Merkezi  
netpano.com  -  - 05 Ocak 2010 Salı - 00:00:00  
Mehmet Akif Ailesinin Başına Gelenler

Milli şairimizin vefetının 74 yılında (27 Aralık 1936)  Mehmet Akif Ailesinin ne tür sıkıntılar ile karşılaştıgının bilinmesi gerekiyor. İşte Şairin vefatından sonra ailesinin başına gelenler

 

İstiklal Marşı Şairi, dava ve fikir adamı Mehmet Akif Ersoy’un çocukları bütün hayatlarını büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde geçirerek göç ettiler bu dünyadan…
İstiklal Marşı Şairi, fikir ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy’un çocukları uzun yıllar yokluk ve sefalet içinde yaşadıktan sonra bu dünyadan göçtüler. Yıllardır şiirleri okunan, fikirleri savunulan ve örnek bir şahsiyet olarak gösterilen Mehmet Akif’in çocuklarına sahip çıkılmaması ise manidar bulunuyor.

Mehmet Akif’in İsmet Hanım’la evliliğinden Cemile, Feride, Suad, Emin ve Tahir isimli beş çocuğu bulunuyordu. Mehmet Akif’in büyük oğlu Emin Ersoy askerlik görevini yaptığı sırada, koğuştaki arkadaşlarına Kur’an okuyup tefsir ettiği gerekçesiyle Divan-ı Harbe verildi. Tutuklanan Ersoy, çavuş arkadaşının yardımıyla askeri cezaevinden kaçarak, o dönemde Fransız manda yönetimindeki Kırıkhan’a kadar geldi. Kırıkhan’da yakalanan Ersoy ve arkadaşı Türkiye’ye iade edildi. Cezasını çeken talihsiz adam uzun yıllar yoksulluk içinde yaşadı. Bunalım içinde yaşadığı bir gün solcu yazar Çetin Altan’a kadar giderek yardım isteyen Emin Ersoy, olaydan kısa bir süre sonra Beşiktaş’ta bir çöp kutusunun yanında ölü bulundu.

Kızını evden atmaya kalktılar

Babası Mehmet Akif’in emekli maaşıyla geçinen küçük kızı Suat Ersoy da 1991 yılında üzücü olaylarla karşılaştı. Kızları Ferda ve Selma Argon’la birlikte Beyoğlu’nda yaşayan Suat Hanım evden atılmak istendi. Bu üzücü olayın gazetelerde yer alması üzerine dönemin Başbakanı Turgut Özal, Suat Hanım’a Halkalı’da bir daire tahsis etti. Ancak ekonomik sıkıntılar ailenin yakasını bir türlü bırakmadı. Evini satmak zorunda kalan Suat Ersoy Hanım, Kadıköy’de Vakıflara ait döküntü ahşap bir eve taşındı. Suat Ersoy hanım bu evde zor günler yaşadıktan sonra yaşama veda etti.

Cenazesinde kimse yoktu

Mehmet Akif’in küçük oğlu Tahir Ersoy ise tercüman olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. 2000 yılında da karaciğer ve kalp yetmezliğinden vefat etti. Emekli maaşı yeterli olmadığı için Ankara’da SSK’ya bağlı bir hastanede tedavi edilen Ersoy, daha sonra İstanbul’a getirilerek, Esma Hatun Hastanesi’ne yatırıldı. Ancak hastalık iyice ilerlemiş olduğundan tedavi sonuç vermedi ve Tahir Ersoy hayata gözlerini kapadı. Tahir Ersoy’un cenaze törenine ise ne yazık ki çok az insan katıldı.

İmdadına yetişemedik

Kitabevi Yayınları’ndan çıkan “Ali İlmi Fani’nin Rıza Tevfik’e Mektupları” isimli kitapta Akif’in oğlu Emin Ersoy ile ilgili bir anekdot yer alıyor. Akif’in yakın arkadaşlarından Ali İlmi Fani bir gün bir mektup alıyor. Mektup Kırıkhan hapishanesinden geliyor. Yazan Akif’in büyük oğlu Emin Ersoy’dur. Akif’in Mısır’da yaşadığı bir dönemdir. Kırıkhan ise o dönemde Fransız manda yönetimindeki Hatay’a bağlıdır. Ali İlmi olayı şöyle anlatıyor:

“Akif’in oğlunun başına gelen felaketten tabii haberimiz yok. Bir gün elime Bereketzade Cemil Beye hitaben yazılmış bir mektup tutuşturuyorlar. İmzaya baktım, ‘Kırıkhan hapishanesinde mevkuf Mehmet Akif Beyin mahdumu Emin.’ İçini okudum. Diyor ki: ‘Kırklareli’nde vazife-i askeriyemi ifa ediyordum. Arapça bildiğim için ara sıra arkadaşlarıma Kur’an okur, ayetleri tefsir ederdim. Bu hareketim irtica mahiyetinde görüldü. Divan-ı Harb’e tevdi olundum ve tevkif edildim. Tevkifhaneden şimdi benimle beraber bulunan çavuşumun delalet ve himmetiyle firar ettik. İstanbul’a geldik, ordan bir vapura atladık. Mersin’e çıktık. Mersin’den yaya olarak Antakya’ya gelirken yoldaki karakolhanedeki jandarmaar halimizden şüphelendi, pasaportlarımız olmadığından her ikimizi de Kırıkhan kazasına gönderdiler. Şimdi bizi Türkiye’ye iade edecekler. İmdadımıza yetişiniz.’ Maalesef imdatlarına yetişemedik, çünkü mektup yazılıp elden ele bana gelinceye kadar günler geçmiş, kendileri de hududu aşmıştı. Bilmem ne ceza verecekler? Akif Bey’e yazmadım. Çocuğunki divanece bir harekettir. Asker koğuşunda Kur’an tefsir olunur mu? Bugünki inkilab rejiminden bu derece gafletin manası ne? Zavallı Akif Bey refikasıyla beraber kendi canlarının derdiyle uğraşırken yeni bir bela ile karşılaşıyor. Kimbilir ne kadar müteessir olacak.”



 YORUMLAR
gizem / 04.03.2011 16:55:02
elki kim olduğu nereden geldiğini bilmesek bile şunu çok iyi biliyoruz ki o vatanımız için bir şeyler yapmaya çalıştı zaten geçmişinin önemi yok bizim için yaptıklarının önemi çok büyük...


yaren / 21.12.2010 12:35:06
üper yazılmış yani buravooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo


A A / 04.08.2010 20:32:30
srail gibi bir ülke soykırımdan kurtarılan yahudileri kurtaran Türkleri ararken onları ödüllendirmek isterken Milletimizin Milli Marşını Karşılıksız Vatan Sevgisiyle Dolu Yüreğiyle Yazan , Savaşta tüm Millete Manevi destek veren ve savaşı kazandıran İstiklal Marşımızın Şaiirine duyulan minnet bumudur... Bumudur ülkemin insanlarının seçtiği yöneticilerin mantığı bumudur vefa duygusu bumudur insanlığı....


Kenan Yüksel / 04.03.2010 17:07:02
ir ecir(şafak) vaktiydi Hamdi bey in Mehmet Akife ısrarları karşılık verdı ve İstiklal Marşını yazmaya ikna etmişti Hamdi bey Mehmet Akif'i ona kağıt kalem uzattı yaz Akif dedi Mehmet Akif bu öyle hemen yazılacak şey değil dedi, Hamdi bey ilham perınımı beklıyorsun yoksa Akıf dıye sordu ve gülüştüler o gece yazılacaktı İsiklal marşı ve ilham perisi Akifin sol yanındaki Vatan Aşkındaydı ecir ( şafak ) vakti ateşler içinde uyandı Akif kalktı sabah namazını kıldı içi coşuyordu, vatan diye atıyordu kalbi Millet vekilleri misafirhanesindeydıler yan odada Hamdi bey vardı Mehmet Akif kalem kağıdı aldı elıne fakat kalemın mürekkebi kalmamıstı ve Hamdi beyıde rahatsız etmek istemıyordu bir volkandı içinde patlayan vatan sevdasıydı tuttuğu kalemı çatırdatan, durmamalı bır yolunu blup yazmaıydı ve gözü ocakta duran közlere ilişti Akif mürekkep yoksada kömür var dedi ve camından süzülen hafıf gun ışığı aydınlattı kireç kaplı bembeyaz duvarları ve döktü Mehmet Akif içindeki Sevdasını '' Korkma Sönmez Bu şafaklarda yüzen Al sancak....'' dedi İstiklal marşı bitmişti gitme vakti gelmişti Hamdi bey kapıyı vurup gırdı ıcerı duvarları gorunce Akıf ilam perın dun aksam burdaymıs anlasılan dıyıp gulustuler ve Hamdı Bey İstiklal marşını defalarca okudu ve ağladı İstiklal Marsı O tertemiz yürekten böyle çıktı.

O bize çocuklarını emanet ettı gıttıde mılyar dolarlık bütçelerden onlara ayıracak bır kaç kuruş kalmadı..dedelerımızın emeklerınıde bıze sadece seyretmek kaldı.


yiğit / 11.01.2010 05:56:05
ktan abim tv de akif babayı anlatırken annem göz yaşlarına boğuldu,Ayıp bize ayıp.


Serdar / 10.01.2010 03:19:24
übarek İnsan, bütün çektiği o sıkıntılı yaşama rağmen başka türlü bir hayat yaşayabilir miydi. Yeteneklerini maddiyata çevirip zengin bir yaşam sürer miydi....Kalbini yoklayan her insaf sahibi şunu hisseder....Yaşayamazdı....Yine Milli-Manevi meseleleri fi-sebilillah yapar,vücuduna haram lokma girmesin diye kılı kırk yarar, sözünü tutmayan münafıklara benzememek için şiddetli yağmur altında,buluşmak üzere sözleştiği arkadaşını saatlerce bekleyerek hasta olur,tüylerimizi diken diken eden o marşı yine yazar, yine altına ismini yazmadan teslim ederdi........Allah Gani Gani Rahmet Eylesin......


Yasin / 07.01.2010 10:49:53
ktan abi Bab-ı Sır'ın 2.bölümünde Mehmet Akif'in İstiklal marşını yazma sürecini ve cenazesinin kaldırılması ile ilgili bilgiler vermişti.

Beyazıd Camisin de bir üniversite öğrencisinin tesadüf sonucu Mehmet Akif'in cenazesini görmesi ile üniversite gençliğini harekete geçirmesi sonucunda oluşan binlerce kalabalıkla cenaze kaldırılmış.

Öncesinde de cenaze 4 kişi ile camiye getirilmiş, belki de o üniversite öğrencisi farketmeseydi, Bu millet Mehmet Akif'in öldüğünü bile bilmeyecekti!!!


sinan yüce / 05.01.2010 18:29:11
iz her şeyi onların sayesinde bulduğumuz hazıra konduğumuz için bizden öncekilerin bu vatan uğruna ne yaşadıklarını bilmiyoruz(!)yada bilmek istemiyoruz veya vurdum duymazlık yapıyoruz.biz böyle olduğumuz sürece ne bu devlet ilerler nede biz özümüzü bulabiliriz.vede vatana sahip çıkanlara zamanı geldiğinde biz böyle sahip çıkarız(!).


AHMET İNCİ / 05.01.2010 23:38:53
OÇUKLRININ HATIRI YOKSA SAHİBİNİN HATIRDAMI YOK?

YOKMUŞ MEĞER ÜLKENİN ŞEREF TEMSİLCİSİNE BU REVAMI?

BİZ TÜRK MİLLETİNİN KALİTESİNİN BİRİM ÖLÇÜSÜ VEFA OSMALIYLA TARİHE GÖMÜLMÜŞTÜR.% 90 NI MÜSLÜMAN OLMUŞ NEYE YARAR % SEKSENİ YILBAŞINI İĞRENÇ BİR ŞEKİLDE KUTLAMADILARMI?ÜLKEMİZDE İNSANLIK VE MÜSLÜMANLIK İFLAS ETMİŞTİR.




 YORUM YAZ
Uyarı(!):
Hakaret içeren yorumlar kabul edilmez.
Türkçe imla kurallarına büyük bir oranda uymayan yorumlar reddedilir.
Yorumların sorumlulugu size aittir.
(Gerekli) (Gerekli)


 DİĞER HABERLER
  Yavuz'un 'Üzerime Örtün' Dediği Kaftan 4 Yıldır Depoda
  Muhsin Yazıcıoğlu Kazasında Yeni İddia
  Turgut Sunalp: Öcalan adamımızdır!
  KCK "Büyük Kürdistan"ın Bir Aşaması!!!
  Ayasofya'da Sıva Altında Bir Sır Daha
  Nazime Sultan, Babası Sultan Abdülaziz'i Öldürenleri Görmüş
  Birleşmiş Milletler Organ Ticareti Yapıyor
  Çocukların Kafasına Çivi Çakmışlar
  Katsayı Azaldı İHL'ye Talep Arttı
  Kedimizi Bile Çaldılar

Bu kategorideki tüm haberler için tıklayınız.




 
 
Telif hakkı 2000 -2007 netpano.com. Tüm hakları saklıdır.  
   
Telif hakkı ©1998-2011 Netpano.com. Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler kaynak gösterilerek içeriği
değiştirilmemek şartıyla hertürlü medya ortamında kullanılabilir. netpano.com sitesinde yayınlanan yazılar
yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
Hosting Networx e-Media Solutions

Türkçe Bilgi